(Yaşama Hakkı ve Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiaları)
Başvuru No: 41993/98
Karar Tarihi: 27 Temmuz 2004
(Kararı İngilizce aslından özetleyerek çeviren: Murat ŞEN, Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi Başkanlığı)
OLAYLAR
Başvuru sahipleri, İsmet Çelik ve Hanım Çelik, Türk vatandaşlarıdır ve ikisi de 1944 doğumludurlar ve Mardin'de ikamet etmektedir. 5 Kasım 1996 tarihinde PKK üyeleri başvuru sahiplerinin evine gelmişlerdir. Aynı gün, güvenlik güçlerine, PKK üyelerinin başvuru sahiplerinin köyünde saklandığı ihbarı gelmiş ve PKK üyelerini yakalamak için bir operasyon düzenlenmiştir. Gece saat 11 sıralarında, güvenlik güçleri, başvuru sahiplerinin evini sarmışlar ve dışarı çıkmalarını istemişleridir. Başvuru sahipleri ve oğulları 1974 doğumlu Bülent ile 1977 doğumlu Turabi, evlerinden dışarı çıkmışlardır. PKK üyelerinin kaçtıkları yönü güvenlik güçlerine göstermişlerdir. Bir gürültü duyulmuş ve güvenlik güçleri tarafından ateşlenen bir roket Bülent'i öldürmüştür.
Oğlunun ölümünün ardından, birinci başvuru sahibi, Doğanşehir Cumhuriyet Savcılığına, oğlunun güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü iddia etmiştir. Başvuru sahibi, ayrıca, savcıdan cezai soruşturma açılmasını talep etmiştir. Bunun üzerine, Doğanşehir Cumhuriyet Savcısı, olayla ilgili ön soruşturmayı başlatmıştır. Daha sonra, savcı, yargılama yetkisi olmadığına karar verdikten sonra, dava dosyasını Doğanşehir İlçe İdare Kuruluna göndermiştir. 31 Temmuz 1997 tarihinde Doğanşehir İlçe İdare Kurulu, güvenlik güçlerine karşı herhangi bir soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermiştir. Kurul, başvuru sahibinin oğlunun, PKK üyeleri ile güvenlik güçleri arasında meydana gelen bir çatışma esnasında öldüğü sonucuna varmıştır. Başvuru sahipleri, 31 Temmuz 1997 tarihli karar aleyhine Malatya Bölge İdare Mahkemesine itirazda bulunmuşlarıdır. 29 Eylül 1997 tarihinde, Bölge İdare Mahkemesi, başvuru sahiplerinin taleplerini reddetmiştir.
KARAR
Bunun üzerine, başvuru sahipleri, Türk Hükümeti aleyhine, 27 Nisan 1998 tarihinde, oğullarının güvenlik güçleri tarafından korkunç bir şekilde öldürülmesinin Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korumasına İlişkin Sözleşme'nin (Sözleşme) 2 ve 6. maddelerine aykırı olduğu iddiası ile dava açmışlarıdır.
12 Mayıs 2004 tarihinde, Mahkeme, sorumlu Devlet'ten aldığı açıklamada, Türk hukukunda mevcudiyetine ve Hükümetin bu tür olayları önlemeye yönelik çözümlerine rağmen, bireylerin hayatlarını korumak için gerekli önlemleri almaları gereken yetkililerin hataları sonucu meydana gelen ölümlerle ilgili davalardan üzüntü duyduğunu ve yaşam hakkını garantiye almak için, etkili bir soruşturmanın gerekleri de dahil, gerekli tüm tedbirlerin ve uygun kurumların sağlanacağını bildirmiştir. Bu bağlamda, bu dava şartlarına benzer olayların azalması ile sonuçlanan yeni yasal ve idari tedbirlerin alındığı belirtilmiştir. Ayrıca Türk Hükümeti karşılık beklemeksizin başvuru sahiplerine, bahsedilen davaya istinaden dostane çözüm kuralları çerçevesinde toplam 60,000 Euro ödemeyi önermiştir. Tüm muhtemel vergilerden arındırılmış bu tutar, davadan kaynaklanan tüm harcamaları kapsayacak şekilde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 39. maddesi kapsamında, Mahkemenin kararından itibaren 3 ay içinde, başvuru sahiplerinin ya da kanuni temsilcilerinin bildireceği bir banka hesabına ödeneceği belirtilmiştir. Bu ödeme davanın nihayete ermesini de gerektirecektir. Bununla birlikte, Hükümet, davayı Sözleşme'nin 43/1. maddesi gereğince, Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra, Büyük Daireye götürmeyeceğini taahhüt etmiştir. Başvuru sahipleri de bu öneriyi kabul ettiğini bildirir yazıyı Mahkemeye göndermiştir.
Sonuç olarak Mahkeme, 27 Temmuz 2004 tahinde sorumlu Hükümetin başvuru sahiplerine dostane çözüm çerçevesinde 60,000 Euro ödenmesine ve başvurunun kayıtlardan düşülmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy