(AİHS m. 2, 3, 5, 39, 29)
(Başvuru No:51285/99)
30 Mart 2006
OLAYLAR
Karı koca olan 1928 ve 1951 doğumlu başvuranlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Mersinde ikamet etmektedir. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, Mersin Barosu avukatlarından Naciye Arıkan, Kadir Arıkan ve Mustafa Başaranoğlu tarafından temsil edilmektedir.
A. Davanın Koşulları
Tarafların sunduğu üzere dava koşulları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
24 Aralık 1995 tarihinde, hırsızlık yapmak suçuyla yakalanan bir kişi, başvuranların oğlu olan Çetin Karakoyunnun ismini vermiştir.
8 Ocak 1996 tarihinde, 14 yaşında olan Çetin Karakoyun yakalanmış ve Mersin Karakolunda gözaltına alınmıştır.
9 Ocak 1996 tarihinde, Çetin kafasına isabet eden bir kurşunla ağır şekilde yaralanmıştır. Polisler Çetini hemen hastaneye kaldırmış, Çetin ise hastanede ölmüştür.
Konuyla ilgili olarak sorumlu tutulan polis memuru H.S.T, maktulün yanında silahını temizlediği sırada silahın ateş aldığını ifade etmiştir. Yapılan incelemede kurşunun H.S.T.nin silahından çıktığı tespit edilmiştir.
11 Ocak 1996 tarihinde, Mersin Cumhuriyet Başsavcısı Türk Ceza Kanununun 455 maddesi uyarınca polis memurunu tedbirsizlikle adam öldürmekle itham etmiştir.
Başvuran Mersin Ağır Ceza Mahkemesindeki davaya müdahil taraf olarak katılmıştır. Başvuran sanığın, itirafta bulunması için oğlunun başına silah dayamış olabileceğini iddia etmektedir.
6 Mayıs 1998 tarihinde, esasa bakan hakimler, H:S.T.yi suçlu bulmuş ve koşulları dikkate alarak, olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 30 dolara denk düşen 7.600.000 Türk Lirası para cezasına çaptırmışlardır. Esasa bakan hakimler bu kararı almadan önce, ölümünden bir gün önce Çetinin itirafta bulunduğunu ve bu nedenle H.S.T.nin silah zoruyla Çetini konuşturması için her hangi bir neden bulunmadığını, ayrıca olayın meydana geldiği gün, polis memurunun yıllık izninden yeni döndüğü ve sözkonusu sorguya katılmadığını dikkate almıştır.
7 Nisan 1999 tarihinde, başvuranın temyize gitmesi üzerine, Yargıtay kararı onamıştır.
23 Aralık 1997 tarihinde, belirtilen ceza dava devam etmekteyken, başvuranlar Adana İdari Mahkemesine tam yargı davası açmış, maddi ve manevi zararların karşılanmasını talep etmişlerdir. 27 Aralık 1997 tarihinde, usul hatası nedeniyle bu talepleri reddedilmiştir.
ŞİKAYETLER
AİHSnin 2. maddesine atıfta bulunan başvuranlar, oğullarının yaşam hakkının gözetilmediğini ve bununla birlikte polis memuruna verilen cezanın caydırıcı nitelikte olmadığından bu maddeden doğan zorunlulukların ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Başvuranlar ayrıca, oğullarının ölümünden önce işkence gördüğünü belirterek AİHSnin 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
Başvuranlar bunun yanı sıra, tek başına ya da 14. madde ile birlikte AİHSnin 5. maddesine atıfta bulunmaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
AİHM, Hükümetten izleyen beyanı almıştır:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, başvuranların oğlu olan Çetin Karakoyunnun, polis merkezinde ölmesi üzerine işbu başvurunun yapılmasına yol açan nedenlerden üzüntü duymaktadır.
51285/99 nolu başvuru kaynaklı davanın dostane çözümü amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, İmam Karakoyun ve Hanperi Karakoyuna maddi ve manevi zarar için 27.500 Euro (yirmiyedi bin beş yüz) yapılan masraf ve harcamalar için 2.500 Euro (iki bin beş yüz), toplamda 30.000 Euro (otuz bin) Euro tutarında ödeme yapmayı önerdiğini bildiririm. Bu tutar uygun dönemdeki her türlü vergiden muaf tutulacak ve başvuranlar tarafından belirtilen bir banka hesabına Euro olarak yatırılacaktır. Ödeme AİHSnin 39. madde uyarınca, AİHMnin kararını verdiği tarihten itibaren üç içerisinde yapılacaktır.
Bahsedilen süre zarfında ödeme yapılmadığı takdirde, Hükümet, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz ödemeyi taahhüt eder. Bu tutarın ödenmesi, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir.
Başvuranın avukatı izleyen beyanı sunmuştur:
İmam Karakoyun ve Hanperi Karakoyunnun avukatı sıfatıyla, AİHMde görülmekte olan, 51285/99 nolu başvuru kaynaklı davanın dostane çözümü amacıyla Türkiye Cumhuriyet Hükümetinin ilgili kişilere, toplam 30.000 (otuz bin) Euro tutarını ödemeye hazır olduğunu not ediyorum.
Başvuranlar bu öneriyi kabul etmektedir. Başvuranlar sözkonusu başvuruya yol açan olaylar hususunda Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki diğer tüm taleplerden vazgeçmiştir. Davanın nihai sonuca ulaştığını bildirmektedirler.
AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözümü kaydeder. Bu çözümün Sözleşme ve Eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatinde olup, diğer taraftan, başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek kamu düzenine ilişkin hiçbir gerekçe görmemektedir (AİHSnin in fine 37 § 1 maddesi).
Sonuç olarak, AİHSnin 29 § 3 maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve de davanın zabıtlardan düşürülmesi uygun olacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
Başvurunun zabıtlardan düşürülmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy