(AİHS m. 44, 34, 10, 11, 13)
(Başvuru no: 71459/01)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
31 EKİM 2006
İşbu karar Sözleşme 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 71459/01 başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Abdullah Levent Tüzel'in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 11 Mayıs 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından K.T.Sürek tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1961 doğumlu başvuran İstanbul'da ikamet etmektedir ve EMEP'in (Emeğin Partisi) genel başkanıdır.
EMEP'in Diyarbakır bürosu başkanı 24 Nisan 2001 tarihinde, partinin merkez yürütme kurulu tarafından hazırlanan " IMFsiz Türkiye için emek programıyla 1 Mayıs'a" başlıklı bir afişin dağıtılması için Diyarbakır Valiliği'nden izin istemiştir.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü 25 Nisan 2001 tarihinde, Valilik'ten istenilen iznin verilmemesini istemiştir. Söz konusu afişin bölgede dağıtılmasının, provokasyon yaratan ve şiddet uyandıran içeriği nedeniyle kamu düzeni ve güvenliğine zarar vereceğini belirtmiştir.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü 27 Nisan 2001 tarihinde, söz konusu afişin asılmasını yasaklayan 26 Nisan 2001 tarihli Valilik Kararını partinin yerel bürosuna tebliğ etmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 10. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, partisinin afişlerinin Olağanüstü Hal bölgesinde dağıtımının ve asılmasının yasaklanmasının AİHS'nin 10. ve 11. maddelerinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.
AİHM, bu şikayetlerin AİHS'nin 10. maddesi uyarınca incelenmesinin yerinde olacağı kanısındadır.
Hükümet, başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin 10. maddenin ikinci paragrafı çerçevesinde öngörüldüğünü savunmaktadır. Hükümet dava konusu yasaklamanın olayların meydana geldiği dönemde söz konusu bölgede yürütülen terör faaliyetleri göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini açıklamaktadır. Hükümet'e göre dava konusu afiş kamu düzenini sarsacak niteliktedir. Hükümet bu bağlamda daha önceki yıllarda onlarca kişinin öldüğü 1 Mayıs kutlamalarında meydana gelmiş olan olayları hatırlatmaktadır. Olası suçları önlemek için bu afişlerin dağıtılmasına izin verilmemesi gerekiyordu. Son olarak Hükümet, alınması gereken tedbirler konusunda elinde bulunan takdir payını ileri sürmektedir. Bu takdir payı, makamlar kamu düzeni ve güvenliğini tehdit eden tehlikelerle karşı karşıya kaldığında daha da önem kazanmaktadır.
Başvuran bu argümanlara itiraz etmektedir.
AİHM, söz konusu yasaklama kararının başvuranın AİHS'nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını not etmektedir. Yapılan müdahalenin AİHS'nin 10 § 2. maddesi uyarınca kanun tarafından öngörüldüğüne, toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı izlediğine itiraz edilmemektedir (Bkz. Çetin ve diğerleri). Bu husus dikkate alınmakta, bununla birlikte müdahalenin «demokratik bir toplum için zorunluluk» oluşturup oluşturmadığının incelenmesi gerekmektedir.
AİHM, daha önce de benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve bunların AİHS'nin 10. ve 11. maddelerinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle Çetin ve diğerleri kararı; Güneri ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12
Temmuz 2005 ve Yeşilgöz-Türkiye kararı, no: 45454/99, 20 Eylül 2005).
AİHM, Olağanüstü Hal'e ilişkin 2935 sayılı Kanun'un 11 e) ve 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1 a) maddelerinin Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'ne bölgede kamu düzenini bozacak her türlü dolaşımı ve yazılı dağıtım yapmayı, halkı kışkırtmayı, güvenlik güçlerinin görevlerini yapmalarına engel olmayı yasaklama yetkilerini tanıdığını not etmektedir. Geniş ölçüde yer alan bu hükümler, kısıtlama getirmek ve yayınların dağıtımını yasaklamak için Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'ne idari anlamda oldukça geniş yetkiler tanımaktadır.
Öngörülen böylesi kısıtlamalar, a priori, AİHS ile bağdaşmamaktadır. Bunun yanı sıra, bu hükümlerin getireceği kısıtlama sınırının özel bir hukuki çerçeve dahilinde olması ve keyfi uygulamalar karşısında etkili hukuki bir denetim mekanizmasının bulunması gerekmektedir. Oysa AİHM, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'ne bu yetkileri tanıyan hükümlerin kesin ve etkili hukuki bir denetim mekanizmasından kaçındığını gözlemlemektedir. Yayınların idari bakımdan kısıtlanmasının denetime tabi olmaması başvuranı muhtemel keyfi uygulamalardan kaçınmak için gerekli güvencelerden yoksun bırakmaktadır {Çetin ve diğerleri). AİHM başvuranın AİHS'nin 13. maddesine dayandırdığı şikayeti incelerken bu soruna tekrar değinecektir.
AİHM, incelenmesi istenilen davayı çevreleyen olayları, özellikle terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri dikkate almaktadır. AİHM nezdinde, olayların meydana geldiği sözü edilen bölgede hüküm süren siyasi tansiyonun belirli bir ağırlığı bulunmaktadır. Bununla birlikte yasaklama kararının gerekçelendirilmediğini hatırlatmak gerekir {Çetin ve diğerleri kararı,). Üstelik sözkonusu afişin şiddet yanlısı fikirlerin propagandasını yaptığının, demokrasiyi yadsıdığının veya yasaklanmasını haklı çıkarır potansiyel bir zararı bulunduğunun hiçbir ibaresi bulunmamaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Güneri ve diğerleri kararı).
AİHM, yukarıda belirtilen değerlendirmeler ışığında, söz konusu yasaklamanın «demokratik bir toplum için gerekli» sayılamayacağı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle, AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
11. AİHS'NİN 13. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran bir yargı organı tarafından alınmayan yasaklama kararı nedeniyle adil bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHS'nin 6. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
AİHM, bu şikayetin AİHS'nin 13. maddesi altında incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir.
AİHM, AİHS'nin 13. maddesinin iç hukukta Sözleşme ile sağlanan temel hak ve özgürlüklere imkân tanıyan başvurunun varlığını garanti altına aldığını hatırlatmaktadır. Bu hüküm iç hukukta sonucu itibariyle «savunulabilir bir şikayeti» ve buna uygun bir başvurunun varlığını öngörmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Kudla-Polonya kararı, no: 30210/96). 13. maddenin Sözleşmeci Devletlere getirdiği yükümlülük başvuranın şikayetinin niteliğine göre işlerlik kazanmaktadır. Bununla birlikte, AİHS'nin 13. maddesi ile öngörülen başvuru hukukta olduğu kadar uygulamada da «etkili» olmalıdır (Bkz. örneğin İlhan-Türkiye kararı, no: 22277/93).
AİHM'nin daha önce de ifade ettiği üzere, Olağanüstü Hal Bölge Valisi'ne yetkilerini veren düzenlemenin uygulanmasında etkili bir adli kontrol uygulanmamaktadır.
Bu nedenle AİHM, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin almış olduğu karara itirazda bulunulacak iç hukukta etkili bir başvurunun bulunmaması nedeniyle AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran, 5.000 Euro tutarında manevi zarara uğradığını ileri sürmektedir.
Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.
AİHM, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak başvurana manevi zarar için 1.500 Euro tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran, AİHM yetkili organları nezdinde yapmış olduğu masraf ve harcamalar için 3.000 Euro talep etmektedir. Başvuran hiçbir kanıtlayıcı belge sunmamıştır.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
AİHM elinde bulunan unsurlar ve konuya ilişkin yerleşik içtihadı ışığında, başvurana masraf ve harcamalar için toplam 1.000 Euro ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmektedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
2. AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana;
i. manevi tazminat için 1.500 (bin beş yüz) Euro;
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
iii. belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesine uygun olarak 31 Ekim 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy