(AİHS m. 6)
(Başvuru No: 63183/00)
STRAZBURG
22 Aralık 2005
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1982 ve 1972 doğumlu olup Batmanda ikamet etmektedirler.
Başvuranlar 5 Eylül 1998 tarihinde güvenlik güçleri ile çıkan çatışmada yaralı olarak ele geçirilmişler ve PKKya yeni militanlar getirmek suçuyla itham edilmişlerdir.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 24 Eylül 1998 tarihinde TCKnın 169. maddesine dayalı olarak başvuranları PKKya yardım ve yataklık etmek suçu ile itham etmiştir.
DGM, 25 Mayıs 1999 tarihinde başvuranları haklarında yapılan suçlamalardan suçlu bulmuş ve ilk başvuranı iki yıl altı ay, ikinci başvuranı üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmış ve nakil amaçlı kullanılan araca el konmuştur.
Yargıtay 31 Ocak 2000 tarihinde bu kararı onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar kendilerini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin, bünyesindeki askeri hakimin varlığı nedeniyle «bağımsız ve tarafsız olmadığını» ve adil bir yargılamayı sağlayamayacağını iddia etmekte, bu yönde AİHSnin 6 § 1.maddesini ileri sürmektedirler.
AİHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranların «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuranlar, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını davaya yabancı gerekçelere dayandırdığı şüphesini duyabilir. Bu nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekir. (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Maddi ve manevi tazminat
Başvuranların her biri 160.000 Y.TLye ulaşan maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürmektedirler.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
İddia edilen maddi tazminata ilişkin AİHM, Sözleşme ihlali olmasaydı DGM tarafından yapılan yargılamanın sonucunda ne olacağına ilişkin bir spekülasyon yapamayacağından, başvuranlara bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığını ifade etmektedir. (Findlay-İngiltere kararı, 25 Şubat 1997, s.284, § 85).
AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında, ihlal kararının tespitinin manevi tazminat için başlı başına yeterli olacağına itibar etmektedir (Bkz. sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden yargılamanın olacağı kanaatine varmaktadır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, § 27).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar masraf ve harcamalar için hiçbir rakam telaffuz etmemişlerdir.
Bu nedenle bu yönde bir ödeme yapılması gerekli görülmemektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
2. Mevcut kararın başlı başına manevi bir tazmini oluşturduğuna;
3. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 22 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy