(AİHS m. 6)
(Başvuru no: 57919/00)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
Bu karar 6 Haziran 2006 tarihinde AİHM iç tüzüğünün 81. maddesi uyarınca düzeltilmiştir.
STRAZBURG
20 Eylül 2005
İşbu karar AİHSnin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (57919/00) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Ali Şahmonun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 11 Nisan 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından H. Karakuş tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1961 doğumlu başvuran Ali Şahmo, başvurunun yapıldığı sırada Ceyhan Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
25 Aralık 1995 tarihinde yakalanan başvuran Adana Emniyet Müdürlüğü Yerel Şubesinde gözaltına alınmış, aşırı sol bir örgütün düzenlediği silahlı eylemler çerçevesinde yürütülen bir soruşturma kapsamında sanık olarak sorgulanmıştır. Başvuran bu örgütün Adana ilindeki militanlarını örgütlemek ve onları silahlandırmak ile itham edilmiştir.
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde 8 Ocak 1996 tarihine dek devam eden sorgulamaların akabinde başvuran Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı karşısına çıkarılmıştır. Başvuran Cumhuriyet Savcısı önünde polislerin uydurma itirafları içeren belgenin altına sahte imza attıklarını beyan etmiştir.
8 Ocak 1996 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi yetkili hakimi karşısına çıkarılan başvuran, hakkında yapılan suçlamaları reddetmiştir.
Konya DGM Cumhuriyet Savcısı 16 Ocak 1996 tarihli iddianamesi ile başvuranı anayasal düzeni yıkmayı hedef alan yasadışı silahlı bir örgütün üyesi olma suçu ile itham etmiş, TCKnın 168. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi uyarınca başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir.
19 Kasım 1998 tarihli kararı ile Adana DGM, başvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıştır. DGM, hafifletici sebeplerin bulunmaması ve başvuranın duruşma sırasındaki disiplinsiz davranışları nedeniyle TCKnın 59. maddesi gereğince verilen cezada bir indirimin yapılmasını gerekli görmemiştir.
Başvuranın temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, 27 Ekim 1999 tarihinde İlk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde askeri hakim bulundurması nedeniyle «tarafsız ve bağımsız» bir mahkeme olmadığını ileri sürmektedir.
Başvuran, özellikle gözaltındaki sorgulamalar sırasında avukat bulundurma hakkından yararlanmaması, Devlet Güvenlik Mahkemesi önüne tanık çağırma imkânının olmaması, gözaltında görevli polisler tarafından hazırlanan tutanakların farazi olması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin kendisine zamanında tebliğ edilmemesi nedeniyle hakkaniyete uygun olarak yargılanmadığından şikayetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet ilk olarak, AİHSnin 35. maddesinde öngörüldüğü gibi iç hukuk yollarının tüketilmemesine itirazda bulunmaktadır. Bu bağlamda, başvuranın iç hukuk mercileri karşısındaki yargı sürecinin hiçbir aşamasında Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına dair şikayetini dile getirmediğini savunmaktadır.
AİHM, Özel-Türkiye kararında benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. Bu sonucu farklı kılacak hiçbir gerekçe bulunmadığını ifade ederek Hükümetin itirazını reddetmiştir.
İkincil olarak, Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AİHSnin 35. maddesi uyarınca başvuranın DGMnin yapısıyla ilgili itirazının Mahkemece reddedilmesi gerektiğini savunmuş, iç hukukta bu şikayetle ilgili nihai kararın yine bu mahkeme tarafından verildiğini eklemiştir. Hükümet bu doğrultuda olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre Yargıtayın Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısına dair görüş bildirme yetkisine sahip olmadığını belirtmekte, başvuranın iç hukuk yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği andan itibaren altı ay içerisinde yani DGMnin 19 Kasım 1999 tarihinde aldığı kararından itibaren başvuruda bulunması gerektiğinin altını çizmektedir. Oysa başvuru 8 Mart 2000 tarihinde yapılmıştır. Hükümet bu yönde Mahkemenin yerleşik içtihadına göndermede bulunmaktadır (Bkz. Kalan-Türkiye kararı no: 73561/01, 2 Ekim 2001).
AİHM, benzer şikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini hatırlatmış, (no:59659/00 § 26, 6 Şubat 2003) bu neticeyi değiştirecek hiçbir unsurun bulunmadığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Hükümetin yapmış olduğu itiraz reddedilmektedir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998, 1998-IV ve Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar ışığında başvurunun esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve başvuruyu kabuledilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını eklemektedir.
B. Esasa ilişkin
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir şüphe duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).
2. Yargı Sürecinin adilliği hakkında
Hükümet bir ihlalin olduğu iddiasına karşı çıkmaktadır.
AİHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kişilere adil bir yargılama sunamayacağı kanısına varmaktadır.
Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlalinin tespiti ışığında AİHM, mevcut şikayetin incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998, 1998-VII, §§ 44-45, Işık-Türkiye no: 50102/99, §§ 38-39, 5 Haziran 2003; Akkaş-Türkiye, no: 28340/95, §§ 78-79, 21 Aralık 2000; Serdar Özcan-Türkiye, no: 55427/00, 8 Nisan 2004, ve Ünal-Türkiye kararları, no: 48616/99, 10 Kasım 2004).
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran, AİHMden maddi tazminat olarak, makul bir tutarda ödeme yapılmasını talep etmiştir. Başvuran, manevi tazminat olarak 300.000 Euro1 (üç yüz bin) talep etmektedir.
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.
İddia edilen maddi tazminata ilişkin AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki sürecin Sözleşmenin ihlali ile sonuçlanmadığı haller üzerinde durmadığını kaydederek başvuranlara bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığını ifade etmektedir. (Findlay-İngiltere, 25 Şubat 1997 tarihli karar, Derleme 1997-I, s.284, § 85).
AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında, ihlal kararının tespitinin manevi tazmin için başlı başına yeterli olacağına itibar etmektedir (Bkz. sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, AİHSye göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden yargılamanın olacağı kanaatine varmaktadır (Öcalan-Türkiye (GC), no: 46221/99, § 210, CEDH 2005-
, ve Gençel-Türkiye, no:53431/99, § 27, 23 Ekim 2003).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran, AİHMden, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için kendisine makul tutarda ödeme yapılmasını talep etmektedir. Başvuran, ayrıca avukat masrafı için 20.000 Euro (yirmi bin) talep etmektedir. Bununla ilgili olarak her hangi bir belge sunmamaktadır.
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.
6 Haziran 2006 tarihinde, 26. paragraf ve devamı ile 4. madde ve devamı düzeltilmiştir.
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AİHM, başvurana 660 Euro tutarındaki adli yardım düşülerek tüm masraflarla birlikte 1.000 (bin) Euro verilmesinin makul olduğuna kanaat getirmiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6. maddesine yönelik diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın kendisinin manevi tazmin için başlı başına yeterli olacağına;
5. a) Savunmacı Hükümet tarafından, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, döviz kuru üzerinden YTLye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, başvurana, masraf ve harcamalar için, 1.000 (bin) Eurodan Avrupa Konseyi tarafından verilen 660 Euro tutarındaki adli yardım düşülerek kalan kısmın ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine; karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy