(AİHS m. 6)
Başvuru No: 48221/99
OLAYLAR
Fransız Cumhuriyeti vatandaşı olan Bayan Marie Therese Berger, 1932 doğumludur ve Champagny-en-Vanoise'da ikamet etmektedir.
Başvuru sahibi, 30 Eylül 1991 tarihinde, SOFEBAİL Anonim şirketi ile tatil evinin yemlenmesi için bir noter akdi imzalamıştır. Ancak sözkonusu şirketin, sözleşmede öngörülen sürede yenileme çalışmalarını yürütmemiş olduğundan şikayette bulunmuştur. 13 Haziran 1994 yılında şirket aleyhine, dolandırıcılık, hırsızlık ve güveni kötüye kullanmadan davacı olmuştur. Ancak soruşturma hâkimi sözkonusu şikayetin ceza davasının değil, sivil veya ticari bir davanın konusu olabileceğinden bahisle ceza davasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvuru sahibi bu karara itiraz etmiş ve 10 Temmuz 1997 tarihinde Colmar Asliye Ceza Mahkemesi, başvuru sahibinin iddiaların açık bir şekilde aldatmaya yönelik manevralar olduğunu ve çelişkiler taşıdığını değerlendirerek ilk mahkemece verilen karan teyit etmiştir. Yargıtay'a yapılan temyiz başvurusu üzerine de Yargıtay'ca, başvuru sahibi tarafından iddia edilen suçlardan dava açılması için yeterli delil olmadığı değerlendirilerek, alınmış olan ceza davasına yer olmadığı kararının doğruluğuna hükmedilmiştir. Ancak Yargıtay aşamasında, dava takibine yetkili raportör avukatın, birinci bölümü olayların, işlemlerin ve temyiz imkanlarının anlatımı, ikinci bölümü ise davanın hukuki analizi ve itiraz edilebilirliliğine ilişkin görüşünden oluşan raporu duruşma öncesi Yargıtay Savcısına iletilmiş, ancak davacı taraf avukatına iletilmemiştir.
02 Eylül 1994 tarihinde, SOFEBAİL şirketi, mübaşire sözleşmenin feshini tebliğ ettirtmiştir. Başvuru sahibi Strazburg Asliye Hukuk Mahkemesinin Ticaret Dairesine müracaatta bulunarak uzlaşmazlık konusu sözleşmenin yok sayılmasını ve şirketin kendisine zarar tazminine hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme 08 Eylül 2000 tarihinde bu talebi de reddetmiş, Colmar İkinci Derece Yargılama Mahkemesi de sözkonusu kararı onamıştır. Bu kez, başvuru sahibi Yargıtay'a temyize gitmiş, dava halen Yargıtay'da görülmektedir.
Olayla ilgili iç hukuka gelince, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 575. Maddesi "Yargılama Dairesi kararlarına davacı tarafın itirazda bulunabilmesinin, ancak savcının itirazıyla mümkün olabileceğini, bununla birlikte bu maddede belirtilen koşullarda (...) itirazın kabul edilebilir olduğu" hükmünü içermektedir. Yargıtay 575. Maddenin Sözleşmenin 6. Maddesi hükümleriyle uyumluluğunu doğrulamıştır.
Başvuru sahibi, SOFEBAİL Şirketine karşı dava açmasını takiben angaje olduğu ceza usul işleminden yakınmaktadır. Bir taraftan, savcı tararından bir itirazın olmayışından dolayı Yargılayın karan gereği bir mahkemeye erişim hakkının ihlalinin meydana gelmiş olduğunu öne sürmektedir. Diğer taraftan ise, Yargıtay raportör avukatının raporunun her iki değerlendirmesinin de avukatına bildirilmeyerek savunma imkanlarının eşitliği ilkesinin ihlal edilmiş olduğundan yakınmakta, sonuç olarak, Sözleşmenin 671. Maddesinin "Herkes (...) cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan (...) mahkeme tarafından (...) davasının hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir" ihlalini ileri sürmektedir.
Başvuru sahibi, CMUK 575. Maddesi ile sözleşmenin 6. Maddesi hükümlerinin sınırlandırılmasının demokratik bir ülkede adil olmadığını savunmuştur. Hükümet ise doğrudan Ceza Kanununun zararların tazmini ile değil suçların faillerinin kovuşturulması ve bastırılmasıyla ilgilendiğini hatırlatmıştır. Özellikle, Yargıtay ilgili Dairesinin davanın esasına, yani sanığın suçluluğuna ilişkin hüküm vermediğini, soruşmanın doğru yürütülmesinin, tekrar yargılama ya da yer olmadığı kararının denetimini sağladığını belirtmiştir. Savanın, başvuru sahibinin Yargıtay Soruşturma Dairesinin kararına itiraz etmesinde yararlılık görmediğini, kaldı ki zararlarının tazmini için medeni yargıya başvuru haklanın olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca başvuru sahibinin itiraz için kullandığı argümanların içinde CMUK 575. Maddede belirtilen gerekçelerden herhangi birinin bulunmadığını savunmuştur.
KARAR
Mahkeme Davalı Hükümetin savunduğu argümanların tamamını kabul etmekle beraber, Yargıtay raportör avukatının raporunun ikinci bölümünün davacının avukatına duruşma öncesinden iletilmemesini yargılamıştır. Ancak bu, tarafların karşılıklı tartışma ve savunma silahlarının eşitliği ilkesini ihlal edici bulunmamıştır. Bundan hareketle, başvuru sahibinin CMUK 575. Maddesinin uygulanmasıyla temyizde itirazın kabul edilemezliği açısından Sözleşmenin 671. Maddesinin ihlal edilmemiş olduğuna, Yargıtay'da başvuru sahibi dinlenmemiş olduğundan Sözleşmenin 6/1. Maddesinin ihlal edildiğine, bu ihlalden kaynaklanan manevi zararın hakkaniyete uygun tatmin ile çözümüne oy birliğiyle hükmedilmiştir.
Bu çerçevede, raportör avukatın raporunun ikinci bölümünün davacı taraf avukatına iletilmemesinden kaynaklanan zararın hakkaniyete uygun tatmini (Sözleşmenin 44/2. Maddesi) çerçevesinde, başvuru sahibine 300 Euro ödenmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy