(Başvuru no: 61446 /00)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRASBOURG
5 Nisan 2005
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (61446/00) başvuru no'lu davanın nedeni Ali Hıdır Polat'ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 27 Temmuz 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından M.A Kırdök ve M. Kırdök tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 1960 doğumludur. Başvurunun yapıldığı sırada Gebze (Kocaeli) Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
15 Mart 1996 tarihinde başvuran İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Ekiplerinin yasadışı olduğu bilinen MLKP (Komünist Partisi Marksist-Leninist) örgütü çerçevesinde düzenlemiş olduğu operasyon çerçevesinde tutuklanarak göz altına alınmıştır.
29 Mart 1996 tarihinde başvuran İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi karşısına çıkarılan başvuranın ifadesi alınmış, sözkonusu örgüte üye olduğunu inkar eden başvuran tutuklu yargılanmak üzere cezaevine konulmuştur.
23 Temmuz 1996 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı başvuranı ve diğer on üç kişiyi anayasal düzeni silahlı eylemlerle yıkma ve yerine marksist-leninist bir düzeni kurma eğiliminde olan yasadışı bir örgüte bağlı olma suçu ile itham etmiş, TCK'nın 168. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyetini talep etmiştir.
DGM'nin 8 Kasım 1996 tarihli duruşmasında başvuranın savunmasını dinlemiş, başvuran hakkındaki suçlamaları reddederek serbest bırakılmasını istemiştir. Duruşma sırasında başvuranın avukatı müvekkilinin kötü muamele gördüğünü ileri sürmüş ve tutuksuz yargılanmasını talep etmiştir. Bu talep suçun niteliği, tutukluluk süresi ve delillerin henüz bir araya getirilmemesi nedeniyle reddedilmiştir.
30 Temmuz 1997'de başvuran bir kez daha serbest bırakılmasını talep etmiş, bu talep 20 Temmuz 1998 tarihinde reddedilmiştir.
4 Haziran 2001'de başvuranın avukatı, itham edilen suçların işlendiği tarihte müvekkilinin askeri hastanede tedavi olduğu dayanağında bulunarak başvuranın tutuksuz yargılanması isteğini yinelemiştir. Duruşma sonunda Mahkeme, tutukluluk süresini ve başvuranın durumunu göz önünde bulundurarak istinat edilen suçun genişletilebileceğine karar vermiştir.
Yargılama süreci halen devam etmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 5 § 3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran tutukluluk süresinin uzunluğundan yakınmakta ve AİHS'nin 5 § 3 maddesinde yer alan zamanaşımı ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirlik üzerine
AİHM, AİHS'nin 35 § 3 maddesince yapılan şikayetin temelden yoksun olmadığı tespitinde bulunmakta, bu şikayetin kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe olmadığını hatırlatmaktadır. Başvurunun kabuledilebilir olduğu görüşündedir.
B. Esas hakkında
Başvuran tutulu bulundurulmasının ispat edilmediğini ve hiçbir delile dayanmadığını ileri sürmektedir. Başvuran ulusal yetkililerin tutukluluk durumunu hiçbir ayrıntılı gerekçeye dayandırmaksızın düzenli bir biçimde gerçekleştirdiğini iddia etmektedir.
AİHM, 15 Mart 1996 tarihinde başlayan başvuranın tutukluluk halinin 4 Haziran 2001'de salıverilmesiyle sona erdiği ve bu sürenin yaklaşık beş yıl üç ay sürdüğü tespitinde bulunmaktadır.
Mahkeme, ilk olarak mevcut durumda, ulusal yetkililere düşen sorumluluğun tutulu bulunan bir kimsenin göz altı süresinin makul sınırlamayı aşmaması için gerekli özeni göstermek olduğunu hatırlatmaktadır. Bu amaçla yetkililerin olayların nedenini ortaya çıkarmaları ve kamu yararına gerçek bir zorunluluğun varlığını ortaya koymaları veya bertaraf etmeleri, bireysel özgürlük esasına saygılı itirazda bulunmaları ve alacakları kararlarda yetki genişletilmesinin reddedilmesini dikkate almaları gerekir. AİHM esas itibariyle sözkonusu kararlarda yer alan gerekçelere ve ilgili tarafından aktarılan olaylara dayanarak AİHS'nin 5 § 3 maddesinin ihlal edilip edilmediğini inceleyecektir (Bkz. Assenov ve diğerleri-Bulgaristan kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VIII, § 154).
Bu bağlamda, bir suça karışmış kimsenin suçlu olduğunu ortaya koyan gerekçeler üzerinde durmanın olmazsa olmaz sine qua non koşulu tutukluluk halinin uygunluğudur, fakat bu her zaman yeterli olmamaktadır; AİHM, hukuki merciler tarafından belirlenen gerekçelerin özgürlüğün kısıtlanması bakımdan meşru olup olmadığını tespit etmek durumundadır. Bu gerekçelerin "ilgili" ve "yeterli" olduğu hallerde, ulusal yetkililerin soruşturmanın yürütülmesinde yeterli özeni gösterip göstermediğinin belirlenmesi gerekir (Bkz. diğerleri arasında, Mansur-Türkiye kararı, 8 Haziran 1995, seri: A no: 319-B, § 52).
Bu durumda, dava dosyasında yer alan unsurlara göre Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranın yinelediği serbest bırakılma taleplerini reddetmiş, "isnat edilen suçun niteliğini" ve "delillerin durumunu" ifade etmeksizin, her duruşmada benzer basmakalıp ifadelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
Fakat, "delillerin durumu" şayet suçluluğun varlığını, derecesinin ağırlığını ortaya koymaya yetiyor ve olayların nedenlerini genel olarak açıklamaya yetiyor ise AİHM'nin gözünde dikkate alınacak husus budur, öte yandan başvuranın bu kadar uzun bir süre tutuklu bulundurulma nedeninin de doğrulanmasını beklemektedir (sözü edilen Mansur kararı, § 57).
IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.
A. Zarar
Başvuran 19.000.000.000 T.L. maddi (yaklaşık 11.782 Euro) ve 15.000.000.000 T.L. manevi (yaklaşık 9.302 Euro) tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında bir illiyet bağı görmemekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın hakkaniyete uygun olarak manevi zarar başlığı altında başvurana 4.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran yargılama masrafları için 200.000.000 TL. (124 Euro) ve avukatlık ücreti ve diğer harcamalar için 6.750.000.000 TL. (4186 Euro) talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadına göre bir başvuranın yalnızca talep ettiği miktarın makul, gerekli ve gerçekliğini desteklediği ölçüde yapmış olduğu masraf ve harcamalarının karşılandığını ifade etmektedir. Bu durumda, Mahkemenin bu doğrultudaki kriterleri ve sunulan deliller ışığında, AİHM nezdinde yapmış olduğu harcamalara dair başvurana 2.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3 'lük bir faiz oranının uygulanacağını belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna ;
2. AİHS'nin 5 § 3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek KDV, pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana 4.000 (dört bin) Euro manevi tazminat ve masraf ve harcamalar için 2.000 (iki bin) Euro ödemesine ;
b) Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizi uygulamasına;
4. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine ;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddelerine uygun olarak 5 Nisan 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy