(AİHS m. 8, 9, 14, 44, 1 Nolu Protokol)
Karar Tarihi: 29.06.2007
Başvuru no: 15472/02
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
Norveç, devletin resmi dini ve resmi kilisesi bulunan ve nüfusunun %86sı bu dine ve bu kiliseye mensup bulunan bir ülkedir. Hatta Norveç Anayasasının 2nci maddesine göre, Norveçte yaşayan herkes din hürriyetinden yararlanır. Evanjelist Lutheryan inancı, Devletin resmi dinidir. Norveçte yaşanların bu dine mensup olanları çocuklarını bu doğrultuda eğitmekle yükümlüdürler. (9)
1739dan bu yana Hıristiyanlık inancı Norveçte okul müfredatına dahildir; fakat bu inançtan farklı inançlara sahip dini topluluklar, 1889dan bu yana hıristiyanlık eğitiminden tamamen veya kısmen muaf tutulma hakkına sahiptirler. (10)
Norveçte geçerli olan 1969 Okul Yasası gereği Hıristiyanlık eğitimi zorunludur. Bununla birlikte Norveç Kilisesine mensup olmayan ana babalar, çocuklarının bu derslerden kısmen veya tamamen muaf tutulmasını isteme hakkına sahiptirler. Bu durumda muaf tutulan öğrencilere felsefe dersleri verilecektir. (11-14)
1993-1997 yılları arasında gerçekleştirilen bir dizi reform sonucu yeni bazı uygulamalar benimsenmiştir. Bunlardan biri de din eğitimi derslerine ilişkindir. Buna göre, Hıristiyanlık, diğer dinler ve felsefe dersi (KRL) birlikte okutulacaktır. Bunun gerekçesi olarak öğrencilerin sosyal ardalanları, dini inançları, milliyetleri, cinsiyetleri, etnik grupları veya fiziksel yeterliklerinden bağımsız olarak açık ve kapsayıcı bir okul ortamı sağlanmasının önemi vurgulanmıştır. Okul tüm görüşlerin buluşma yeri olmalıdır. Farklı dini ve felsefi kanaatlere sahip öğrenciler diğerleriyle buluşmalı ve birbirlerinin düşünce ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar. (15)
Muafiyet usulünün birörnek uygulanabilmesi için azınlık gruplarının da görüşlerinin alınmasına karar verilmiştir. Muafiyetlerin ise dersin, bir dinin telkini niteliğinde olan kısımlarından veya ayinlere katılmaktan hariç tutulma ile kısıtlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu doğrultuda KRL dersinden kısmi muafiyeti düzenleyen kurallar saptanmıştır. Azınlık gruplarından yalnızca biri, KRL dersinden tamamen muafiyet tanınması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca dersin ağırlıklı kısmının Hıristiyanlık olduğu da kabul edilmiştir. (15-18)
1969 Okul Yasasının yerini alan 1998 Eğitim Yasası 1 Ağustos 1999da yürürlüğe girmiştir. Yeni yasanın ilgili maddelerinde KRL dersinin içeriği açıklanmakta ve telkin edici bir tarzda okutulmayacağı belirtilmektedir. Ayrıca ana babanın yazılı talebi üzerine, dersin, kendilerinin sahip olduğu dini veya felsefi kanaatten farklı bir dinin uygulaması veya yaşam felsefesine bağlılık teşkil eden bölümlerinden muafiyet tanınacaktır. Buna sınıf içindeki ve dışındaki dini faaliyetler de dahildir. Ana babanın böyle bir talepte bulunması durumunda okul, müfredat içerisinde mümkün olduğunca ayrıştırılmış bir öğretim sağlamaya çalışacaktır. (21-23)
Hazırlık çalışmalarına bakıldığında dini faaliyetler ile kastedilenlere dualar, ilahiler, ezberlenen dini metinler ve dini nitelikte oyunlara katılma örnek olarak gösterilebilir. (24)
Bakanlığın 10 Temmuz 1997 tarihli Sirküleri uyarınca, ana babanın okula verdiği muafiyet talebi, kendilerince neyin başka bir dinin uygulaması veya başka bir hayat felsefesine bağlılık olarak değerlendirildiğini ortaya koyan gerekçeleri içerecektir. Ana baba bu gerekçeleri belirledikten sonra öğrenciye muafiyet tanınacaktır. Muafiyet talebinin reddedilmesi durumunda ret kararına karşı ana baba, söz konusu bölgedeki Devlet Eğitim Bürosuna itirazda bulunabilir. İtiraz, ret kararının tekrar değerlendirilmesi için okula gönderilir. (25)
Bakanlığın 12 Ocak 1998 tarihli Sirkülerinde ise, muafiyet talebinde bulunurken gerekçelerin belirtilmesi konusu açıklanmıştır Buna göre, açıkça dini faaliyetlerden muafiyet için hiçbir gerekçe gösterilmesi gerekmemektedir. Bunun dışındaki durumlarda ise, muafiyet gerekçe gösterilmesiyle ilgili sıkı şartlara bağlıdır. (26)
ŞİKAYETLER
Başvurucular, çocuklarının KRL dersinden tamamen muaf tutulmamasının din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 9. madde yanında 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin ikinci cümlesine de aykırılık oluşturduğunu belirtmektedirler. (51)
Ayrıca başvurucular KRL dersinden kısmi muafiyet usulü nedeniyle kendilerinin çoğunluğu teşkil eden Hıristiyan anne babalara göre daha ağır bir yük altında bulunduklarından bunun ayrımcılığa yol açtığını ileri sürmektedirler. Bundan dolayı başvuruculara göre, Sözleşmenin 14. maddesiyle birlikte ele alındığında, Sözleşmenin 8. ve 9. maddeleri ve 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin ihlali söz konusudur. (52)
KARAR GEREKÇESİ
1 Nolu Protokolün 2. maddesinin ihlali iddiası
Mahkemenin Değerlendirmesi
Genel İlkeler
1 Nolu Protokolün 2. maddesinin yorumuna ilişkin olarak Mahkeme geçmiş içtihatlarında şu temel ilkeleri ortaya koymuştur: (84)
a. 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin birinci ve ikinci cümlelerinin, sadece birbirinin değil; fakat aynı zamanda ve özellikle, Sözleşmenin 8., 9. ve 10. maddelerinin ışığında yorumlanmaları gerekir.
b. Ana ve babanın kendi dini ve felsefi inançlarına saygı gösterilmesini isteme hakkı, birinci cümledeki bu temel hak üzerine şekillenmiş olup; birinci cümle, ikinci cümle gibi, devlet eğitimi ve özel eğitim arasında ayrım yapmamaktadır. Kısacası, 2. maddenin ikinci cümlesi, eğitimde çoğulculuğu güvence altına almayı amaçlamakta olup, bu imkan Sözleşmenin tasarladığı şekliyle demokratik toplumun korunması için asıldır. Modern devletin gücü göz önüne alındığında, devlet eğitimi vasıtasıyla bu amacın gerçekleştirilmesinin gerekliliği her şeyin üstündedir.
c. 1 Nolu Protokolün 2. maddesi, eğitimde dini konular ile diğer konular arasında bir ayrım yapılmasına izin vermemektedir. Bu madde devlete, ister dini ister felsefi olsun, eğitim programının tamamında ana ve babanın inançlarına saygı göstermesini emretmektedir. Bu görev, sadece eğitimin içeriğine ve bunun hazırlanma şekline değil; fakat devlet tarafından üstlenilen tüm eğitsel işlevlerin yerine getirilmesine uygulanması nedeniyle geniş kapsamlıdır. Saygı gösterme fiili, kabul etme veya dikkate almadan daha fazla bir anlam taşımaktadır. Devletin esas olarak negatif yükümlülüğüne ilaveten bazı pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğunu ima etmektedir. İnançlar kelimesi tek başına ele alındığında düşünceler ve fikirler sözcükleriyle eş anlamlı değildir. Bu kavram belli ölçüde inandırıcılık, ciddiyet, tutarlılık ve önem taşıyan görüşleri ifade etmektedir.
d. 1 Nolu Protokolün 2. maddesi, birinci cümlenin egemen olduğu bir bütünü oluşturmaktadır. Eğitim hakkından yoksun bırakmama yükümlüğü ile kendilerini bağlayan Sözleşmeci Devletler, kendi yetki alanı içinde bulunan herkes için, belirli bir zamanda varolan bir eğitim kurumuna girme ve tamamladıkları çalışmaların resmen tanınması suretiyle, aldıkları eğitimden bir menfaat sağlama hakkını güvence altına almışlardır.
e. Çocuklarının eğitim ve öğretiminden asıl sorumlu olan ana ve babalar bu sorumluluklarını yerine getirirken, Devletten kendilerinin dini ve felsefi inançlarına saygı gösterilmesini isteyebilirler. Bu nedenle ana babaların hakları, eğitim hakkından yararlanma ve bunu kullanma ile yakından ilişki kurulabilecek bir sorumluluğa karşılık gelmektedir.
f. Her ne kadar bireysel menfaatler duruma göre bir grubun menfaatlerine nazaran ikincil planda kalmaktaysa da, demokrasi basitçe çoğunluğun görüşünün her zaman ağır basacağı anlamına gelmemektedir: Azınlıklara adil ve uygun muameleyi temin eden ve hakim durumun kötüye kullanılmasını engelleyen bir denge kurulmalıdır.
g. Müfredatın oluşturulması ve planlanması, ilke olarak Sözleşmeci Devletlerin yetkisi içindedir. Bu iş esasen, çözümü Mahkemenin görevi olmayan ve haklı olarak ülkeye ve zamana göre değişen amaca uygunluk meselelerini içerir. Ayrıca 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin ikinci cümlesi, devletlerin devlet okullarında verilen öğretim aracılığıyla doğrudan veya dolaylı olarak dini veya felsefi türde objektif bilgiler yaymasını engellememektedir. Bu hüküm, ana ve babanın bu tür öğretim veya eğitimin okul müfredatına eklenmesine karşı çıkmasına da izin vermemektedir; zira aksi takdirde tüm kurumsallaşmış öğretimin işleyişi tehlikeye girer.
h. 2. maddenin ikinci cümlesine göre Devlet, eğitim ve öğretim konusunda üstlendiği işlevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerin bir dinin telkininden uzak sakin bir ortamda, öğrencilerin din hakkında eleştirel düşünce geliştirmelerine imkan verecek şekilde objektif, eleştirel ve çoğulcu bir tarzda iletilmesine özen göstermelidir. Devletin, ana ve babanın dini ve felsefi inançlarına saygısızlık olarak değerlendirilebilir nitelikte belli bir fikrin aşılanması amacını gütmesi yasaktır. İşte aşılmaması gereken sınır budur.
i. Uyuşmazlık konusu mevzuatı yukarıda yorumlanan 1 Nolu Protokolün 2. maddesine göre incelemek için, mevzuatın amaca uygunluğuna ilişkin her tür değerlendirmeden kaçınmakla birlikte, mevzuatın cevap vermek istediği ve halen istemekte olduğu somut duruma bakılmalıdır. Sözleşme organları, geçmişte dinler hakkında bilgi veren eğitimi Sözleşmeye aykırı bulmamalarına rağmen, öğrencilerin bir şekilde dini ibadete katılmaya zorlanıp zorlanmadıklarını veya herhangi bir şekilde dinsel aşılamaya maruz kalıp kalmadıklarını dikkatle tetkik etmişlerdir. Bu bağlamda, dersten muafiyet için yapılan düzenlemeler de dikkate alınması gereken bir unsurdur. Elbette yürürlükte bulunan hükümlerin, belli bir okul veya öğretmen tarafından uygulanmasına ilişkin istismarlar olabilir; bu durumda yetkili makamların, ana babaların dini veya felsefi inançlarının bu düzeyde özensizlik, aldırmazlık veya dini telkin yoluyla göz ardı edilmemesi için azami özeni gösterme görevleri bulunmaktadır.
Bu ilkelerin somut olaya uygulanması
Burada aydınlatılacak olan sorun, sorumlu Devletin eğitim ve öğretimle ilgili işlevlerini yerine getirirken KRL dersinin müfredatının içerdiği bilgileri objektif, eleştirel ve çoğulcu bir şekilde aktarmaya özen mi gösterdiği; yoksa 1 Nolu Protokolün 2. maddesindeki sınırı aşacak şekilde ana babanın dini veya felsefi inançlarına saygı göstermeksizin bir fikrin aşılanmasını mı amaçladığı konusudur. Bunu incelerken Mahkeme, KRL dersinin yasal çerçevesini ve getirilişindeki hazırlık çalışmalarını ve uygulanışını da dikkate alacaktır. (85)
KRL dersinin konulmasındaki hazırlık çalışmalarına bakıldığında öğrencilerin sosyal ardalanları, dini inançları, milliyetleri, cinsiyetleri, etnik grupları veya fiziksel yeterliklerinden bağımsız olarak açık ve kapsayıcı bir okul ortamı sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Amaç, okulun, dini telkin veya misyoner faaliyetlerin yeri değil tüm görüşlerin buluşma yeri olmasıdır; böylece farklı dini ve felsefi kanaatlere sahip öğrenciler diğerleriyle buluşabilir ve birbirlerinin düşünce ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olabilirler. Mahkemeye göre bu amaçlar 1 Nolu Protokolün 2. maddesindeki çoğulculuk ve objektiflik ilkeleriyle açıkça tutarlıdır. (88)
Bu amaçlar 1998 Eğitim Yasasında da belirtilmiştir. Yasanın lafzından da anlaşılacağı gibi, ders sadece Hıristiyanlıkla ilgili değil, diğer dinler ve felsefeler hakkında da bilgi verilmesini amaçlamaktadır. Bunun dışında, farklı dini ve felsefi inançlara sahip kişiler arasında diyalog geliştirilmesi ve anlayış ve saygı sağlanması arzu edilmektedir. Bu ders sıradan bir okul konusu olup, tüm öğrencilerin normal olarak bir araya gelmesi ve dersin telkin edici bir şekilde işlenmemesi gerekmektedir. Yasanın hazırlık çalışmalarından anlaşılan, mezhepçiliği engellemek ve kültürler arası diyalog ve anlayış sağlamak için ortak bir ders çerçevesinde öğrencileri bir araya getirmek, tamamen muafiyet sağlanması veya alt gruplar için düzenleme yapılmasından daha iyi bir seçenek olarak görülmektedir. Ayrıca paragraf 84 g maddesinden de anlaşılacağı gibi, 1 Nolu Protokolün 2. maddesi çerçevesinde ana babanın çocuğun eğitiminde din ve felsefe bilgisinden tümüyle mahrum bırakılmasını talep etme hakkı da bulunmamaktadır. Mahkemeye göre, ilk ve orta öğretim müfredatında Hıristiyanlığın diğer din ve felsefelere göre daha fazla yer işgal etmesi, bir görüşün telkinine varacak ölçüde çoğulculuk ve objektiflik ilkelerinden sapma olarak görülemez. Hıristiyanlığın Davalı Devletin tarihinde ve geleneğinde işgal ettiği yer açısından bu durum, Davalı Devletin müfredatı planlama ve düzenlemede takdir marjı içerisinde bulunmaktadır. (89)
Bunun devamında Mahkeme, Eğitim Yasasında yer alan konuları incelemeye devam etmiştir. İncelenen konulardan biri de öğrencilerin KRL dersi kapsamında dua ve ilahi okuma, dini metinleri ezberleme ve dini oyunlarda rol alma gibi dini faaliyetlerde bulunmalarıdır. Kısmi muafiyeti düzenleyen Eğitim Yasası gereği, ana babanın bu tür faaliyetler açısından muafiyet talep etmesi makuldür. Mahkemeye göre, bu tür faaliyetlere iştirak etmek, özellikle de küçük çocuklar söz konusu olduğunda 1 Nolu Protokolün 2. maddesi altında bir sorun oluşturacak şekilde öğrencilerin zihinlerini etkilemeye muktedirdir. (94)
Burada belirtilen dengesizlikler KRL dersinden kısmi muafiyet sağlanması yoluyla 1 Nolu Protokolün 2. maddesi altında kabulediledilir bir seviyeye getirilebilecek midir? Eğitim Yasasına göre, ana babanın yazılı talebi üzerine, dersin, kendilerinin sahip olduğu dini veya felsefi kanaatten farklı bir dinin uygulaması veya yaşam felsefesine bağlılık teşkil eden bölümlerinden muafiyet tanınacaktır. (96)
1. Mahkemenin tesbitine göre, kısmi muafiyet düzenlemesi, ana babanın dersin planı hakkında detaylı şekilde bilgi sahibi olarak bu planda yer alan hangi konuların kendi dini veya felsefi inançlarına aykırı olduğunu okul idaresine bildirecekleri yönünde bir varsayıma dayanmaktadır. Bu ise, sadece ana babalara değil öğretmenlere de üstesinden gelinmesi zor bir görev yüklemektedir. Öğretmen de ders planı hakkında ana babaya ayrıntılı bilgi vermelidir. Bununla beraber öğretmenin ders kitabını takip etme yükümlülüğü bulunmadığından, ana babaların sınıfta hangi konunun işlendiğini takip etmeleri ve kendi inançlarına ters düşen bölümleri tanımlamaları güçtür. Sorun teşkil eden KRL dersi konusunun genel olarak Hıristiyanlığa dayandığı durumlarda, bunu yapmak daha da güçleşmektedir. (97)
2. Kısmi muafiyet talep eden ana babanın kendi dini veya felsefi inancını açıklama yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, muafiyet talebiyle ilgili makul gerekçeler belirtmeleri gerekmektedir. Zaten dini veya felsefi inancını açıklama yükümlülüğü getirilmesi Sözleşmenin 8. ve 9. maddesinin ihlalini teşkil edebilir. yine de bu makul gerekçeler sunma yükümlülüğü, ana babaların okul yönetimine kendilerinin dini veya felsefi inançlarının mahrem yönlerini açıklamaya zorlandıkları hissi oluşturabilir. Dersin hangi bölümünün kendisininkinden farklı bir dinin uygulaması veya yaşam felsefesine bağlılık teşkil eden nitelikte olduğunu izah etmek zorunda kalan ana baba açısından, açıklanan bu güçlükler nedeniyle bu tür bir zorlama tehlikesi bulunmaktadır. Bunun dışında, bir muafiyet talebinin makul olup olmadığı da ayrı bir ihtilaf konusu olabilir ki, ana babalar bu durumu hiç muafiyet talebinde bulunmayarak gidermek durumunda kalabilirler. (98)
3. Ana baba kısmi muafiyet için makul gerekçeleri olduğunu bildiren yazılı talepte bulunsa dahi bu öğrencinin mutlaka muaf tutulacağı anlamına gelmemektedir. Yasaya göre, ana babanın böyle bir talepte bulunmaları durumunda okul, müfredat içerisinde mümkün olduğunca ayrıştırılmış bir öğretim sağlamaya çalışacaktır. Bu tür durumlarda ayrıştırılmış öğretimin ne şekilde sağlanacağı ise ilgili sirkülerde gösterilmiştir. Buna göre, öğretmen ana baba ile işbirliği içerisinde, ana babanın dini veya felsefi bağlarını ve söz konusu faaliyeti dikkate alarak, esnek bir yaklaşım uygular. Bu doğrultuda, örneğin dua etme, ilahi söyleme, kilise hizmetleri ve okul oyunları gibi bir dizi faaliyet açısından bu faaliyetlere katılma zorunluluğunun yerini sadece bu faaliyetleri izleme zorunluluğu almıştır. Buradaki fikir ise, öğrencinin muafiyetinin sadece faaliyet açısından söz konusu olması; bu faaliyet yoluyla aktarılan bilgiyi ise, öğrencinin müfredat gereği almak zorunda olduğudur. Ne var ki Mahkemeye göre, faaliyet ile bilgi arasında bu tür bir ayrımın yapılması sadece uygulanması karmaşık bir konu olmakla kalmayıp, aynı zamanda kısmi muafiyet hakkının etkinliğini de azaltmaktadır. (99)
Bu söylenenler ışığında Mahkeme, kısmi muafiyet sisteminin ana babayı haksız şekilde özel yaşamını ifşa etme riskine uğrattığını ve büyük olasılıkla bu talebi yapmaktan vazgeçmelerine neden olacak şekilde ihtilaf olasılığına maruz bıraktığını tesbit etmektedir. Bazı durumlarda, özelikle de dini nitelikte faaliyetlerle ilgili olarak ayrıştırılmış öğretim yöntemiyle kısmi muafiyetin alanı büyük ölçüde daraltılmaktadır. Bu durumun, Sözleşmenin 8. ve 9. maddeleri ışığında yorumlanan 1 Nolu Protokolün 2. maddesindeki ana babanın inançlarına saygı gösterilmesini isteme hakkı ile bağdaşması güçtür. Bu bağlamda, hatırlanmalıdır ki Sözleşme, teorik veya hayali değil, somut ve etkin hakları korumak üzere tasarlanmıştır. (100)
Hükümete göre, başvurucuların çocuklarının özel okulda alternatif eğitim görmeleri de mümkündür. Bu özel okul eğitiminin masraflarının %85i de Norveçte Devlet tarafından karşılanmaktadır. Ancak Mahkemeye göre, bu olayda bu tür bir imkanın mevcut olması, Devletin herkese açık olan devlet okullarında çoğulculuğun korunması yükümlülüğünü kaldırmamaktadır. (101)
İlk ve orta okullarda KRL dersinin müfredata eklenmesi ile ilgili söylenen amaçlar takdire değer olsa da, sorumlu Devletin müfredatta yer alan bilgilerin 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin amacına uygun olarak objektif, eleştirel ve çoğulcu bir şekilde nakledilmesinde yeterli özeni göstermediği gözükmektedir. Bu doğrultuda Mahkeme, başvuruculara çocukları için KRL dersinden tam muafiyet hakkı tanınmamış olmasının 1 Nolu Protokolün 2. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. (102)
BU GEREKÇELERLE MAHKEME,
1. Sekize karşı dokuz oyla 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin ihlal edildiğine;
2. Oybirliğiyle Sözleşmenin 8. ve 9. maddeleri ve 1 Nolu Protokolün 2. maddesi ile bağlantılı olarak Sözleşmenin 14. maddesi bakımından şikayeti ayrıca incelemenin gerekli olmadığına;
3. Oybirliğiyle ihlal tespit edilmiş olmasının, başvurucuların uğradığı manevi zarar için tek başına yeterli bir adil karşılık oluşturduğuna;
4. Oybirliğiyle,
(a) Davalı devletin, başvuruculara müştereken, Sözleşmenin 44(2). fıkrası uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ücretler ve masraflar için 70,000 Euro, bu miktara uygulanabilecek her tür vergi eklenmek suretiyle, ödeme günündeki kur üzerinden Davalı Devletin ulusal para birimine dönüştürmek üzere ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Başvurucuların adil karşılıkla ilgili diğer taleplerinin reddine
Karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy