İkinci Daire
(Başvuru no: 52780/99)
KARAR
(Dostane Çözüm)
STRAZBURG
26 Nisan 2005
Zarakolu/Türkiye Davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
J.-P. COSTA, Başkan,
A.B. BAKA,
R. TÜRMEN,
K. JUNGWIERT,
M. UGREKHELIDZE,
A.MULARONI,
E. FURA-SANDSTRÖM, yargıçlar
ile Bölüm Sekreter Yardımcısı S. NAISMITH'in katılımı ile, 26 Nisan 2005 tarihinde Daire olarak toplanmış,
20 Şubat 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na sunulan yukarıdaki başvuruya ilişkin olarak,
Başvuruyu inceleme yetkisini AİHM'ye veren AİHS'nin 11 No.'lu Protokolü'nün 5 § 2. maddesine ilişkin olarak,
Başvuran ve Hükümet tarafından, sırasıyla 30 Mayıs 2003 ve 16 Mart 2005 tarihlerinde sunulan ve davanın dostane çözümünü kabul eden resmi deklarasyona ilişkin olarak,
Düzenlenen bir oturum sonucunda, aşağıdaki karara varmıştır:
OLAYLAR
Başvuran Ayşenur Zarakolu, bir Türk vatandaşıydı ve İstanbul'da ikamet etmekteydi. AİHM huzurunda, İstanbul barosu avukatlarından Özcan Kılıç tarafından temsil edilmiştir.
25 Nisan 2002 tarihinde AİHM'ye, Ayşenur Zarakolu'nun 28 Ocak 2002'de öldüğü, dul eşi Ragıp Zarakolu'nun işlemlerin devamını talep ettiği ve başvuranın avukatının temsili ile bu işlemlere katılmak istediği bildirilmiştir.
Pratik nedenlerle Ayşenur Zarakolu "başvuran" olarak anılmaya devam edilecektir, ancak artık Ragıp Zarakolu başvuran olarak kabul edilmektedir (bkz. Dalban/Romanya (BD), no. 28114/95, § 1, AİHM 1999-VI, ve aynı zamanda bkz. Ahmet Sadık/Yunanistan, 15 Kasım 1996 tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions 1996-V, s. 1641, § 3).
Başvuran tarafından sunulduğu şekliyle dava olayları aşağıda özetlenmiştir.
Başvuran, İstanbul'daki Belge Uluslararası Yayıncılık yayınevinin sahibiydi.
Başvuran, Şubat 1997'de H. K. Tarafından yazılan Alevi Kimliğini tartışmak Kitap-I adlı bir kitap yayınlamıştır. Toplam 144 sayfalık bu kitap Alevi mezhebinin kökenlerini ve gelişimini incelemektedir.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı, 28 Nisan 1997'de mahkemeye bir başvuruda bulunarak kitabın toplatılması için emir verilmesini talep etmiştir.
Aynı gün, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Anayasa'nın 28. maddesi, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 86. maddesi ve 5680 sayılı Basın Yasası'nın 2 § 1. maddesi uyarınca kitabın toplatılmasını emretmiştir. Mahkeme, bir bütün olarak ele alındığında kitabın, ırk, din, mezhep veya bölge temelinde ayrım yaparak halkı kin ve nefrete teşvik ettiği kararına varmıştır.
5 Mayıs 1997'de Cumhuriyet Savcılığında başvuranın ifadesi alınmıştır. Başvuran, kitabın ırk, din, mezhep veya bölge temelinde ayrım yaparak halkı kin ve nefrete teşvik ettiği suçlamasını reddetmiştir. Kitabın yalnızca Alevi kimliği etrafındaki sorunları incelediğini ifade etmiştir.
Başvuran, 7 Mayıs 1997'de İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne, 28 Nisan 1997 tarihli toplatma kararına ilişkin bir itiraz sunmuştur. Yargıcın, Savcı tarafından toplatma kararı alınması talebinde bulunulduğu gün bu emri verdiğini belirtmiştir. Başvuranın kanısınca yargıcın tüm kitabı bu kadar kısa bir sürede okuması mümkün değildir ve bu nedenle yargıcın "bir bütün olarak ele alındığında kitabın nefrete teşvik ettiği" kararı yasal bir dayanaktan yoksundur. Kitabı yayınlarken ifade özgürlüğü ve kamuyu bilgilendirme haklarını kullandığını öne sürmüştür. Ayrıca, mahkemenin kitabın toplatılmasına ilişkin kararının, AİHS'nin 6., 9. ve 10. maddelerine aykırı olduğunu iddia etmiştir.
9 Mayıs 1997'de İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, oybirliği ile başvuranın itirazını reddetmiş ve kitabın toplatılması kararını onamıştır.
Bu arada, 7 Mayıs 1997'de İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı, mahkemeye, başvuranı Ceza Kanunu'nun 312 § 2. maddesi uyarınca bir suç olan halkı kin ve nefrete teşvik ile suçlayan bir iddianame sunmuştur. Cumhuriyet Savcısı, ayrıca, şikayet konusu kitabın toplatılmasını da talep etmiştir. Cumhuriyet Savcısı, özellikle de başvuranın, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'ni Alevileri katletmekle ve kötülemekle suçlama teşebbüsünde bulunan bir kitap yayınladığını iddia etmiştir.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde, 30 Temmuz 1997 tarihinde yapılan duruşmada başvuran, aleyhindeki suçlamaları reddederek mahkemeden toplatma kararını bozmasını talep etmiştir. Bu talep mahkeme tarafından kabul edilmemiştir.
13 Ekim 1997'de, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 14 Temmuz 1997 tarih ve 4304 sayılı Yasa'nın 1 § 3. maddeleri uyarınca başvuran aleyhindeki cezai işlemleri ertelemiştir. Mahkeme, aynı yasanın 2. maddesi uyarınca, başvuranın bu karardan sonraki üç yıl boyunca editör olarak kasten herhangi bir suç işlememesi halinde, hakkındaki cezai işlemlerin düşmesine karar vermiştir. Başvuranın mahkemeye sunduğu toplatma kararının bozulması talebi reddedilmiştir. Başvuran, mahkemenin davayı ertelemek yerine beraatine karar vermesi gerektiğini iddia ederek temyize gitmiştir.
24 Aralık 1997'de Yargıtay temyiz başvurusunu reddetmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuran, AİHS'nin 9. ve 10. maddelerine dayanarak, kitabın toplatılmasına karar veren ve hakkındaki daha sonraki cezai işlemlerin başlatıldığı İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur.
Başvuran ayrıca AİHS'nin 14. maddesine dayanarak, siyasi görüşleri nedeniyle ayrımcılığa uğradığını iddia etmiştir.
HUKUK
AİHM, 30 Mayıs 2003 başvuranın temsilcisi tarafından imzalanmış olan aşağıdaki beyanını almıştır:
"Başvuranın temsilcisi olarak, Türk Hükümeti'nin, 52780/99 no. ile kayıtlı başvurumun dostane çözüme ulaştırılması amacıyla, tarafıma ex gratia 5.000 euro ödemeye hazır olduğunu dikkate aldım. Maddi-manevi tüm tazminatları ve dava masraflarını kapsayan bu meblağ, tarafımızdan belirlenen bir banka hesabına, ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Euro olarak ödenecektir. Bu meblağ, AİHM'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 37 § 1. maddesi uyarınca verilen kararının tefhim tarihinden sonra üç ay içerisinde, yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olarak ödenecektir. Ödemenin sözkonusu üç ay içerisinde yapılmaması halinde, Hükümet, bu sürenin sonundan ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanacağını taahhüt etmektedir.
Teklifi kabul ediyor ve bu başvurunun olaylarına ilişkin Türkiye aleyhindeki bütün taleplerimden vazgeçiyorum. Bu ödemenin davanın nihai sonucunu oluşturduğunu beyan ediyorum.
Bu deklarasyon Hükümet ile şahsım arasında varılan dostane çözüm temelinde yapılmıştır."
AİHM, 16 Mart 2005 tarihinde Hükümet'ten aşağıdaki beyanını almıştır:
"1. Hükümet, öncelikle, değişikliklerden önceki eski Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin eski biçimine ilişkin davalara ilişkin AİHM rehberliği yardımıyla, Türk hukuku ve uygulamalarının AİHS'nin 10. madde bağlamındaki şartlarına uygun bir hale getirildiğini not eder.
2. Türk Hükümeti'nin 52780/99. no. ile kayıtlı başvurunun dostane çözüme ulaştırılması amacıyla, başvurana ex gratia 5.000 Euro ödemeyi teklif ettiğini tebliğ ediyoruz. Dava masraflarını da kapsayan bu meblağ, yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olacak ve başvuran ve/veya yetkili temsilcisi tarafından belirlenen bir banka hesabına, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Euro olarak ödenecektir. Bu meblağ, AİHM'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 37 § 1. maddesi uyarınca verilen kararının tefhim tarihinden sonra üç ay içerisinde ödenecektir. Ödeme, davanın nihai sonucunu oluşturacaktır. Ödemenin sözkonusu üç ay içerisinde yapılmaması halinde, Hükümet, bu sürenin sonundan ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasını taahhüt etmektedir."
AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözümü not eder. Bu anlaşmanın, AİHS ve AİHS'nin Ek Protokolleri'nde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğuna ve başvurunun incelenmesine devam edilmesinin gerekli olmadığına kanaat getirir. (Sözleşme'nin 37 § 1 Maddesi ve İç Tüzüğün 62 § 3 maddesi). Dolayısıyla dava kayıttan düşürülmelidir.
Yukarıdaki nedenlerden dolayı AİHM oybirliğiyle;
Sözkonusu başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy