(Başvuru no: 59774/00)
Kararın Özet Çevirisi
STRAZBURG
10 Ocak 2006
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (59774 /OO) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşları Nedret Kaba ve Hurşid Güven'in (Başvuranlar) Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi'ne 22 Haziran 2000 tarihinde Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (AIHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin Akıllıoğlu ve Adil Aktay tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 1993 tarihinde başvuranlara ait İskenderun'da bulunan iki araziyi çevre yolu yapımı dolayısıyla istimlak etmiştir.
Başvuranlar İdare tarafından ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmuşlardır.
Asliye Hukuk Mahkemesi 29 Aralık 1997 tarihli bir kararla, İdarenin kamulaştırma tarihinden itibaren hesaplanacak yıllık % 30'luk yasal faiz oranıyla birlikte başvuran Kaba'ya 2.647.700.000 ve başvuran Güven'e 56.268.076.000 TL. ek bedel ödemesini kararlaştırmıştır.
Yargıtay, İlk derece mahkemesinin kararını 30 Haziran ve 6 Temmuz 1998 tarihli kararlarla onamıştır.
Yasal faiz oranıyla birlikte ek bedel başvuranlara 24 Aralık 1999 tarihinde ödenmiş, bu miktar 6.410.565.000 ve 141.754.618.000 TL.'ye yükselmiştir.
HUKUKA DAİR
I. EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASINA DAİR
Başvuranlar, Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin iki bakımdan ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. İlk olarak, 1994 yılında belirlenen önceki kamulaştırma bedelleri söz konusu arazilerin Devlet'e nakledilmesinin ardından 1996 yılında ödenmiştir. Başvuranlar daha sonra ödenmesine hükmedilen kararla ek bedellerin geç ödendiğini, ilk kısımla ilgili gecikme faizinin uygulanmaması ve Türkiye'deki yüksek enflasyon oranı nedeniyle bu gecikmelerin telafi edilmediğini öne sürmektedirler.
A. Kabul edilebilirliğe ilişkin
Yapılan şikayetin ilk bölümü ile ilgili olarak AİHM, başvuranların kamulaştırılan taşınmazın tapu siciline kaydedilmesinin ardından süren üç yıl boyunca orantısız zarara uğradıklarını ispat etme durumunda olmadıklarına itibar etmektedir. Bunun yanı sıra, bu tescil ile başvuranların reel hakları kısıtlansa da adı geçenler bu süreç boyunca taşınmazdan yararlanmayı sürdürmüşlerdir. Bu kısıtlamanın taşınmazın satışını engellediği ve gelir kaybına yol açtığı farz edilse dahi, başvuranların ulusal yetkililer nezdinde gelir kaybına uğradıklarını dile getirecekleri hiçbir adımı atmamaları doğrultusunda iç hukuk yolları tüketilmemiştir. Bu doğrultuda AIHM, başvuruyu yalnızca ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi bakımından inceleyecektir.
Hükümet bu bağlamda, AİHS'nin 35. maddesi çerçevesinde başvuranların iç hukuk yollarını tüketmediklerini ve Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde öngörülen başvuru yolunu kullanmadıklarını savunmaktadır.
Başvuranlar, bu sava karşı çıkmıştır.
AİHM, Borçlar Kanunu'nun 105. maddesi uyarınca teoride mevcut tek başvuru yolu olduğunu kabul etmekte, bununla birlikte, sözü edilen başvuru yolunun etkisiz bir sonuca götürmesi nedeniyle Hükümetin bu doğrultuda ileri sürdüğü kabul edilmezlik gerekçesini reddetmektedir (Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37).
AİHM, mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihatları (Bkz. özellikle Akkuş kararı) ve sunulan unsurların bütünü ışığında, bu şikayetin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Şikayetin bu bölümünün kabul edilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiştir.
B. Esas hakkında
AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no'lu Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş kararı, s. 1317, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme söz konusu sürecin etkinliğini daha da artırmıştır ki bu durumda AİHM, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının korunması arasındaki dengeyi bozacak şekilde başvuranların gereğinden fazla yük altında kaldığı görüşündedir.
Sonuç olarak Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA
Başvuranlar, 1993 tarihinde tapu siciline kaydedilmesi ile başlayan ve Aralık 1999 tarihinde ek bedelin ödenmesi ile sona eren kamulaştırma sürecinin uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
AİHM, bu şikayetin 35. madde uyarınca kabul edilemez bulunması için hiçbir gerekçe olmamasına karşın, Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç ışığında AİHS'nin 6 § 1. maddesi çerçevesinde ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Maddi zarar ve masraf ve harcamalar
Başvuranlar 5 Ağustos 2005 tarihli yazılı görüşlerinde 3.254 ve 96.521 Amerikan Doları, yani yaklaşık 2.778 ve 82.407 Euro'ya denk düşen maddi zarara uğradıklarını ileri sürmektedirler.
Hükümet bu miktarları aşırı olarak değerlendirmektedir.
Buna karşın, rakam belirtmeksizin uğradıkları manevi zararın tazminini ve iç hukukta ve AİHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları yargı giderlerinin karşılanmasını talep etmişlerdir.
AİHM, Akkuş kararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvuran Kaba'ya 2.778 ve başvuran Güven'e 82.407 Euro'nun ödenmesini kararlaştırmıştır.
Manevi zararla ilgili olarak AİHM, ihlal kararının tespitinin başlı başına bir adil tazmini oluşturduğu kanısındadır.
AİHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca yalnızca gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır (Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-11).
Başvuranların hiçbir rakam telaffuz etmemelerine karşın, ulusal yargı önünde ve Strazburg'ta yapmış oldukları temsil giderlerinin bulunduğunu kabul etmek gerekir.
Bu nedenle, AİHM İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca başvuranlara tüm masraf ve harcamalar için birlikte 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının 3 puan fazlası uygulanacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Ek kamulaştırma bedellerinin ödenmesindeki gecikme ile Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği şikayetinin ve AİHS'nin 6 § 1. maddesince yapılan şikayetin kabul edilebilir olduğuna;
2. Başvurunun kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
3. Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS'nin 6 § 1. maddesine yönelik şikayetin esastan ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
5. Mevcut kararın manevi zarar için tek başına adil bir tazmini oluşturduğuna;
6. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf olmak üzere Savunmacı Hükümetin;
i. maddi zarar için başvuran Kaba'ya 2.778 (iki bin yedi yüz yetmiş sekiz) Euro ve başvuran Güven'e 82.407 (seksen iki bin dört yüz yedi) Euro;
ii. masraf ve harcamalara ilişkin başvuranlara toplam 1.000 (bin) Euro ödemesine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 10 Ocak 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy