(Başvuru no: 63926/00)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRASBOURG
16 Haziran 2005
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (63926/00) başvuru no'lu davanın nedeni Ahmet Ergin'in ve Halit Keskin'in (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 2 Ağustos 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
I. OLAYLARIN MEVCUT KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1973 ve 1952 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedirler. Başvuranlar yazı işleri sorumlusu (A.Ergin) ve Günlük Emek adlı gazetenin sahibiydiler (H.Keskin). "Karadeniz'de kontra planı" başlıklı, "Veli Küçük kimdir?" alt başlığıyla adı geçenin fotoğrafının da yer aldığı bir makaleyi 20 Eylül 1997 tarihinde gazetenin 316. sayısında manşetten yayımlamışlardır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi yetkili hakimi Günlük Emek gazetesinin 316. sayısının toplatılmasını kararlaştırmıştır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 24 Eylül 1997 tarihli iddianamesi ile 1991 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6 § 1 maddesi uyarınca başvuranları Veli Küçük'ü terörist örgütlerin hedefi olarak göstermekle itham etmiştir.
DGM, 16 Nisan 1998 tarihli kararı ile başvuranları sırasıyla 78.322.500 T.L. ve 156.645.000 T.L. para cezasına çarptırmıştır.
Mahkeme ayrıca Günlük Emek gazetesinin yedi gün süreyle faaliyetlerini durdurma kararı almıştır.
Başvuranlar bu karar karşısında temyiz başvurusunda bulunarak, AİHS'nin yeni 9. ve 10. maddelerine ve bilgi edinme ve duyurma haklarına göndermede bulunmuşlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kararı başvuranlara tebliğ edilmemiştir.
Yargıtay 15 Nisan 1999 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE DAİR
Başvuranlar haklarında verilen mahkumiyet kararından şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHM yapılan şikayetin AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığı tespitinde bulunmakta, ayrıca şikayetin kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçenin olmadığını hatırlatmaktadır. Bu durumda başvuru kabuledilebilir bulunmaktadır.
B. Esas hakkında
AİHM sözkonusu mahkumiyet kararlarının AİHS'nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan başvuranların ifade ve düşünce özgürlüğüne yönelik bir ihlali oluşturduğu hususunda taraflar arasında bir itilafın bulunmadığını not etmektedir. Yapılan müdahalenin yasayla öngörüldüğüne ve AİHS'nin 10 § 2. maddesi uyarınca toprak bütünlüğünün korunması, kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi gibi meşru amaçları içerdiğine itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). AİHM bu uygulamayı kabul etmektedir. Bununla birlikte, yapılan müdahalenin "demokratik bir toplum için gereklilik" taşıyıp taşımadığının incelenmesi gerekmektedir.
Hükümet, sözkonusu metnin gizli bir formda kine ve düşmanlığa tahrik etmesi bakımından başvuranların mahkumiyetinin demokratik bir toplum için gereklilik arz ettiğini savunmaktadır. Özellikle, ülkenin güneydoğusunda suça teşvik eden potansiyel bir etki yaratan yanlış bir bilgi sözkonusudur.
AİHM, buna benzer pek çok şikayetlerin daha önce de dile getirildiği ve bunların AİHS'nin 10. maddesi ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye no: 23556/94, § 38, AİHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye no: 22479/93, § 74, AİHM 1999-VI, İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10 Ekim 2000, Karkın-Türkiye no: 43928/98, § 39, 23 Eylül 2003, ve Kızılyaprak-Türkiye no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003 kararları).
AİHM, kararı mahkemenin yerleşik içtihatları doğrultusunda incelemiş Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar etmiştir. Mahkeme yayımlanan makalede yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir biçimde değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri göz önünde bulundurmaktadır (Bkz. sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60 ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-I, s. 1568, § 58).
Sözkonusu makale Karadeniz bölgesine yeni atanan Jandarma Komutanının aldığı yeni kararların eleştirisine dayalıdır.
AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesinin sözü edilen makalede halkı kine, husumete ve suça tahrip eden terimlerin yer aldığı değerlendirmesinde bulunduğunu hatırlatmaktadır.
AİHM, yerel makamların almış oldukları kararların başlı başına başvuranların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi teşkil ettiğini incelemektedir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye kararı (no:4) no: 24762/94, § 58, AİHM 1999-IV). Mahkeme bahsedilen makalede yer alan bazı bölümlerin Türk hükümetinin en olumsuz yönlerini çizen bir tabloyu ortaya koyduğunu, ne şiddetin teşvik edildiğini, silahlı mücadeleden söz edildiğini ne de kin ve nefret içerikli bir beyanın dile getirildiğini gözlemlemektedir. Mahkeme nezdinde dikkate alınması gereken unsurlar bunlardır (Bkz, a contrario, Sürek-Türkiye (no:1) 26682/95, § 62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye kararları, 8 Temmuz 1999, no: 24919/94, § 50).
AİHM, yapılan müdahalenin orantılılığı hususunda verilen cezanın ağırlığının da göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu itibarla Ergin ve Keskin'in sırasıyla 78.322.500 T.L. ve 156.645.000 T.L. para cezasına çarptırıldıklarını not etmektedir. Ayrıca günlük gazete Güncel Emek'in 316. sayısının tamamı toplatılmıştır. Bu durumda başvuranların cezaya çarptırılması öngörülen amaçlarla oransız olmakla birlikte "demokratik bir toplum için gereklilik" de taşımamaktadır. O halde AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE DAİR
Başvuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde askeri bir hakimi hazır bulundurması nedeniyle "bağımsız ve tarafsız" bir mahkeme olarak nitelendirilemeyeceğini iddia etmektedirler. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün kendilerine tebliğ edilmemesinden yakınmakta, AİHS'nin 6 §§ 1 ve 3 b) maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet bu şikayetlerin kabul edilebilirliğine ilişkin hiçbir itirazın olmadığını hatırlatmaktadır. Mahkemeye sunulan deliller ışığında, AİHM başvuranların şikayetlerinin kabul edilemezliği hususunda hiçbir gerekçenin bulunmadığı tespitinde bulunmaktadır.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin Tarafsızlığına ve Bağımsızlığına İlişkin
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği yönünde sonuçlandırıldığını ortaya koymaktadır. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Başvuranların aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin TCK'ya dayalı olarak yapmış olduğu yargılama hususunda endişe duymalarının yerinde olduğu kanısındadır. Üstelik Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında başvuran hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV s. 1573, § 72 ).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS'nin 6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı neticesine varmaktadır.
2. Başsavcının görüşünün tebliğ edilmemesi hakkında
AİHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkemenin verdiği kararlara tabi olan kişilere her halükarda adil bir yargılamayı garanti edemeyeceği hükmüne varmaktadır.
Başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespiti ışığında Mahkeme mevcut şikayeti incelemeye gerek duymamaktadır (Bkz. diğerleri arasında sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI ÜZERİNE
AİHS'nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.
A. Tazminat
Başvuranların her biri maddi tazminat olarak 10.000 Euro, maruz kaldıkları manevi zarar için ise 10.000 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu miktarlar hakkında görüş bildirmemiştir.
İddia edilen nakit gelir kaybı ile ilgili olarak AİHM, AİHS'nin 10. maddesinin ihlali ile sözü edilen gelir kaybını doğrulayacak hiçbir kanıtın sunulmadığını dile getirerek bu talebi reddetmektedir. Bununla birlikte başvuranların her birine manevi tazminat olarak 2.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1 maddesine göre tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, prensip olarak en uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden yargılamak olacağı kanaatine varmaktadır (Bkz. Gençel-Türkiye kararı, no: 53431/99, § 27 23 Ekim 2003).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar, yerel mahkemeler ve AİHM nezdinde yapmış oldukları harcamalar için 4.000 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu miktarları aşırı olarak değerlendirmektedir.
Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadına göre bir başvuran yapmış olduğu masraf ve harcamaların gerçekliğini ve gerekliliğini makul oranlarda ortaya koyduğu ölçüde bu yönde bir tazminat elde edebilir. Mevcut durumda sunulan deliller ve görüşler ışığında AİHM hakkaniyete uygun olarak başvuranlara 2.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3 'lük bir faiz oranının uygulanacağını belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS'nin 6 § 3 b) maddesine dair şikayetin incelenmesine gerek olmadığına;
5. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin ;
i. manevi zarar olarak başvuranların her birine 2.000 (iki bin) Euro ;
ii. masraf ve harcamalar için başvuranlara toplam 2.000 (iki bin) Euro ödemesine ;
iii. anılan miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına ;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin talebin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 16 Haziran 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy