(AİHS. m. 2, 5, 25, 39, 43)
Başvuru No: 42428/98
Karar Tarihi: 2 Ekim 2003
OLAYLAR
Başvuru sahipleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Bay Hanefi Eren, Serdin Eren, Umut Eren, Bayan Halise Eren, Nevin Eren, Bahar Eren ve Hevin Eren (başvuru sahipleri) İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin eski 25. maddesi uyarınca 3 Haziran 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurmuşlardır.
Başvuru sahipleri, İlyas Eren'in resmen tanınmayan bir gözaltı esnasında kaybolduğunu iddia ederek, Sözleşmenin 2 ve 5. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler.
Başvuru sahiplerine göre İlyas Eren 11 Mart 1997 günü saat 13:50 civarında Diyarbakır Merkezinde Kulp yolcu terminalinde bulunduğu esnada kendilerini polis olarak tanıtan 4 sivil giyimli şahıs tarafından tutuklanmıştır. 17 Mart 1997 günü İlyas Eren'in kardeşi Hanefi Eren Diyarbakır Savcılığına başvurarak kardeşinin akıbetini aşağıdaki dilekçe ile sormuştur. Savcı bu dilekçeyi Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne göndererek, İlyas Eren'in Emniyet kuvvetleri tarafından tutuklanıp tutuklanmadığının, gözaltı kayıt defterlerini inceleyerek bildirilmesini istemiştir. 24 Aralık 1997 günü ayrıca, başvuru sahiplerinin avukatı, Hanefi Eren'in 17 Mart 1997 tarihli dilekçesine istinaden kayıp şahıs ile ilgili Savcılıktan bilgi istemiştir. Aynı gün Savcılık, başvuru sahiplerinin avukatına, kayıp şahsın oğullarından Alaattin Eren tarafından verilen şikayet dilekçesine Kulp Savcılığının takipsizlik kararı verdiğini ve dilekçeyi 1997-7410 sayı ile kaydettiğini ifade etmiştir. Ayrıca Diyarbakır Savcılığı 29 Eylül 1997 günü Kulp Savcılığından, şikayetçinin başvurusunun alınmasını ve İlyas Eren'i alıkoydukları iddia edilen şahısların kimliklerini tespite yönelik tedbirleri almasını istemiştir. Ardından 18 Aralık 1997 günü Savcılık, Emniyet Müdürlüğünden tutuklamayla ilgili bilgi istemiş ancak, bir cevap alamamıştır. 6 Şubat 1998 günü İnsan Hakları Danışma Merkezi (kayıplardan sorumlu büro) Savcısı E.Alper Emniyet Müdürlüğüne resmi yazı ile İlyas Eren'in tutuklanıp tutuklanmadığını, tutuklandıysa sebebini sormuştur. 13 Ocak 1998 tarihli yazıyla Emniyet Müdürlüğü, kayıtlara bakılarak söz konusu şahsın hiç tutuklanmadığının anlaşıldığını bildirmiştir. Savcılığa gönderilen 24 Şubat 1998 tarihli yazıyla Emniyet Müdürlüğü İlyas Eren'in iddia edilen tutuklanmasının kaydedilmediğini teyit etmiştir. Yine Savcı E. Alper'in talebi üzerine Emniyet Müdürlüğü, 30 Nisan 1998 tarihli yazıyla Hanefi Eren'in başvurusu üzerine Emniyet Müdürlüğünün muhtelif Şubelerinin (Terörle Mücadele Şubesi, Narkotik Şubesi vs.) ve Jandarma'nın kayıtlarında İlyas Eren ismine rastlanmadığını ifade etmiştir.
4 Mayıs 1998 günü kayıp şahısla ilgili bilgi talebine hiçbir cevabın verilmediğini ifade ederek Savcı E. Alper Diyarbakır Savcılığına görevleri esnasında ihmalleri bulunan polis memurları hakkında işlem başlatılmasını talep etmiştir. 1 Eylül 1998 günü Savcılık söz konusu memurlar hakkında işlem başlatılmasına mahal olmadığını ifade etmiştir. Başvuru sahiplerinin avukatına göre, İlyas Eren'in kaybolması ile ilgili olarak 2002 yılında Ekrem Güzel, Meki Güzel, Yahya Eren, Alaattin Eren, Aziz Eren ve Tahsin Eren savcılık tarafından şahit olarak dinlenmişlerdir. İlyas Eren'in kaybolması ile ilgili dosya halen yetkili makamlarda çözülmeyi beklemektedir.
KARAR
11 Ağustos 2003 tarihi itibariyle Mahkeme hükümetten aşağıdaki yazılı beyanatı almıştır:
"1. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İlyas Eren'in kaybolması ile ilgili davanın açılmasına sebebiyet veren ve Türk yasalarının ve Hükümetinin engel olması gereken hadiselerden dolayı teessüflerimi bildirir. Hükümet, bir kişinin kaybolması ile ilgili başvurular karşısında uygulanan yasal tedbirlerin yetersizliğinin Sözleşmenin 2. maddesinin bir ihlalini teşkil ettiğini kabul etmekte ve gelecekte yaşama hakkının korunmasına yönelik her türlü tedbiri ve yasal düzenlemeyi yerine getireceğini taahhüt etmektedir. Bu açıdan Hükümet, kısa bir süre önce yapılan idari ve yasal düzenlemelerin mevcut olaya benzer kayıpları ve kayıtsız tutuklamaları azalttığını ve yürütülen soruşturmaların etkinliğini arttırdığını ifade etmektedir.
2. 42428/98 sayılı bu davayla ilgili dostane bir çözüm çerçevesinde hükümetin başvuru sahiplerine uğradıkları zararın tazmini için (ex-gratia) 25.000 Euro ve masraf ve harcamaları için 5.000 Euro olmak üzere toplam 30.000 Euroluk bir yekunu ödemeye hazır olduğunu bildiriyorum. Bu miktar hiçbir vergiye tabi tutulmayacaktır. Para başvuru sahiplerinin veya yetkili kıldıkları bir danışman tarafından belirlenecek bir banka hesabına yatırılacaktır. Bu para mahkemenin, A.İ.H.Sözleşmesinin 39. maddesine göre, alacağı kararın tebliğinden 3 ay sonra ödenecektir. Bu ödeme davanın kesin sonuçlanmasını doğuracaktır. 3 aylık sürenin sonunda ödemenin yapılmaması halinde Hükümet gecikme süresince Avrupa Merkez Bankasının belirlediği borç faizi oranının % 3 fazlasını ödeyeceğini garanti eder.
3. Hükümete göre bu ve buna benzer davalarda mahkemenin kararlaştırdığı hükümlerin yerine getirilmesinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetiminin, insan haklarının korunmasını garanti edecek bir mekanizma olduğunu kabul etmektedir. Bu açıdan hükümet bu amaca ulaşmak için işbirliğine devam edeceğini garanti etmektedir.
4. Nihai olarak Hükümet, Mahkemenin verdiği kararı sözleşmenin 43&1 maddesine göre temyiz'e göndermeyeceğini peşinen kabul etmektedir."
20 Temmuz 2003 tarihinde, başvuru sahiplerinin avukatı tarafından imzalanmış aşağıdaki açıklama Mahkemeye ulaşmıştır:
"Başvuru sahiplerinin temsilcisi olarak Türk hükümetinin yaptığı açıklamaları ve 42428/98 numaralı dava ile ilgili dostane çözüm çerçevesinde Hükümetin başvuru sahiplerine toplam 30.000 Euro tutarındaki para miktarını ödeyeceği konusunda bilgi sahibiyim. Benim de tavsiye ve görüşlerimi aldıktan sonra başvuru sahipleri bu açıklamaları ve sonuçlarını kabul ettiklerini ve sonucunda, Türkiye aleyhine davanın temelinde bulunan isnatlarla ilgili hiçbir yeni iddiayı gündeme getirmeyeceklerini ifade etmektedirler. Başvuru sahipleri bu davayı nihai sonuca ulaşmış olduğunu kabul etmekte ve Mahkemenin vereceği karardan sonra Sözleşmenin 43. maddesi çerçevesinde davayı temyiz'e göndermeyeceklerini kabul etmektedirler."
Mahkeme tarafların kabul ettiklerini dostane çözümü kayıt altına almış ve onaylamıştır. Sonuç itibariyle dava kayıtlardan düşülmüştür.
Full & Egal Universal Law Academy