(Başvuru no: 41334/98)
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
31 Ocak 2006
OLAYLAR
Türk vatandaşı olan başvuranlar Esat Kenan Alabay ve Semir Güzel sırasıyla Ankara ve Diyarbakır'da ikamet etmektedirler. Başvuranlar, AİHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Güzel tarafından temsil edilmektedirler. Başvuranlar davalarını kendi adlarına ve Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP) adına açmışlardır. Olaylar sırasında, Esat Kenan Alabay partinin Diyarbakır şubesinin muhasebecisi, Semir Güzel ise partinin Diyarbakır şubesinin başkanıdır.
A. Olayın koşulları
Dava konusu olan olaylar taraflar tarafından ifade edildiği üzere aşağıdaki gibi özetlenebilir:
3 Nisan 1995 tarihinde, DDP kurulmuş ve buna ilişkin bildiri İçişleri Bakanlığı'na verilmiştir.
5 Haziran 1995 tarihli bir iddianameyle, Yargıtay Başsavcısı, Anayasa Mahkemesi nezdinde DDP'nin kapatılması için dava açmıştır. Yargıtay Başsavcısı, DDP'nin, Anayasayı ve siyasi partilere ilişkin 2820 sayılı Kanunu ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Başsavcıya göre, Türk milletinin yanında kendine ait hak ve özgürlükleri bulunduğu ileri sürülen ayrı bir Kürt halkının var olduğu söylemi Türkiye'nin toprak bütünlüğünü, ulusal birliği ve Devletin resmi dilini tehdit etmektedir.
28 Temmuz 1995 tarihinde, başvuran tarafın avukatları ilk yazılı görüşlerini sunmuşlar ve DDP'nin kapatılmasının kuruluşundan iki ay sonra talep edildiğini ve o ana kadar partinin henüz herhangi bir siyasi eylem gerçekleştirememiş olduğunu savunmuşlardır. Başvuran tarafın avukatları siyasi partinin programının Kürt sorununa sadece barışçıl bir çözüm sunduğunu ve Devletin toprak bütünlüğünü tehdit ettiği yönünde yorumlanamayacağını ileri sürmüşlerdir. Bunun dışında, başvuran tarafın avukatları AİHS'nin 9,10 ve 14.maddelerine atıfta bulunmuşlardır.
19 Mart 1996 tarihinde, Anayasa Mahkemesi, özellikle, partinin programının Devletin toprak bütünlüğünü ve de milletin birliği ile resmi dilini tehdit edecek yapıda olduğu ve siyasi partilere ilişkin Kanunun 78 a) ve 81 a) ve b) maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle DDP'nin kapatılması kararını vermiştir.
23 Ekim 1997 tarihinde, Anayasa Mahkemesi'nin kararı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu karar, 2820 sayılı Kanunun 107 § 1 maddesi uyarınca, partinin malvarlığının tamamının tasfiyesini ve Hazineye devredilmesini öngörmektedir.
ŞİKAYETLER
AİHS'nin 14. maddesiyle bağlantılı olarak 9, 10 ve 11. maddelerine atıfta bulunarak, başvuranlar, DDP'nin kapatılmasının kendilerinin toplantı özgürlüğünü kısıtladığını iddia etmektedirler.
HUKUK AÇISINDAN
AİHM, mevcut davanın DDP'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına ilişkin olduğunu belirtmektedir. AİHM, bu partinin başkanının ve genel sekreterinin sırasıyla 17 Kasım 1997 ve 5 Kasım 1996 tarihlerinde Komisyon önünde mevcut davadakiyle aynı olaylar ve şikayetler hakkında iki benzer dava açtıklarını tespit etmiştir. Bu davalar, 39210/98, ve 39974/98 numaraları ve dava sırasında eklenen numaralarla kayıt altına alınmıştır. 26 Nisan 2005 tarihli bir kararla, AİHM, DDP'nin kapatılmasıyla AİHS'in 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bunun dışında, AİHM, AİHS'nin 9, 10 ve 14. maddelerine ilişkin şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığı sonucuna varmıştır.
Mevcut dava 19 Mart 1998 tarihinde açılmıştır. AİHM, 12 Ekim 1999 tarihli bir kararla bunu Hükümete bildirmeye karar vermiştir. AIHM, tarafların davanın esasına ilişkin görüşlerini aldıktan sonra, 26 Eylül 2000 tarihinde bu davanın kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
AİHM, AİHS'nin 35 § 2 b) maddesi uyarınca, 34. madde çerçevesinde yapılan başvurulara, özü bakımından AİHM tarafından daha önce incelenmiş bir dava ile aynı olması ve yeni bir olay içermemesi halinde, hiçbir zaman bakmadığını hatırlatmaktadır. Öte yandan, AİHS'nin 35. maddesi uyarınca, in fine ilkesi gereği, davanın her aşamasında, AİHM, söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak kabul edilemez olduğunu düşündüğü bir başvuruyu reddedebilir.
AİHM, 39210/98 ve 39974/98 sayılı başvurulara ilişkin 26 Nisan 2005 tarihli kararının DDP'nin üyeleri ve yöneticileri tarafından gerçekleştirilen tüm eylemleri kapsadığını hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, AİHM, anılan kararda incelenmiş olanların dışında hiçbir yeni olay içermeyen mevcut davada, başvuranlar tarafından ileri sürülen şikayetlere önceden cevap verdiği kanaatindedir.
Bu nedenle, AİHM, AİHS'in 35 § 2 b) maddesinde öngörülen sebep gerçekleştiği için, AİHS'nin 35 § 4 maddesine uygun olarak davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Bu nedenlere, AİHM, oybirliğiyle,
Davanın kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy