(AİHS m. 6, 9, 10, 35) (3713 S. K. m. 8)
(Başvuru no: 68234/01)
03.10.2006
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
Başvuran Fikret Başkaya 1940 doğumlu T.C. vatandaşıdır ve Ankarada ikamet etmektedir. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından A. Erdoğan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1 Haziran 1999 tarihinde Özgür Bakış gazetesi, başvuran tarafından kaleme alınan «Tarihi dava mı ?» başlıklı bir makaleyi yayımlamıştır.
3 Ağustos 1999da İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8 § 1. maddesine dayalı olarak başvuranı bölücülük propagandası yapma suçu ile itham etmiştir.
Başvuran DGM karşısında hakkında yapılan suçlamaları reddetmiştir. Başvuranın avukatı AİHSnin 9. ve 10. maddelerinde öngörüldüğü üzere müvekkilinin düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur.
DGM, 13 Haziran 2000 tarihinde başvuranı bir yıl hapis ve 1.066.666.666 T.L. para cezasına çarptırmıştır.
Mahkeme, söz konusu makalenin Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı bölücülük propagandasını içerdiği tespitinde bulunarak bu makaleden bazı bölümlere yer vermiştir.
Yargıtay 15 Ocak 2001 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
ŞİKAYETLER
Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi ölçüsünde Yargıtaydaki sürecin hakkaniyetten yoksun bulunduğundan şikayetçi olmakta ve AİHSnin 6. maddesini ileri sürmektedir.
Başvuran, AİHSnin 10. maddesini hatırlatarak hakkında verilen mahkumiyet kararı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini öne sürmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
1. Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin tebliğ edilmemesinin AİHSnin 6. maddesinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.
Hükümet söz konusu görüşün Yargıtayı bağlamadığı tespitinde bulunmaktadır. Ayrıca, başvuran dava dosyasını yargı sürecinin her aşamasında inceleyebilir, görüş hakkında bilgi edinebilirdi. Sonuç olarak, 2003 Mart ayında gerçekleştirilen yasal değişiklikten bu yana Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin tebliğ edilmesi zorunlu kılınmıştır. Başvuran bu şikayet ile ilgili artık hukuki bir menfaatten yarar sağlayamaz.
Başvuran Hükümetin savlarına karşı çıkmaktadır.
Tarafların mahkemeye sunduğu kanıtlar ışığında, AİHM, yapılan şikayetin hukuka ve olaylara yönelik karmaşık sorunları ortaya çıkardığını, bunların belirlenmesi için başvuru dosyasındaki esasların bütünüyle incelenmesi gerektiğine ve bu şikayetin AİHSnin 35 § 3 maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığına karar vermiştir.
Başvurunun kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe bulunmamaktadır.
2. Başvuran, mahkumiyet kararının AİHSnin 10. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlali oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Hükümet, başvuranın mahkumiyetinin 10. maddenin ikinci paragrafında öngörüldüğünü savunmaktadır. Buna göre, Türk yetkilileri Sözleşmede yer alan, toprak bütünlüğünü tehdit eden terörist faaliyetler ile karşı karşıya kaldığında bir Devletin takdir payı daha geniştir, esasını aşmamışlardır. Bahse konu makale özellikle bu doğrultuda değerlendirilmelidir.
Tarafların mahkemeye sunduğu kanıtlar ışığında, AİHM, yapılan şikayetin hukuka ve olaylara yönelik karmaşık sorunları ortaya çıkardığını, bunların belirlenmesi için başvuru dosyasındaki esasların bütünüyle incelenmesi gerektiğine ve bu şikayetin AİHSnin 35 § 3 maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığına karar vermiştir.
Başvurunun kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe bulunmamaktadır.
Bu gerekçelere dayalı olarak, AİHM, oybirliğiyle,
Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy