(AİHS m. 6)
(Başvuru no: 49523/99)
KARAR
STRAZBURG
22 Haziran 2006
İşbu karar AIHS 'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (49523/99) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı olan Ali Konuk'un (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 17 Mayıs 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir Barosu avukatlarından Çolakoğlu tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI
Türk vatandaşı olan başvuran 1952 doğumludur. Başvurusunu yaptığı sırada Bergama Cezaevinde bulunmaktadır.
Başvuran, 26 Temmuz 1996 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından, yasadışı terör örgütü THKP-C aleyhinde başlatılan bir operasyon çerçevesinde evinde yakalanmıştır. Başvuran aynı gün gözaltına alınmıştır.
Başvuran gözaltında bulunduğu sırada, polisler tarafından sorgulanmış ve sözkonusu yasadışı örgüt adına yasak olan afiş ve ilan dağıttığına ilişkin itirafın yer aldığı bir ifade imzalamıştır. Başvuran ayrıca, 25 Temmuz 1996 tarihinde evinin yakınlarında bulunan bir bankaya molotofkokteyli attığını kabul etmiştir.
Başvuran, 6 Ağustos 1996 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dinlenmiştir. Başvurana burada, yalnızca yasak olan afiş ve ilanları dağıttığını kabul ettiğinden polise verdiği ifadenin yalnızca bir kısmını kabul etmiştir.
Başvuran aynı gün DGM yedek hakimine sevk edilmiştir. DGM yedek hakimi başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir. Başvuran hakim karşısında, yalnızca Cumhuriyet Savcısı'na yaptığı itirafları kabul etmiştir.
21 Ekim 1996 tarihinde Cumhuriyet Savcısı, biri asker kökenli olan ve üç hakimden oluşan DGM önünde başvuranı itham etmiştir. Cumhuriyet Savcısı, başvuranı THKP-C örgütüne üye olmakla, bu örgüte yardım ve yataklıkta bulunmakla suçlayarak, Türk Ceza Kanununun 168 § 2. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi uyarınca mahkum edilmesini talep etmiştir.
Başvuran, DGM önünde aleyhindeki bütün suçlamaları reddetmiştir. Bu açıdan başvuran bir yandan polise baskı altında ifade verdiğini, diğer yandan da gözlerindeki bozukluk nedeniyle imzaladığı ifadenin içeriğini okuyamadığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, sözkonusu yasadışı örgütün liderini tanımadığını ileri sürmektedir.
Kamuya ait alanlarda afiş yapıştırmak, ilan dağıtmak ve izinsiz yazılar yazmak suçundan 3 Eylül 1997 tarihinde aleyhinde ikinci bir cezai soruşturma açılan başvuran, Karşıyaka Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen bir kararla serbest bırakılmıştır. Karşıyaka Sulh Hukuk Mahkemesi kararında, başvuranın polise verdiği ifadeleri dikkate almamış ve başvuranın suçluluğunu ortaya koyabilecek yeterli delil bulunmadığına karar vermiştir.
DGM, 26 Mart 1998 tarihli bir kararla başvuranı suçlu bularak sekiz yıl yirmi gün hapis cezasına mahkum etmiştir. DGM, kanıt unsurlarının iddianamede yer alan olayları destekler nitelikte olduğuna kanaat getirmiştir. DGM aynı zamanda, başvuranın bankaya molotofkokteyli atma eylemine karıştığını tespit etmiştir.
Başvuran kararın temyizine gitmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı iddianamesinde, 26 Mart 1998 tarihli kararının bozulmasını talep etmiştir.
Yargıtay, 18 Kasım 1998 tarihinde açıklanan, 10 Kasım 1998 tarihli bir kararla temyiz edilen kararı onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bünyesinde bir askeri hakim bulunması nedeniyle "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" tarafından adilce yargılanmadığı iddiasında bulunmaktadır.
Başvuran aynı zamanda davasının hakkaniyete uygun olarak görülmediğini ifade etmektedir. Bu itibarla AİHS'nin 6 §§ 1. ve 3 b), c) ve d) maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHM içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz. Özellikle Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler) ve elindeki mevcut deliller göz önüne alındığında, AİHS'nin 6. maddesine ilişkin şikayetlerin esastan incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. Bunun dışında başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır.
B. Esasa ilişkin
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi 'nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında
AİHM daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz. adı geçen Özel ve Özdemir-Türkiye, no: 59659/00, 6 Şubat 2003).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, "milli güvenliğe" ilişkin suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanan başvuranın, aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Incal -Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS'nin 6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı sonucuna varmıştır.
2. Cezai Yargılama Sürecinin Adilliği Hakkında
Hükümet bir ihlalin varlığını kabul etmemektedir.
AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil ve hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılmayacağım hatırlatır.
Başvuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının ihlal edildiği tespiti ışığında, AIHM, mevcut şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz., diğerleri arasında, Çıraklar).
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Maddi ve Manevi tazminat
Başvuran 13.350 Euro tutarında maddi, 50.000 Euro tutarında da manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.
İddia edilen maddi zarara ilişkin olarak AİHM, AİHS'nin ihlal edilmemiş olması halinde Devlet Güvenlik Mahkemesi'ndeki davanın sonucunun ne olacağına dair spekülasyon yapılamayacağını belirterek, başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığına karar vermiştir (Bkz, Findlay-Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997, Derleme).
Manevi tazminata ilişkin olarak ise AIHM mevcut davada ihlal tespitinin, adil tazmin için başlı başına yeterli olduğu kanaatine varmıştır {Çıraklar kararı).
AİHM, mevcut davadakine benzer olaylarda, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın başlatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluşturmasına rağmen (Öcalan-Türkiye, no: 46221/99), başvuranın DGM tarafından mahkum edilmiş olması konusunda, ihlal kararının tespitinin iddia edilen manevi zararın adil tazmini için başlı başına yeterli olduğu kanaatine varmıştır (Biyan-Türkiye, no: 56363/00, 3 Şubat 2005).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran yerel mahkemeler ve AIHM nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için 2.350 Euro talep etmektedir. Başvuran, bununla ilgili olarak herhangi bir belge sunmamaktadır.
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda AIHM, masraf ve harcamalar için 2.000 (iki bin) Euro ödenmesinin makul olduğuna karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6. maddesine uyarınca yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın kendisinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna;
5. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana masraf ve harcamalar için 2.000 Euro (iki bin) ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AIHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesine uygun olarak 22 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy