(AİHS m. 3, 6)
(Başvuru No:55373/00)
Strazburg
11 NİSAN 2006
OLAYLAR
Başvuran 1971 doğumludur.
Başvuran, 2 Haziran 1995 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından gözaltına alınmıştır. Başvuran PKKya mensup olmakla itham edilmiştir.
İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı, 10 Temmuz 1995 tarihinde başvuranı ve diğer yirmi üç sanığı Türk Ceza Kanununun (TCK) 125. maddesinin öngördüğü ülkenin toprak bütünlüğünü bozmayı amaçlayan yasadışı örgüte mensup olma suçu ile itham etmiştir.
DGM, 22 Temmuz 1997 tarihinde başvuranı üzerine atılı fiillerden suçlu bulmuş ve idam cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay 7 Temmuz 1998 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını usul hatası gerekçesiyle bozmuştur.
DGM 3 Aralık 1998 tarihinde daha önce verdiği kararı yinelemiştir.
Yargıtay 18 Ekim 1999 tarihinde verilen bu kararı onamıştır.
Türkiyede idam cezasının kaldırılmasının ardından başvuranın cezası ömür boyu ağır hapis cezasına çevrilmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 6§1 VE 3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden DGMnin, bir yandan bünyesinde askeri hakim bulundurması, diğer yandan gözaltındayken hazırlık soruşturması sırasında avukatın bulunmaması nedeniyle kendisine adil yargılanmayı sağlayacak tarafsız ve bağımsız bir mahkeme oluşturmadığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHSnin 6§1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. DGMnin tarafsız ve bağımsız olması hakkında
AİHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiş ve AİHSnin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. sözüedilen Özel, §§33-34 ve 6 Şubat 2003 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin, sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, milli güvenliğe ilişkin suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında askeri hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGMnin bu türden davalara ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1573, §72 in fine).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada DGMnin, 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
B. Cezai Yargılama Usulünün Hakkaniyeti Hakkında
AİHM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya konulan bir mahkemenin, her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmıştır.
AİHM, başvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının ihlal edilmesi sonucu gözönünde bulundurulursa, AİHSnin 6. maddesine göre yapılan diğer şikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII, §§ 44-45).
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran, 50.000 Euro tutarında manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.
Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.
AİHM, dava koşullarında ihlal tespitinin kendi başına yeterli adil tazmin oluşturduğuna kanaat getirmektedir (Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII, s. 3074, § 49).
AİHMye göre, bir kimse bu davada olduğu gibi AİHSnin gerekli kıldığı tarafsızlık ve bağımsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edildiğinde, sözkonusu kişinin isteği üzerine yeni bir davanın ya da yargılamanın yeniden başlatılması, tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için ilke olarak en uygun yolu teşkil etmektedir (Bkz. Öcalan-Türkiye, no: 46221/99, § 210 in fine, AİHM 2005-).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran, AİHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 3.000 Euro istemektedir. Başvuran hiçbir kanıt sunmamaktadır.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, elinde bulunan unsurları ve konuya ilişkin içtihadını gözönünde bulundurarak, yapılan bütün masraflar için 1.000 Eurodan adli yardım adı altında Avrupa Konseyinden alınan 685 Euro düşürülerek kalan miktarın başvurana ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME OYBİRLİĞİYLE;
1. İzmir DGMnin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHSnin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
2. AİHSnin 6. maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
3. a) Bu kararın, AİHSnin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTLye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin, yargılama giderleri için, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, 1.000 Eurodan adli yardım adı altında alınan 685 Euro düşürülerek kalan miktarın başvurana ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
4. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 11 Nisan 2006 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy