(AİHS m. 6, 7, 9, 10, 13, 14, 18)
(Başvuru no: 71355/01)
Kararın Özet Çevirisi
STRAZBURG
27 Haziran 2006
İşbu karar Sözleşme 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 71355/01 başvuru nolu davanın nedeni, Türk vatandaşı Hasan Deniz'in (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AIHM) 2 Nisan 2001 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Adli yardımdan faydalanan başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından I. Bilmez tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1974 doğumlu başvuran Hasan Deniz, Paris'te ikamet etmektedir. Başvuran, 18 Nisan 1999 tarihinden 9 Haziran 1999 tarihine kadar Özgür Bakış gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğü'nü yapmıştır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), 1 Haziran 1999 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün 6. sayfada yayımlanan ve Fikret Başkaya tarafından yazılan "Tarihi dava mı?" başlıklı makale nedeniyle gazetenin toplatılmasına karar vermiştir.
İstanbul DGM yedek hakimi aynı gün, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ileri sürdüğü gerekçelere dayanarak gazetenin toplatılmasına karar vermiştir.
3 Ağustos 1999 tarihinde sunulan iddianameyle Cumhuriyet Başsavcılığı, 3713 sayılı Kanunu'nun 8§§1, 2 ve in fine ve 6§2 ve in fine, 5680 sayılı Kanun'un ek 2§1 ve Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 36. maddeleri uyarınca, başvuranın mahkum edilmesini, sözkonusu gazetenin feshini ve belirtilen malların müsaderesini isteyerek, başvuran hakkında basın yoluyla ayrımcılık propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açmıştır.
DGM, 13 Haziran 2000 tarihli kararla, 3713 sayılı Kanun'un 8§2 maddesi uyarınca "Tarihi dava mı?" başlıklı makaleyi yayımlaması nedeniyle ve ayrımcı propaganda yaptığı gerekçesiyle başvuranı altı ay hapis ve 912.060.000 TL (yaklaşık 1.553 Euro) ağır para cezasına çarptırmıştır.
DGM, TCK'nın 72. maddesi uyarınca cezalan birleştirerek, başvuranı 912.960.000 TL (yaklaşık 1.555 Euro) para cezasına çarptırmıştır.
Son olarak DGM, 5680 sayılı Kanuna ek 2§1 maddesi uyarınca gazetenin üç gün süreyle yayımlanmasının yasaklanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 15 Ocak 2001 tarihli kararla temyize gidilen karan onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirlik Hakkında
Hükümet görüş bildirmemektedir.
AİHM, elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. Ayrıca AİHM başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi tespit etmemektedir.
B. Esas Hakkında
Başvuran, cezai mahkumiyet kararının düşünce ve ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini savunmaktadır. Bu bağlamda ulusal makamların özellikle etnik azınlığa ilişkin fikir ve haberlerin alınması ve verilmesi, yayımlanması ve açığa çıkarılması hakkını tanımadıklarını ileri sürmektedir. Başvuran AİHS'nin 10. maddesini ileri sürmektedir.
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2 maddesi bakımından, toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96). AIHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AİHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiş AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir ( Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, İbrahim Aksoy, Karkın-Türkiye, no: 43928/98 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95).
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, terörle mücadeleye bağlı zorlukların haricinde sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat getirmektedir AİHM, başvuranın dava konusu basın makalesinde kullanılan terimlere büyük önem verecektir. Bu bağlamda AİHM, göreceği davanın bulunduğu koşullan ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorluklan gözönünde bulundurmaktadır (İbrahim Aksoy ve Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar).
Dava konusu makalede, Abdullah Öcalan davası vesilesiyle Kürt sorunu konusunda yetkili makamların eleştirisi yapılmaktadır.
AİHM, DGM'nin dava konusu makalenin ayrımcı propaganda ifadelerini içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir. Ancak AİHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan ve başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94). AİHM, makalenin sert üsluptaki bazı bölümleri, Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizse de, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teşvik eder nitelikte olduğunu ve AİHM'nin gözünde, dikkate alınması gereken başlıca unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:l), no: 26682/95, ve Ger ger-Türkiye, no:24919/94).
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu belirtmektedir. Buna karşın AIHM, DGM'nin başvuranı ağır para cezasına çarptırdığını ve gazetenin üç gün süreyle yayımlanmasını yasakladığını tespit etmektedir.
Bu durumda, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararı hedeflenen amaçlarla orantılı olmayıp, "demokratik toplumda gerekli" değildir. Dolayısıyla AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 6§1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden DGM'nin, kendisine adil yargılanmayı sağlayacak "tarafsız ve bağımsız" bir mahkeme olmadığından şikayetçi olmaktadır. Başvuran özellikle sadece Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemeleri'nin 5680 sayılı Basın Kanunu alanına giren suçlar hakkında hüküm vermek için yetkili olduklarını savunmaktadır. Başvuran ayrıca, temyiz başvurusu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Yargıtay'a sunduğu yazılı tebliğnamesine cevap verme olasılığı bulunmadığından dolayı Yargıtay önündeki yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığından şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHS'nin 6§1 ve 3 -c maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirliği Hakkında
1. DGM'nin Tarafsız ve Bağımsız Olması Hakkında
AİHM, başvuranın şikayetlerini dile getirirken hiçbir açıklama getirmediğini ve dolayısıyla bu yönde ileri sürülen argümanların tamamen dayanaktan yoksun olarak göründüğünü not etmektedir.
Buradan, şikayetin AİHS'nin 35§3 ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Tebliğnamesinin Tebliğ Edilmemesi Hakkında
AİHM, bu şikayetin AİHS'nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile ters düşmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla şikayetin kabuledilebilir olduğunu ilan etmek uygun olacaktır.
B. Esasa Dair
AİHM, başvuranın sunduğu şikayete benzer bir şikayeti daha önce incelediğini ve Cumhuriyet Başsavcısı görüşlerinin niteliği ve yargılanan kişinin yazılı olarak bunlara cevap verme olanağının bulunmaması koşulları gözönüne alındığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesinin tebliğ edilmemesinden dolayı AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç ve Abdullah Aydın (no:2)).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in mevcut durumda farklı bir sonuca varılmasını sağlayacak ikna edici ne bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat getirmektedir.
Dolayısıyla bu durumda AİHS'nin 6§1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS'NİN 7, 9, 13, 14, 17 VE 18. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, kendisinin yazmadığı ama izni alınarak yayımlanan makale nedeniyle mahkum edildiğini iddia etmektedir. Başvuran, hakkında verilen mahkumiyet kararına itiraz etmek için iç hukuk yolunun bulunmamasından şikayetçi olmaktadır. Başvuran, Kürt sorunu hakkında haber yayınlamaktan mahkum edildiğini savunmaktadır. Bu bağlamda başvuran,
AİHS'nin 7, 9, 13 ve 14. maddelerinin (tek başına ya da 6, 9, 10 ve 13. maddelerle birlikte) yanı sıra 17 ve 18. maddelerini ileri sürmektedir.
AİHM elinde bulunan unsurları gözönüne alarak ve dile getirilen iddiaları incelemeye yetkili olduğu sürece bu şikayetler konusunda hiçbir ihlal göstergesi tespit etmemektedir. Buradan başvurunun bu kısmının, AİHS'nin 35§3 ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez ilan edilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuran, kendisine gönderilen 10 Mart 2005 tarihli mektupta 41. madde hükümlerine dikkati çekilse de, AİHS'nin 29§3 maddesinin uygulanması kararından sonra hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla AİHM, bu bakımdan herhangi bir ödemenin yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirmektedir (mutatis mutandis JVillekens-Belçika, no: 50859/99).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesinin tebliğ edilmediğine ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine dair yapılan şikayetlerin kabul edilebilir, başvurunun geri kalan
kısmının kabul edilemez olduğuna;
2. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 27 Haziran 2006 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy