(Başvuru no: 76498/01)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
13 Haziran 2006
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (76498/01) başvuru nolu davanın nedeni, bu ülkenin üç vatandaşı Ali Naci Kara, Mehmet Turgut Kara ve Fatma Midilli'nin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AHTM) 31 Ekim 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosu avukatlarından Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 1993 yılında başvuranlara ait İskenderun'da bulunan taşınmazı çevre yolu yapımı nedeniyle kamulaştırmıştır.
Başvuranlar İdare tarafından ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi 26 Kasım 1998 tarihli bir kararla başvuranlara 42.782.752.500 TL. ödenmesine ve taşınmazın İdare'ye geçtiği tarihten itibaren yıllık % 50 yasal faiz oranının uygulanmasına karar vermiştir.
Yargıtay bu kararı 9 Mart 1999 tarihinde onamıştır.
Yasal faiziyle birlikte 127.163.289.000 TL. olan ek kamulaştırma bedeli başvuranlara 9 Haziran 2000 tarihinde ödenmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin iki bakımdan ihlal edildiğini ileri sürmektedir. İlk olarak, 1993 yılında tespit edilen kamulaştırma bedelinin 1995 yılında taşınmazın Devlete devrinden sonra ödendiğini, ikinci olarak ek kamulaştırma bedelinin ise geç ödendiğini belirtmektedir. Başvuranlara göre ilk bölüm için herhangi bir faiz uygulanmadığından ve Türkiye'deki yüksek enflasyon oranı karşısında ödenen miktar yetersiz kaldığından bu gecikme telafi edilmemiştir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, kamulaştırma kararı ile tapu sicil kayıtlarına tescil edilen taşınmaz ile ilgili olarak, geçen ilk iki yıl boyunca başvuranların maruz kaldıkları orantısız zararı ortaya koymak durumunda olmadıklarını not etmektedir. Her ne şekilde olursa olsun başvuranların ulusal mahkemeler önünde iddialarını hiçbir surette dile getirmemesi şikayetin bu bölümünü iç hukuk yollarının tüketilmediği kuralıyla karşı karşıya getirmektedir. Bu nedenle AİHM, başvuruyu sadece ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi açısından ele alacaktır.
Hükümet bu çerçevede iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Başvuranlar bu şikayetlerini ne iç hukukta dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde öngörülen başvuru yoluna müracaat etmişlerdir.
Başvuranlar bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, başvuranların Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde yer alan başvuru yolunun teoride yapılabilecek tek başvuru yolu olduğu itirazlarını kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu gerekçeler AİHM'yi daha önce de bu başvuru yolunun etkisiz olduğu sonucuna götürmüştür (Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37). Hükümetin itirazının bu noktada reddedilmesi gerekmektedir.
AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adı geçen karar) ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşamadığını ifade etmiştir.
B. Esas hakkında
AİHM daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da incelemiş ve Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz. Akkuş, adı geçen karar, s. 1310, §§31 ve Aka, adı geçen karar, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülklerinin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha sokmuştur. Bu gecikme, AİHM'yi başvuranların genel menfaatin gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.
Bu nedenle, Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 6. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar taşınmazın kamulaştırma kararı ile tapu siciline kaydedildiği 1993 yılında başlayan ve ek kamulaştırma bedelinin Haziran 2000 tarihinde ödenmesi ile sona eren sürecin uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
AİHM, bu şikayetin AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmadığına itibar etmiştir. Kabuledilemezlik bakımından hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Bununla birlikte Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç dikkate alındığında, şikayetin ayrıca Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat, masraf ve harcamalar
Başvuranlar 55.772 Amerikan Doları maddi zarara uğradıklarını ileri sürmekte, uğradıkları manevi zararın giderilmesini talep etmektedirler. Başvuranlar ayrıca, iç hukukta ve AİHM önünde yapmış oldukları yargı giderlerinin karşılanmasını istemektedir.
Hükümet bu miktarları aşırı olarak değerlendirmiştir. Hükümet AIHM'den hükmedilecek tazmin miktarının sebepsiz zenginleşme kaynağı oluşturmaması talebinde bulunmuştur.
AİHM, Akkuş (sözü edilen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kararında kabul edilen hesaplama yöntemi ve ilgili ekonomik kayıplar dikkate alındığında başvuranlara 55.772 Amerikan Doları karşılığı 43.665 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
Manevi zarara gelince, AIHM olayların mevcut koşulları göz önünde bulundurulduğunda ihlal kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağını kaydetmektedir.
AİHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca yalnızca gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır (Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-11).
Başvuranların hiçbir rakam telaffuz etmemesine ve kanıtlayıcı belge sunmamalarına karşın, AİHM İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak tüm masraf ve giderler için başvuranlara 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE;
1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesi ve AİHS'nin 6 § 1. maddesi uyarınca yapılan şikayetin kabuledilebilir olduğuna;
2. Bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;
3. Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS'nin 6 § 1. maddesine ilişkin şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
5. Mevcut kararın manevi zarar için başlı başına bir tazmini oluşturduğuna;
6. a) Savunmacı Devletin, AİHS'nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihinde döviz kuru üzerinden YTL.'ye çevrilmek üzere başvuranlara;
i. maddi tazminat olarak 43.665 (kırk üç bin altı yüz altmış beş) Euro;
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
iii. belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy