(AİHS. m. 5, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 169) (1412 S. K. m. 128) (ÖCALAN - TÜRKİYE DAVASI) (KILIÇOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (FOX, CAMPBELL VE HARTLEY - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (BROGAN VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
(Başvuru no: 49574/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
19 Eylül 2006
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (49574/99) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Süleyman Erdemin (başvuran) 16 Haziran 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından Mesut Beştaş tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1973 doğumlu başvuran Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Başvuran olayların meydana geldiği dönemde tüccardı ve Diyarbakırda ikamet etmekteydi.
Başvuran, yasadışı silahlı bir örgüte karşı sürdürülen operasyon kapsamında 1 Mart 1999 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı başvuranın gözaltı süresini 5 Mart 1999 tarihine dek uzatmış, DGM yetkili hakimi ikinci bir altı günlük uzatma süresini öngörmüştür.
Polis 8 Mart 1999 tarihinde başvuranın beyanlarını almıştır. Başvuran tarafından imzalanan tutanakta adı geçen hakkında yapılan tüm suçlamaları reddetmiştir.
Başvuran 9 Mart 1999 tarihinde öncelikli olarak Cumhuriyet Savcısı karşısına, ardından DGM hakimi önüne çıkarılmış; hakim başvuranın tutuklu yargılanması kararını almıştır.
23 Mart 1999 tarihinde Cumhuriyet Savcısı, başvuranı yasadışı silahlı bir örgüte yardım ve yataklık etmekle suçlamış ve eski TCKnın 169. maddesinin uygulanması isteminde bulunmuştur.
20 Mayıs 1999 tarihli DGM önündeki duruşmada başvuran suçsuz olduğunu ileri sürerek serbest bırakılması talebinde bulunmuştur. Esas hakimleri duruşma sırasında çeşitli görgü tanıklarını ve görevli polis memurlarını dinlemiştir.
DGM 14 Eylül 2000 tarihli bir kararla «delil yetersizliğinden» başvuranın beraatine karar vermiştir.
DGM aynı kararla, TCKnın 169. maddesi uyarınca yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etme suçundan F.A. ve S.E.yi suçlu bulmuştur.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran ilk olarak ceza unsurunu teşkil edecek bir suçla itham edilmesi için makul gerekçelerin yer almadığından şikayetçi olmakta, yetkili mercilerin yakalama nedenleri konusunda bilgi vermediklerini ve gözaltı süresinin uzunluğuna karşı çıkacak ve bu sürenin yasallığına itiraz edecek bir başvuru yolunun olmadığını ileri sürmektedir. Başvuran bu yönde AİHSnin 5 §§ 1, 2, 3 ve 4. maddelerine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
1. İç hukuk yollarının tüketilmesi hakkında
Hükümet iki bakımdan iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. CMUKun 128 § 4. maddesini hatırlatan Hükümet davaya bakan hakim karşısında gözaltı süresinin meşruluğunun denetlenmesi veya gözaltı süresinin uzatılması kararına karşı başvuruda bulunma olanağının öngörüldüğünü belirtmektedir. Başvuranın ailesi ve avukatı adı geçenin gözaltına alınmasından haberdar edilmişler, bu kişiler yetkili hakim önünde başvuranın gözaltı süresinin uzatılması emrine itirazda bulunacak bir başvuruda bulunmayı ihmal etmişlerdir. Hükümet ikinci olarak, yasadışı olarak gözaltına alınan ve haksız yere tutuklanan kimselere tazminat verilmesi hakkındaki 15 Mayıs 1964 tarihli ve 466 sayılı Kanuna atıfta bulunmaktadır. Başvuran yasadışı tutukluluk iddiaları ile ilgili Ağır ceza mahkemesine müracaat edebilirdi.
Başvuran Hükümet tarafından belirtilen hukuki araçların davanın koşullarında uygun araçlar olarak nitelendirilemeyeceğini savunmaktadır.
AİHM, Hükümetin itirazının 5 § 4. madde çerçevesinde yapılan itirazın esasıyla doğrudan ilintili olduğuna itibar etmektedir. Bu durumda iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediği sorusu esas bakımından incelenerek ele alınmadır (Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99, 14 Aralık 2000, Kılıçoğlu-Türkiye kararı, no: 41136/98, 28 Eylül 2004).
2. Kabuledilebilirliğe dair diğer kıstaslar
AİHM, yapılan şikayetlerin AİHSnin 35 § 3. maddesi gereğince dayanaktan yoksun olmadıkları tespitini yapmaktadır. Bu şikayetlerin kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçe yer almamaktadır. O halde şikayetler kabuledilmelidir.
B. Esas hakkında
AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazının 5 § 4. maddesi hakkında yapılan şikayetin esası ile ilintili olduğunu hatırlatmaktadır. AİHM ayrıca öncelikli olarak 5 § 4. madde doğrultusunda yapılan şikayet çerçevesinde bu itirazı değerlendirmeye alacaktır.
1. AİHSnin 5 § 4. maddesi
AİHM, Öcalan kararında olayların meydana geldiği dönemde ulusal hakim tarafından CMUKun 128 § 4. maddesi uyarınca yapılan sanıkların gözaltında tutulmalarının yasallığı hakkındaki hukuki denetimin 5 § 4. maddede yer alan zorunlulukları karşılamadığına itibar etmiştir. Bu bağlamda, Hükümet tarafından sunulan hukuki kararların incelenmesinin ardından AİHM, bir yanda bu kararların hiçbirinde ulusal hakimin ilgililerin serbest bırakılması kararını vermediği ve bunları yeniden tutuklu yargıdan sorumlu hakim önüne gönderdiği, diğer yanda, Hükümet tarafından dile getirilen yargı kararlarının hiçbir aşamasında gözaltındaki sanığın hakim karşısına çıkarılmadığı saptamasını yapmaktadır. Hakim ilgili avukatın başvurusunu müteakip yalnızca dosya üzerinden denetimi gerçekleştirmiştir.
AİHM, yakın zamanda Öcalan kararında meydana gelen olaylar ile mevcut başvuruda varılan sonucu ayrı tutacak hiçbir neden görmemektedir. AİHM ayrıca, yasadışı bir tutukluluk halinde serbest bırakma kararını verecek yetkili hakimin bulunmayışı ve ulusal yasaya uygun tutuklulukta AİHSnin bir tazmine hükmetmesinin olanaksız oluşu nedeniyle, 466 sayılı Kanunda öngörülen ve Hükümet tarafından öne sürülen tazminat başvurusunun AİHSnin 5 § 4. maddesi uyarınca bir başvuru yolu olarak sayılamayacağını kaydetmektedir.
AİHM, Hükümetin ön itirazını reddetmekte ve aynı gerekçelerle 5 § 4. maddenin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
2. AİHSnin 5 § 1. maddesi
Hükümet başvuranın yasadışı silahlı bir örgüte yardım ve yataklık ettiği suçlamasıyla düzenlenen bir operasyon sırasında gözaltına alındığını belirtmektedir. Bu makul suçlamaların kaynağı söz konusu örgüt adına haraç toplamaktan gözaltına alınan F.A. tarafından sunulan bilgilerdir. Hükümet bu savına dayalı olarak, Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde aleyhinde yapılan suçlamalardan sorgulanan başvuranın tutuklu yargılandığını ve bu örgüte yardım etme suçu ile itham edildiğini gözlemlemektedir.
Başvuran yakalama tutanağına dikkat çekerek, bu tutanağı kaleme alanların dahi içeriğini yalanlamasının bunun bir düzmece olduğunu kanıtladığını ileri sürmektedir. Başvuran Hükümetin hakkında verdiği yakalama gerekçelerinde makul sonuca varmak için olayları değerlendirmede eksiğinin bulunduğunu iddia etmektedir.
AİHM, şüpheliler üzerindeki mantığa dayalı şüphelerin bir yakalama işleminde keyfi olarak hürriyetten yoksun bırakmaya karşı temel bir koruma sağladığını hatırlatmaktadır. Makul olarak sayılabilecek şüphelerin varlığı suçu işlediği varsayılan kişi hakkında önceden varsayılan objektif olaylar ve bilgilerle tamamlanır (Bkz. Campell ve Hartley-Birleşik Krallık kararı, 30 Ağustos 1990).
Kaldı ki, 5 § 1. maddenin c) fıkrası polisin tutuklama esnasında suçlamalar getirecek yeterli kanıtları bir araya getirmesini öngörmemektedir. 5 § 1. maddenin c) bendi uyarınca bir tutukluluk sırasındaki sorgulamanın amacı tutuklamaya dayalı somut şüpheleri teyit ederek veya sonlandırarak ceza soruşturmasını tamamlamaktır. Bir ceza soruşturma sürecinde suçlamalara yol açan olaylar bir mahkumiyeti temize çıkarmak veya suçlamada bulunmak için gerekli düzeyde olmak durumunda değildir (Bkz. Brogan ve diğerleri-Birleşik Krallık kararı, 29 Kasım 1988 ve Murray-Birleşik Krallık kararı, 28 Ekim 1994).
Bu başvuruda, başvuranın suçu işlemekte olduğu belirtilen ve polisler tarafından düzenlenen yakalama tutanağının ardından görgü tanıkları tarafından yalanlanmış ve başvuranın yakalanması koşullarında bu husus Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde geçerli sayılmamıştır.
Bu nedenle, AİHM, başvuranın 1 Mart 1999 tarihinde polis tarafından yakalandığı ve yasadışısilahlı bir örgüt aleyhinde düzenlenen operasyon kapsamında gözaltına alındığı tespitini yapmaktadır. 8 ve 9 Mart 1999da başvuran, aynı operasyonda yakalanan F.A. kod adlı bir kişi ile olan bağlantıları hakkında sırasıyla polisler ve Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıştır. Başvuranın gözaltı süresi iki kez uzatılmış ve 23 Mart 1999 tarihinde Cumhuriyet Savcısı tarafından yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etmek suçundan TCKnın 169. maddesi gereğince kamu davası açılmıştır. Sonuç olarak, mevcut başvurudaki olaylar dikkate alındığında, AİHM başvuranın «suç işlediğine dair» makul gerekçelere dayalı olarak yakalanıp, tutuklandığına kanaat getirmektedir.
AİHSnin 5 § 1. maddesi ihlal edilmemiştir.
3. AİHSnin 5 § 2. maddesi
AİHM, AİHSnin 5 § 2. maddesinde temel bir güvencenin yer aldığını hatırlatır: yakalama durumunda her kişinin yakalanma gerekçelerini bilmeye hakkı vardır. Özgürlüğünden yoksun kılınan herkes özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında «kısa bir süre içinde» karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi hakinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir (Bkz. Campbell ve Hartley kararı).
Bu başvuruda AİHM, başvuranın gözaltı sırasında aynı operasyon kapsamında yakalanan F.A. kod adlı bir kişi ile olan bağlantıları hakkında sırasıyla polisler ve Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulandığı saptamasında bulunmakta, yakalanan bir kimsenin bilgilendirilmesi için özel hiçbir muamelenin bulunmadığını hatırlatmaktadır (Bkz. Dikme-Türkiye kararı, no: 20869/92). AİHM, başvurana gözaltı esnasında yöneltilen sorgulamaların isnat edilen suçlamaların ağırlığına dair yeterince emareleri içerdiği kanısındadır. Öte yandan, dava dosyasında başvuranın yakalanma veya gözaltına alınma sırasında tutulu bulundurma hakkında bilgilendirilmediğine dair hiçbir bilgi yer almamaktadır.
Sonuç olarak, olayların koşulları ışığında AİHSnin 5 § 2. maddesi ihlal edilmemiştir.
4. AİHSnin 5 § 3. maddesi
Hükümet başvuranın gözaltı süresinin ilgili dönemdeki yasaya uygun olduğunu savunmakta, bununla birlikte, başvurana atfedilen yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etme suçlamasında olduğu gibi terör suçlarına karışan pek çok kişi hakkındaki soruşturmanın kendine özgü güçlüklerine, gözaltı süresinin uzunluğuna ve kanıt unsurlarının bir araya getirilmesi zorunluluğuna dikkat çekmektedir.
AİHM, söz konusu gözaltı süresinin başvuranın 1 Mart 1999 tarihinde yakalanması ile başladığını ve tutuklandığı 9 Mart 1999 tarihinde sona erdiğini hatırlatmaktadır. Başvuranın gözaltı süresi sekiz gündür.
AİHM, Brogan ve diğerleri kararında da sözünü ettiği üzere 5 § 3. maddede belirlenen kati sınırların ötesinde, teröre karşı işlenen kolektif suçların cezalandırılması amaçlansa dahi hukuki denetim olmaksızın gözaltı süresinin dört gün altı saat olarak belirlendiğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen karar § 62).
AİHM, başvuranın «yetkili bir hakim önüne» çıkarılmaksızın sekiz gün süreyle tutulu bulundurulmasını kabul edememektedir.
Bu nedenle AİHSnin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Maddi ve manevi tazminat
Başvuran 1.780 Euro maddi ve 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHM, maddi bir zararın oluşunun dava dosyasında yer alan unsurlarda mevcut olmadığını hatırlatmakta, bu talebi yerinde görmemektedir.
AİHM buna karşın, başvuranın uğradığı manevi zararın ulusal mahkemeler tarafından giderilmediğini belirterek, hakkaniyete uygun ve AİHSnin 41. maddesi gereğince adı geçene
3.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran iç hukuktaki mahkemeler önünde ve AİHM nezdinde yapmış olduğu harcamalar için 5.460 Euro talep etmektedir.
AİHM, sunulan deliller ve mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı ışığında yargı giderleri için başvurana 1.250 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Hükümetin ön itirazının 5 § 4. maddenin esasına birleştirilmesine ve başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 5 § 1. maddesinin ihlal edilmediğine;
3. AİHSnin 5 § 2. maddesinin ihlal edilmediğine;
4. AİHSnin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
5. AİHSnin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine ve Hükümetin ön itirazının reddine;
6. a) AİHSnin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin başvurana 3.000 (üç bin) Euro manevi tazminat ve yargı giderleri için 1.250 (bin iki yüz elli) Euro ödemesine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 19 Eylül 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy