(AİHS m. 6, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 125, 168, 169, 369, 411, 522) (3713 S. K. m. 5) (ÖZDEMİR - TÜRKİYE DAVASI) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (GENÇEL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No:57343/00)
Strazburg
20 Ekim 2005
OLAYLAR
Sırasıyla 1970, 1971, 1971 ve 1954 doğumlu başvuranlar İzmir'de ikamet etmektedirler.
PKK aleyhine yürütülen operasyon çerçevesinde, başvuranlar Hacı Yanık 28 Mayıs 1995 tarihinde, Hatun Doğan ve Hüseyin Güçlü 1 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik 26 Şubat 1996 tarihinde olmak üzere İzmir Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından arda arda yakalanmış ve gözaltına alınmışlardır.
Başvuranlar polislere sözkonusu örgüt adına eylemlere katıldıklarını itiraf etmişlerdir.
Başvuranlar öncelikle, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dinlenmiş, daha sonra DGM hakimi önüne çıkarılmışlardır. DGM hakimi başvuranların tutuklu yargılanmasına karar vermiştir. Hacı Yanık 9 Haziran 1995 tarihinde, Doğan Hatun ve Hüseyin Güçlü 14 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik 27 Şubat 1996 tarihinde tutuklanmışlardır. Başvuranlar hakim huzurunda gözaltı sırasında baskı altında alınan ifadelerini yeniden dile getirerek gözleri bantlı olarak imzaladıklarını belirtmişlerdir.
DGM Cumhuriyet Başsavcısı, 10 Temmuz 1995 tarihli iddianamesiyle, başvuranlar Doğan Hatun, Hüseyin Güçlü ve Hacı Yanık'ı, PKK üyesi olma ve sözkonusu örgüte yardım ve yataklık yapma suçuyla itham ederek, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi ve Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 168§1 ve 2, 369, 411, 522 ve 616§7 maddelerine dayanarak aleyhlerinde ceza davası açmıştır. Cumhuriyet Başsavcısı, başvuranları özellikle Devlet'in bölünmez bütünlüğünü bozma ve ayrımcı cinayet eylemlerine katılmakla itham ederek, Devlet'in bütünlüğüne karşı ağır hıyanet fiillerini öngören TCK'nın 125. maddesi gereğince başvuranların mahkum edilmesini istemiştir.
Başvuranlara isnat edilen fiiller arasında, kamu bankaları ya da kurumlarına karşı yürütülen birçok bombalı saldırı, silahlı soygun, örgütün desteklenmesi için kürt kökenli ailelerin kaçırılması, ormanların yakılması, örgüt içindeki iç hesaplaşma nedeniyle adam öldürmeler, başkalarına ait malların yağmalanması, sivillerin tehdit edilmesi ve zor kullanılması yer almaktadır.
Belirtilmeyen daha sonraki bir tarihte başvuran Mehmet Çelik, 3713 sayılı Kanun'un 5. ve TCKnın 169. maddelerine dayanarak örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlanmıştır. Sözkonusu başvuranın dosyası diğer başvuranların dosyalarıyla birleştirilmiştir.
Başvuranlar DGM huzurundaki yargılamada, suçsuz olduklarını ileri sürmüşlerdir. Bu bakımdan başvuranlar gözaltı sırasında, polislerin baskısı altında ifadelerinin alındığını savunmuşlardır.
Biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşan DGM 22 Temmuz 1997 tarihli kararla, başvuranları kovuşturuldukları suçlardan suçlu bulmuştur.
DGM Hacı Yanık'ı on sekiz yıl hapis ve 1.860.000 TL para cezasına, Doğan Hatun'u yirmi dört yıl hapis, Hüseyin Güçlü'yü müebbet ağır hapis ve Mehmet Çelik'i üç yıl hapis cezalarına çarptırmıştır.
Başvuranların suçluluğunu ortaya koymak amacıyla DGM, yargılamanın değişik aşamalarında alınan ifadelerini, tanık beyanlarını, yakalama ve arama tutanağını, olay yeri tatbikatı tutanaklarını, el konulan belge ve silahları, otopsi raporlarını ve sanıkların birbiriyle bağdaşan tanıklıklarını gözönünde bulundurmuştur.
Yargıtay, 7 Temmuz 1998 tarihinde usul hatası gerekçesiyle kararı bozmuş ve dosyayı DGM'ye geri göndermiştir.
DGM 3 Aralık 1998 tarihinde, dosyayı yeniden inceledikten sonra başvuranların aleyhinde verilen aynı cezaları yinelemiştir.
Yargıtay 18 Ekim 1999 tarihinde son verilen kararı onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, kendilerini mahkum eden DGM'nin, bünyesinde bir askeri hakim bulundurması nedeniyle, kendilerine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden "tarafsız ve bağımsız bir mahkeme" olamayacağını iddia etmektedirler. Ayrıca başvuranlar, DGM suça ilişkin tespitini ön soruşturma aşamasında baskı altında, avukat olmadan alınan ifadelere dayandırdığından dolayı, söz konusu mahkeme önünde adil yargılanmadan faydalanamadıklarını savunmaktadırlar. Başvuranlar AİHS'nin 6§1 ve 3-c maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
Son olarak başvuranlar, Hacı Yanık'ın 28 Mayıs 1995 tarihinde, Doğan Hatun ve Hüseyin Güçlü'nün 1 Haziran 1995 tarihinde ve Mehmet Çelik'in 26 Şubat 1996 tarihinde yakalanmalarıyla başlayan ve 18 Ekim 1999 tarihinde son bulan cezai yargılamanın dört yıl beş ay sürdüğü ve böylece makul süreyi aştığı kanaatindedirler. Başvuranlar, AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
Hükümet AİHM'yi, İzmir DGM'nin oluşumuna ilişkin şikayeti, AİHS'nin 35. maddesinde öngörülen altı ay koşuluna riayet edilmediği gerekçesiyle reddetmeye davet etmektedir. Hükümet, verilen kararın Yargıtay tarafından 18 Ekim 1999 tarihinde onandığını, halbuki başvurunun 20 Nisan 2000 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla başvurunun gecikmeli olduğunu savunmaktadır.
AİHM, Özdemir-Türkiye kararında (no: 59659/00, § 26, 6 Şubat 2003) benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. AİHM, daha önce vardığı sonuca aykırı bir karar vermek için hiçbir gerekçe görmemekte ve dolayısıyla Hükümet'in itirazını reddetmektedir.
AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII) ve elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. AİHM, başvurunun başka da hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle ters düşmediğini saptamaktadır.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer sorunları irdelemiş ve AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. sözüedilen Özel, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, söz konusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. "Milli güvenlik"'e ilişkin suçlar hakkında DGM'ye çıkarılan başvuranların, aralarında askeri hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmelerinin anlayışla karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuranlar, DGM'nin bu türden davalara ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak çekinmektedirler. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuranlar tarafından duyulan şüpheler objektif olarak kanıtlanmıştır. (İncal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, 1998- IV, S.1573, §72 in fine).
Sonuç olarak AİHM, başvuranları yargılayan İzmir DGM'nin, AİHS'nin 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Cezai Yargılamanın adil olması hakkında
AİHM, buna benzer davalarda, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ortaya konulan bir mahkemenin, her halükarda, yargılamasına tabi kişilere adil yargılanmayı garanti edemeyeceğine karar verdiğini hatırlatmaktadır.
AİHM, başvuranların davalarının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının ihlal edildiği tespitini gözönünde bulundurarak, AİHM, mevcut şikayetin incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, sözü edilen Çıraklar, s. 3074, §44-45).
3. Cezai usul işlemlerinin süresi hakkında
Hükümet, Haziran 1995 tarihinde başlayan ve 18 Ekim 1999 tarihinde Yargıtay'ın onay kararıyla sona eren cezai yargılamanın dört yıldan fazla sürdüğünü belirtmektedir.
Bu yönde Hükümet, davanın karmaşıklığını ve başvuranların üzerine düşen yükümlülüklerin niteliğini vurgulamaktadır. Hükümet özellikle, dava konusu cezai yargılamanın, birçok suçtan haklarında soruşturma yapılan yirmi dört sanıkla ilgili olduğunu ileri sürmektedir.
Başvuranlar, başka açıklama getirmeksizin şikayetlerini yinelemektedirler.
AİHM, yargılama süresinin makul yönünün dava koşulları gereğince ve AİHM'nin içtihadının yer verdiği, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumları gibi kriterleri gözönünde bulundurarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır.
AİHM, yetkili mahkemelerin, birçok suçtan ve yasa dışı örgüt mensubu olmaktan haklarında kovuşturma yapılan aralarında başvuranların da bulunduğu yirmi dört sanık hakkında dava yürüttüklerinden dolayı, dava konusu yargılamanın birtakım karmaşıklıklar içerdiğini not etmektedir. Bu durum ve suçların niteliğinden dolayı, olay tatbikatı, delillerin toplanması ve olaylara karışan kişilerden her biri ve bulundukları durumların tespit edilmesi gibi uzun bir çalışma gerektirmektedir.
Bu durumda AİHM, Mayıs 1995 ve Şubat 1996 tarihleri arasında farklı tarihlerde yakalanan başvuranların dört yıldan fazla bir süre boyunca iki aşamalı yargılamaya tabi olduklarını tespit etmektedir. Bu süre içinde karar, Yargıtay tarafından bir kez bozulup ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.
Toplam yargılama süresini gözönüne alarak AİHM, AİHS'nin 6§1 maddesi anlamında "makul sürenin" aşılmadığına kanaat getirmektedir.
Dolayısıyla sözkonusu hüküm ihlal edilmemiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuranlar, 275.000 Euro tutarında maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.
Hükümet aşırı bulduğu söz konusu iddialara itiraz etmektedir.
İddia edilen maddi zarara ilişkin olarak AİHM, yargılamada AİHS'ye aykırılık mevcut olmadığında, DGM önündeki yargılamanın sonucunun ne olacağı konusunda tahminde bulunamayacağından başvuranların bu bağlamdaki tazminat taleplerini kabul etmemiştir (Bkz. Findlay-İngiltere, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997-I, s.284, § 85).
İddia edilen manevi zarara gelince AİHM, dava şartlarında, tespit edilen ihlalin hakkaniyetli bir tatmin oluşturduğuna dikkati çekmektedir (sözüedilen Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden yargılamanın olacağı kanaatine varmıştır (Bkz. sözüedilen Gençel kararı, § 27).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuranlar, AİHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için 10.000 Euro istemektedirler. Başvuranlar, sadece Hükümet'in görüşlerinin çevirisine ait bir belgeyi sunmaktadırlar.
Hükümet, söz konusu talebin dayanaktan yoksun olduğunu vurgulamaktadır. Hükümet başvurunun özel bir güçlük arz etmediğini ve Strazburg mahkemeleri huzuruna getirilen davalar için öngörülen Türkiye'de yürürlükte olan tarifenin uygulanmasını istemektedir.
AİHM, elinde bulunan unsurların tümünü ve konuya ilişkin içtihadını gözönünde bulundurarak, yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro'nun başvuranlara ortaklaşa ödenmesinin makul olacağına kanaat getirmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
İzmir DGM'nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
Dava konusu yargılamanın süresi nedeniyle AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediğine;
AİHS'nin 6. maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
İşbu kararın kendi başına manevi zarar için yeterli adil tazmin oluşturduğuna;
a) Bu kararın, AİHS'nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet'in, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflar muaf tutularak başvuranlara masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro) ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası'nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 20 Ekim 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy