(AİHS m. 8, 14, 41, 44)
(Başvuru No: 53760/00)
KARAR
STRASBOURG
10 Şubat 2004
USUL
1- Dava, 9 Ağustos 1998'de bir Birleşik Krallık vatandaşı bay B.B. ("başvuru sahibi") tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme'nin 25. maddesi çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yapılan Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı aleyhindeki bir başvurudan (Başvuru no: 53760/00) kaynaklanmıştır. Dairenin Başkanı başvurucunun isminin açıklanmaması yönündeki istemini kabul etmiştir. (Mahkeme Kuralları'nın 47§3 Kuralı).
2- Birleşik Krallık Hükümeti ("Hükümet"), Vekili tarafından, Yabancılar ve Commomwealth (Büyük Britanya) Bürosu Vekili Bayan Helen Mulvein tarafından temsil edilmiştir.
3- Başvurucu özellikle, farklı yaşlarda eşcinsel ve karşıcinsel (heteroseksüel) ilişkilere rızayı düzenleyen yasaya göre yakalanmasının ve cezalandırılmasının cinsiyet ayrımcılığı oluşturduğunu ve kendisi hakkında verilen kararın 16 yaşındaki oğlan çocuğu aleyhine verilmemesinin yaş ayrımcılığı oluşturduğunu ileri sürmüştür.
4- Başvuru, 1 Kasım 1998'de Sözleşme' ye ek 11 numaralı Protokol yürürlüğe girdiği zaman (11 numaralı Protokol' ün 5§2 Maddesi) Mahkeme"ye iletilmiştir.
5- Başvuru, Mahkeme'nin Dördüncü Bölümü'ne tahsis edilmiştir. (Divan Kuralları 52§1 Kuralı) Dördüncü Bölüm içinde, davaya bakacak olan Daire (Sözleşme'nin 27§1 maddesi), Mahkeme Kuralları'nın 26§1 Kuralı'nda öngörüldüğü gibi oluşturulmuştur.
6- Mahkeme, 1 Kasım 2001'de Bölümleri'nin oluşumunu değiştirmiştir (Kural 25§1). Bu dava, yeni oluşturulan Dördüncü Bölüm'e devredildi (Kural 52§1).
7- Mahkeme, 27 Mayıs 2003 tarihli kararla, yukarıda açıklanan şikayetleri kabul edilebilir bulmuştur ve başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
8- Başvurucu ve Hükümet esas hakkında mütalaa vermişlerdir. (Kural 59§1)
OLAYLAR
1- DAVAYA KONU TEŞKİL EDEN OLAYLAR
9- Başvurucu 1957 yılında doğmuştur ve Londra' da yaşamaktadır.
10- Taraflarca sunulan davaya ilişkin olaylar aşağıda özetlenmiştir. Aşağıda açıklanan olaylar Ocak 1998 ve Şubat 1999 yılları arasında gerçekleşmiştir.
11- Başvurucu, eşcinsel ilişkide bulunduğu genç erkek tarafından saldırıya uğradıktan sonra polise başvurmuş ve on altı yaşında genç bir adamla eşcinsel ilişkide bulunmak 1956 Cinsel Suçlar Kanunu'nun 12(1) Bölümü'ne ve 2. fıkrasına aykırı olduğu için yakalanmıştır. Olaydan sonra başvurucuya kendi rızasıyla tıbbi muayene yapılmış, evi polis tarafından aranmış ve örnekler toplandıktan sonra ertesi gün kefaletle serbest bırakılmış ve resmi olarak itham edilmiştir.
12- Başvurucu, Sulh Mahkemesi önünde dört kez duruşmaya çıkmış ve her seferinde duruşmalara gelmek koşuluyla kefaletle serbest bırakılmıştır Bu süreç esnasında Başvurucu, ona karşı yapılan cezai işlemlerin kendi insan haklarına tecavüz ettiğini belirterek, Sutherland V. Birleşik Krallık davasını (no.25186/94, 1 Temmuz 1997 tarihli Komisyon Raporu, basılmamıştır) örnek olarak göstererek Kraliyet Savcılık Makamı (the Crown Prosecution Service)'na ve Hükümet bürolarına yazmıştır.
13- Başvurucu, sonra aleyhinde takibata neden olan Kraliyet Savcılık Makamı kararının adli incelemesine izin verilmesi için başvurmuştur ama bu başvuru reddedilmiştir. Sonra başvurucunun yinelediği başvurusu Yüksek Mahkeme tarafından reddedilmiştir. Sulh Mahkemesi'nde yapılan duruşmayı takiben Merkez Ceza Mahkemesi'nde yargılanmıştır. Başvurucu, Merkez Ceza Mahkemesi'ndeki savunma vermiş; jüriye bilgi verme duruşmasında bulunmuş, bu nedenle hazırlanması için mehil verilmesini de içeren çeşitli nedenlerle yargılamanın ertelenmesi talebi dahil duruşmaya çıkmıştır.
14- Kraliyet Savcılık Makamı, başvurucuya karşı olan davaya devam edilmeyeceğine karar verilmiş olduğunu ve onun belirli olan tarihte Merkez Ceza Mahkemesi'ne katılması gerektiğini bildirmiştir. Bu tarihte, başvurucu bu mahkeme önünde resmen beraat etmiştir. Yargılama Hakimi başvurucuya masraflara ilişkin bir istemde bulunmak isteyip istemediğini sormuş, kısa görüşmelerin ardından, bu bakımdan herhangi bir istemi olmadığına karar vermiştir, bunun üzerine Kraliyet Savcılık Makamı miktarı hüküm altına almak için yetersiz görmüştür.
2. İLGİLİ İÇ HUKUK
A. İLGİLİ OLAYLARIN OLUŞ ZAMANINDA UYGULANABİLİR HUKUK
15- 1956 Cinsel Suçlar Kanunu'nun ("1956 Kanunu") 12(1) Bölümü' ne göre başka bir kişiyle eşcinsel ilişkiye girmek suçtur. 1956 Kanunu'nun 13. Bölümü gereğince umuma açık veya açık olmayan yerlerde bir erkeğin başka bir erkekle ağır olan ahlaka aykırı fiilleri işlemesi suçtur.
16- 1956 Kanunu'nun 14(1) Bölümü bir insanın bir kadının zorla ırzına geçilmesini suç sayar. 1956 Kanunu'nun 14(2) Bölümü, 16 yaşından küçük bir kızın bu bölümün amaçları bakımından eylemin tecavüz olarak nitelendirilmesini önleyecek rızayı gösteremeyeceğini düzenler.
17- 1967 Cinsel Suçlar Kanunu'nun (1967 Kanunu) 1.Bölümü, inter alia, aşağıda yazılanları sağlar:
"(1) Yazılı veya yazısız bir hüküm bulunmaması halinde...umuma kapalı olarak yapılan eşcinsel eylem, tarafların rızası olması ve yirmi bir yaşına erişmiş olmaları halinde suç olarak kabul edilemez....
(7) Bölüm'ün amaçları bakımından, ancak başka bir erkekle veya ağır olan ahlaka aykırı fiil işleyen veya bir erkekle bu tür bir eylem dolayısıyla komisyon yargısına tabi olan kişi, bu bölümün amaçları bakımından eşcinsel eylem gerçekleştiren muamelesi görecektir.
18- Sonra 1994 Cezai Adalet ve Kamu Düzeni Kanunu ("1994 Kanunu") 1967 Kanunu'ndaki "yirmi bir yaş"ı "on sekiz yaş" olarak değiştirmiştir.
B. 2000 CİNSEL SUÇLAR KANUNU(DEĞİŞİKLİK) (2000 KANUNU)
19- Bu Kanun 8 Ocak 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bölüm 1 der ki: "(1) 1956 Cinsel Suçlar Kanunu'nda -
(a) bölümün parçalarında (1A) ve 12. Bölüm' ün (1C)'si (eşcinsel ilişki) ve
(b) Paragraf 16'nın (a) ve (b) alt paragraflarında (erkekler arasında ahlaka aykırı fiiller vs.) 16. Paragrafın 2. Fıkrası (Cezalar vs.), de yer alan
"on sekiz" kelimesi on altı" kelimesinin yerini almıştır."
HUKUKİ DÜZENLEME
I. Sözleşmenin 8. maddesi ile birlikte 14. maddesinin ihlaline ilişkin iddia
20- Başvurucu, karşıcinsel eylemler için rızanın 16 yaş olduğu ve aynı zamanda 18 yaşın altındaki erkekle eşcinsel eylemde bulunmanın suç sayıldığı mevzuata göre yapılan kovuşturmanın cinsel ayrımcılık olduğu şikayetinde bulunmuştur. Ayrıca, kendisi hakkında yapılmasına karar verilen tahkikatın, kendisiyle teknik olarak aynı eylemden aynı biçimde suçlu olan erkek çocuk hakkında yürütülememesi bakımından da yaş ayrımcılığına uğradığını belirtti.
8. madde aşağıdaki şekildedir:
"1. Herkes, özel yaşamına ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Hukuka uygun müdahaleler ve demokratik toplumun gerekleri, milli güvenlik, kamu güvenliği veya ülkenin ekonomik refahı amacıyla, düzenin bozulması veya suçun önlenmesi için, sağlık veya ahlakın korunması veya diğer bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması dışında bu hakkın kullanılmasında hiçbir kamu otoritesinin müdahalesi olmayacaktır."
14. maddenin ilgili kısmı ise şöyledir:
"Bu sözleşmeyle tanınan hak ve özgürlüklerin kullanılması cinsiyet ve diğer durumlar bakımından herhangi bir ayrımcılığa tabi olmadan kullanılması temin edilecektir."
A-TARAFLARIN İDDİALARI
21- Başvurucu, Kraliyet Savcılık Makamı ve milli mahkemelerin, kendisi hakkında yürütülen soruşturmanın insan haklarını ihlal ettiği ve yürütülen soruşturmanın komisyonun, Sutherland - Birleşik Krallık arasındaki (yukarıda bahsedilen) davadaki yaklaşımına aykırı olduğu konusunda tekrarladığı uyarılarını dikkate almadığı hakkında kapsamlı bir iddiada bulundu. Ayrıca başvurucu, Wilde, Greenhalgh ve Parry ile Birleşik Krallık arasındaki (No. 22382/93, 19 Ocak 1995 tarihli komisyon kararı ve Smith - Grady ile Birleşik Krallık arasındaki (No. 33985/96 ve 33986/96, §58) davalarına dikkat çekti.
22- Hükümet bu başvuruyla ilgili mevcut olaylar ve başvurucunun tabi kılındığı kovuşturma, farklı yaşlarda eşcinsel ve karşıcinsel eylemler için rızayı düzenleyen mevzuatın, sözleşmenin 8. maddesi ile birlikte 14. maddesinin ihlalini oluşturduğunu kabul etti. Hükümet cinsiyete rızayı farklı yaşlara tabi kılan bir düzenlemenin varlığını sürdürmesinin üzüntü verici olduğunu ifade etti. Hükümet eş ve karşıcinsel eylemler için rızanın 2001 yılından beri, eşit kılındığını ve o dönemde cinsel suçlarla ilgili olarak mevzuatta gerekmediği yerde cinsellik bakımından farklı, düzenleme getirilmemesini sağlamak amacıyla kapsamlı bir bakış getirmek için çalıştıklarını hatırlattı. Daha sonra hükümet, başvurucu aleyhine cezai takibat başlatılmasına rağmen Kraliyet Savcılık Makamı'nın başvurucu aleyhine dava açmamaya karar verdiğini ve sonuçta başvurucunun beraat ettiğini belirtti.
B- MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
1. Cinsiyet ayrımcılık yapıldığı iddiası
23- Mahkeme, Sutherland ve Birleşik Krallık arasındaki davada komisyonun, karşıcinsel ilişkiye rıza gösterebilme yaşının 16 olduğu sırada her iki tarafın da razı olması ve 18 yaşını doldurması hallerinde erkek eşcinselliği eylemlerini cezai anlamda suç sayan yasaların varlığının Sözleşme'nin 8. madde ile birlikte 14. maddesini ihlal ettiği fikrinde olduğunu hatırlattı (Sutherland- Birleşik Krallık, (mahkeme zaptına geçmemiş) (GC), no.25186/94, 27 Mart 2001 ve Komisyonun 1 Temmuz 1997 tarihli basılmamış raporu). Daha sonra mahkeme bir davada, karşıcinsel ya da lezbiyen ilişkilere dair bu tür bir suç tipi bulunmazken 14- 18 yaş arasındaki erkeklerle eşcinsel ilişkileri cezalandıran yasaya dayanarak bireylerin cezalandırılmasını 8. madde ile birlikte 14. maddenin ihlali niteliğinde bulduğunu belirtmiştir. (S.L. - Avusturya, no. 45330/99, 9 Ocak 2003 ve I. Ve V.- Avusturya, no. 39392/98 ve 38829/98, 9 Ocak 2003)
24- Mahkeme, başvurucunun, iç hukuk değiştirilmeden önceki karşıcinsel ilişkiye rıza gösterebilme yaşının 16 olduğu ve 18 yaşın altındaki erkek eşcinselliğinin cezai yaptırıma bağlandığı mevzuata göre aleyhine dava açılmış bulunduğuna dikkat çekti. Ardından, mahkeme, bu davada yargılamaya devam olunmayarak takibatın durduğunu ve sonuçta başvurucunun beraat ettiğini belirtmiştir. Hükümetin aşağıda 22. paragrafta özetlenmiş kabul beyanına da ayrıca dikkat çekilmiştir. Ayrıca, mahkeme işbu davadaki başvurucunun iddialarının incelenmesi gereken olaylar olduğunu da göz önünde bulundurmuştur (S.B.C.-Birleşik Krallık, no.39360/98, §§ 19 ve 20, 19 Haziran 2001, rapor edilmemiş).
25- Mahkeme bu davada yukarıda bahsettiğimiz S.L- Avusturya ve V.-Avusturya davalarından farklı bir sonuca varmak için bir neden bulamadı. Bu nedenle mahkeme, ilgili zamandaki uygulanabilir yasaya göre dava açılmasını Sözleşme'nin 8. maddesiyle beraber 14. maddesinin ihlalinin varlığı sonucuna vardı.
2. Yaş Bakımından ayrımcılık iddiası
26- Cinsiyet ayrımcılığı bakımından sözleşme'nin 8. maddesiyle beraber 14. maddesinin ihlali bulgusu ışığında mahkeme başvurucunun ayrıca yaş bakımından ayrımcılık iddiasını değerlendirmeyi gerekli bulmadı.
SÖZLEŞME'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANIŞI
27- 41. madde şöyle der:
"Mahkeme, sözleşme ya da ona bağlı Protokollerin ihlal edildiğini tespit ederse ve yüksek sözleşmeci tarafın iç hukuku bunu ancak kısmen giderme olanağı veriyorsa, gerekli bulduğu takdirde zarar gören tarafa adil bir karşılık hükmedebilir."
Zarar
28- Başvurucu hakkaniyete uygun adil bir karşılık için ayrıntılı bir öneri yaptı. Başvurucu, açılan dava nedeniyle mahrum kaldığı 2400 Sterlinlik zararını talep etti; serbest kahya olarak çalıştığını, fakat polis merkezlerinde bulunmak, mahkeme huzuruna çıkmak gibi faaliyetlerden dolayı 24 saat çalışamadığını ve mahkeme günlerinden bir gün önce ve duruşma akşamı ilgisi dağıldığından çalışamadığını belirtti. Başvurucu, eğer çalışabilseydi bir günde 100 Sterlin kazanabileceğini iddia etti.
29- Başvurucu ayrıca parasal olmayan zararları için 31.000 EURO tazminat talep etti. Bu talep, eşcinsel oldukları için atılan askeri personelin açtığı davada kazanılan en yüksek rakamlı hüküm olan 30.300 Euro (artı enflasyonduk bedele dayanıyordu. (Her başvurucu için 19.000'er Sterlin tazminata hükmolunan Smith ve Grady- Birleşik Krallık, no. 33985/96 ve 33986/96, 25 Temmuz 2000, ECHR 2000-IX ve Lustig-Prean ve Beckett, no. 31417/96 ve 32377/96, 25 Temmuz 2000; ve her başvurucu için 30.300 Euro'ya hükmolunan Perkins ve R.- Birleşik Krallık, no. 43208/98 ve 44875/98, 22 Ekim 2002, ve Beck, Copp ve Bazely - Birleşik Krallık, no. 48535/99, 48536/99 ve 48537/99, 22 Ekim 2002)
30- Başvurucu, yargılanma sürecinde uğradığı hakaret ve yaşadığı gerginlik, hapse atılmaktan duyduğu korku ve kendisi aleyhine yapılan medya yayınları sonucu namına gelen zarar dahil olmak üzere uğradığı psikolojik bağlamlı zararın da tazminini talep etti. Başvurucu, başvurucularının mahkum olmuş bulunduğu L. ve V. İle Avusturya arasında davanın (no. 39392/98 ve 38829/98, 9 Ocak 2003) kendi davasından daha önemli bir dava olmadığını, kendi yargılanmasının mahkumiyetle sonuçlanmamasının tek nedeninin suçluluğunun kabul etmesi gerektiği konusundaki tavsiyeleri önemsememesi ve davacıdan şikayetini geri almasını talep etmesi olduğunu iddia etti. Bu nedenle 15.000 Euro tazminata hükmedilen davadaki başvurucudan daha az maddi zararı söz konusu değildi ve daha az tazminat almamalıydı. Ayrıca başvurucu, S.L ile Avusturya arasında geçen davada başvurucu yargılanmamış olmasına rağmen sadece benzer bir ayrımcı yasanın yarlığı nedeniyle 5000 Euro tazminata hükmedilmiş olduğunu belirtti. Daha sonra başvurucu, A.D.T. ile Birleşik Krallık arasında görülmüş ve başvurucunun erkekler arasındaki ahlaksız davranıştan mahkum olarak şartlı tahliyeyle salıverilmesi üzerine açtığı davada 8. maddenin ihlali nedeniyle 10.000 Sterlin tazminata hükmedildiğine de dikkat çekti. Başvurucu ayrıca Türkiye ile Aydın V. ve Fransa ile B. Arasındaki örnek davaları da zikretti. (Aydın V.-Türkiye, 25 Eylül 1997, Yargılama ve Kararlar Bülteni 1997-VI, s. 50; B.Fransa, 25 Mart 1992, A Serisi, No.232-C)
31- Son olarak başvurucu, maddi veya maddi olmayan kaybı karşılanırken ağırlaşan veya cezai zararları için %50 arttırma talep etti. Ayrıca, mahkemeden bazı edimsel kararlar almasını talep etti. Bunlar arasında mahkemenin, hükümetin kendisinden özür dilemesi, bütün eşcinsellere tazminat teklif etmesi, iç hukukun İnsan Haklan Sözleşmesine uyumunun arttırılmasına hükmetmesi yer alıyordu.
32- Hükümet, mahkemenin maddi zarar için karar veremeyeceğini, çünkü başvurucunun eğer dava konusu durum söz konusu olmasaydı iş bulabileceği ya da bahsettiği ücreti kazanacağına dair bir delil sunmamıştı. Maddi olmayan zarar bakımından ise hükümet, başvurucunun kendisine karşı açılan cezai takibata devam edilmediğini ve başvurucunun mahkum edilmediği ya da aleyhine bir karar verilmediğini vurguladı. Hükümet, Sözleşme'nin ihlali bulgusunun yeterli adil tazmin teşkil edeceğini belirtti. Eğer mahkeme maddi olmayan zarar bakımından bir tazminata karar verme eğiliminde ise de hükümete göre bu miktar 2000 Sterlinden çok olmamalıydı. Hükümet, başvurucunun başvurusunda zikrettiği davaların kendisininkinden çok daha önemli davalar olduğuna dikkat çekti. Aşağıda belirtilen L.V. ile Avusturya ve A.D.T. ile Birleşik Krallık arasındaki davalarda başvurucular cezai takibata tabi kılınmış ve aleyhlerine karar verilerek mahkum olmuşlardır. S.L ile Avusturya arasındaki davada da başvurucunun cinsel gelişimine engel olunmuş, ergenlik dönemini baskı ve utanma duyguları içinde geçirmiştir. Hükümete göre, bu davayı ordudan atılanların davasıyla karşılaştırmak ise yersizdi: Bu davalarda başvurucular iyi durumda oldukları, daha sonra terfi edecekleri ve iş anlamında dikkate değer bir tatmin elde edebilecekleri kariyerlerinden yoksun bırakılmışlardı. Başvurucunun zikrettiği diğer kalan davalar ise olayla esas bakımından tamamen farklı davalardı, bunlardan Aydın - Türkiye davası polis gözetimindeki başvurucuya resmi görevli tarafından tecavüz edilmesi davasıydı. Hükümet daha sonra mahkemenin, taraf devletlere başvurucunun talep ettiği türde direktif veya tavsiye biçiminde edimsel kararlar verme yetkisi olmadığını arz etmiş ve bu nedenle başvurucunun bu talebinin yerine getirilmemesi gerektiğini belirtmiştir.
33- Başvurucunun maddi kaybı bakımından mahkeme, kendi içtihatlarına göre Sözleşmenin ihlali ile başvurucunun iddia ettiği zarar arasında güçlü nedensellik bağı olması gerektiğine dikkat çekmiştir (mesela Barberâ, Messegue ve Jabardo- İspanya, 13 Haziran 1994 (50. madde), A serisi, 285-C§§ 16-20). Mahkeme, başvurucunun serbest meslek biçiminde çalıştığını ve herhangi bir iş teklifi alıp da reddettiğini, böyle bir iş bulma olasılığını ya da bahsettiği miktarda para kazanıp kazanamayacağını ispatlayacak kanıtlar sunmadığını belirtmiştir. Bu koşullarda, maddi zarar bağlamında bir karar verilmeyecektir.
34- Başvurucunun manevi zararına ilişkin taleplerine dönersek, mahkeme ilk olarak ilgili birkaç davada, yürürlükteki mevzuat bakımından kendi rızasıyla homoseksüel ilişkide bulunan yetişkinlerin cezalandırıldığını tetkik eder, kendi içinde ihlali barındıran herhangi bir manevi zarar hissedilmesinin tazminat için yeterli olduğunu göz önüne alır. Bkz. İngiltere'ye karşı Dudgeon davası (tazminat) 24 Şubat 1983, A-serisi no. 59,pp.7-8, § 14; Norris v. İrlanda 26 Ekim 1988, A serisi no.142, pp.21-22, § 50; ve Modinos v. Kıbrıs 22 Nisan 1993 A serisi no 259, p.12 § 30.). Bunun yanında mahkeme şunu hatırlatır ki daha yakın zamanlı bir dava olan S.L. Avusturya davasında mahkeme 5000 Euro'ya hükmetmiştir, ki bu davada ayrımcılık kanununun varlığı başvurucuyu 18 yaşın altındaki erkeklerle cinsel ilişkiye girmekten men etmiştir. Manevi zarara ilişkin tazminat kararlan aynı zamanda ayrımcılık kanunlarının başvuru sahibinin kovuşturulmasıyla sonuçlanan davalarında da verilmiştir, fakat mahkeme hatırlatır ki başvurucu tarafından sunulan ve mahkemenin 15.000 Euro ve 10.000 Sterlin tazminat kararı aldığı iki davada sadece kovuşturma değil aynı zamanda başvuru sahiplerinin mahkumiyeti ve mahkemenin yükümlendirici kararları da bulunmaktadır, bir önceki davada hapis cezasının ertelenmesi ve sözü edilen davada şartlı tahliye, başvuru sahiplerinin kişisel yaşamlarının ayrıntılarının halka açık edilmesini takip eden bir duruşma dolayısıyla olmuştur (sırasıyla yukarıda bahsedilmiş olan L ve V v Avusturya ve A.D.T v İngiltere.). Mahkeme aynı zamanda hatırlatır ki homoseksüelliği yüzünden işten çıkarılan askeri personelle ilgili olan davalarda sürdürülen soruşturmalar son derece sorumsuzca yapılmış olup işten çıkarma başvuru sahiplerinin kariyerleri ve yaşamları üzerinde çok derin etkilere sebep olmuştur ve idare çok kesin ve genel bir niteliğe sahiptir öyle ki başvuru sahipleri kendilerinin davranış veya hizmet geçmişlerinden bağımsız olarak tabii kişilikleriyle ilişkilendirilerek işten çıkarılmışlardır. (yukarıda sunulmuş olan Smith ve Greddy v İngiltere (tazminat), Lustig-Prean ve Beckett (tazminat), Perkins ve R. v İngiltere ve Beck, Copp ve Bazely v İngiltere). Son olarak mahkeme Aydın v Türkiye ve B. V Fransa davalarının esaslarının ve davalarda belirlenen kanun ihlallerinin herhangi bir gerçek ilişki kurmayı engelleyecek düzeyde farklılıklara sahip olduğunu düşünmektedir.
35- Mahkeme işbu davada başvurucunun konuyla ilgili mevzuat altında kovuşturulmasını sözleşmeye aykırı bulduğunu belirtir. Ayrıca başvurucu duruşmaya çağrıldı. CPS daha sonra duruşmadan önce davayı bırakması ve başvurucunun bütün suçlamalardan aklanması dolayısıyla, mahkeme kovuşturmanın başvurucunun kaygılanmasına ve acı çekmesine neden olduğunu kabul eder. Hakkaniyete uygun bir temelde zarar saptaması yapılınca mahkeme, başvurucuya dava tarihinden itibaren İngiliz sterlinine çevrilerek 7000 Euro verir.
36- Mahkeme, ağırlaştırıcı ve kötüleştirici zararlara hükmedemeyeceğini hatırlatır. (Örneğin, Cable ve diğerleri-İngiltere (GC) nos.24436/94 ete. §.30, 18 Şubat 1999, rapor edilmemiş)
37- Mahkeme ayrıca 31. paragrafta başvurucu tarafından yapılan taleplerin yapılamayacağını hatırlatır.(Örneğin Papamichalopoulos ve diğerleri v. Yunanistan.(Başlık 50) 31 Ekim 1995 tarihli dava, A serisi No 330-B§34, Akdiver ve diğerleri-Türkiye (50. Başlık) 1 Nisan 1998 tarihli dava, Rapor 1998-11, §.125 ve Finicane ve İngiltere, No 29178/95, §88-90, 1 Temmuz 2003).
B. Masraf ve ücretler
38- Başvuruca yasal masraflar için 10.000 Euro talep etti. İç cezai ve hukuki dava maddelerine ilişkin 5000 Euro ve sözleşme işlemlerine ilişkin 5000 Euro. Başvurucu ayrıca muhtelif masrafları içeren 800 Sterlin talep etti. Cezai işlemler hakkında avukatlara danışma için 200 Sterlin, hukuki yeniden inceleme dilekçesine ödenen ücret için 70 Sterlin, kopyalar ve iç İşlemlere ilişkin diğer belgeler için 247.67 Sterlin, fotokopi için 100 Sterlin, telefon faks ve internet masrafları için 100 Sterlin, posta için 20 Sterlin ve hukuk kütüphanesine bisikletle gidişler için 50 Sterlin talep etti. Başvurucu ayrıca ağırlaşan veya cezaî zararlar için 50% arttırma talep etti.
39- Hükümet, başvurucunun ne dilekçesi için harcadığı zamana ilişkin masrafları ne de bisiklet gezilerine ilişkin masrafları talep etme hakkına sahip olduğunu, bunların maruz kaldığı gerçek ve gerekli masraflar olmadığını ileri sürdü. Geri kalan kalemler hakkında hükümet başvurucunun taleplerini dayandıracağı hiçbir delil üretemediğini ve iç cezai işlemlerin masrafları için talebinden vazgeçtiğini, dolayısıyla mahkemenin 400-500 Sterlinden fazlasına karar vermemesi gerektiğini iddia etti.
40- Mahkeme yasal masraf ve harcamaların tazmin edilebilmesi için bunların gerçekten ve gerekli olarak yapıldığının miktarlarının makul olması gerektiğini hatırlatır.
Başvurucu tarafından yapılan işlemler kendi davasını temsil etmesi dolayısıyla, iç işlemleri ve sözleşme işlemlerini hazırlamak için harcadığı zamana ilişkin tazmin talebi göz önüne alınamaz. (Brincot-İtalya, 26 Kasım 1992, A serisi No. 249-A, §29). İç işlemler hakkında mahkeme başvurucunun aşağıdaki alacak masrafları için bir talep yapmaya davet edildiğini fakat başvurucunun bunu talep etmemeye karar verdiğini hatırlattı. Bu koşullar altında mahkeme belirtilen masraflar için bir ödeme yapmayı uygun bulmaz. Bununla birlikte, başvurucunun bu mahkemeden önce kendi davası için elde ettiği belgelerin masraflarına ve diğer muhtelif masraflara; fotokopi, faks ve posta masrafları dahil; maruz kaldığı açıktır. Tüm bu koşullar göz önüne alındığında mahkeme başvurucunun masraf ve ücretleri bakımından dava tarihinden itibaren İngiliz sterlinine dönüştürülmek üzere 600 Euro'ya hükmeder.
C. Temerrüt Faizi
41- Mahkeme temerrüt faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın en düşük faizli kredisine %3 eklenerek hesaplanmasını uygun bulur.
BU SEBEPLERLE MAHKEME,
1. Sözleşmenin 8. maddesiyle bağlantılı olarak 14. maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verir.
2. a) Sözleşmenin 44-2. maddesine göre yargılamanın bitiminden itibaren 3 ay içerisinde davalı devletin, 7000 Euro manevi zarar ve Euro masraf ve ücretler için başvurucuya ödenmesine, bu miktarların dava tarihinden itibaren İngiliz Sterlinine dönüştürülmesine oybirliğiyle karar verir.
b) Yukarıda belirtilen 3 aylık sürenin bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar yukarıdaki miktarlar için temerrüt dönemi boyunca Avrupa Merkez Bankasının en düşük faizli kredi oranına 3% eklenerek basit faiz ödenmesine karar verir.
3. Başvurucunun geri kalan haklı giderim isteminin reddine oybirliğiyle karar verir.
İngilizce yazılmıştır ve mahkeme tüzüğünün 77/2-3. Maddesine uygun olarak 10 Şubat 2004'te yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy