(AİHS m. 6, 7, 9, 10, 13, 14, 17, 18, 35, 41, 44, 1 Nolu Protokol) (2935 S. K. m. 11) (5233 S. K. m. 7) (2709 S. K. m. 153) (285 S. KHK. m. 7) (DOĞAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ÇETİN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YEŞİLGÖZ - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No:38323/02
STRAZBURG
14 Haziran 2007
OLAYLAR
A. DAVA KOŞULLARI
Başvuran, merkezi İstanbulda bulunan Yeniden Özgür Gündem adlı günlük gazetenin sorumlu yazı işleri müdürüdür.
Olağanüstü Hal Valiliği (OHAL Valiliği), 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 11/e maddesine dayanarak 9 Eylül 2002 tarihinde Yeniden Özgür Gündem gazetesinin olağanüstü hal ilan edilen Diyarbakır ve Şırnak illerinde dağıtılmasını yasaklamıştır.
Aynı gün bu karar, posta yolu ile söz konusu gazetenin Diyarbakır temsilcisi olan Davut Uçara tebliğ edilmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. KABULEDİLEBİLİRLİK HAKKINDA
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle iki itiraz dile getirmektedir.
AİHSye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi bakımından dile getirilen şikayetle ilgili olarak Hükümet, 7 Temmuz 2004 tarihli tazminat kanunu ile tanınan başvuru yolunu kullanmamış olması sebebiyle başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmektedir. Bununla ilgili olarak Hükümet, 29 Haziran 2004 tarihli Doğan ve diğerleri kararı ile (no: 8803-8811/02, 8813/02 ve 8815-8819/02) uygulamaya konulan mekanizmanın, başvuranın şikayetini telafi edebilecek nitelikte olduğunu ve başarılı sonuçlanma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etmektedir.
Başvuran, Hükümet tarafından dile getirilen başvurunun, mevcut dava çerçevesinde başarılı bir şekilde sonuçlanmasının mümkün olmadığını ileri sürmektedir.
AİHM, 5233 sayılı Kanunun tazmin edilecek zararların sıralandığı 7. maddesinin, bilhassa terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararları kapsadığını tespit etmektedir. Oysa ki mevcut davada başvuranın temel şikayeti, söz konusu gazetenin dağıtımının bazı illerde yasaklanması hususuna dayanmaktadır. AİHM, 5233 sayılı Kanunun 7. maddesinin incelenmesi sonrasında, mevcut şikayet konusunun bu madde ile öngörülen hallerden tamamen uzak olduğu kanaatindedir.
Bununla birlikte Hükümet, adli veya 5233 sayılı Kanun ile kurulan Komisyonun bir kararını Mahkemeye sunamadığı cihetle, ileri sürülen iç hukuk yolunun, 1 nolu Protokolun 1. maddesine uygun olduğu kanaati edinilememiştir. Bu nedenle Hükümetin ön itirazının reddedilmesi uygun olacaktır.
AİHSnin 13. maddesi bakımından dile getirilen şikayet çerçevesinde ise, Hükümet öncelikli olarak 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Olağanüstü Hal Bölge Valisine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili işlemler hakkında hukuki denetimin yapılamayacağını öngören 7. maddesinin 22 Mayıs 2003 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirtmektedir. Hükümete göre Anayasa Mahkemesinin iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten itibaren, başka bir ifadeyle 16 Mart 2004 tarihinden itibaren OHAL Bölge Valisinin dava konusu kararına itiraz etmek üzere başvuranın idari mahkemelere başvurma imkanı bulunmaktaydı.
AİHM, Türk Anayasasının 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hükümlerin, kararın Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten itibaren yürürlükten kalktığını ve iptal kararlarının geriye yürümediğini gözlemlemektedir. Bununla ilgili olarak AİHM iptal kararlarının geriye yürümemesi karşısında Valiliğin 9 Eylül 2002 tarihli kararı aleyhinde idari mahkemeler önünde yapılacak olan bir başvurunun, başvurana başarılı bir sonuç elde etme imkanı tanımadığı kanaatindedir. Ayrıca Hükümet tarafından, bu kanaati değiştirecek hiçbir hukuki karar örneği sunulmamıştır. Bu nedenle Hükümet tarafından dile getirilen bu itirazın da reddedilmesi uygun olacaktır.
AİHM başvuran tarafından ileri sürülen şikayetlerin, AİHSnin 35 § 3. maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. AİHM başvuruda başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit etmemektedir. Bu nedenle şikayetlerin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
II. AİHSNİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, Yeni Özgür Gündem gazetesinin dağıtımının 9 Eylül 2002 tarihinde Valilik kararı ile OHAL Bölgesinde yasaklanması nedeniyle bilgi ve düşüncelerini yayınlama hakkının kullanılmasına yönelik olarak haksız bir müdahale yapıldığından dolayı şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu itibarla AİHSnin 7, 9, 10, 17, 18 ve 14. maddelerine ve AİHSye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır. AİHM bu kararları AİHSnin 10. maddesi bakımından incelemeye karar vermiştir.
Hükümet, gazetenin dağıtımının terörist faaliyetler nedeniyle son derece hassas bir ortamın hüküm sürdüğü bir bölgede yasaklandığı hususuna dikkat çekmektedir. Gazetede yayınlanan makaleler, halkı kışkırtmaya ya da terörist eylemleri haklı göstermeye yönelik olup bölgede kamu düzeni üzerinde ciddi etkileri bulunabilecek nitelikteydi.
Başvuran bu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, Yeniden Özgür Gündem gazetesinin 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesi ve 2935 sayılı Kanunun 11 e) maddeleri uyarınca OHAL Bölgesinde yayınlanmasının yasaklanmasının, başvuranın AİHSnin 10. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlal teşkil ettiği hususunda taraflar arasında bir anlaşmazlık olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca müdahalenin kanunla öngörüldüğü ve AİHSnin 10 § 2. maddesi uyarınca ulusal güvenlik, toprak bütünlüğünün ve ya kamu emniyetinin korunması gibi meşru amaçlar taşıdığı konusunda herhangi bir itiraz bulunmamaktadır (Bkz. Çetin ve diğerleri-Türkiye, no: 40153/98 ve 40160/98). AİHM bu tespite katılmaktadır. Buna karşılık burada söz konusu olan, dava konusu müdahalenin demokratik bir toplum için gerekli olup olmadığının tespit edilmesidir.
AİHM bu davadakine benzer soruların gündeme geldiği çok sayıda dava incelemiş ve bu davalarda AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz., özellikle, Çetin ve diğerleri, Güneri ve diğerleri-Türkiye, no:42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12 Temmuz 2005, ve Yeşilgöz-Türkiye, no: 45454/99, 20 Eylül 2005).
AİHM 2935 sayılı Kanunun 11 e) maddesinin ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin Valiye, bölgedeki kamu düzenini ciddi şekilde bozabileceği, yerel halkın düşüncelerini kışkırtabileceği ya da bölgede sürdürülen faaliyetler hakkında yanlış bir izlenim yaratarak güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirmelerini engelleyebileceğine kanaat getirilmesi durumunda her türlü yazılı belgenin dağıtılmasını yasaklama yetkisini verdiğini not etmektedir. Geniş ifadelerle kaleme alınan bu hükümler, yayınların dağıtılması konusunda OHAL Bölge Valisine geniş ayrıcalıklar tanımaktadır.
Bu türden kısıtlamalar, AİHS ile a priori bağdaşmaz değildir. Bununla birlikte bu kısıtlamaların, yasağın sınırlandırılması ve olası kötüye kullanma durumlarına karşı adli denetimin etkililiği hususunda bilhassa kesin bir yasal çerçeve içerisinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Oysaki AİHM, OHAL Bölge Valisine bu yetkileri tanıyan hükümler kadar bu düzenlemenin uygulanması hususunun da adli denetimin dışında tutulduğunu gözlemektedir. Yayınların idari olarak yasaklanması alanında, bu türden bir denetimin olmayışı başvuranı, olası kötü kullanımların önlenmesi amacıyla yeterli güvencelerden yoksun bırakmaktadır (Çetin ve diğerleri kararı).
AİHM incelemesine sunulan olayı çevreleyen koşulları, bilhassa terörle mücadeleye bağlı zorlukları dikkate almaktadır. AİHMye göre olayların meydana geldiği dönemde terörist eylemler nedeniyle söz konusu bölgede hüküm süren siyasi atmosferin önemi büyüktür. Bununla birlikte yasaklama kararının gerekçelendirilmediğini tespit etmek yerinde olacaktır (Çetin ve diğerleri kararı). Üstelik hiçbir şey söz konusu gazetenin şiddet ve demokrasinin reddedilmesi düşüncesini yayabileceğini ya da yasaklanmasını haklı kılacak zararlı bir etkisinin bulunduğunu ortaya koymamaktadır (Bkz., mutatis mutandis, Güneri ve diğerleri kararı).
Yukarıda yer alan değerlendirmeler ışığında AİHM, dava konusu yasaklamanın demokratik bir toplumda gerekli olduğu şeklinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığına kanaat getirmektedir.
Sonuç olarak AİHSnin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, Yeniden Özgür Gündem gazetesi aleyhinde OHAL Bölge Valisi tarafından alınan karara itiraz edebileceği başvuru yollarının bulunmadığından dolayı şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHSnin 6, 13 ve 14. maddelerine atıfta bulunmaktadır. AİHM bu şikayetleri, 13. madde bakımından incelemeye karar vermiştir.
AİHM, AİHSnin 13. maddesinin AİHSde yer alan hak ve özgürlüklerden yararlanma imkanı sağlayabilecek başvuru yolunu güvence altına aldığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle bu madde, AİHSye ilişkin savunulabilir bir şikayetin içeriğinin incelenmesi ve uygun olan telafiyi sağlayabilecek iç hukuk yolunu gerekli kılmaktadır (Bkz., diğerleri arasında, Kudla-Polonya (Büyük Daire), no: 30210/96). AİHSnin 13. maddesinin getirdiği yükümlülüğün içeriği, başvuranın şikayetinin niteliğine göre değişmektedir. Ancak 13. maddenin gerekli kıldığı başvuru yolu, hukukta olduğu kadar uygulamada da etkin olmalıdır (Bkz., örneğin, İlhan-Türkiye (Büyük Daire), no: 22277/93).
AİHMnin daha öncede tespit ettiği üzere bu alanda hiçbir adli denetimin olmayışı başvuranı, AİHSnin 13. maddesi uyarınca yeterli güvencelerden de yoksun bırakmıştır.
Sonuç olarak AİHM, OHAL Bölge Valisi tarafından alınan tedbirlere itiraz edilmesini sağlayacak iç hukuk yolu bulunmaması sebebiyle AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran maddi ve manevi tazminat olarak 10.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.
AİHM tespite edilen ihlal ile talep edilen tazminat arasında bir nedensellik bağı tespit edememektedir. Buna karşın hakkaniyete uygun olarak başvurana 2.000 Euro tutarında manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir (Halis Doğan ve diğerleri-Türkiye, no: 50693/99, 10 Ocak 2006).
B. Masraf ve Harcamalar
Başvuran ayrıca AİHM ve ulusal mahkemeler önünde yapılan masraf ve harcamalar için 3.200 Euro talep etmektedir. Başvuran bu talebine dayanak teşkil etmesi açısından avukatı tarafından yapılan masraflara ilişkin detaylı bir çizelge sunmaktadır.
Hükümet talep edilen rakamların aşırı yüksek olduğunu belirtmektedir.
AİHMnin içtihadı uyarınca ancak gerçekten yapılan masraf ve harcamalar geri ödenebilmektedir. Mevcut davada AİHM elindeki mevcut unsurları ve yukarıda ifade edilen kriterleri dikkate alarak başvurana tüm masraflarla birlikte 1.250 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE;
1.Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2.AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3.AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4.a) AİHSnin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 2.000 Euro (iki bin) masraf ve harcamalar için 1.250 Euro (bin iki yüz elli) ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesi gereğince 14 Haziran 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy