(AİHS 1 NOLU EK PROTOKOL m. 1)
(Başvuru no:69882/01)
4 Temmuz 2006
Kabul Edilebilirlik Kararının Çevirisi
OLAYLAR
Başvuran Ahmet Beybolat 1948 doğumlu Türk vatandaşı olup İçel'de ikamet etmektedir. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından T. Akillioğlu ve A. Aktay tarafından temsil edilmektedir.
A. Dava Koşulları
Tarafların sunduğu üzere dava koşulları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
27 Ağustos 1996 tarihinde, İçel İli Tarsus İlçesi Nacarlı Köyü'nde bulunan üç parsel (no: 346, 2325 ve 2327) Belediye tarafından kamulaştırılmıştır. Kamulaştırma bedelleri, mülkün devir tarihinde başvurana ödenmiştir.
Başvuran, 7 Şubat ve 19 Şubat 1997 tarihlerinde, üç parsel için kamulaştırma bedellerinin arttırılması talebiyle Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmuştur.
Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi 3 Haziran 1997 tarihli bir kararla, 21 ve 25 Şubat 1997 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere başvurana, gecikme faizi ile birlikte 346 parsel sayılı taşınmaz için 11.574.547.000 Türk Lirası, diğer iki taşınmaz için de 5.162.650.000 Türk Lirası tutarında ek kamulaştırma bedeli ödenmesine karar vermiştir.
Yargıtay, 2 Aralık 1997 tarihli bir kararla 346 parsel sayılı taşınmazla ilgili olan ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
11 Mayıs 1999 tarihli bir kararla da diğer iki taşınmazla ilgili olan ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
Başvuran, kesinleşen Yargıtay kararlarının uygulanmasını talep ederek 5 Haziran ve 25 Ekim 1999 tarihinde Belediye aleyhinde İcra Müdürlüğü'nde iki dava açmıştır. Bununla birlikte, başvuranın avukatı tarafından dava takip edilmediğinden dosyalar rafa kaldırılmıştır.
Başvuranın avukatı, 27 Ekim 2005 tarihinde İcra Müdürlüğü'ne başvurarak talebini yinelemiştir.
İcra Müdürlüğü 11 Nisan 2006 tarihinde başvurana gecikme faizi ile birlikte 75.052.000.000 Türk Lirası (yaklaşık 46.908 Euro) tutarında ödeme yapmıştır.
ŞİKAYETLER
Başvuran, İdare'nin kamulaştırma artırım bedelinin kendisine geç ödemesinden ve Türkiye'deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi nedeniyle, ek tazminatın değer kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 Nolu Ek Protokol'ün 1. maddesine gönderme yapmaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuran, dava konusu olayın 1 Nolu Ek Protokol'ün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
Başvuran mevcut davada ulusal mahkemelerce öngörülen tazminatın ödenme şekli sebebiyle, kamu yararı ile kişinin temel haklarının korunması arasında hüküm sürmesi gereken "adil dengenin" bozulduğunu ileri sürmektedir. Başvuran bununla ilgili olarak, başlangıçta belirlenen kamulaştırma bedelinin, arazisinin gerçek değerinden düşük olması sebebiyle kendisine ek kamulaştırma bedeli ödenmesi için Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmak zorunda kaldığını ifade etmektedir. Başvuran, Mahkeme tarafından belirlenen ek kamulaştırma bedelinin kendisine geç ödendiğinin altını çizmektedir. Başvurana göre, enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi ile birlikte ödemedeki gecikmeden doğan sonuçlar, kişisel çıkarlarıyla sözkonusu kamulaştırma tedbirlerinin gerekçesi olarak gösterilen kamu yararı arasında hiç kuşkusuz haksız bir dengesizliğe neden olmuştur.
Hükümet, Mahkeme tarafından belirlenen tazminat tutarının tamamının ülkedeki enflasyon oranı dikkate alınarak gecikme faizi ile birlikte başvurana ödendiğini belirtmektedir. Hükümet, bu miktarın ödenmesi ile birlikte dava konusu anlaşmazlığın çözüme kavuşturulduğunu ifade etmektedir. Bu neden Hükümet, AİHM'den bu başvurunun kabuledilemez ilan edilmesini talep etmektedir.
AİHM, 1999 yılında başvuran tarafından Yargıtay kararlarının uygulanması amacıyla yapılan başvuruların, başvuranın avukatı tarafından dava takip edilmediğinden rafa kaldırıldığını tespit etmektedir. AİHM aynı zamanda başvuranın avukatının, 27 Ekim 2005 tarihinde icra takibi başlatılması yünündeki talebini neredeyse beş yıl bekledikten sonra yinelediğini not etmektedir. Bunun üzerine, 11 Nisan 2006 tarihinde başvuran, enflasyon oranı dikkate alınarak hesaplanan paranın tamamını gecikme faizi ile birlikte almıştır.
Dosyada yer alan unsurların tamamının inceleyen AIHM'ye göre, başvuranın alacaklı olduğu miktarın ödenmesinin kabul edilmesi, 1 Nolu Ek Protokol'ün 1. maddesi bakımından dile getirdiği taleplerinin karşılanmasını sağlamıştır (Bkz. Guerrera ve Fusco-İtalya, no: 40601/98, 3 Nisan 2003, Folcheri-İtalya (karar), no: 61839/00, 3 Haziran 2004, Ortiz Ortiz ve diğerleri-İspanya (karar), no: 50146/99, 15 Mart 2001 ve Yıldırım ve Duman-Türkiye (karar), no: 49507/99, 3 Mayıs 2005 tarihli karar).
Üstelik AİHM, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından yayınlanan listedeki endeksler dikkate alındığında başvurana ödenen toplam paranın enflasyon oranında olduğunu tespit etmektedir.
Sonuç olarak AİHM, başvuranın 1 Nolu Ek Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edilmiş olmasından dolayı artık mağdur olduğunu iddia edemeyeceği kanaatindedir. Başvurunun, dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle AİHS'nin 35 §§ 3 ve 4. maddesi bakımından reddedilmesi uygun olacaktır.
Bu nedenle, AİHS'nin 29 § 3. maddesinin uygulanmasına son verilmesi uygun olacaktır.
Bu gerekçelere dayalı olarak AİHM oybirliğiyle,
AİHS'nin 29 § 3. maddesinin uygulanmasına son verilmesine ve başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy