(Başvuru no: 57225/00)
Kararın Özet Çevirisi
STRAZBURG
21 Şubat 2006
İşbu karar Sözleşme 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (57225/00) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Abdullah Levent Tüzel'in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 20 Mart 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 1961 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir ve EMEP'in (Emeğin Partisi) genel başkanıdır.
EMEP'in Merkez Yürütme Kurulu seçim bölgelerinin tamamında üzerinde ("Baskılar son bulsun"- "OHAL kaldırılsın") sloganları yazılı pankartların dağıtılması kararını almıştır.
Parti'nin Seçim Yerel Bürosu Başkanı, 24 Kasım 1999 tarihinde Olağanüstü Hal Bölgesinde bulunan Diyarbakır Valiliği'ne başvurarak gerekli izin talebinde bulunmuştur.
25 Kasım 1999 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü sözü edilen afişlerin dağıtımını yasaklayan Valilik Kararını ve yürürlükte bulunan 2935 sayılı Kanun'un İle) maddesine dayalı olarak söz konusu afişlerin dağıtımını yasaklayan kararı tebliğ etmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 10. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, Olağanüstü Hal bölgesinde partisinin afişlerinin dağıtımının yasaklanmasının AİHS'nin 10. ve 11. maddelerinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedir.
AİHM, bu şikâyetlerin AİHS'nin 10. maddesi uyarınca incelenmesinin yerinde olacağı kanısındadır.
Hükümet, başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin 10. maddenin ikinci paragrafı çerçevesinde öngörüldüğünü savunmaktadır.
AİHM'nin yerleşik içtihadını hatırlatan Hükümet, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin gerekliliği ışığında ulusal yargının kendilerine tanınan takdir yetkisini kullandığını gözlemlemekte, özellikle Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesi'ndeki durumu vurgulayarak, söz konusu kısıtlamanın "sosyal bir ihtiyacı" karşıladığını ve "meşru amaçlara yönelik" olduğunu savunmaktadır. Hükümet son olarak, Olağanüstü Hal bölgesi kapsamında bulunmayan bölgelerde afiş dağıtımının yasaklanmadığını belirtmektedir.
Başvuran, Hükümetin savlarına karşı çıkmakta ve Olağanüstü Hal bölgesinde EMEP'in afişlerinin dağıtımının yasaklanmasının ifade özgürlüğüne haksız bir müdahaleyi oluşturduğunu ileri sürmektedir.
AİHM, söz konusu yasaklama kararının başvuranın AİHS'nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını not etmektedir. Yapılan müdahalenin AİHS'nin 10 § 2. maddesi uyarınca kanun tarafından öngörüldüğüne, toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı izlediğine itiraz edilmemektedir (Bkz. Çetin ve diğerleri). Bu husus dikkate alınmakta, bununla birlikte müdahalenin "demokratik bir toplum için zorunluluk" oluşturup oluşturmadığının incelenmesi gerekmektedir.
AİHM, daha önce de benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve bunların AİHS'nin 10. ve 11. maddelerinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle Çetin ve diğerleri kararı; Güneri ve diğerleri-Türkiye karan, no: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12 Temmuz 2005 ve Yeşilgöz-Türkiye kararı, no: 45454/99, 20 Eylül 2005).
AİHM, Olağanüstü Hal'e ilişkin 2935 sayılı Kanun'un 11 e) ve 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1 a) maddelerinin Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'ne bölgede kamu düzenini bozacak her türlü dolaşımı ve yazılı dağıtım yapmayı, halkı kışkırtmayı, güvenlik güçlerinin görevlerini yapmalarına engel olmayı yasaklama yetkilerini tanıdığını not etmektedir. Bu hükümler Olağanüstü hal Bölge Valiliği'ne idari anlamda kısıtlama getirme ve yayınların dağıtımını yasaklama yetkilerini tanımaktadır.
Öngörülen böylesi kısıtlamalar, ilke olarak AİHS ile çelişmemektedir. Bununla birlikte, bu hükümlerin getireceği kısıtlama sınırının özel bir hukuki çerçeve dahilinde olması ve keyfi uygulamalar karşısında etkili hukuki bir denetim mekanizmasının bulunması gerekmektedir. Zira AİHM, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'ne bu yetkileri tanıyan hükümlerin ve uygulamanın kesin ve etkili hukuki bir denetim mekanizmasına tabi olmadığını gözlemlemektedir. Yayınların idari bakımdan kısıtlanmasının denetime tabi olmaması başvuranı muhtemel keyfi uygulamalardan kaçınmak için gerekli güvencelerden yoksun bırakmaktadır (Çetin ve diğerleri, §§ 61-66).
AİHM, incelenmesi istenilen davayı çevreleyen olayları, özellikle terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri dikkate almaktadır. AİHM nezdinde, olayların meydana geldiği sözü edilen bölgede hüküm süren siyasi tansiyonun belirli bir ağırlığı bulunmaktadır. Bununla birlikte yasaklama kararının gerekçelendirilmediğini hatırlatmak gerekir (Çetin ve diğerleri karan, § 63). Üstelik söz konusu afişin şiddet yanlısı fikirlerin propagandasını yaptığının, demokrasiyi yadsıdığının veya yasaklanmasını haklı çıkarır potansiyel bir zararı bulunduğuna ilişkin hiçbir ibare bulunmamaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Güneri ve diğerleri kararı, § 79).
Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında AİHM, söz konusu yasaklamanın "demokratik bir toplum için gerekli" sayılamayacağı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle, AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 13. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran bir yargı organı tarafından alınmayan yasaklama kararı ile adil bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmaktadır.
AİHM, bu şikâyetin AİHS'nin 13. maddesi altında incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir.
Hükümet, ulusal merciler tarafından alınan bütün önlemlerin ve kararların genel menfaatlere dayandığını ve idari yargı makamlarının değerlendirmelerinin "genel menfaat" çerçevesinde algılanması gerektiğini ifade etmektedir. 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesi mağdur tarafa sebepsiz uğradığı zararlardan dolayı Devletten tazminat talep etme hakkını kısıtlamadığını kaydetmektedir.
Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır. Başvuran, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin aldığı kararların iptal başvurusuna konu olmadıklarını hatırlatmaktadır.
AİHM, AİHS'nin 13. maddesinin iç hukukta Sözleşme ile sağlanan temel hak ve özgürlüklere ilişkin başvuru imkânının varlığını garanti altına aldığını hatırlatmaktadır. Bu hüküm iç hukukta "savunulabilir bir şikâyetin" incelenmesini sağlayacak bir başvurunun varlığını öngörmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Kulda-Polonya kararı, no: 30210/96, § 157, AİHM 2000-XI).13. maddenin Sözleşmeci Devletlere getirdiği yükümlülük başvuranın şikâyetinin niteliğine göre işlerlik kazanmaktadır. Bununla birlikte, AİHS'nin 13. maddesi ile öngörülen başvuru hukukta olduğu kadar uygulamada da "etkili" olmalıdır (Bkz. örneğin İlhan-Türkiye kararı, no: 22277/93, § 97, AİHM 2000-VII).
AİHM'nin daha önce de ifade ettiği üzere, sözü edilen başvurular 13. madde uyarınca hukukta olduğu kadar uygulamada "etkililik" kıstasını yerine getirmemektedir.
Bu nedenle AİHM, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin almış olduğu karara itirazda bulunulacak iç hukukta etkili bir başvurunun bulunmaması nedeniyle AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine itibar etmektedir.
III. AİHS'NİN 14. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
AİHS'nin 14. maddesine atıfta bulunan başvuran söz konusu bölgede yaşayan halkın büyük bölümünün Kürt kökenli olması bağlamında alınan yasaklama kararının bir ayrımcılığa yol açtığından şikâyetçi olmaktadır.
AİHM, 10. maddeye ilişkin vardığı sonuç ışığında, AİHS'nin 14. maddesi'nin ihlal edilip edilmediğini incelemeyi yersiz görmektedir.
IV. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran, 5.000 Euro manevi zarara uğradığını ileri sürmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
AİHM, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak başvurana manevi zarar için 1.500 Euro tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran, AİHM yetkili organları nezdinde yapmış olduğu masraf ve harcamalara ilişkin 3.000 Euro talep etmektedir. Başvuran hiçbir kanıtlayıcı belge sunmamıştır.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
AİHM sunulan deliller ve Mahkeme'nin yerleşik içtihadı ışığında, başvurana masraf ve harcamalar için makul olarak toplam 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 10. maddesi'nin ihlal edildiğine;
2. AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 14. maddesine ilişkin şikâyetin incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana;
i. manevi tazminat için 1.500 (bin beş yüz) Euro;
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
iii. belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 21 Şubat 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy