(AİHS m. 3, 13)
(Başvuru no: 68263/01)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Aralık 2006
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (68263/01) başvuru nolu davanın nedeni bu ülkenin yedi vatandaşı Güzel Şahin, Türkan Şahin, Gülizar Şahin, Seza Horoz, Derya Aras, Birsen Gülünay ve Önder Dolutaşın (başvuranlar) 21 Mart 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından G. Altay ve F.T. Yolcu tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1943, 1975, 1950, 1956, 1979, 1977 ve 1966 doğumlu olup İstanbulda ikamet etmektedir.
Başvuranlar 1 Mayıs 1998 tarihinde İstanbulda işçi bayramı için yasal olarak düzenlenen bir gösteriye katılmıştır. Gösterinin dağıldığı sırada güvenlik güçleri ile göstericiler arasında çatışma meydana gelmiş; otuz altı polis yaralanmış ve aralarında başvuranlar Horoz, Aras, Gülünay, Türkan Şahin, Gülizar Şahin ve Dolutaşın da bulunduğu iki yüz altmış bir kişi yakalanarak gözaltına alınmıştır.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından aynı gün saat 17.00de olay yeri tutanağı hazırlanmıştır.
1. Başvuranlar hakkında yürütülen ceza süreci
2 Mayıs 1998 tarihinde saat 16.10da hazırlanan serbest bırakma tutanağı ile aralarında Gülizar Şahinin de yer aldığı on üç kişi serbest bırakılmıştır.
Emniyet Müdürlüğü aynı gün Şişli Cumhuriyet Başsavcısından -ki bunlar arasında başvuranlar Gülünay, Aras, Horoz, Türkan, Şahin, Dolutaş da bulunmakta- iki yüz kırk altı kişinin gözaltı süresinin dört gün süreyle uzatılması talebinde bulunmuş, Savcı aynı gün gerekli izni vermiştir.
Bütün sanık avukatları 3 Mayıs 1998 tarihinde yasal gözaltı süresinin sona erdiğini belirterek Şişli asliye ceza mahkemesinde itirazda bulunmuş, mahkeme 4 Mayıs 1998de dört günlük yasal sürenin sona ermediğini belirterek bu talebi reddetmiştir.
Başvuranlar Dolutaş, Horoz, Gülünay, Aras ve Türkan Şahin 5 Mayıs 1998 tarihinde Cumhuriyet Savcısı karşısına çıkarılmış, savcı ifadelerini almış, başvuranlar, haklarında yapılan tüm suçlamaları reddetmiş ayrıca kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmiştir.
İfadelerin alınması esnasında Cumhuriyet Savcısı yetkili hakimden başvuranların gözaltı süresinin bir gün süreyle uzatılması talebinde bulunmuş, bu talep kabul edilmiştir.
6 Mayıs 1998 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesi karşısına çıkarılan başvuranlar Horoz, Aras ve Türkan Şahinin ifadeleri alınmış ve tutuklu yargılanmalarına karar verilmiştir.
Başvuranların avukatları 11 Mayıs 1998 tarihinde müvekkillerinin serbest bırakılmalarını istemişler ve güvenlik güçlerinin müdahalesinin hukuka aykırı olduğunu ve müvekkillerinin kötü muameleye maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir.
Asliye Ceza Mahkemesi aynı gün bu soru üzerinde durulmasını gerekli görmemiş, müdahil avukatlar 12 Mayıs 1998 tarihinde bu karara itiraz etmiştir.
Cumhuriyet Savcısı aynı gün Horoz, Aras Gülünay, Türkan Şahin ve Dolutaşı ve diğer iki yüz otuz dokuz kişiyi yasadışı bir gösteriye katılmak, yapılan uyarılara uymamak, polise sopalarla ve taşlarla saldırmak suçlarıyla itham etmiş, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 32§1, 33/c ve TCKnın 55§3. maddeleri uyarınca mahkumiyetlerini talep etmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi 14 Mayıs 1998 tarihinde Horoz, Aras ve Türkan Şahinin tutukluluklarının devamına karar vermiştir.
11 Haziran 1998 tarihinde Horoz, Aras ve Türkan Şahinin de bulunduğu kırk dokuz kişi Asliye Ceza Mahkemesine çıkarılmış ve savunmalarını yapmışlardır. Bu duruşmada mahkeme T. Şahinin serbest bırakılmasına ve diğer başvuranlar S. Horoz ve D. Arasın tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi 5 Ağustos 1998den 27 Mayıs 1999 tarihine dek altı duruşma yapmış, sanıkların savunmalarını dinlemiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi, Horoz, Aras, Gülünay, Türkan Şahin ve Dolutaşın da dahil olduğu sanıklara ilişkin suçlamaların 21 Aralık 2000 tarihinde yürürlüğe giren şartla salıverilmeye değin 4616 sayılı Kanunun kapsamına girdiği gerekçesiyle, 9 Şubat 2001 tarihinde başvuranlar hakkındaki cezaların infazının beş yıl süreyle ertelenmesine karar vermiştir.
2. Başvuranlar tarafından yapılan kötü muameleye ilişkin şikayetler
Başvuranlar Gülünay, Aras, Gülizar Şahin ve Türkan Şahin 1 Mayıs 1998 tarihinde Adli tıp kontrolünden geçmiş, bu doğrultuda bir rapor hazırlanmıştır.
Aynı gün, Güzel Şahin Şişli Cumhuriyet Savcılığına giderek gözaltından sorumlu polislerin kendisine kötü muamelede bulunduklarından şikayetçi olmuştur.
Güzel Şahin 5 Mayıs 1998 tarihinde Adli tıp kurumunda sağlık taramasından geçmiş, kendisine on günlük iş göremez raporu verilmiştir.
Başvuranlardan Horoz, Aras ve Türkan Şahin 6 Mayıs 1998 tarihinde Adli tıp kurumu doktoru tarafından muayene edilmiş, doktor 1 Mayıs 1998 tarihli raporu tamamlayıcı bir sağlık raporu düzenlemiştir.
Cumhuriyet Savcısı 17 Haziran 1999 tarihinde takipsizlik kararı vermiştir.
Başvuranlar Horoz, Güzel Şahin ve Gülizar Şahin 22 Ağustos 2000 tarihinde bu karara karşı Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur.
Ağır Ceza Mahkemesi 18 Eylül 2000de alınan ve 21 Ekim 2000 tarihinde tebliğ edilen kararla itirazı reddetmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuranlar sözkonusu gösteriyi dağıtan polislerin şiddetine maruz kaldıklarını ileri sürmekte ve bu durumun AİHSnin 3. maddesiyle birlikte 14. maddesinin ihlaline yol açtığından şikayet etmektedir.
Başvuranlar ayrıca yapmış oldukları şikayetlerin soruşturmasının AİHSnin 13. maddesinde yer alan etkili bir soruşturma hakkını karşılamadığını öne sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE DEĞİN
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmakta, bir yanda başvuranların iç hukukta öngörülen hukuki ve idari başvuru yollarına gitmediklerinin, öte yanda başvuranlar Aras ve Türkan Şahinin Şişli Cumhuriyet Savcısının 17 Haziran 1999 tarihli takipsizlik kararına karşı kendilerine sunulan itiraz yolunu kullanmadıklarının altını çizmektedir.
Hükümet ayrıca başvuranlar Birsen Gülünay ve Önder Dolutaşın bu kararda adlarının yanlışlıkla yer almadığını belirtmektedir. Bu düzeltmenin yapılması için Şişli Cumhuriyet Savcısı başvuranlar hakkında 31 Ocak 2006 tarihinde ek bir karar almıştır.
Başvuranlar Hükümetin görüşlerine karşı çıkmakta ve özellikle 17 Haziran 1999 tarihli takipsizlik kararının içlerinden bazılarına tebliğ edildiğini fakat herkese tebliğ edilmediğini ileri sürmektedir.
1. Hükümetin öne sürdüğü başvuru yollarına ilişkin
Hükümet tarafından öne sürülen hukuki ve idari başvuru yolları ile ilgili olarak AİHM geçmişte de sözü edilen bu başvuru yollarının birçok defa dile getirildiğini ve iç hukuk nezdinde etkili resmi bir soruşturmanın yokluğunda AİHSnin 3. maddesi uyarınca tüketilebilecek bir başvuru yolunun olmadığı sonucuna varıldığını hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, İlhan-Türkiye kararı no: 22277/93). İç hukuktaki bu başvurunun -tek başına- bir tazminat ödenmesiyle Savunmacı Devletlerin bu yükümlülüklerinden muaf tutulmasına yetmediğini belirtmek gerekir.
Bu bağlamda AİHM, başvuranların iç hukuktaki mahkemeler önünde maruz kalındığı öne sürülen kötü muameleler ile ilgili Hükümet tarafından dile getirilen hukuki ve idari başvuru yollarına da başvurması gerektiği savına itibar etmemektedir. Hükümetin bu itirazı kabul edilememiştir.
AİHM ceza başvuru yolu ile ilgili olarak başvuranların 17 Haziran 1999 tarihli takipsizlik kararının ardından yetkili Cumhuriyet Savcılığına itirazda bulunduklarını tespit etmektedir. Bu kararlarda başvuranlardan yalnızca Aras, Horoz, Türkan Şahin ve Güzel Şahinin şikayetçi oldukları görülmektedir. Dava dosyasından başvuranlar Aras ve Türkan Şahinin bu karara karşı itiraz etmedikleri anlaşılmaktadır.
Zira AİHMnin daha önce dile getirdiği üzere, Türk hukukunun tanımış olduğu sözü edilen başvuru hakkının her türlü şansı tanımaktan yoksun bulunduğu söylenemez, dolayısıyla tüketilmesi gerekir. (Bkz. diğerleri arasında, Şen-Türkiye kararı, no: 41478/98, 30 Nisan 2002). AİHMye göre, başvuranlar, iç hukukta makamlar tarafından sürece taraf olarak dahil edilmişlerdir ve sözünü ettikleri şikayetlerini makul olarak ortaya koyacak başvuru hakkına ceza hukukunda sahiptirler. Dolayısıyla, bu başvuru yolunun uygulamada ulaşılmaz olduğu kanıtlanmadıkça tüketmekle yükümlüdürler.
Bu bağlamda, başvuranlar Aras ve Türkan Şahin bahse konu bu kararın tebliğ edilmediğini iddia etmektedir. Her ne şekilde olursa olsun AİHM, bireysel başvurunun yapıldığı tarihte adı geçen başvuranların ve avukatlarının takipsizlik kararından haberdar olmaları gerektiğini kaydetmektedir. Bu durumda, tebligat yapılmamış olsa bile haberdar olma tarihinden itibaren itiraz yolunu kullanmaları olası idi. Bu koşullarda, olayların meydana geldiği dönemde iç hukukta yürürlükte bulunan hükümler uyarınca bu süre karardan haberdar olunduğu andan itibaren işlemekteydi (Bkz. Kanlıbaş-Türkiye kararı, no: 32444/96, 28 Nisan 2005).
AİHM, takipsizlik kararına itiraz etmeyi ihmal eden başvuranlar Aras ve Türkan Şahinin iç hukuktaki başvuru yollarını tüketme koşulunu yerine getirmedikleri sonucuna varmaktadır. Hükümetin AİHSnin 35§§1. ve 4. maddelerinin uygulanmasına istinaden iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuranların şikayetlerinin reddedilmesi itirazı bu başvuranlar çerçevesinde kabul görmektedir.
Başvuranlar Gülünay ve Dolutaş ile ilgili olarak, Hükümetin görüşleri ışığında, iç hukuk mercilerinin eksiklikleri sonucu aldıkları ek takipsizlik kararı nedeniyle adı geçenlerin şikayetlerinin etkili bir biçimde incelenmesinin 31 Ocak 2006 tarihinde gerçekleştirildiğini belirtmek gerekir. AİHMye göre, diğer başvuranlara kıyasla takipsizlik kararının yaklaşık altı yıl yedi ay sonra alınmasından, mevcut başvurunun yapılmasından dört yıl on ay ve AİHMnin kısmı kabuledilebilirlik kararından dört ay sonra başvuranlar, yetkililerin ihmalkârlıklarından sorumlu tutulamazlar.
AİHM, başvuranlar Horoz, Gülünay, Güzel Şahin, Gülizar Şahin ve Dolutaşın kötü muamele ve etkili başvuru yolunun olmadığı yönündeki şikayetlerinin AİHSnin 35§3. maddesi doğrultusunda dayanaktan yoksun olmadığı tespitinde bulunmaktadır. Bu şikayetlerin kabuledilemezliği hakkında hiçbir gerekçe yer almamaktadır. O halde başvurunun bu kısmı kabuledilebilir bulunmalıdır.
2. Başvuranların ayrımcı bir muameleye maruz kaldıkları iddiaları hakkında
AİHM başvuranların iddia ettikleri ihlale değin hiçbir açıklık getirmeksizin genel bir şikayette bulundukları saptamasını yapmaktadır. Başvuranların iddiaları hiçbir surette gerekçelendirilmiş görünmemektedir. Bu şikayetin dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AİHSnin 35§§3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
II. AİHSNİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Hükümet, başvuranların iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu ve güvenlik güçlerinin-başvuranların da aralarında bulunduğu- yasal iznin dışında toplanan ve polise saldırmaya hazır kalabalık grubu dağıtmak için kullandıkları gücün orantılı olduğunu savunmaktadır.
Başvuranlar illegal toplandıklarını ve polise saldırıda bulunduklarını inkâr etmektedir.
Başvuranlar Horoz, Güzel Şahin ve Gülizar Şahin sırasıyla 50, 63 ve 56 yaşında olduklarını ve polislere karşı tehdit oluşturacak durumda olmadıklarını öne sürmektedir.
AİHSnin 3. maddesinin alanına girmesi için kötü muamelelerin asgari bir ciddiyet seviyesine ulaşması gerekmektedir. Asgari seviye hakkında yapılacak değerlendirme özü bakımından görecelidir; bu değerlendirme davaya özgü koşulların tümüne bağlıdır. Bir kimse özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veya genel olarak güvenlik güçlerine bağlı görevlilerle
karşı karşıya kaldığında, davranışları fiziksel güce başvurmayı gerektirmediği halde kendisine fiziksel güç kullanılması, insan onuruna zarar vermekte ve prensip olarak 3. maddenin güvence altına aldığı hakkın ihlalini oluşturmaktadır (Özellikle 9 Haziran 1998 tarihli Tekin-Türkiye kararı, 1998-IV, §§ 52 ve 53 ve Labita İtalya, no: 26772/95, § 120, 2000-IV).
Dava dosyasından, kötü muamele iddiaları çerçevesindeki fiillerin yasal yolların dışında toplanmış bir kalabalığı dağıtmak için uygulandığı anlaşılmaktadır.
AİHM olayların meydana geldiği günde başvuranlar Gülünay, Gülizar Şahin ve Dolutaş hakkında hazırlanan sağlık raporlarında bu kişilerde çok sayıda darp ve yaralanma izine rastlanıldığının kaydedildiğini gözlemlemektedir. Birkaç gün sonra başvuranlar Horoz ve Güzel Şahin için hazırlanan uzman raporları ile yaralanmaların ciddiyeti ve sağlık durumları dikkate alındığında adı geçenlerin her birine on gün süreyle iş göremezlik raporunun verildiği anlaşılmaktadır.
Hükümet, yaralanmaların güvenlik güçlerinden kaynaklandığına itiraz etmemekte, bununla birlikte güvenlik güçlerinin şiddete yeltenen ve izinsiz toplanan gösterici kalabalığı dağıtmak için meşru bir güce başvurduğunu ifade etmektedir.
AİHMye düşen bu durumda kullanılan gücün orantılı olup olmadığını incelemektir. Bu doğrultuda özellikle yaralanmaların hangi şekilde ve koşullarda meydana geldiği önem arz etmektedir (Bkz. Zülcihan Şahin ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 53147/99, 3 Şubat 2005).
AİHM öncelikli olarak yetkili mercilerin Gülizar Şahinin olay yerinde tesadüfen bulunmuş olabileceğini kabul ettiğini gözlemlemektedir. Öte yandan, diğer başvuranların izinsiz toplanan grubun içerisinde yer aldıkları farz edilse bile, dava dosyasında güvenlik güçlerine bu denli yoğunlukta güce başvurmasını gerekli kılacak bir mukavemetle bizzat karşı koyduklarını gösterir hiçbir delil unsuru yer almamaktadır. AİHMye göre, kalabalık grubun dağıtılması, ne başvuranlarda görülen darp izlerinin ciddiyetini ne vücutlarında tespit edilen ekimozları açıklamaya yetmez.
Yukarıda dile getirilen unsurlar ışığında, başvuranların mağdur olduğu güç kullanımının, illegal olarak bir araya geldiği kaydedilen kalabalığın dağıtılması amacıyla orantılı ve mutlak surette gerekli olduğu söylenemez. Üstelik başvuranlarda tespit edilen yaralanmaların sayısı ve derecesi kendi tutumları sonucunda güvenlik güçlerinin karşılık verme zorunluluğundan kaynaklanmamaktadır (Bkz. sözü edilen Zülcihan Şahin ve diğerleri kararı).
AİHSnin 3. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHM, bu yöndeki yerleşik içtihadını hatırlatarak, 13. maddenin, tazminat ödenmesi dışında 3. maddeye aykırı muamelelerden sorumlu kişilerin bulunmasına ve cezalandırılmasına götürecek derin ve etkili soruşturmayı zorunlu kıldığını ifade etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Anguelova-Bulgaristan kararı, no: 38361/97, § 161, AİHM 2002-IV). Bu çerçevede, soruşturma kapsamını yavaşlatacak her türlü eksiklik davaya neden olan olayları ve sorumlularını tespit etmede etkili olmasını engelleyecektir (Bkz. Kelly ve diğerleri-İngiltere, no: 30054/96, §§ 96-97, 4 Mayıs 2001 ve sözü edilen Anguelova kararı, §§ 139 ve 144).
Mevcut başvuruda AİHM, yetkili merciler tarafından bir ceza soruşturmasının yürütüldüğü
tespitinde bulunmakta, bununla birlikte bu soruşturmanın «etkili» olup olmadığının incelenmesi gerektiğini kaydetmektedir.
Bu bağlamda, başvuranlar tarafından yapılan şikayet takipsizlik ile sonuçlanmış ve Cumhuriyet Savcısı güvenlik güçlerinin yapmış oldukları müdahaleyi bir gösteriyi dağıtmak amacıyla meşru güce başvurmak olarak değerlendirmekle yetinmiştir. AİHMye göre böylesi bir değerlendirme AİHSnin 13. maddesinde yer alan gereklilikler ve öne sürülen iddiaların ciddiyeti karşısında yetersiz kalmaktadır.
AİHM ayrıca, iki yüz altmış bir kişinin yakalanmasına ve gözaltına alınmasına yol açan gösterinin sonlandırılmasındaki güçlüklerden şüphe duymamakta, bu amaçla iç hukukta müdahalenin hukuki çerçevesinin güvenlik güçlerinin bir gösteride izleyecekleri tutumun ve başvuracakları gücün belirlendiğini hatırlatmaktadır. Oysa dava dosyasında yer alan delillerden, Cumhuriyet Savcısının sözkonusu müdahalenin hukukun gerekliliklerine uygun olup olmadığını, başvuranların tutumunun bu yoğunlukta bir gücü gerekli kılacak derecede bir tehdit oluşturup oluşturmadığını incelemediği anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Savcısına düşen, yasa ile öngörülen zorunluluk doğrultusunda güvenlik güçlerinin başvurdukları gücün yerinde olup olmadığını denetlemektir.
Aynı şekilde, başvuranların bu şiddet olaylarında yer alıp almadıklarının ve iç hukuk makamlarının olay yerinde tesadüfen bulunduğuna kanaat getirdikleri Gülizar Şahinin durumunda olduğu gibi, sonuçları itibariyle güvenlik güçlerinin izledikleri gücün gerekliliğinin sorgulanması gerekmektedir. AİHMye göre başvuranlarda tespit edilen yaralanma izlerinden ulusal yetkililerin güvenlik güçlerinin başvuranların tutumuna uygun hareket edip etmediklerini incelemesi gerekmekteydi.
Son olarak AİHM, Hükümetin de başvuranlar Gülünay ve Dolutaşın durumunda kabul ettiği gibi iç makamların bir ihmalkârlıklarının olduğunu ortaya koymaktadır.
AİHM, bu anlamda yürütülen soruşturmanın AİHSnin 13. maddesinde yer alan koşulları karşılamadığı görüşündedir.
Bu nedenle sözkonusu madde ihlal edilmiştir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Maruz kaldıkları maddi ve manevi zarar için başvuranlar Seza Horoz 20.000 ve 650 (Euro), Güzel Şahin 25.000 ve 400 talep etmekte, Önder Dolutaş, Birsen Gülünay, Gülizar Şahinin her biri 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere karşı çıkmaktadır.
AİHM, AİHSnin 3. ve 13. maddelerinde alınan sonuçlar ışığında başvuranlara cismani ve manevi zarar olarak şu miktarların ödenmesine karar vermiştir:
- Seza Horoz ve Güzel Şahinin her birine 12.000er Euro;
- Önder Dolutaş, Birsen Gülünay ve Gülizar Şahinin her birine 5.000er Euro
B. Masraf ve harcamalar
Seza Horoz AİHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 3.081 Euro, diğer başvuranlar 800 YTL (yaklaşık 424 Euro), ayrıca 16.280 YTL avukatlık ücreti talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere karşı çıkmaktadır.
AİHM, mahkemeye sunulan deliller ve hakkaniyete uygun olarak yargı giderleri için başvuranlara birlikte 3.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Seza Horoz, Güzel Şahin, Gülizar Şahin, Birsen Gülünay ve Önder Dolutaşın AİHSnin 3. ve 13. maddelerine yönelik şikayetlerinin kabuledilebilir, diğer başvuranların şikayetlerinin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHSnin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.ye çevrilmek suretiyle Savunmacı Hükümetin:
i. cismani ve manevi zarar için başvuranlar Seza Horoz ve Güzel Şahinin her birine 12.000 (on iki bin) Euro, Önder Dolutaş, Birsen Gülünay ve Gülizar Şahinin her birine 5.000 (beş bin) Euro ödemesine;
ii. yargı giderleri için başvuranlara birlikte 3.000 (üç bin) Euro ödemesine;
iii. yukarıda belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 21Aralık 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy