(AİHS m. 6)
(Başvuru no: 49240/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
3 Mayıs 2007
İşbu karar AİHS 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (49240/99) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Halil Gündoğan'ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 5 Mayıs 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir barosu avukatlarından Nedim Değirmenci tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 27 Ekim 1997 tarihinde -reşit olmadığı halde- İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 10 Ocak 1997 tarihinden bu yana yasadışı örgüt MLKP çerçevesinde düzenlenen operasyon kapsamında yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Terörle mücadele şubesi 31 Ekim 1997 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı'na başvuranın MLKP bünyesinde sürdürdüğü eylemlere ilişkin itirafları içeren soruşturma sonucunu ve bunlara değin delil unsurlarını iletmiştir.
Başvuran aynı gün DGM yetkili hakimi karşısına çıkarılmış, tutuklu yargılanmak üzere Bergama Cezaevine konulmuştur.
Cumhuriyet Savcısı 3 Kasım 1997 tarihili iddianame ile başvuranı yasadışı bir örgütün mensubu olmakla itham etmiş ve TCK'nın 168. maddesinin uygulanmasını istemiştir.
İki sivil ve bir askeri hakimden oluşan DGM heyeti 2 Nisan 1998 tarihli bir kararla başvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve adı geçeni sekiz ay dört ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Başvuranın avukatı temyize gitmiştir.
Yargıtay 8 Şubat 1999 tarihinde temyizine gidilen karan onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran bünyesinde askeri bir hakimin yer alması nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesinin «bağımsız ve tarafsız» bir mahkeme niteliğini taşımadığını ileri sürmektedir. Başvuran özellikle sorgulanması sırasında avukat bulundurma olanağından yararlanamadığından adil yargılanma hakkından yoksun kaldığından şikayetçi olmaktadır. Ayrıca hakimlerin hakkında verdikleri mahkumiyet kararını yeterince gerekçelendirememelerinin hakkaniyete uygun bir yargı hakkının ihlaline yol açtığını öne sürmektedir. Bununla birlikte, yargının suçluluğuna dayanak oluşturmak için yakalanmasından önce düzenlenen gizli fişleme yöntemini dikkate almasının 6. maddenin ikinci paragrafında yer alan masumiyet karinesinin ihlaline neden olduğunu ileri süren başvuran bu doğrultuda AİHS'nin 6. maddesine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet AİHS'nin 35. maddesinde öngörülen altı ay kuralına riayet edilmediğinden AİHM'den DGM'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şikayeti reddetmesi talebinde bulunmakta, bu şikayete ilişkin nihai kararın yine aynı mahkeme tarafından alındığını savunmaktadır. Hükümet bu bağlamda olayların meydana geldiği dönemde iç hukukta Yargıtay'ın Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısı hakkındaki şikayete görüş bildirme yetkisinin olmadığını ifade etmektedir. Başvuranın iç hukuk yollarının etkisiz olduğuna kanaat getirdiği 2 Nisan 1998 tarihinden itibaren yani DGM kararından itibaren altı ay içinde başvurması gerekirdi. Oysa başvuru 5 Mayıs 1999 tarihinde yapılmıştır.
AİHM, daha önce Özdemir-Türkiye kararında buna benzer bir şikayetin dile getirildiğini ve bunun reddedildiğini hatırlatmaktadır (no: 59659/00, 6 Şubat 2003). Bu sonuçtan ayrı tutulacak hiçbir gerekçe yer almamakta, dolayısıyla Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AİHM, yerleşik içtihadından doğan kıstaslar (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998 ve Çıraklar-Türkiye kararı 28 Ekim 1998) ve sunulan delillerin bütünü ışığında başvuranın şikayetinin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Ayrıca kabuledilemezliğe ilişkin hiçbir gerekçe yer almamaktadır.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerine
AİHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir (Bkz. Özel kararı ve Özdemir-Türkiye kararı no: 59659/00 6 Şubat 2003).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir şüphe duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekir. (Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998).
AİHM başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 6 § 1. madde uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Yargı sürecinin adilliği ve masumiyet karinesi
Hükümet bir ihlalin varlığına karşı çıkmaktadır.
AİHM, benzer davalarda da dile getirildiği üzere tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin her halükârda adil ve hakkaniyete uygun bir yargılama sürecini garanti altına alamayacağını hatırlatmaktadır.
Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespiti ışığında Mahkeme mevcut şikayeti incelemeye gerek duymamaktadır (Bkz. diğerleri arasında sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).
II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
AİHM, 6 § 1. maddenin ihlalinin tespitinin öne sürülen manevi zarar için adil bir tazmini oluşturduğuna itibar etmektedir. Sözleşme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın başlatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluşturur (Bkz. Öcalan kararı).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu harcamalar için 8.300 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarı aşırı olarak nitelendirmektedir.
AİHM, Avrupa Konseyi tarafından adli yardım başlığı altında verilen 630 Euro'luk miktarın düşülerek başvurana bu doğrultuda 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğu şikayetiyle ilgili olarak AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6. maddesi hakkındaki diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. Başvuranın maruz kaldığı manevi zarar için mevcut kararın başlı başına bir adil tazmini oluşturduğuna;
5. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana yargı giderleri için Avrupa Konseyi tarafından adli yardım başlığı altında verilen 630 (altı yüz otuz) Euro'luk miktarın 1.000 (bin) Euro'dan düşülerek kalan kısmın ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 3 Mayıs 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy