(AİHS m. 6, 10, 41, 44) (765 S. K. m. 312) (2709 S. K. m. 3) (ÖZDEMİR - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (YURTTAŞ - TÜRKİYE DAVASI) (KARKIN - TÜRKİYE DAVASI) (KIZILYAPRAK - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 57299/00)
Strazburg
27 Nisan 2006
OLAYLAR
Başvuranlar Abdullah Mehmet Varlı, Kazım Yakmaz, Mehmet Reşit Irgat, Mehmet Yağmur, Kerem Soylu, Ali Şola, Reşit Koçeroğlu, İsmet Kılıçarslan ve Mehmet Gürkey T.C. vatandaşı olup sırasıyla 1939, 1938, 1948, 1935, 1945, 1955, 1947, 1932 ve 1935 doğumludur. Olayların meydana geldiği dönemde Abdullah Mehmet Varlı ve Mehmet Yağmur Ankara'da, Mehmet Reşit Irgat ve İsmet Kılıçarslan İzmir'de, Kazım Yakmaz, Kerem Soylu, Ali Şola ve Reşit Koçeroğlu Bursa, İstanbul, Adana ve Mersin'de ikamet etmekteydi.
Olayların meydana geldiği sırada, başvuranlar Halkın Demokrasi Partisi'nin (HADEP) yerel teşkilatı üyesiydiler. Mehmet Yağmur bu partinin sempatizanlarındandı.
Başvuranlar, Ağustos ve Eylül 1996 tarihlerinde Türkiye'deki Kürt sorununa dikkat çekmek amacıyla «Barışa ve kardeşliğe açık mektup» başlıklı bir bildiriye imza atmıştır. Hepsi İmam Hatip Lisesi mezunu başvuranlar sözkonusu yazıdaki görüşlerini desteklemek amacıyla Kuran'dan ayetlere yer vermişlerdir. Bu yazı Kasım 1996 tarihinde HADEP aracılığıyla Cumhurbaşkanlığı'na, Başbakanlığa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne iletilmiş, aynı zamanda Cumhuriyet ve Zaman gazetelerinde yayımlanmıştır.
Bu yazının dört sayfası HADEP'in aylık bülteni Ocak 1997 sayısında yayımlanmıştır.
9 Mayıs 1997 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı özellikle bu yazının bazı bölümlerine atıfta bulunarak TCK'nın 312 § 2. ve Anayasa'nın 3. maddesi uyarınca başvuranların mahkumiyetlerini talep etmiştir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 17 Eylül 1998 tarihinde, Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı propaganda yaptıkları, ırk ve bölge ayrımı yaparak halkı kin ve düşmanlığa kışkırttıkları ve Türk ulusu bünyesinde Kürt ulusunun varlığından söz ettikleri gerekçesiyle TCK'nın 312 § 2. maddesi gereğince başvuranların her birini iki yıl hapis ve 1.720.000 TL. para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme ayrıca sözü edilen bültenin tüm baskılarının toplatılmasını kararlaştırmıştır.
Başvuranların 8 Şubat 1999 tarihli temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ilk derece mahkemesi'nin kararını onamıştır. Bu karar başvuranlara tebliğ edilmemiştir. TBMM tarafından 28 Nisan 1999 tarihinde kabul edilen Af Yasası uyarınca başvuranlar yedi aylık hapis cezasının ardından şartlı olarak serbest bırakılmışlardır. Cezanın infazı ile ilintili yeni yasaya göre başvuranların üç yıl içinde benzer suçu işlememeleri gerekmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6 § 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar kendilerini mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bulunduğundan şikayetçi olmakta, AİHS'nin 6 § 1. maddesini hatırlatmaktadırlar.
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir (Bkz. Özel-Türkiye kararı, no: 42739/98 7 Kasım 2002 ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, 6 Şubat 2003).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranların TCK'da ve Terörle Mücadele Kanunu'nda yer alan suçlardan yargılanması konusunda endişe duymalarının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuranlar, haklarında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir şüphe duyabilir. Bu nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Bkz. İncal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin AİHS'nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız olmadığı sonucuna varmıştır.
II. AİHS'NİN 10. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar mahkumiyetlerinin ifade özgürlüğünün ihlaline yol açtığından şikayetçi olmakta, bu yönde AİHS'nin 10. maddesine göndermede bulunmaktadırlar.
AİHM daha önce de mevcut başvurudakine benzer sorunların dile getirildiği ve bunun AİHS'nin 10. maddesinin ihlaline yol açtığı tespitini yapmaktadır (Bkz. Yurttaş-Türkiye no: 25143/94 ve 27098/95 27 Mayıs 2004, Ceylan-Türkiye kararı no: 22479/93, Öztürk-Türkiye kararı no: 28635/95, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, 23 Eylül 2003, ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, 2 Ekim 2003).
AİHM, mevcut başvuruyu mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümetin davanın farklı sonuçlandırılmasına yal açacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar etmiştir. AİHM, bahse konu yazıda yer alan ifadelere ve bunların kullanım bağlamına özellikle dikkat etmiş, bu doğrultuda terörle mücadeleye bağlı özel zorlukları dikkate almıştır.
Sözü edilen bildiriye siyasi bir partinin yerel teşkilatı üyesi ve bölge insanı olan başvuranlar imza atmış ve bu yazı Cumhurbaşkanlığı gibi değişik makamlara gönderilmesinin ve iki gazetede yayımlanmasının ardından bir soruşturma konusu olmaksızın adı geçen partinin aylık bülteninde yayımlanmıştır. Başvuranlar makalede Kürt kökenli vatandaşların ağır ve ciddi iddialarına dayalı olarak Hükümeti sert bir biçimde eleştirmiş, dinsel buyruklar adına bu duruma son verilmesi çağrısında bulunmuşlardır.
AİHM, ulusal mahkemelerin sözü edilen makalede yer alan terimlerin din ve etnik kökene dayalı bir ayrımcılıkla halkı tahrik ederek Devletin bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçladığına kanaat getirdiklerini hatırlatmaktadır.
AİHM, iç hukuk mercilerinin vermiş oldukları kararlardaki gerekçeleri incelemiş ve bunların başvuranların ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi meşru kılmaya yetmediğine itibar etmiştir (Bkz. mutatis mutandis, Yurttaş ve Sürek-Türkiye kararı). AİHM, söz konusu bildirideki bazı bölümlerin çok sert bir üslupla Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürt sorununda izlediği politikanın en olumsuz yönlerini ortaya koyan bir tabloyu çizdiğini ve dolaylı yoldan düşmanlığa tahrik ettiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte AİHM, başvuranların ne şiddet kullanımını, silahlı direnişi, ne ayaklanmayı teşvik eden bir söylemde bulunduklarını, bölge insanı ve siyasi bir partinin üyeleri sıfatıyla Türk sosyal hayatının aktörleri olarak kendilerine tanınan görev çerçevesinde görüşlerini ifade ettiklerini not etmektedir. AİHM nezdinde dikkate alınacak temel unsur budur. Öte yandan, sosyal bir ihtiyacı karşılama kıstasından doğan yerleşik içtihadı doğrultusunda AİHM, başvuranlar hakkında yürütülen cezai soruşturmanın makalenin yayımlanmasından altı ay sonra başlatıldığı tespitini yapmaktadır.
AİHM, yapılan müdahalenin orantılılığı söz konusu olduğunda verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının kaydedilmesi gerekli hususlar arasında yer aldığını hatırlatmaktadır.
Bu çerçevede, başvuranlar iki yıl hapis ve para cezasına çarptırılmışlar, yedi aylık hapis cezasının ardından Af Yasasından yararlanarak serbest bırakılmışlardır. Suçun tekerrür etmesi halinde, başvuranların kalan cezayı çekme riskleri bulunmaktaydı. AİHM ayrıca, yürürlükte bulunan yasanın başvuranlar gibi TCK'nın 312 § 2. maddesi uyarınca mahkum olan kişilerin toplanma özgürlüğüne ilişkin kayda değer kısıtlamaları öngördüğünü gözlemlemektedir.
Başvuranların mahkum edilmesi, öngörülen meşru amaçlarla orantılı bulunmamakta ve demokratik bir toplum için gereklilik arz etmemektedir. Bu nedenle, AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuranların her biri maddi tazminat talep etmektedir: Varlı, Yakmaz ve Köçeroğlu 30.000 Euro, Irgat, Yağmur, Soylu, Sola, Kılıçarslan ve Görkey 25.000 Euro istemekte, başvuranların her biri ayrıca 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
AİHM, ihlal kararının tespiti ile iddia edilen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta, bu talebi reddetmektedir. Buna karşın, dava olaylarının manevi bir zarara yol açtığını hatırlatır. AİHM davanın değişik koşulları dikkate alındığında ve AİHS'nin 41. maddesi gereğince hakkaniyete uygun olarak manevi tazminat başlığında başvuranların her birine 6.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
AİHM'ye göre bu başvurudaki gibi, Sözleşme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın başlatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluşturur.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar AİHM nezdinde yapmış oldukları yargı giderleri için 9.400 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu miktarı aşırı olarak nitelendirmiştir.
AİHM'nin yerleşik içtihadına göre bir başvuranın gerçekliğini ve gerekliliğini ispat ettiği makul orandaki yargı giderleri karşılanmaktadır. Mevcut başvuruda yer alan unsurlar ve sözü edilen içtihat ışığında, AİHM tüm yargı giderleri için başvuranlara birlikte 2.000 Euro'nun ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
2. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf olmak üzere Savunmacı Hükümetin başvuranların her birine manevi tazminat olarak 6.000 (altı bin) Euro ve yargı giderleri için başvuranlara birlikte 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faizin uygulanmasına;
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin İç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 27 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy