(AİHS m. 6, 9, 10, 11, 25, 41, 44) (765 S. K. m. 169, 312) (647 S. K. m. 6) (YAĞMURDERELİ - TÜRKİYE DAVASI) (CEYLAN - TÜRKİYE DAVASI) (ÖZTÜRK - TÜRKİYE DAVASI) (KARKIN - TÜRKİYE DAVASI) (KIZILYAPRAK - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (SÜREK - TÜRKİYE DAVASI (4)) (SÜREK - TÜRKİYE DAVASI) (GERGER - TÜRKİYE DAVASI) (ÖZDEMİR - TÜRKİYE DAVASI) (ÇAKICI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no:42119/98)
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRASBOURG
30 Kasım 2004
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (42119/98) başvuru no'lu davanın nedeni Zübeyir Özkaya'nın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna 15 Mayıs 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından Karalı tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1955 doğumlu olan başvuran, Çanakkale'de ikamet etmekte ve inşaat işçiliği yapmaktadır. Başvuran İnsan Hakları Derneği üyesi olup, Çanakkale'de "Newroz" bayramı düzenleyenlerden birisidir ve 21 Mart 1997 tarihindeki kutlamada söz alarak "yerleşik rejim'in politikasını sert bir dille eleştirmiştir.
14 Nisan 1997 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı başvuranı Türk Ceza Kanunu'nun 312 § 2 maddesinde öngörülen halkı sınıf, ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekle itham etmiştir. Başvuran hakkındaki suçlamalara itiraz etmiştir.
17 Ekim 1997 tarihli kararla İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranı Türk Ceza Kanunu'nun 312 § 2 maddesini ihlal etmekten suçlu bulup 2 216 666 (iki milyon iki yüz onaltı bin altı yüz altmışaltı) TL. para cezası ödemeye mahkum etmiş ve başvuranın mahkeme oturumlarındaki iyi hali nedeniyle ceza indirimi uygulayıp, 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca cezanın infazının ertelenmesine karar vermiştir. Aynı gün başvuran ifade özgürlüğü temelinde, hakkında verilen karara karşı Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunmuştur.
9 Şubat 1998 tarihinde Yargıtay İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin verdiği karan onamıştır.
Bu başvurunun AİHM tarafından kabul edilmesinin ardından başvuran bu kez Türk Ceza Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca PKK'ya yardım etmek suçundan bir mahkumiyet daha aldığını AİHM'ye bildirmiştir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 26 Kasım 1999 tarihli kararıyla başvuranı üç yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum etmiş ve deliller arasında, bu başvurunun nedenini teşkil eden bir önceki mahkumiyet kararını göstermiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran mahkumiyetinin düşünce, ifade ve toplanma özgürlüğünü ihlal ettiği şikayetinde bulunarak bu bağlamda AİHS'nin 9,10 ve 11. maddelerine atıfta bulunmaktadır. AİHM bu şikayetleri AİHS'nin 10. maddesinin ışığı altında incelemenin uygun olduğu sonucuna varmıştır.
AİHM söz konusu mahkumiyetin Sözleşme'nin 10 §1 maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil ettiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığına dikkat çekmektedir. AİHS'nin 10 § 2 maddesi uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı içeren ve yasa ile öngörülen müdahaleye karşı da itirazda bulunulmamıştır (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). AİHM bu takdiri kabul etmiştir. Bu durumda anlaşmazlık, müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AİHM daha önce bu davanınkine benzer sorulan gündeme getiren başka davalar da incelemiş ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, § 38, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, § 74, İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, Karkın-Türkiye, no:43928/98, § 39, Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).
AİHM mevcut davayı içtihatları ışığı altında incelemiş ve Hükümetin davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM siyasi konuşmada kullanılan terimleri ve bu konuşmanın yapıldığı bağlamı özel olarak dikkate almış ve incelenmek üzere kendisine sunulan davanın koşullarını, özellikle de terörle mücadeleye bağlı zorluklar göz önünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, adı geçen karar, § 60, ve İncal, adı geçen karar, s. 1568, § 58).
İlgili konuşmada, "kürt halkının dili ve ulusal değerleri" konusunda hükümetin yürüttüğü politika şiddetli bir biçimde eleştirilmektedir.
AİHM İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin konuşmayı, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği yönünde değerlendirdiğini hatırlatır.
AİHM iç hukuk kararlarında yer alan gerekçeleri inceleyerek bunların başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahaleyi haklı göstermeye yeterli görülemeyeceği sonucuna varmıştır (Bkz., mutadis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). Mahkeme özellikle söz konusu konuşmanın bazı bölümlerinin, Türk Devleti hakkında son derece olumsuz bir tablo çizerek anlatıma düşmanlığı çağrıştıran bir anlam yüklemiş olsa da konuşmanın şiddet kullanmaya, silahlı direnişe ve başkaldırmaya teşvik etmediğini tespit etmiş ve bunun kin yüklü bir konuşma olmayışının, göz önünde bulundurulması gereken esas unsur olduğu kanaatine varmıştır (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:l), no: 26682/95, § 62, CEDH 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).
AİHM, müdahalenin oranlılığı söz konusu olduğunda verilen cezaların niteliği ve ağırlığının da dikkate alınması gereken unsurlar olduğunu hatırlatır. Mahkeme bu bağlamda başvuranın başta 2 216 666 (iki milyon ikiyüz on altı bin altı yüz altmışaltı) TL. ağır para cezasına çarpıtılmış olduğuna dikkat çeker. Para cezasının tutan indirilmiş ve nihayetinde ödeme ertelenmiş de olsa, bundan doğan çeşitli sonuçlar göz önüne alındığında, AİHM, başvuran hakkında ceza hükmünün verilmesinin gözetilen amaçlarla orantısız olduğu ve "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı sonucuna vararak AİHS'nin 10. maddesi ihlal edildiği kararına varmıştır.
II. AİHS'NİN 6 § l MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bünyesinde bir askeri hakim bulunması nedeniyle "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" tarafından adilce yargılanmadığı iddiasında bulunmaktadır. Bu doğrultuda başvuran AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
AİHM daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § l maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz., Özel-Türkiye, no: 42739/98 § § 33-34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir-Türkiye, no: 59659/00 § § 35-36, l O Temmuz 2001).
AÎHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme, ceza kanununda öngörülen suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanan başvuranın, aralarında askeri bir hakimin yer aldığı mahkeme heyeti karşısına çıkma konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuranın, Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı karan almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Bkz. adı geçen İncal s. 1573, § 72 ).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS'nin 6 § l maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğim taşımadığı sonucuna varmıştır.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHS'nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.
A. Tazminat
Başvuran 25.540 (yirmi beş bin beş yüz kırk) Euro değerinde bir maddi zarara uğradığım iddia etmektedir. Bu tutar, başvuranın her iki davada ödemek zorunda kaldığı dava masrafları ile avukatlık ücretlerini ve ikinci mahkumiyet kararının infazı gereği cezaevinde kaldığı süre boyunca mesleğini icra edememesinden ötürü uğradığı gelir kaybını içermektedir.
Başvuran diğer yandan 25.000 (yirmi beş bin) Euro değerinde manevi tazminat talep etmektedir. Bu hususta başvuran Türk Ceza Kanununun 312. maddesi uyarınca hüküm giymesinin, toplanma özgürlüğü hakkını ciddi bir şekilde kısıtladığını hatırlatmaktadır.
Hükümet başvuranın talepleri hakkında görüş bildirmemiştir.
İddia edilen gelir kaybına istinaden AİHM, başvuranın iddia ettiği zarar ile Sözleşme'nin ihlali arasında açık bir nedensellik bağı bulunması gerektiğini ve adil tazminin, gerektiğinde, mesleki gelir ve diğer gelir kaynağı kayıpları başlığı altında verilecek bir tazminatı içerebileceğini kaydeder (Bkz. örneğin, Çakıcı-Türkiye, no: 23657/94, § 127, AİHM 1999-IV). AİHM, başvuranın iddia ettiği maddi zarar ile Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlali arasında nedensellik bağı bulunmadığı tespitinde bulunmuştur. Dolayısıyla Mahkeme başvuranın maddi tazminat talebini reddetmiştir.
Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, ilgili kişinin davanın koşulları nedeniyle bir tür karmaşaya maruz kaldığına kanaat getirerek, AİHS'nin adil bir tazmin öngören 41. maddesi gereğince başvurana 3.000 (üçbin) Euro tutarında manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, başvuranın, kendisinin de talep etmesi kaydıyla, gecikmeksizin, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılanması olacağı kanaatine varmıştır (Gencel- Türkiye, no: 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalara ilişkin 3.100 (üç bin yüz) Euro tazminat talebinde bulunarak kanıtlayıcı belge niteliğinde, geçerli en düşük avukatlık ücret tarifesini, avukatlık ücreti karşılığında kesilen makbuzları ve tercüme masraflarını belgeleyen makbuzları göstermiştir.
Hükümet bu hususta görüş bildirmemiştir.
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda (Bkz. diğerleri arasında, Nikolova-Bulgaristan, no:31195/96, § 79), AİHM tüm masraflarla birlikte başvurana 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3 'lük bir faiz oranının uygulanacağını belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine,
2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinden yoksun bulunması nedeniyle AİHS'nin 6 § l maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana
i. manevi tazminat için 3.000 (üç bin) Euro ödemesine,
ii. masraf ve harcamalar için 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödemesine;
iii. KDV, pul, harç ve masrafların yukarıdaki miktarlara yansıtılabilmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizi uygulamasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddelerine uygun olarak 30 Kasım 2004 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy