(Başvuru no:42919/98)
DOSTANE ÇÖZÜM KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
OLAYLAR
Başvuranlar, 1961 doğumlu Zülfi Atlı ve 1965 doğumlu Davut Balıkçı, Türk vatandaşı olup, Diyarbakır'da ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Vefa tarafından temsil edilmektedir.
Tarafların sunduğu şekilde davaya ilişkin olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Zülfi Atlı
Başvuran, olayların geçtiği dönemde Dicle Üniversitesi Hastanesi sağlık personelinden biri idi.
Başvuran, 1992 yılında Sağlık Emekçileri Sendikası'na (SES) üye olmuştur.
Başvuran, 1996-1998 yılları arasında, SES'in Diyarbakır Bürosu'nun sekreteri idi.
Dicle Üniversitesi Rektörü, Olağanüstü Hal Bölge Valisi'nin verdiği karar üzerine, 17 Mart 1998 tarihli kararla, başvurana, Selçuk Üniversitesi'ne (Konya) nakledildiği yönünde bilgi vermiştir.
2. Davut Balıkçı
Başvuran, olayların geçtiği dönemde Diyarbakır İli Mal Müdürlüğü'nde tahsildar olarak çalışıyordu.
Başvuran Tüm Maliye Çalışanlar Sendikası "Tüm Maliye-Sen" üyesi idi.
Başvuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi'nin verdiği karar üzerine, 21 Nisan 1998 tarihinde, Çankırı İli Mal Müdürlüğü'ne nakledilmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 11. maddesini öne sürerek nakledilme kararlarının, dernek kurma özgürlüklerinin ihlalini oluşturduğunu iddia etmişlerdir.
Başvuranlar, AİHS'nin 6 ve 13. maddelerini öne sürerek, Olağanüstü Hal Bölge Valisi'nin aleyhlerine verdiği kararlara itiraz etmek için başvuru yollarının bulunmamasından şikayetçi olmuşlardır.
HUKUK AÇISINDAN
AİHM, 5 Ocak 2005 tarihinde, Hükümet'ten izleyen beyanı almıştır:
"AİHM'nin önünde olan yukarıda sözüedilen başvuru kaynaklı davanın dostane çözümü amacıyla Türk Hükümeti'nin, karşılıksız olarak, tazminat olarak Zülfü Atlı'ya 2.000 EUR (iki bin euro) ve Davut Balıkçı'ya 2.000 EUR (iki bin euro) ile beraber masraf ve harcamalar için her iki başvurana, birlikte 2.000 EUR (iki bin euro), yani toplam 6.000 EUR tutarında ödeme yapmayı önerir.
Ayrıca Hükümet, 10 Temmuz 1987 tarihinde yayınlanan ve birçok bölgedeki olağanüstü hali düzenleyen 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, ilgili bölgelerin tümünde, 30 Kasım 2002 tarihinde yürürlükten kaldırıldığını hatırlatır.
Bu miktar, ödeme sırasında her türlü vergi ve masraftan muaf tutulacak ve başvuranların belirttiği bir banka hesabına euro olarak yatırılacaktır. Ödeme, AİHS'nin 37. maddesine uygun olarak, AİHM'nin verdiği karara müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Bahsedilen süre zarfında ödeme yapılmadığı takdirde, Hükümet, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz ödemeyi taahhüt eder. Bu ödeme davanın nihai çözümünü oluşturacaktır."
AİHM, 17 Şubat 2005 tarihinde, başvuranların temsilcisi tarafından imzalanmış olan izleyen beyanı almıştır:
"Başvuranların temsilcisi sıfatıyla, AİHM'nin önünde olan yukarıda sözüedilen başvuru kaynaklı davanın dostane çözümü amacıyla Türk Hükümeti'nin, karşılıksız olarak, tazminat olarak Zülfü Atlı'ya 2.000 EUR (iki bin euro) ve Davut Balıkçı'ya 2.000 EUR (iki bin euro) ile beraber masraf ve harcamalar için her iki başvurana, birlikte 2.000 EUR (iki bin euro), yani toplam 6.000 EUR tutarında ödeme yapmayı önerdiğini not ediyorum.
Bu miktar, ödeme sırasında her türlü vergi ve masraftan muaf tutulacak ve başvuranların belirttiği bir banka hesabına euro olarak yatırılacaktır. Ödeme, AİHS'nin 37. maddesine uygun olarak, AİHM'nin verdiği karara müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Bahsedilen süre zarfında ödeme yapılmadığı takdirde, Hükümet, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz ödemeyi taahhüt eder. Bu ödeme davanın nihai çözümünü oluşturacaktır."
Gerektiği gibi başvuranlara danıştıktan sonra, bu öneriyi kabul ediyor ve bu başvuruyla ilgili olaylar hakkında Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki diğer tüm taleplerden vazgeçiyorum. Davanın nihai sonuca ulaştığını bildiririm.
Mevcut beyan, Hükümet ile başvuranların üzerinde uzlaşmaya vardığı dostane çözüm çerçevesinde yer almaktadır."
AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözümü kaydeder. Bu çözümün Sözleşme ve eki Protokoller'de tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatinde olup, diğer taraftan, başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek kamu düzenine ilişkin hiçbir gerekçe görmemektedir (AİHS'nin 37§1 maddesi). Dolayısıyla dava zabıtlardan düşürülmelidir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
Davanın zabıtlardan düşürülmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy