(AİHS m. 10, 34, 41, 44) (765 S. K. m. 312) (3713 S. K. m. 8) (647 S. K. m. 6) (YAĞMURDERELİ - TÜRKİYE DAVASI) (SÜREK - TÜRKİYE DAVASI (4)) (CEYLAN - TÜRKİYE DAVASI) (ÖZTÜRK - TÜRKİYE DAVASI) (KARKIN - TÜRKİYE DAVASI) (KIZILYAPRAK - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 62230/00)
STRAZBURG
11 Nisan 2006
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (62230/00) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Sevgi Yılmazın (başvuran) 1 Temmuz 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Malatya Barosu avukatlarından Y. İmrek-Koluaçık tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran, Sevgi Yılmaz 1971 doğumlu T.C. vatandaşı olup Urfada ikamet etmektedir.
19 Nisan 1998 tarihinde Emeğin Partisi Elazığ İl Başkanlığı bu şehirde bir toplantı düzenlemiş, katılımcılardan biri olan başvuran burada konuşma yapmıştır.
2 Mart 1999da Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı başvuran hakkında dava açmıştır. Cumhuriyet Savcısı, başvuranın konuşmasına dayalı olarak adı geçeni TCKnın 312. maddesi uyarınca ırka ve dine dayalı ayrımcılık yaparak halkı kine ve düşmanlığa tahrik etme ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8. maddesi uyarınca bölücülük propagandası yapma suçları ile itham etmiştir. Savcı bu konuşmanın bazı bölümlerinden alıntı yapmıştır.
Mahkeme, 16 Eylül 1999 tarihinde bilirkişi talebini reddetmiştir. Cumhuriyet Savcısı iddianamesinde TCKnın ilgili hükümlerinin uygulanmasına istinaden başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir. Başvuranın avukatının talebi üzerine adı geçene savunmasını hazırlaması için ek süre tanınmıştır.
DGM heyeti, 28 Eylül 1999 tarihli duruşmada başvurana söz vermiş, ardından hüküm kararını açıklamıştır. Mahkeme buna göre başvuranı hakkında yapılan ithamdan suçlu bulmuş ve TCKnın 312. maddesi uyarınca bir yıl hapis ve 1.520.000 T.L. para cezasına çarptırmış, 647 sayılı Kanunun 6. maddesine istinaden söz konusu cezanın teciline karar vermiştir.
1 Aralık 1999 tarihinde Yargıtay, 28 Eylül 1999 tarihli ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİİDDİASI HAKKINDA
Başvuran yasal bir toplantıda yaptığı konuşma nedeniyle mahkum edilmesinin ifade özgürlüğünün ihlalini oluşturduğundan şikayetçi olmakta ve bu yönde AİHSnin 10. maddesini ileri sürmektedir.
AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHSnin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan başvuranın ifade özgürlüğüne karşı bir müdahaleyi oluşturduğuna dair taraflar arasında bir ihtilafa yer verilmediğini not etmektedir. Sözü edilen müdahalenin AİHSnin 10 § 2. maddesi gereğince toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amaç taşıdığına itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).
AİHM bunu dikkate almaktadır. Bununla birlikte, bu müdahalenin demokratik bir toplum için gereklilik oluşturup oluşturmadığının bilinmesi gerekir.
AİHM, sözkonusu konuşmada yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir biçimde değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri göz önünde bulundurmaktadır.
AİHM, siyasi bir partinin düzenlemiş olduğu toplantıda dile getirilen görüşlerin içeriğinde olduğu kadar kullanılan ifadelerle de siyasi bir konuşma niteliğinde olduğunu hatırlatmaktadır. Başvuran özellikle «köyünden toprağından sürülen, bilmediği kentlerde bilmediği bir dille derdini anlatmak zorunda bırakılan gecekondularda potansiyel suçlu ilan edilen yoksul Kürt emekçileri» sözlerini savunmuş, ayrıca «kendi dilinde kendini ifade etmek isteyenlerin halayı» ve «halkların kardeşliği (
)» ifadeleri ile bunu yüceltmiştir.
AİHM, ayrıca Devlet Güvenlik Mahkemesinin TCKnın 312. maddesi gereğince başvuran hakkında almış olduğu önlemleri yerine getirdiğini hatırlatmaktadır. Yalnızca ilgili tarafından sarf edilen sözlere değil, bahse konu partinin bölge teşkilatından gelen mesaja da atıfta bulunularak bu konuşmaların ırk, din, dil ve bölge ayrımına dayalı kini ve düşmanlığı tahrik ettiği sonucuna varılmıştır.
AİHM, iç hukuk mercileri tarafından ortaya konulan gerekçeleri dikkatlice incelemiş ve bunların başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlali haklı çıkarmaya yetmediğine itibar etmiştir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye kararı (4), no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). Ayrıca, bu inceleme ile öne sürülen görüşlerin şiddeti ve ayaklanmayı teşvik etme ve demokratik ilkeleri başka bir sistem adına reddetme gibi bir sonuç çıkmamıştır. Bununla birlikte, başvuran insanların kültürel haklarını elde etmesi isteğini hayali bir biçimde dile getirmiştir.
AİHM, daha önce de benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve bunların AİHSnin 10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye kararı, no: 23556/94, § 38, AİHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye kararı, no: 22479/93, § 74, AİHM 1999-VI, İbrahim Aksoy kararı § 80, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, § 39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).
AİHM, mevcut başvuruyu mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümetin davanın farklı sonuçlandırılmasına neden olacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar etmiş, bunun yanı sıra terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almıştır. (Bkz. özellikle sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60, ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s. 1568, § 58).
AİHM ayrıca hükmedilen bir yıl hapis ve para cezasının ertelense dahi ağırlığını hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak, başvuranın mahkumiyeti öngörülen amaçlar doğrultusunda orantısız olup, «demokratik bir toplum için gereklilik» teşkil etmemektedir.
AİHSnin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat, masraf ve harcamalar
Başvuran 10.000 Euroya yükselen maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürmektedir. Başvuran, ulusal mahkemeler ve AİHM nezdinde yaptığı yargı giderlerinin geri ödenmesi hususunda bir talepte bulunmamıştır.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmıştır.
Öne sürülen maddi tazminatla ilgili AİHM, AİHSnin 10. maddesinin ihlal tespiti ile ileri sürülen maddi zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı kuramamaktadır. Bu nedenle bu talebi reddetmiştir.
Manevi tazminat talebine ilişkin AİHM, AİHSnin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun başvurana 3.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
2. a) AİHSnin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin başvurana, manevi tazminat olarak 3.000 (üç bin) Euro ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
2. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine uygun olarak 11 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy