(AİHS m. 6, 7)
(Başvuru no:52695/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRASBOURG
20 Eylül 2005
İşbu karar AİHSnin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (52695/99) başvuru nolu davanın nedeni, bu ülke vatandaşı Ali Abbas Öztürkün (başvuran) 28 Eylül 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (Mahkeme) yapmış olduğu başvurudur.
Adli yardımdan yararlanan başvuran, AİHM önünde İzmir Barosu avukatlarından S. Çetinkaya tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 1961 doğumlu olup İzmirde ikamet etmektedir.
13 Mart 1998 gecesi polis tarafından yakalanan başvuranın üzerinde yasadışı Komünist Devrim Harekatı örgütüne ait yayın bulunmuştur. Sabahleyin evi aranan başvuranın adıgeçen yasadışı örgüte üye olduğundan şüphe edilmiştir.
14 Mart 1998 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine (DGM) çıkarılan başvuran hakkında tutuksuz yargılama kararı vermiştir.
27 Nisan 1998 günü Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından İzmir DGM Cumhuriyet Savcılığına gönderilen bilgi notunda, KDH örgütü terörist örgüt olarak nitelendirilmiştir. Bilgi notuna göre örgütün üyeleri herhangi bir terörist faaliyette bulunmamışlarsa da, iktidarın zor yoluyla ele geçirilmesini savunmaktadırlar.
İzmir DGM Cumhuriyet Savcısı başvuranı KDHye yardım ve yataklık yapmakla suçlayarak, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7§2. maddesi uyarınca mahkum edilmesini istemiştir.
Başvuran İzmir DGMde KDHye üye olduğu suçlamasını reddetmiştir.
30 Temmuz 1998 tarihinde İzmir DGM başvuranı suçlu bularak 10 yıl hapis cezası ve 3.000.000.000 TL para cezasına mahkum etmiştir.
Başvuran kararı temyize götürmüştür. Yargıtay 3 Mayıs 1999 tarihli bir kararla ilk derece mahkemesinin verdiği kararı onamıştır.
Hapis cezasının üç ayını çeken başvuranın hapis cezasının kalan kısmı ile para cezası ertelenmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 6§1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin, bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiasında bulunmaktadır.
Başvuran ayrıca, dava dosyasına göre adıgeçen örgüt üyeleri tarafından hiçbir silahlı faaliyette bulunulmadığı halde, terörist olarak nitelendirilen bir örgüte yardım ettiği
gerekçesiyle mahkum edildiğinden, bu mahkeme önündeki yargılamanın adil olmadığını belirtmektedir.
Dolayısıyla başvuran AİHSnin 6§1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, AİHSnin 35§3. maddesine göre şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını saptadığından şikayetleri kabuledilebilir bulmuştur.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında
AİHM daha önce bu davanınkine benzer sorunların dile getirildiği birçok dava incelemiş ve AİHSnin 6§1. maddesinin ihlal edildiğini saptamıştır (Bkz. Özel kararı, §§ 33-34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir-Türkiye no:59659, §§ 35-36, 10 Temmuz 2001).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanununda öngörülen suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvuranın, aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığı kabul edilebilir (Incal -Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, § 72 in fine).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHSnin 6§1. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı sonucuna varmıştır.
2. Ceza Yargılamasının Adilliği Hakkında
Hükümet bir ihlalin varlığına karşı çıkmaktadır.
AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil ve hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.
Başvuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının ihlal edildiği tespiti ışığında, AİHM, mevcut şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998, Derleme 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45).
II. AİHSNİN 7§1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran kendisine verilen para cezasının, sözkonusu suça ilişkin olayların meydana geldiği dönemde yasalarda öngörülen azami sınırı aştığını iddia etmektedir.
Hükümet sunduğu görüşte başvuranın iddialarına karşı çıkmaktadır. Başvuranın mahkum edildiği ve 1988 yılında, yani 3713 sayılı Kanundan önce yürürlüğe giren 3506 sayılı Kanunda, para cezalarının düzenli olarak artırılması öngörülmektedir. Sözkonusu artırım hesabına göre, uygulanan hükümde öngörülen para cezası için tavan 7.200.000.000 TL olup, dava konusu tutarın ötesindedir.
3713 sayılı Kanun metninin, 3506 sayılı Kanun uyarınca hesaplanan tutarlara göre açığa kavuşturulmaması ve mahkumiyet kararında 3506 sayılı Kanuna değinilmemiş olması hoş bir durum olmasa da, olayların meydana geldiği dönemde her iki Kanunun da yürürlükte olduğu gözönüne alındığında AİHM, başvurana verilen para cezası tutarının Kanun ile öngörülen tavanı aşmadığını saptamıştır. Dolayısıyla sözkonusu şikayet, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğundan kabuledilemez bulunmuştur.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran 15.000 Euro tutarında maddi, 15.000 Euro tutarınca manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, AİHSnin ihlal edilmemiş olması halinde Devlet Güvenlik Mahkemesindeki davanın sonucun ne olacağına dair spekülasyon yapılamayacağını belirterek, başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığını karar vermiştir (Bkz, Findlay-Birleşik Krallık kararı, 25 Şubat 1997, Derleme 1997-I, s.284, § 85).
Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM mevcut davada ihlal tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğu kanaatine varmıştır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
AİHMye göre, mevcut davada olduğu gibi, bir vatandaşın AİHSnin gerektirdiği bağımsızlık ve tarafsızlık koşulunu karşılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi halinde, tespit edilen ihlalin telafisi için en uygun yol, ilgili kişinin, kendi talebi üzerine yeniden yargılanmasıdır (bkz., Öcalan-Türkiye, [GC], no: 46221/99, § 210 in fine CEDH 2005, 12 Mayıs 2005).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran ayrıca iç mahkemeler ve AİHM nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için 4.800 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHMnin içtihadına göre, başvuranlar ancak yaptıkları masraf ve harcamaların gerçekliğini, zorunluluğunu ve miktarının makul olduğunu ortaya koyduklarında sözkonusu masraf ve harcamalar geri ödenebilir. Bu durumda AİHM, elindeki unsurları, yukarıda belirtilen kriterleri ve başvurana adli yardım olarak daha önceden yapılan ödemeyi gözönüne alarak, ilgili kişiye tüm masraflarla birlikte 1.400 (bin dörtyüz) Euro ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OY BİRLİYLE;
1. AİHSnin 6§1. maddesi kapsamındaki şikayetlerin kabuledilebilir, başvurunun geri kalanının ise kabuledilemez olduğuna;
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHSnin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6§1. maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın kendisinin manevi zararın adil tazmini için yeterli olduğuna;
5. a) AİHSnin 44§2. maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından başvurana, masraf ve harcamalar için 1.400 (bin dört yüz) ödenmesine;
(b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine; karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3. maddesine uygun olarak 20 Eylül 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy