(AİHS. m. 6, 10, 14)
(Başvuru no: 60853/00)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
14 Haziran 2007
İşbu karar AİHS 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (60853/00) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşı İbrahim Güllü'nün (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 29 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından Kazım Genç tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
17 Aralık 1997 tarihinde izinsiz yapılan bir gösteri sırasında başvuran yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvuran polise saldırma, polis araçlarını taşlama gibi suçlarla itham edilmiştir.
Gözaltı sırasında sorgulanan başvuran yasadışı örgüt Devrimci Sosyalist İşçi Hareketi üyesi olduğunu, gösterinin yapıldığı gün polise karşı geldiğini, araçlara taş attığını itiraf etmiştir.
Başvuran 23 Aralık 1997 tarihinde yetkili hakim karşısına çıkarılmış, hakim tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
Cumhuriyet Savcısı 22 Ocak 1998 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) önünde itham etmiş ve TCK'nın 146 § 1. maddesinin uygulanmasını talep etmiştir.
DGM, 14 Nisan 1999 tarihli bir kararla başvuranı yasadışı bir örgütün mensubu olmak ve polise şiddetle karşılık vermek suçlarından suçlu bulmuş ve 3713 sayılı Kanun'un 7. ve TCK'nın 495. maddesi uyarınca adı geçeni on yıl on ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay 8 Kasım 1999 tarihinde bu kararı onamıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın esas hakkındaki mütalaası başvurana tebliğ edilmemiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını iddia etmektedir. Başvuran aynı zamanda ceza mahkemelerinin gözaltında zorla alınan itirafları ve hükümleri dikkate almasından ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşünün zamanında kendisine tebliğ edilmemesi ile adil yargılanma hakkından mahrum bırakıldığından şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu doğrultuda AİHS'nin 6. maddesini öne sürmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet AİHS'nin 35. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediğini, bu bağlamda başvuranın iç hukuktaki yargı sürecinde Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şikayetini hiçbir surette dile getirmediğini savunmaktadır.
AİHM daha önce Özel kararında buna benzer bir şikayetin dile getirildiğini ve reddedildiğini hatırlatmaktadır. Bu sonucu değiştirecek hiçbir gerekçe yer almamaktadır ve Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AİHM yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar ışığında ve mahkemeye sunulan delillerin değerlendirilmesinden başvuranın şikayetlerinin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998 ve Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998). Mahkeme ayrıca hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit etmemiştir.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi 'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
AİHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuranlar, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını yabancı gerekçelere dayandırdığı şüphesini duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekir. (Bkz. Incal kararı, § 72 ).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 6 § 1. madde uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı neticesine varmaktadır.
2. Ceza sürecinin adilliği hakkında
Hükümet bir ihlalin varlığına karşı çıkmaktadır.
AİHM, daha önceki benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, her halükârda kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.
Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlalinin tespiti ışığında AİHM, mevcut şikayetin incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye davası, Işık kararı ve Akkaş-Türkiye kararı, 23 Ekim 2003).
II. AİHS'NİN 10. MADDESİYLE BİRLİKTE 14. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran cezaya çarptırılması ve güvenlik güçlerinin müdahalesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğinden yakınmaktadır. Başvuran ayrıca Arap kökenli olması, dini inanç ve görüşleri nedeniyle mahkum edildiğini ileri sürerek bu yönde AİHS'nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM ulusal mahkemelerin başvuranın eylemlerini genel bir değerlendirmeyle, ilgili kanıtların dikkate alınmasının ardından başvuranın yasadışı bir örgüte mensup olduğuna ve güvenlik güçleri ile çatışmaya girdiğine kanaat getirdiklerini not etmektedir. Bu saptama ışığında AİHM ilk olarak başvuranın görüşlerini dile getirmesinden veya bir gösteriye katılmasından dolayı değil yasadışı bir örgüte üye olmak ve sözkonusu gösteri sırasında polisle silahlı çatışmaya girmek suçundan mahkum edildiğini gözlemlemektedir. Bu nedenle ilgilinin mahkumiyeti 10. maddede yer alan bir hakkın ihlalini teşkil etmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Kılıç-Türkiye kararı, no: 48498/98, 8 Temmuz 2003, Aksaç-Türkiye no: 41956/98, 15 Ocak 2004 ve Şirin-Türkiye kararı, no: 47328/99, 27 Nisan 2004).
14. madde açısından belirleyici hiçbir sorun yer almamaktadır.
Başvurunun bu kısmı dayanaktan yoksundur ve AİHS'nin 35 §§ 3. ve 4. maddesinin uygulanmasına istinaden reddedilmesi gerekmektedir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 28.963 Euro 20 Sent maddi, 50.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında, ihlal kararının tespitinin manevi tazmin için başlı başına yeterli olacağına itibar etmektedir (Bkz. sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden yargılamanın olacağı kanaatine varmaktadır (Bkz. Öcalan-Türkiye no: 46221/99 ve Gencel kararı, § 27).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu harcamalar için 5.663 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarın aşırı olduğunu belirtmektedir.
AİHM, mahkemeye sunulan deliller ve bu yöndeki yerleşik içtihat ışığında masraf ve harcamalar için başvurana 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 6. maddesi hakkındaki şikayetlerin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı şikayetine dair AİHS'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6 § 1. ve 3 b) maddesi hakkındaki diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın manevi tazminat bakımından başlı başına bir adil tazmini oluşturduğuna;
5 a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana yargı giderleri için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 14 Haziran 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy