KABULEDİLEBİLİRLİK KARARI
(Başvuru No: 41588/98)
ÖZET TERCÜME
OLAYLAR
Remzi Can isimli başvuran 1956 doğumlu olup Çanakkale'de yaşamaktadır.
Başvuran Can Ticaret'in sahibidir. 1991 yılında Kervan Halıcılık Sanayi ve Ticaret AŞ'den halı satın almıştır.
Başvurana 24 Temmuz 1991 tarihinde, 20 Eylül 1991-20 Nisan 1992 yılları arasında ödenmek üzere, sekiz tane bono imzalaması için verilmiştir. Başvurana göre bonolar Kervan Halıcılık için çalışan BD tarafından düzenlenmiştir.
Daha sonra ortaya çıkan gerçeklere göre ise başvuranın kuzeni Ş.C. borçlu görünmektedir. Ancak başvuran bonoları sadece damgalayıp imzaladığını ancak herhangi bir isim eklemediğini belirtmiştir. Başvuran, kuzeninin isminin senetlere BD. tarafından eklendiğim iddia etmiştir.
Daha sonraki bir tarihte Kervan Halıcılık Sanayi İstanbul İcra Müdürlüğü'ne başvuruda bulunmuştur.
Ş.C. 11 Ocak 1995 tarihinde Bayramiç Savcılığı'na Remzi Can hakkında dava açılması için başvuruda bulunmuştur. Başvuran, Türk Ceza Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca sahtekarlıkla suçlanmıştır.
Aynı gün Bayramiç Savcısı yetkisizlik kararı vermiş ve dosyayı Çanakkale Savcılığı'na göndermiştir.
Çanakkale Savcılığı 6 Ekim 1995 tarihinde Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne Ceza Kanunu'nun 342. maddesi uyarınca sahtecilik yapıldığını ileri sürerek iddianame sunmuştur. Dava devam ederken Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi B.D'yi ifade vermek üzere davet etmiştir. Başvuran'ın ifadesine göre, B.D. Ş.C'nin imzasını senetlere hile ile kendisi eklediğini söylemiştir.
14 Mart 1996 tarihinde Ş.C. başvuran aleyhindeki suçlamalarını çekmiştir. Ancak, başvuran aleyhindeki yargılama devam etmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mayıs 1996 tarihinde Kervan Halıcılık Sanayi'nden BD'nin suçun işlendiği tarihte şirkette çalışıp çalışmadığını öğrenmek istemiştir.
21 Ağustos 1996 tarihinde Kervan Halıcılık Sanayi Mahkeme'ye o isimde kimsenin çalışmadığım bildirmiştir.
12 Aralık 1996 tarihinde Mahkeme BD'yi dinleme talebinden vazgeçmiştir. Dahası, mahkemenin, adli tıp enstitüsünün başvuranın el yazısının bonolardaki el yazısıyla uyuşup uyuşmadığının tespit edilmesi talebinde bulunmadığını belirtmiştir.
Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi Ceza Kanunu'nun 342/1 maddesi uyarınca sahtecilikten suçlu bulmuş ve bir yıl 8 ay hapse mahkum etmiştir.
23 Aralık 1996 tarihinde başvuran temyiz için başvuruda bulunmuştur. Ancak Yargıtay, ilgili kararı onamıştır.
Başvuran davanın tekrar açılması için başvuruda bulunmuş ancak talebi reddedilmiştir.
7 Ocak 1998 tarihinde Burhaniye Ceza Mahkemesi'nde dava açmış ancak bu girişim de reddedilmiştir.
15 Ekim 1998 tarihinde başvuran cezaevine girmiş 14 Haziran 1999 tarihinde ise şartlı, salıverilmesine karar verilmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuran Sözleşmenin 6/3 (d) maddesi uyarınca olayla ilgili tek tanığın katılımı sağlanamadığı için dinlenmediğini ileri sürerek şikayetçi olmuştur Başvuran, aynı maddeye dayanarak Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'nin Adli Tıp Enstitüsü'nden el yazısının incelenmesi talebinde bulunmadığını ileri sürmüştür.
A. HÜKÜMET'İN ÖN İTİRAZLARI
Hükümet, başvuranın 6 ay kuralına uymadığını savunmuştur. İç hukuktaki kararın tarihi 12 Şubat 1998'dir, ancak başvuru 24 Mart 2000 tarihinde yapılmıştır.
Başvuran ise 6 ay kuralına uyduğunu savunarak 24 Mart 1998 tarihinde başvurduğunu belirtmiştir.
Mahkeme nihai kararın 3 Kasım 1997 tarihli Yargıtay kararı olduğunu belirtmiştir. Başvuran, 24 Mart 1998 tarihinde Komisyon'a başvuruda bulunmuştur. Bu nedenle altı ay kuralına uygundur.
Mahkeme, Başvuranın davasının tekrar açılması ile ilgili çabalar hakkında, davanın tekrar açılması kararı alınmadıkça ve esaslar hakkında yeni bir karar verilmedikçe, davanın tekrar açılması için yapılan bir başvuru hakkında verilen kararın nihai olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmiştir. Bu anlayıştan hareketle başvuranın davanın tekrar açılmasına yönelik talepleri hakkında verilen 26 Aralık 1997 ve 21 Ocak 1998 tarihli kararların altı ay kuralının başlangıcını oluşturduğu ileri sürülemez.
Mahkeme, Hükümet'in ön itirazlarının reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Esaslar
Başvuran Sözleşmenin 6 3 (d) maddesine dayanarak savunması için tek tanığın dinlenmediğini ve Mahkeme'nin el yazısının incelenmesi için talepte bulunmadığını iddia etmiştir.
Mahkeme, Sözleşmenin 6 (3) maddesindeki gereklilikler Sözleşmenin 6/1 maddesi ile güvenceye alınan adil yargılanma hakkının özel şartları olarak görüldüğü için, 6/3 (d) bağlamındaki şikayetleri madde 6/1 ile birlikte inceleyecektir.
Hükümet ulusal mahkemelerin el yazısı incelemesinin bu davada gerekli olup olmadığına karar vermek için belli bir takdir yetkisine sahip olduklarını iddia etmiştir. Hükümet'in görüşüne göre Ağır Ceza Mahkemesi davaya bir uzman atanmasının olayı aydınlatmayacaktır.
B.D. isimli tanığın dinlenmemesine yönelik şikayet hakkında Hükümet, yetkililerin tanığın duruşmaya katılımı için birçok önlem aldığını ileri sürmüştür. Bu bağlamda yetkililerin Kervan Halıcılık Sanayi ile bağlantı kurulduğunu ve B.D isminde birini tanımadıklarının öğrenildiğini belirtmişlerdir. Hükümet ayrıca polisin çabalarına rağmen, B.D'nin bulunamadığını iddia etmiştir. Hükümet, son olarak bir tanığın dinlenmesi hakkında takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğunu ifade etmiştir. Hükümet'in görüşüne göre, başvuran B.D'yi suçladığı için ifadesinin alınması faydalı olmayacaktır.
Bu nedenlerden dolayı Hükümet, 6/1 ve 6/3 (d) maddelerinin ihlal edilmediğini iddia etmiştir.
Başvuran şikayetlerini savunmuştur. Şükrü Çan'ın ismini bonolar üzerine yazmadığını ve bir el yazısı incelemesi sonucunda bunun ortaya çıkacağını belirtmiştir. Ayrıca ulusal mahkemenin BD'nin yerini tespit etmek için çaba harcamadığını ifade etmiştir. Mahkumiyetinin ardından, tanığın yerini tespit ettiğini ve ulusal mahkemelere konu hakkında bilgi verdiğim iddia etmiştir. Ancak Mahkeme davayı tekrar başlatmayı reddetmiştir.
Mahkeme, ifadenin kabul edilebilirliğinin öncelikle ulusal hukuk kuralları ile ilgili olduğunu ve genel kural olarak önündeki kanıtları değerlendirmenin öncelikle ulusal mahkemelerin görevi olduğunu tekrarlamıştır. Mahkemenin görevi davanın adil olup olmadığını incelemektir. Mahkeme ayrıca, Sözleşmenin 6/3 (d) maddesinin tanığın mahkemeye çıkarılması garantisi vermediğine dikkat çekmiştir. Bir tanığın dinlenmesine karar vermek ulusal mahkemenin yetkisindedir.
Başvuranın BD'nin tanık olarak dinlenmediği yönündeki şikayeti ile ilgili olarak, Mahkeme, dinlenen tek tanığın sonradan başvurusunu geri çeken Ş.C olduğunu gözlemlemiştir. Başvuranın ŞC'yi sorguya çekerek ifadesini çürütme ve suçsuzluğunu ispatlama hakkı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvuranın ŞC suçlamasını geri çektiğine göre davanın kapanması gerektiğini savunmadığını belirtmiştir. Mahkeme, BD'nin tanık olarak dinlenmemesinin davanın adilane olmasına zarar vermediği görüşündedir.
Mahkeme, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'nin önündeki kanıtlara dayanarak başvuranın güvenirliği ve savunması hakkında verdiği karara itiraz edemez. Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi, savunmayı dinlemiştir ve yargılama esnasında başvuranın hal tavır ve hareketlerini inceleme fırsatına sahipti.
Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'nin el yazısının incelenmesine yönelik emir vermemesi ile ilgili olarak, Mahkeme, başvuranın sunmak istediği kanıtın ilgili olmadığını belirtmiştir. Değerlendirme ulusal mahkemeye aittir ve Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin başvuran aleyhinde yapılan suçlamalara ışık tutabilecek kanıtları gözardı ettiği şeklinde bir karara varamaz.
Şikayetler temelden yoksundur ve Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. bentleri uyarınca reddedilmelidir.
Bu nedenlerden dolayı Mahkeme oybirliğiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy