(AİHS m. 10, 14)
(Başvuru No: 64609/01)
Strazburg
22 Aralık 2005
OLAYLAR
1938 doğumlu başvuran Ankarada ikamet etmektedir.
Başvuran, 14 Aralık 1992 tarihinde Kürt Hak ve Özgürlükleri Derneğinin Yazmanı olarak Kütahya İnsan Hakları Derneğinin düzenlediği bir kolokyuma katılmış ve bir konuşma yapmıştır.
Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı, 26 Temmuz 1993 tarihinde başvuranı bölücü propaganda yapmakla suçlamış ve Terörle Mücadeleye ilişkin 3713 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince mahkum edilmesini istemiştir.
Yargılama devam ederken Konya DGM kaldırılmış ve dosya Adana DGMye gönderilmiştir.
DGM Cumhuriyet Başsavcısı, 20 Eylül 1999 tarihinde ırk ve bölge ayrımcılığı yapılarak halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmeye ilişkin Türk Ceza Kanununun (TCK) 312. maddesi çerçevesinde suçlamanın yeniden değerlendirmesi için ek iddianame sunmuştur.
DGM 13 Nisan 2000 tarihli kararla, yeni suçlamalar hakkında başvuranı dinledikten sonra TCKnın 312§2 ve 3 maddesi gereğince bölücü propaganda yapmaktan suçlu bulmuş ve bir yıl hapis ve 100.000 TL para cezasına çarptırmıştır. DGM, 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca cezanın infazının ertelenmesine karar vermiştir.
Yargıtay, 5 Haziran 2000 tarihinde mahkumiyet kararını onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Kabul edilebilirlik hakkında
AİHM, elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi ortaya çıkarılmamıştır.
B. Esas Hakkında
Başvuran, hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu bakımdan AİHSnin 10. maddesini ileri sürmektedir.
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2 maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, §40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi birçok davada ortaya çıkan benzer sorunları irdelemiş ve AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74, 1999-VI, İbrahim Aksoy-Türkiye, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10 Ekim 2000, sözüedilen Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin, sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, başvuranın kullandığı ifadelere ve yaptığı konuşmanın bağlamına önem vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. sözüedilen İbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).
Konuşma, Türkiyede yaşayan Kürtlerin sorunları hakkında Hükümetin izlediği politikayı eleştirmektedir.
AİHM, DGMnin dava konusu söylemin halkı kin ve düşmanlığa teşvik edici ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.
AİHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan ve başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM, konuşmanın sert üsluptaki bazı sözleri Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizse de, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teşvik eder nitelikte olduğunu ve AİHMnin gözünde, dikkate alınması gereken başlıca unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu belirtmektedir.
Bu durumda, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararı hedeflenen amaçlarla orantılı olmayıp, demokratik toplumda gerekli değildir. Dolayısıyla AİHSnin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 10. MADDESİYLE BERABER 14. MADDENİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHSnin 10. maddesiyle birlikte 14. maddeyi ileri sürerek, Kürtlerin kültürel haklarının savunulmasında yaptığı girişimlere dayanan ayrımcılıktan şikayet etmektedir.
Tek başına 10. maddenin ihlal edildiğine ilişkin vardığı sonucu gözönünde bulundurarak, AİHM, 14. maddeye göre yapılan şikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran manevi tazminat için 20.000 Euro istemektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM manevi tazminat konusunda ise, başvuranın bir takım sıkıntılarının olabileceği kanaatindedir. AİHM, AİHSnin 41. maddesinin gerektirdiği gibi hakkaniyete uygun olarak başvurana 1.000 Euro verilmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran, AİHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 5.500 Yeni Türk Lirası istemektedir. Başvuran kanıt olarak avukatıyla yaptığı sözleşmeyi sunmaktadır.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
Elinde bulunan unsurları ve konuya ilişkin içtihadını gözönünde bulundurarak, AİHM, yapılan bütün masraflar için 500 Euronun makul olduğuna kanaat getirerek, bu miktarın başvurana ödenmesine hükmetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME OYBİRLİĞİYLE;
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesine göre yapılan şikayetin incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) Bu kararın, AİHSnin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana:
i. manevi tazminat için 1.000 Euro (bin Euro)
ii. masraf ve harcamalar için 500 Euro (beş yüz Euro)
iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;
5. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 22 Aralık 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy