(AİHS m. 6, 9, 11, 14)
(Başvuru no:35570/02)
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
11 Ekim 2005
OLAYLAR
Aşağıda isimleri bulunan protestanlık inancına sahip başvuranlar Türk vatandaşı olup, olayların geçtiği dönemde Ankarada ikamet etmekteydiler. İhsan Yinal Özbek, Çiğdem Özbek, İsmail Serinken, Vedat Özel, Semih Tanar, Emin Tufan ve Güney Onkun sırasıyla 1963, 1967, 1971, 1972, 1964, 1965, 1970 doğumlu olup serbest meslekle uğraşmaktadırlar. Yayıncı olan İbrahim ve Şafak Deveci 1971 doğumludur. Tarihçi Başak Çelik 1977 doğumludur. Dilbilimci Soner Tufan 1969 doğumludur. Ev hanımı olan Angela Serinken, Semra Tanar, Güleser İbiş, Ilvina Albak ve Rabia Yılmaz Tufan sırasıyla 1974, 1969, 1959, 1944 ve 1976 doğumludurlar.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde İzmir Barosu avukatlarından O.K. Cengiz tarafından temsil edilmektedirler.
DAVA KOŞULLARI
Tarafların sunduğu üzere dava koşulları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuranlar, 20 Aralık 2000 tarihli resmi belgeyle kamu yararına Kurtuluş Kiliseleri Vakfı adlı bir vakıf kurmaya karar vermişlerdir. Vakfın merkezi olarak Ankarayı seçmişlerdir.
Başvuranlar, 21 Aralık 2000 tarihinde, sözkonusu vakfın merkezi olan Ankaradaki Bidayet Mahkemesinden tuttukları kayıtlara, Türk Medeni Kanununun 74. maddesi gereğince vakıflarının kaydının yapılmasını istemişlerdir.
14 Mart 2001 tarihinde, Mahkeme tarafından görüş almak üzere kendisine başvurulan Vakıflar Genel Müdürlüğü, vakıf içtüzüğünden anlaşıldığı üzere, Türk Medeni Kanununun 74§2 maddesi hükümlerine aykırı olarak temel amacı sadece protestan toplumunun dini, kültürel ve sosyo-ekonomik çıkarlarını gözetmek olan sözkonusu vakfın, kaydının yapılmasına açıkça karşı koymuştur.
Bidayet Mahkemesi, başvuranları dinledikten sonra, içtüzükte belirtilen vakfın amacı belirli bir topluma özel destek sağlanmasını yasaklayan Türk Medeni Kanununun 74§2 maddesiyle bağdaşmadığı için, 12 Haziran 2001 tarihli kararla, başvuranların talebini reddetmiştir.
Başvuranlar 12 Temmuz 2001 tarihinde verilen kararın temyizine gitmişlerdir. Başvuranlar, Bidayet Mahkemesinin verdiği kararın yeterince gerekçelendirilmediğini ve hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan soyut ve genel değerlendirmelere dayandığını savunmaktadırlar.
Başvuranlar ayrıca, talepleri hakkında karar vermek için 14 Mart 2001 tarihli Vakıflar Genel Müdürlüğü görüşüne dayandıklarından dolayı Bidayet Mahkemesi hakimlerinin, üstü kapalı olarak yargılama fonksiyonlarından vazgeçerek, tarafsız ve bağımsız olmadıklarını iddia etmektedirler.
Yargıtay, 22 Kasım 2001 tarihli kararla, halka açık yapılan duruşmanın ardından 12 Haziran 2001 tarihli kararında varılan sonucu onaylamıştır.
Başvuranlar, 22 Ocak 2002 tarihinde, açık bir dille yazılmamış, karışıklığa neden olan ve vakıf üyelerinin gerçek amacını yansıtmayan vakıf içtüzüğünün 3. maddesi hükümlerinin yanlış yorumlandığı gerekçesiyle, Yargıtaya 22 Kasım 2001 tarihli kararın düzeltilmesi başvurusunda bulunmuşlardır. Özellikle başvuranlar, vakfın amacının, olanakları çerçevesinde protestan olan veya olmayan, inancı veya dini ne olursa olsun muhtaçlara ve doğal afetlerden mağdur olan kişilere maddi ve manevi yardımda bulunmak olduğunu savunmaktadırlar.
Yargıtay, 1 Mart 2002 tarihinde başvuranlara tebliğ edilen 14 Şubat 2002 tarihli kararla, başvuranların kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuranlar, AİHSnin 9 ve14. maddeleri ile beraber 11. maddesini ileri sürerek, ulusal mahkemeler kurdukları vakfın kaydının Ankara Bidayet Mahkemesi tarafından tutulan kayıtlara işlenmesini reddettiğinden dolayı, dernek kurma ve dini özgürlüklerinin ihlal edilmesinden şikayetçi olmaktadırlar. Başvuranlar ayrıca, dini inançları nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını iddia etmektedirler.
Başvuranlar Ankara Bidayet Mahkemesinin, karşı karşıya olduğu problemi çözmek amacıyla vakıfların denetimi görevi bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurarak yargılama fonksiyonundan vazgeçtiğinden dolayı adil yargılanma hakkından faydalanamamaktan şikayetçi olmaktadırlar. Başvuranlar, yürütme gücüne bağlı bir makamın Ankara Bidayet Mahkemesinin hukuki yetkilerine yaptığı bu türden bir müdahalenin, AİHSnin 6§1 maddesinde yer alan yargı gücünün bağımsızlığı ilkesiyle bağdaşmadığını savunmaktadırlar.
Başvuranlar aynı olaylara dayanarak, Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuranlar, AİHSnin 9 ve 14. maddeler ile beraber 11. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler.
Dosyanın şuandaki durumunda, AİHM, bu şikayetin kabul edilebilirliği hakkında karar verme durumunda olmadığına kanaat getirmekte ve İçtüzüğünün 54§2-b maddesine uygun olarak başvurunun bu kısmının Savunmacı Hükümete iletilmesinin gerekli olduğuna hükmetmektedir.
Başvuranlar, karşı karşıya olduğu hukuki sorun hakkında görüş almak amacıyla vakıfların denetimi görevi bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurarak yargılama fonksiyonundan vazgeçtiğinden dolayı, Ankara Bidayet Mahkemesinin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu gerekçesiyle AİHSnin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler.
AİHM, bu durumda başvuranların savlarının, vakıflarının kayıt edilmesi taleplerini reddeden mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı alanına girdiğini tespit etmektedir. Ancak AİHM, bu savları AİHSnin 6. maddesinin 1. paragrafı hükümlerinin tümü ışığında incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir.
Bu amaçla AİHM, sadece mahkemelerin genel yargı yetkisine sahip ve dava konusu taraflar gibi yürütme nezdinde bağımsız olma gibi bir dizi gerekliliğe cevap veren organın, 6§1 maddesi bakımından mahkeme adını taşımaya hak kazanacağını hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Beaumartin-Fransa, 24 Kasım 1994 tarihli karar, A serisi 296-B, § 38). Hiç kimse AİHM önünde, üyelerinin atama şekli ve görev süreleri ile beraber dış baskılara karşı korumanın varlığı hususunda, Ankara Bidayet Mahkemesinin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığını savunmamaktadır. Ancak başvuranların gözünde Ankara Bidayet Mahkemesi, karşı karşıya olduğu hukuki sorunu çözmek amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurarak yargılama fonksiyonundan vazgeçmiştir.
AİHM, daha önce Ali Serdar Tekin ve diğerleri-Türkiye kararı ( (karar), no: 41063/98, 31 Ağustos 2000, yayınlanmamış) çerçevesinde başvuranlar tarafından ortaya konulan soruna benzer bir sorun hakkında karar verme fırsatının bulunduğunu hatırlatmaktadır. AİHM, mahkemenin yetkili idareye sorduğu yargılama öncesi bir sorunun teknik yönünü gözönüne alarak başvuranların şikayetini reddetmişti. Bu davada da aynı durum sözkonusudur.
Sonuç itibariyle dosyadaki hiçbir unsur, Vakıflar Genel Müdürlüğünün ifade ettiği sonuçların ne ulusal mahkemeler tarafından olaylar hakkında yaptığı yorumu baskın bir şekilde etkileyebileceğini ne de başvuranların bu sonuçları etkin bir şekilde inceleme fırsatının bulunmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, AİHSnin 35§ 3 ve 4 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle başvurunun bu kısmını reddetmek uygun olacaktır.
Başvuranlar ayrıca, Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edilmesinden şikayetçi olmaktadırlar.
AİHM, başvuranların sadece özet olarak Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesine atıfta bulunduklarını ve bu hükme göre yaptıkları şikayeti yeterince desteklemediklerini tespit etmektedir. Dolayısıyla, AİHSnin 35§ 3 ve 4 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle başvurunun bu kısmını reddetmek uygun olacaktır.
Bu gerekçelere dayalı olarak AİHM, oybirliğiyle;
Başvuranların, AİHSnin 9 ve 14. maddeleri ile beraber 11. maddesinin ihlal edilmesine ilişkin şikayetin incelenmesinin ertelenmesine,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna Karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy