(Başvuru no: 48095/99)
KARAR
STRAZBURG
14 Nisan 2005
Bu karar, AİHS'nin 44 § 2 Maddesi'nde belirtilen şartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
Töre -Türkiye Davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Sn. B. M. ZUPANGIG, Başkan,
Sn. J. HEDIGAN,
Sn. L. CAFLISCH,
Sn. R. TÜRMEN,
Sn. C. BÎRSAN,
Sn. M. TSATSA-NIKOLOVSKA,
Sn. V. ZAGREBELSKY, yargıçlar,
ile Bölüm Sekreteri Sn. V. BERGER'in katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti olarak toplanmış, 24 Mart 2005 tarihinde yapılan özel görüşmeler sonucunda, bu tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
USULİ İŞLEMLER
1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Nazif Töre'nin ("başvuran"), İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") 34. Maddesi uyarınca, 17 Nisan 1999 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvurudur (başvuru no: 48095/99).
2. Başvuran, İstanbul'da görev yapmakta olan avukat E. Çıtak tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ("Hükümet"), AİHM önündeki işlemler için ajan tayin etmemiştir.
3. 29 Nisan 2004'te AİHM, başvurunun kısmen kabul edilemez olduğunu ilan etmiş ve başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir biçimde yargılanmasıyla ilgili olan başvuruyu Hükümet'e iletmeye karar vermiştir. AİHM, AİHS'nin 29 § 3 Maddesi'nin hükümleri uyarınca, başvurunun esaslarını kabul edilebilirliğiyle birlikte incelemeye karar vermiştir.
4. 1 Kasım 2004'te, AİHM dairelerinin içeriğini değiştirmiştir (İçtüzüğün 25 § 1 Maddesi). Dava, yeni oluşturulan Üçüncü Daire'ye verilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
5. Başvuran, 1964 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.
6. Başvuran, 1988 yılında yasadışı bir örgüte (Marksist-Leninist Komünist Parti) üye olmaktan hüküm giymiştir. Başvuran, 15 Nisan 1991'de şartlı olarak cezaevinden serbest bırakılmıştır.
7. 16 Mart 1996'da başvuran yakalanmış ve polis tarafından gözaltına alınmıştır. 6 Nisan 1996'da başvuran, Tunceli Emniyet Müdürlüğü'nde polis memurları tarafından sorgulanmıştır.
8. 9 Nisan 1996'da, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
9. 22 Nisan 1996'da, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne başvuranı yasadışı silahlı bir örgüte (Marksist-Leninist Komünist Parti) mensup olmakla suçlayan bir dava açmıştır. Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu'nun 146 § 1 Maddesi ve 3713 no.lu Kanun'un 5. Maddesi uyarınca, başvuranın hüküm giyip cezalandırılmasını istemiştir.
10. Bu arada, 7 Mayıs 1996'da İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne başvuranı 18 Mayıs 1992'de bir banka soygununa ve bir memurun öldürülmesine suç ortaklığı yapmakla suçlayan bir dava açmıştır. 26 Aralık 1996'da iki dava birleştirilmiş ve Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda başvurana karşı yapılan cezai kovuşturma devam etmiştir.
11. 16 Aralık 1997'de, iki sivil ve bir askeri yargıçtan oluşan Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı suçlu bulmuş ve ömür boyu hapis cezasına çarptırmıştır.
12. 30 Kasım 1998'de Yargıtay, başvuranın avukatının gerekçesiz bir biçimde ortada olmaması nedeniyle duruşma yapmadan, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararı onaylamıştır.
13. 10 Ekim 2002'de başvuranın avukatı AİHM'ye, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 399. Maddesi uyarınca, başvuranın hastalık nedeniyle cezaevinden serbest bırakıldığını bildirmiştir. Dolayısıyla, başvuran toplamda altı yıl altı ay hapis yatmıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
14. Söz konusu zamanda yürürlükte olan ilgili iç hukuk ve uygulaması, şu kararlarda genel olarak belirtilmiştir: Özel / Türkiye (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel / Türkiye (no. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003).
HUKUK
I. AİHS'NİN 6. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
15. Başvuran, bağımsız ve tarafsız olmayan Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanıp suçlu bulunduğunu belirtmiştir. Başvuran ayrıca, gözaltındayken bir avukattan yardım alma hakkından yoksun bırakılmasından ve Cumhuriyet Başsavcısı'nın Yargıtay'a gönderdiği yazılı görüşün kendisine bildirilmemesinden, bu nedenle de karşı iddialarını bildirme fırsatından da yoksun bırakılmaktan şikayetçi olmuştur. Başvuran, AİHS'nin 6 §§ 1 ve 3 (c) Maddelerine dayanmıştır.
Kabul edilebilirlik
16. Hükümet, AİHS'nin 35. Maddesi uyarınca, başvuranın Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili olarak yapmış olduğu şikayetin, altı ay kuralına uymadığı için reddedilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Hükümet bu bakımdan, başvuran Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsız ve tarafsız olmamasından şikayetçi olduğu için, başvuranın mahkemenin karar verdiği tarihten itibaren altı ay içinde AİHM'ye başvuruda bulunması gerektiğini belirtmiştir.
17. AİHM, daha önce birçok davada, Hükümet'in altı ay kuralına uymamayla ilgili yapmış olduğu benzer ilk itirazları inceleyip reddettiğini yinelemektedir (bkz. Özdemir / Türkiye, no. 59659/00, § 29, 6 Şubat 2003, ve Doğan ve Keser / Türkiye, no. 50193/99 ve 50197/99, § 17, 24 Haziran 2004). AİHM, bu davada, yukarıda değinilen davalardaki bulgularından ayrılmasını gerektirecek hiçbir özel koşul saptamamıştır.
18. Dolayısıyla, AİHM, Hükümet'in ilk itirazını reddetmiştir.
19. Geçerli içtihat hukuku (bkz., diğer yetkili makamlar arasında, Çıraklar / Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VII), ve kendisine sunulanlar ışığında AİHM, bu davanın AİHS uyarınca, olaylara ve hukuka yönelik karmaşık sorunlar içerdiğini ve bu sorunları belirlemenin başvurunun esaslarının incelenmesine bağlı olduğunu göz önüne almaktadır. Bu nedenle AİHM, başvurunun geri kalan kısmının AİHS'nin 35 § 3 Maddesi uyarınca açık bir biçimde asılsız olmadığı sonucuna varmaktadır. Kabul edilemez olması için hiçbir sebep saptanmamıştır.
B. Esaslar
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
20. AİHM, bu davadakine benzer konular içeren çok sayıda davayı incelemiş ve AİHS'nin 6 § 1 Maddesi'nin ihlal edildiğini saptamıştır (bkz. Özel, yukarıda kaydedilmiş, §§ 33-34, ve Özdemir, yukarıda kaydedilmiş, §§ 35-36).
21. Söz konusu davayla ilgili olarak, AİHM, Hükümet'in farklı bir sonuca götürebilecek hiçbir olay ya da iddia sunmadığını belirtmiştir. AİHM, "milli güvenlik"le ilgili suçlardan dolayı bir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde kovuşturulan başvuranın, içlerinde bir muvazzaf subayın da bulunduğu yargıçlar kurulu tarafından yargılanmasından tedirginlik duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Bu nedenle Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin davanın niteliğiyle hiçbir ilgisi olmayan düşüncelerden etkilenebileceğinden endişelenebilirdi. Sonuç olarak, başvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili şüpheleri tarafsız bir biçimde haklı görülebilir (bkz. Incal / Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Raporlar 1998-IV, s. 1568, § 72 in fine).
22. Sonuç olarak, AİHM, başvuranı yargılayan ve suçlu bulan Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, AİHS'nin 6 § 1 Maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı kanısına varmıştır.
2. Yargılama usulünün doğruluğu
23. Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir biçimde yargılanma hakkının ihlal edildiği saptamasına dayanarak AİHM, yerel mahkemeler önündeki yargılama usulünün doğruluğuyla ilgili olarak AİHS'nin 6. Maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetleri incelemeyi gerekli görmemiştir (bkz., diğer yetkili makamlar arasında, Incal, yukarıda kaydedilmiş, § 74, ve Ükünç ve Güneş / Türkiye, no. 42775/98, § 26, 18 Aralık 2003).
II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
24. AİHS'nin 41. Maddesi şöyledir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Tazminat
25. Başvuran, manevi tazminat olarak 300,000 euro (EUR) istemiştir. Başvuran aynı zamanda, maddi tazminat talebinde de bulunmuştur. Başvuran, bu miktarın belirlenmesini AİHM'nin takdir yetkisine bırakmıştır.
26. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
27. Başvuranın iddia ettiği maddi tazminatla ilgili olarak, AİHM, başvuranın talebini destekleyen hiçbir makbuz ya da belge sunmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, AİHM bu talebi reddetmiştir.
28. AİHM ayrıca, 6. Madde'nin ihlalinin saptanmasının, başvuranın bu konuda yaşadığı manevi zararı yeterli biçimde karşıladığını belirtmektedir (bkz. Incal, yukarıda kaydedilmiş,
s. 1575, § 82, ve Çıraklar, yukarıda kaydedilmiş, § 45).
29. AİHM, bir başvuranın AİHS'nin 6 § 1 Maddesi uyarınca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından suçlu bulunduğunu saptadığı durumlarda, en iyi yolun başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından en kısa zamanda yeniden yargılanmasını sağlamak olduğu kanısındadır (Gençel, yukarıda kaydedilmiş, § 27).
Masraf ve Harcamalar
30. Başvuran, AİHM huzunda ve yerel duruşmalarda yapmış olduğu masraf ve harcamaları gösteren hiçbir makbuz ya da fatura sunmamıştır. Başvuran, uygun miktarın değerlendirilmesini AİHM'nin takdir yetkisine bırakmıştır.
31. Hükümet, yalnızca gerçekten yapılan harcamaların tazmin edilebileceğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda Hükümet, bütün masraf ve harcamaların başvuran ya da temsilcisi tarafından belgelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
32. AİHM'nin içtihadına göre, bir başvuranın yaptığı masraf ve harcamaların tazmin edilmesi için, bu masraf ve harcamaların gerçekten ve gerekli biçimde yapıldığının gösterilmesi ve miktar olarak makul olması gereklidir. Söz konusu davada, AİHM elindeki bilgileri ve yukarıdaki kriterleri göz önüne alarak, yerel duruşmalarda yapılan masraf ve harcamalar için getirilen talebi reddetmiş, AİHM önünde yapılan duruşmalar için 2,000 EUR tazminat ödenmesini uygun görmüştür.
C. Gecikme faizi
33. AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.
YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili olarak yapılan şikayet hakkında, AİHS'nin 6 § 1 Maddesi'nin ihlal edildiğine;
Başvuranın AİHS'nin 6. Maddesi uyarınca yapmış olduğu diğer şikayetleri göz önüne almanın gerekli olmadığına;
Bir ihlalin saptanmasının, başvuranın gördüğü manevi zararın yeterli ve adil biçimde tazmin edilmesini sağladığına;
(a) davalı Devlet'in, kararın AİHS'nin 44 § 2 Maddesi'ne göre kesinlik kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde masraf ve giderler için başvurana, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek 2,000 EUR'luk miktar (iki bin euro) ödemesine;
(b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar basit faizin, gecikme süresince, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranı temel alınarak yukarıdaki miktarlara uygulanması gerektiğine;
6. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 14 Nisan 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. Maddesi'nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy