(Başvuru no: 41968/98)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
2 Şubat 2006
İşbu karar Sözleşme 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (41968/98) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Duran Sekin'in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na 4 Mayıs 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından E. Çıtak tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1967 doğumlu başvuran Tokat'ta ikamet etmektedir.
23 Kasım 1997 tarihinde, yasadışı silahlı örgüt TKP/ML-TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) üyesi olmakla suçlanan başvuran Tokat Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Cumhuriyet Savcısı, başvuranın gözaltı süresinin 29 Kasım 1997 tarihine dek uzatılmasını kararlaştırmıştır.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 26 Aralık 1997 tarihinde başvuranı yasadışı örgüt üyesi olmak ve örgütün gerçekleştirdiği bazı eylemlere katılmak suçları ile itham ederek mahkûmiyetini talep etmiştir.
DGM, 9 Haziran 1998 tarihli bir kararla başvuranı itham edilen suçlardan suçlu bulmuş ve TCK'nın 168 § 2. maddesinin uygulanmasına istinaden on beş yıl ağır hapis cezasına çarptırmıştır.
Başvuran temyize gitmiştir.
Yargıtay, 24 Şubat 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 17 Ağustos 2004 tarihli bir kararla başvuranın 4959 sayılı hükümlülerin topluma yeniden kazandırılmasına ilişkin Yasa'dan yararlanmasına karar vermiş ve cezasını beş yıla indirmiştir. Başvuran aynı gün tahliye edilmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 5 §§ 3. ve 4. MADDELERİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, gözaltı süresinin uzunluğu nedeniyle AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
İkinci olarak, gözaltı süresinin yasallığının denetiminin imkânsızlığından ve bu bağlamda AİHS'nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet, başvuranın davaya bakan hâkim nezdinde CMUK'un 128 § 4. maddesinde öngörülen başvuru yolunu kullanarak gözaltı süresinin yasallığını denetleyebileceğini savunmaktadır.
Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, AİHS'nin 35 § 1. maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının, bir başvuranın öne sürdüğü ihlallerin giderilmesine yönelik olarak iç hukuki düzende bulunan olağan başvuru yollarını kullanması zorunluluğunu getirdiğini hatırlatmaktadır. Bununla birlikte, bu başvurular etkili, kabul edilebilir ve teoride olduğu kadar pratikte de yeterli derecede bir kesinliğe sahip bulunmalıdır. AİHS'nin 35 § 1. maddesi, ilgili iç organ önünde de en azından özü itibariyle ve iç hukukta belirtilen şekilde AIHM önünde belirtilen şikayetlerin dile getirilmesini fakat etkili ve yerinde olmayan başvuru yollarına gidilmemesini öngörmektedir (Bkz. Aksoy-Türkiye kararı 18 Aralık 1996, 1996-VI, s. 2275-2276, §§ 51-52 ve Akdıvar ve diğerleri-Türkiye kararı, 16 Eylül 1996, 1996-IV, s. 1210, §§ 65-67).
AİHM, Hükümetin savını destekleyecek nitelikte iç hukuk kararlan sunmadığı tespitinde bulunmaktadır. Bununla birlikte, bu nokta AİHS'nin 5 § 4. maddesine yapılan şikâyetin özüne sıkı sıkıya bağlıdır; AİHM bu incelemeyi şikâyetin esası ile ilgili incelemeyle birleştirmeye karar vermiştir.
AİHM, 5. madde uyarınca yapılan şikâyetlerin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmadığı tespitinde bulunmaktadır. Şikâyetlerin kabul edilemezliğine dair hiçbir gerekçe bulunmamaktadır.
B. Esas hakkında
1. 5 § 3. maddeye yönelik şikâyet
Başvuran gözaltı süresinin uzunluğundan şikâyetçi olmaktadır.
Hükümet gözaltı süresinin, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan yasalara uygun olduğunu savunmaktadır.
AİHM, söz konusu gözaltı süresinin başvuranın yakalandığı 23 Kasım 1997 tarihinde başlayarak tutulu bulundurulduğu 29 Kasım 1997 tarihinde sona erdiğini ve bu sürenin altı gün olduğunu not etmektedir.
AİHM, Brogan ve diğerleri kararında ilgilinin, yetkili bir hâkim karşısına çıkarılmaksızın gözaltında bulundurulduğu dört gün altı saatlik sürenin, toplu halde işlenen terör suçlarının önlenmesi amaçlansa dahi 5 § 3. maddede öngörülen sınırların ötesinde olduğuna hükmetmiştir (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AİHM, başvuranın yetkili bir "hakim önüne" çıkarılmaksızın altı gün süreyle tutulu bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu nedenle, AIHS'nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.
2. 5 § 4 madde 'ye yönelik şikâyet
Gözaltı süresinin yasallığının denetlenmesi ile ilgili olarak AİHM özellikle, söz konusu gözaltı süresinin yürüklükte bulunan yasaya uygun olduğunu dikkate almakta, bu koşullar altında yetkili hakim karşısında yapılacak bir itirazın sonuç almaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır (Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99, § 70 AİHM 2005-...).
AİHM, Hükümetin itirazını reddetmekte, aynı gerekçelerle AİHS'nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II. AİHS'NİN 6 §§ 1. VE 3. MADDELERİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
AİHS'nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını ileri sürmektedir.
Başvuran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AİHS'nin 6 § 3 b) maddesinde öngörülen çelişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini öne sürmekte ve aynı zamanda 6 § 3 c) maddesine uygun olarak gözaltı sırasında avukat bulundurma hakkından yararlanamadığını iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, başvuranın 6 §§ 1. ve 3 b) ve c) maddesiyle ilgili bu şikâyetlerini 26 Nisan 1999 tarihinde tamamlayıcı bir başvuru olarak dile getirdiğini gözlemlemektedir. Yargıtay, başvuran tarafından Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin karar verme durumunda olmadığından başvuranın başvurusunu İlk derece mahkemesi'nin söz konusu kararı verdiği 9 Haziran 1998 tarihinden başlayarak altı ay içinde yapması gerekirdi.
Başvuran bu sava karşı çıkmakta ve Yargıtay kararını başlangıç tarihi olarak dikkate almaktadır.
AİHM, Özdemir-Türkiye (sözü edilen karar, § 26) davasında da benzer şikâyetin dile getirildiği tespitinde bulunmaktadır. Bu sonucu değiştirecek hiçbir unsur bulamadığından Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AİHM ayrıca, AİHS'nin 6 §§ 1 ve 3 b) ve c) maddeleri çerçevesinde yapılan şikâyetlerin 35 § 3. madde uyarınca dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Başvurunun kabul edilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiş, başvuru kabul edilebilir bulunmuştur.
B. Esas hakkında
1. 6 § 1. madde hakkında şikâyet
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikâyetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. Özel-Türkiye kararı, no: 42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
Sunulan delillerin incelenmesinin ardından AIHM, mevcut başvuruda Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hâkimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın TCK'ya dayalı suçlardan yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını davanın niteliğine yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir şüphe duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkûm eden Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin AİHS'nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıştır.
2. 6 § 3b) ve c) maddesi hakkında şikâyet
Hükümet bir ihlal olduğu tespitine karşı çıkmaktadır.
AİHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kişilere adil bir yargılama sunamayacağı hususunu hatırlatmaktadır.
Bu noktada bir ihlal tespiti ışığında AİHM, başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal edildiği hususundaki şikayetlerinin ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998, 1998-VII, §§ 44-45).
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran, maddi zarar konusunda takdiri AİHM'ye bırakmakta, uğradığı manevi zararla ilgili olarak 15.000 Euro talep etmektedir.
AİHM, maddi zarara ilişkin delillerin dava dosyasında yer almadığını hatırlatmaktadır (Bkz. Demir ve diğerleri-Türkiye kararı 23 Eylül 1998, 1998-IV, § 63).
O halde başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesi gerekmemektedir.
Manevi zararla ilgili olarak AIHM, başvurana 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkûmiyetin, 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden yargılamanın olacağı kanaatine varmaktadır (Bkz. sözü edilen Gencel kararı, § 27).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran, iç hukukta ve AİHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları masraf ve harcamalara ilişkin takdiri yine AİHM'ye bırakmaktadır.
AİHM sunulan deliller ışığında başvurana masraf ve harcamalar için makul olarak toplam 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 5 §§ 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS'nin 6 § 3 b) ve c) maddelerinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana;
i. manevi tazminat için 1.000 (bin) Euro;
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
iii. belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 2 Şubat 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy