( Başvuru no: 56002/00 VE 7059/02 )
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
11 Ekim 2005
İşbu karar AİHS'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (56002/00 ve 7059/02) başvuru no'lu davaların nedeni, bu ülke vatandaşları Yaşar Bazancir, Nevzat Bazancir, Ali Haydar Bazancir, Serdal Bazancir, Yılmaz Budancamanak ve Abdullah Bozkurt'un (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 31 Ocak ve 15 Şubat 2002 tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar AİHM önünde, Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Çınar tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla, 1981, 1978, 1980, 1976, 1977 ve 1980 doğumludur.
Başvuranlar, 4 - 5 Ağustos 1999 tarihlerinde, yasadışı terör örgütü PKK mensubu olmak ve bu örgüte yardım ve yataklık etmek suçları nedeniyle Bingöl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi Ekipleri tarafından yakalanmışlardır.
Bingöl Cumhuriyet Başsavcısı, başvuranların dört gün süreyle gözaltında tutulmalarına karar vermiştir.
7 Ağustos 1999 tarihinde, Bingöl Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi, Cumhuriyet Başsavcısı'nın başvurusu üzerine, 8 Ağustos 1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, ikinci, üçüncü, dördüncü ve altıncı başvuranın gözaltı sürelerini uzatma kararı almıştır.
9 Ağustos 1999 tarihinde, Bingöl Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi, Cumhuriyet Başsavcısı'nın başvurusu üzerine, birinci ve beşinci başvuranın da gözaltı sürelerini üç gün uzatmıştır.
11 Ağustos 1999 tarihinde, başvuranlar Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dinlenmiştir. Aynı gün, başvuranlar hakim karşısına çıkarılmıştır. Hakim başvuranların tutuklu yargılanmalarına karar vermiştir.
27 Ağustos 1999 tarihli iddianamesi ile Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı TCK'nın 168 § 2. ve 169. maddelerine ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesine istinaden birinci ve ikinci başvuranı PKK mensubu olma, diğer başvuranlar hakkında bu örgüte yardım ve yataklık etme suçlarından ceza davası açmıştır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi, 22 Mart 1999 tarihli kararı ile, üçüncü, dördüncü ve altıncı başvuranı delil yetersizliğinden serbest bırakmıştır. Diğer başvuranları suçlu bularak, birinci ve ikinci başvuranı on iki yıl altı ay, beşinci başvuranı ise üç yıl hapis cezasına çarptırmıştır.
15 Ağustos 2001 tarihinde, Yargıtay bu kararı onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 5§§3 VE 4 MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, AİHS'nin 5§§3 ve 4. maddelerinin ihlal edilmesinden şikayetçi olmaktadırlar.
Başvuranlar, CMUK'un 128§4 maddesine dayanarak başvuruda bulunmadıklarından dolayı, Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır.
AİHM, 24 Haziran 2004 tarihli kabuledilebilirlik kararında, Hükümet'in bu itirazının AİHS'nin 5§4 maddesine ilişkin olarak yapılan şikayetle ortaya konan sorularla yakından bağlı olan soruları gündeme getirdiği kanaatinde olup, esasa bağlamıştır. AİHM, bu itirazı başvuranlar tarafından AİHS'nin 5§4 maddesine ilişkin olarak yapılan şikayet çerçevesinde inceleyecektir.
A. AİHS'nin 5 § 3 maddesine dayanan şikayet
Başvuranlar, kısa zaman içinde hakim karşısına çıkarılmadıklarından şikayetçi olmaktadırlar.
Hükümet, başvuranlara uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan yasalara uygun olduğunu ve işlenen suçun niteliğinin bu sürenin uzatılmasını zorunlu kıldığını belirtmektedir. Hükümet ayrıca, 3 Ekim 2001 tarihli Anayasa değişikliği ile gözaltı süresini dört gün olarak belirlemiştir.
Esasında, ikinci, üçüncü, dördüncü ve altıncı başvuranın gözaltı süresi 4 Ağustos 1999 tarihinde, birinci ve beşinci başvuranların 5 Ağustos 1999 tarihinde başlamış ve 11 Ağustos 1999 tarihinde sona ermiştir. O halde ikinci, üçüncü, dördüncü ve son başvuranın gözaltı süresi yedi gün, diğer başvuranların ise altı gün sürmüştür.
AİHM Brogan ve diğerleri-Birleşik Krallık (29 Kasım 1988, A serisi no: 145-B, s. 33, § 62) davasında, yargı denetiminden yoksun dört gün altı saatlik gözaltı süresinin, toplumun bütününü terörizmden korumayı amaç edinse bile, AİHS'nin 5§3. maddesinde belirlenen zaman sınırlarını aştığı yönünde hüküm getirdiğini hatırlatır.
Dolayısıyla AİHM başvuranların hakim önüne çıkarılmadan önce, altı ila yedi gün boyunca gözaltında tutulmalarının gerekli olduğunun kabul edilemeyeceğine kanaat getirmiştir.
Sonuç olarak, AİHS'nin 5 § 3 maddesi ihlal edilmiştir.
B. AİHS'nin 5 § 4 maddesine dayanan şikayet
Başvuranlar, gözaltı sürelerine itiraz edebilecekleri etkili bir başvuru yolunun bulunmadığından şikayet etmektedirler.
Hükümet başvuranların CMUK'un 128§4. maddesinde öngörülen başvuru yolunu kullanmadıklarını belirtmektedir. Sözkonusu maddede, Savcılık tarafından gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin her türlü karara karşı itiraz başvurusu yapılabilmesi öngörülmektedir. Ayrıca 6 Mart 1997 tarihinden itibaren bu düzenlemenin Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ndeki yargılamaya uygulanabileceğini eklemektedir.
AİHM daha önceden benzer bir itirazı Öcalan-Türkiye kararında ((GC), no: 46221/99, 12 Mayıs 2005) reddetmiş olduğunu hatırlatır. AİMH bu kararında, CMUK'un 128§4. maddesi gereğince ulusal yargıç tarafından gözaltının yasallığı konusunda yapılan incelemenin, AİHS'nin 5§4. maddesinin gerektirdiklerine uygun olmadığına hükmetmiştir.
AİHM mevcut davada, bu kararından ayrılmasını gerektirecek hiçbir neden bulamamıştır. AİHM, kabuledilebilirlik aşamasında, Hükümet, AİHS'nın 5§4 maddesi uyarınca, CMUK'un 128§4 maddesinde öngörülen başvurunun etkili olup olmadığı hakkında ek görüş sunmaya ve bu alanda adli karar örnekleri sunmaya davet edilmiştir. İncelemelerden sonra, AİHM Öcalan kararında ulaştığı tespitlerin benzerlerine ulaşmıştır. Bir yandan, kararlarının hiçbirinde, ulusal yargıç, yasal sürenin sona erdiğini ya da gözaltı süresinin devamını öngören Savcılık emrinin bulunmadığını tespit ettikten sonra bile, ilgililerin serbest bırakılması kararını vermemiş; ilgilileri yalnızca tutuklama kararı veren hakime sevk etmekle yetinmiştir. Diğer yandan, Hükümet tarafından dile getirilen adli kararların alındığı davaların hiçbirinde, gözaltında bulunan sanık hakim karşısına çıkmamıştır. Hakim, ilgili avukat tarafından yapılan başvuru sonrasında, denetimini yalnızca dosya üzerinden yapmıştır.
Ayrıca başvuranlar hakkında yapılan suçlamalar belli ölçüde ağır suçlamalar niteliği taşımaktadır ve gözaltı süresi de ulusal yasalara uygundur. Bu koşullarda AİHM, bu hususta hakim önünde yapılacak bir itirazın, serbest bırakılmayla sonuçlanmaktan uzak olduğu kanaatine varmıştır (Bkz., Öcalan kararı, § 70).
Dolayısıyla AİHM Hükümet'in itirazını reddetmiş ve AİHS'nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHS'nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.
Avukatlarına gönderilen 28 Haziran 2004 tarihli iadeli taahhütlü mektupta, AİHM'nin iç tüzüğünün 60.maddesine dikkat çekilmesine rağmen, başvuranlar hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamışlardır.
Bu nedenle, AİHM, tazminat adı altında herhangi bir ücret ödenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Hükümet'in itirazının reddedilmesine;
2. AİHS'nin 5§3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 5§4. maddesinin ihlal edildiğine;
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına uygun olarak 11 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy