(AİHS. m. 6, 14, 34, 35, 41, 44) (3713 S. K. m. 5) (5237 S. K. m. 169) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI) (GENÇEL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 48060/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
23 Mart 2006
İşbu karar AİHSnin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (48060/99) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşları Tacettin Tokay ve Diyaeddin Ulusun (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 15 Mart 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir barosu avukatlarından M. İşeri tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1947 ve 1960 doğumlu olup İzmirde ikamet etmektedir.
29 Mayıs 1994 tarihinde başvuranlar ve diğer on bir kişi PKKya yardım ve yataklık etme şüphesiyle gözaltına alınmışlardır.
Cumhuriyet Savcısının isteği üzerine 31 Mayıs ve 6 Haziran 1994 tarihlerinde başvuranlar ve on bir kişi İzmir Adli Tıp Kurumuna bağlı bir hekim tarafından muayene edilmiş, aynı gün hazırlanan raporda hiçbir darp veya yara izine rastlanılmadığı kaydedilmiştir.
6 Haziran 1994 tarihinde Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenilen başvuranlar daha sonra İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) yetkili hakimi karşısına çıkarılmıştır. Bu duruşmada başvuranlar polisteki sorgulamalarındaki ve Cumhuriyet Savcısı karşısındaki beyanlarını teyit etmiş, PKKnın baskısı altında bu örgüte girdiklerini belirtmişlerdir.
Aynı gün tutuklu yargılanmalarına karar verilen başvuranlar 28 Şubat 1995 tarihinde serbest bırakılmıştır.
Cumhuriyet Savcısı 20 Haziran 1994 tarihinde sunduğu iddianamesi ile TCKnın 169. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi uyarınca başvuranları yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etmek suçuyla itham etmiştir.
DGM, 20 Temmuz ve 25 Ağustos 1994 tarihlerinde ilk iki duruşmayı gerçekleştirmiş, başvuranlar cezaevindeki bir protesto eylemi nedeniyle duruşmalara katılmayı reddetmişlerdir.
5 Ekim 1994 tarihinde DGM karşısına çıkarılan başvuranlar kimlik bilgilerini ve ifadelerini vermeyi reddetmişlerdir.
Başvuranlar 6 Aralık 1994 tarihinde mahkeme karşısına avukatlarının beraberinde çıkmışlar, savunmalarında PKKnın baskısı altında bu örgüte girdiklerini tekrar etmişlerdir.
DGM, 25 Ocaktan 21 Aralık 1995 tarihine dek dokuz duruşma daha gerçekleştirmiştir. Başvuranlar protesto eylemi nedeniyle bunların hiçbirine katılmamışlardır. 28 Şubat 1995 tarihinde geçici olarak serbest bırakılmışlardır.
21 Aralık 1995 tarihli bir kararla, aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı DGM heyeti başvuranların haklarında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve TCKnın 169. ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince dört yıl altı ay hapis cezasına çarptırmış, hafifletici sebepleri dikkate alarak cezada altıda bir oranında indirime gitmiş ve üç yıl dokuz ay hapis cezasına hükmetmiştir.
Karar başvuranlara 1 Şubat 1996 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15 Ekim 1998 tarihinde alınan ve 21 Ekim 1998de açıklanan kararla Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. KABULEDİLEBİLİRLİK HAKKINDA
A. Devlet Güvenlik Mahkemesinin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığına, Yargıtaydaki yargılamanın hakkaniyete uygun gerçekleşmediğine yönelik şikayetler
Başvuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesindeki askeri hakim nedeniyle tarafsız ve bağımsız bir mahkeme sayılamayacağını ileri sürmektedirler.
Başvuranlar Yargıtaydaki sürecin adil olmadığını iddia etmekte, bu bağlamda Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını gözaltında baskı altında ve avukat bulundurma hakkı olmaksızın verilen ifadelere dayandırdığını ileri sürmektedirler. Başvuranlar ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesi hakkında zamanında bilgilendirilmediklerinden yakınmaktadır.
Başvuranlar bu yönde AİHSnin 6 §§ 1. ve 3 c) maddelerini ileri sürmektedirler.
Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AİHMden AİHSnin 35. maddesi uyarınca başvuruyu reddetmesini talep etmektedir. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ve avukat hakkından yararlanılmadığına ilişkin şikayetlerle ilgili olarak iç hukukta nihai kararın yine bu mahkeme tarafından alındığını savunmaktadır. Hükümet bu bağlamda, olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre Yargıtayın Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısına ve ön soruşturma kapsamında bir avukatın hazır bulunmaması hakkında görüş bildirme yetkisine sahip olmadığını belirterek, başvuranların iç hukuk yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği andan itibaren altı ay içerisinde yani DGMnin 21 Aralık 1995 tarihinde almış olduğu karardan itibaren başvuruda bulunması gerektiğinin altını çizmektedir. Oysa başvuru 15 Mart 1999 tarihinde yapılmıştır.
AİHM, Özdemir-Türkiye (no:59659/00 § 26, 6 Şubat 2003) davasında benzer itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. AİHM, bu sonucu değiştirecek hiçbir gerekçe görmemekte ve Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar ışığında bu şikayetlerin esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Başvurunun kabuledilemez bulunması için bir gerekçe tespit edilmemiştir.
B. Diğer şikayetler
Başvuranlar AİHSnin 14. maddesini ileri sürerek, özellikle savunma haklarına dair özel uygulamadan ve Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki ceza yargı süreci boyunca umumi hukuka göre daha az elverişli olan ceza rejiminden şikayetçi olmaktadırlar. AİHSnin 6 § 1. maddesini hatırlatan başvuranlar ceza sürecinin uzunluğundan yakınmakta, aynı zamanda Türk hukukunun ilgili tanıkların doğrudan sorgulanmasını öngörmemesi doğrultusunda hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleşmediğini öne sürmektedirler.
Mahkemeye sunulan delillerin bütünü dikkate alındığında ve kendi yetkisi çerçevesinde AİHM bu şikayetlerle ilgili hiçbir ihlal gözlemlememektedir. Başvurunun bu bölümünün AİHSnin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri gereğince kabuledilemez bulunması gerekmektedir.
II. ESAS HAKKINDA
A. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
AİHM daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetin dile getirildiğini ve bunların AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34 ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını değerlendirmede, bunun yanı sıra başvuranların aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesinin "güvenliğe dayalı olarak yapmışolduğu yargılama konusunda endişe duymalarının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuranlar, haklarında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını konuya yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir şüphe duymuş olabilirler. Bu nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 in fine ).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHSnin 6 §
1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıştır.
B. Yargı Sürecinin adilliği hakkında
Hükümet bir ihlal bulunduğu iddiasına karşı çıkmaktadır.
AİHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kişilere her halükârda adil bir yargılamayı garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.
Başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespiti ışığında, Mahkeme sözkonusu şikayetleri incelemeyi gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuranlar maddi zarara maruz kaldıklarını ileri sürmekte, manevi tazminat olarak her biri
5.000 Euro tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.
Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında ihlal kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna karar vermiştir. (Sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, ihlalin sonucunun giderilmesi için prensip olarak en uygun yolun başvuranın talebi üzerine, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılanmasının olacağını değerlendirmektedir. (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, § 27).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar iç hukukta ve AİHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları masraf ve harcamalar için 3.000 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.
AİHM, 41. madde uyarınca, hakkaniyete uygun olarak, Avrupa Konseyi tarafından verilen 660 Euroluk adli yardım miktarı 1.000 Eurodan düşülerek kalan kısmın başvuranlara birlikte ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, Yargıtaydaki yargı sürecinin adilliği hakkındaki şikayetlerin kabuledilebilir olduğuna, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinden yoksun olması nedeniyle AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6. maddesine dair diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın manevi zarar için başlı başına bir adil tazmini oluşturduğuna;
5. a) AİHSnin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olmak ve ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından masraf ve harcamalar için başvuranlara birlikte Avrupa Konseyi tarafından verilen adli yardım miktarı 660 (altı yüz altmış) Euronun 1.000 (bin) Eurodan düşülerek kalan kısmın ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödeme yapılana kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 23 Mart 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy