(AİHS m. 5, 34, 35, 41, 44) (1412 S. K. m. 128) (AYAZ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ŞEVK - TÜRKİYE DAVASI) (HACI ÖZEN - TÜRKİYE DAVASI) (KEKLİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (BAZANCİR VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET MÜBAREK KÜÇÜK - TÜRKİYE DAVASI) (UÇAR - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No: 5337/02
STRAZBURG
8 Nisan 2008
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 5337/02 nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Mehmet Bilenin (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 18 Ekim 2001 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. Maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Çınar tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1960 doğumludur ve Diyarbakırda ikamet etmektedir.
Başvuran, 9 Nisan 2001 tarihinde yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
11 Nisan 2001 tarihinde, başvuranın gözaltı süresi Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından iki gün uzatılmıştır.
13 Nisan 2001 tarihinde, başvuranın gözaltı süresi Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından altı gün uzatılmıştır.
Altı günlük ek süre sona ermeden önce, 18 Nisan 2001 tarihinde, başvuran Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkartılmış ve serbest bırakılmıştır.
Yasadışı bir örgüte üye olduğu gerekçesiyle başvuran aleyhine açılan ceza davası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde sürmektedir.
HUKUK
I. AİHSNİN 5. MADDESİNİN 3., 4. ve 5. FIKRALARININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, gözaltı süresinin uzunluğu, bu tutukluluğun meşruluğunu sorgulayabilmesini sağlayacak etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması ve ihlal edildiği iddia edilen AİHSnin 5. maddesi için tazminat elde etmesini sağlayacak bir iç hukuk yolunun bulunmaması konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHSnin 5. maddesinin 3., 4. ve 5. fıkralarına dayandırmıştır.
A.Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet, başvuranın AİHSnin 35/1 maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi şartına uymadığı gerekçesiyle, AİHMden başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Hükümet, bu bakımdan, başvuranın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 128/4. maddesi uyarınca gözaltında tutulmasına itiraz edebileceğini ve kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat verilmesi hakkındaki 466 sayılı Kanun uyarınca da tazminat talebinde bulunabileceğini iddia etmiştir.
Başvuran, iddialarını yinelemiştir.
AİHM, önceki davalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin iddialarla ilgili olarak Hükümetin benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz, Ayaz ve Diğerleri / Türkiye, no. 11804/02; Şevk / Türkiye, no. 4528/02; Hacı Özen / Türkiye, no. 46286/99; Keklik ve Diğerleri / Türkiye, no. 77388/01 ve Ferhat Berk / Türkiye, no. 77366/01). AİHM, sözkonusu davada, yukarıda adı geçen başvurularda vermiş olduğu kararlardan ayrılması için hiçbir özel koşul bulunmadığı görüşündedir. Bu nedenle, AİHM, Hükümetin bu başlık altında yapmış olduğu itirazı reddeder.
AİHSnin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B.Esas
1. Tarafların ifadeleri
Hükümet, ilk olarak, başvuranın gözaltı süresinin olayın gerçekleştiği sırada yürürlükte olan iç hukuk kurallarıyla mutlak bir uyum içinde olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, Hükümet, AİHM içtihadına uygun olarak, Türk hukukunda belirlenen gözaltı sürelerinin sonradan değiştirildiğini belirtmiştir. Hükümet, ikinci olarak, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 128. maddesinin gözaltının meşruluğunun sorgulanması için etkili bir hukuk yolu sunduğunu ifade etmiştir. Hükümet, son olarak, başvuranın kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat verilmesi hakkındaki 466 sayılı Kanun uyarınca mahkemenin vermiş olduğu nihai kararın ardından üç ay içerisinde tazminat talebinde bulunabileceğini hatırlatmıştır.
Başvuran, iddialarını yinelemiştir.
2. AİHMnin değerlendirmesi
a) AİHSnin 5/3 maddesi
AİHM, başvuranın dokuz gün süreyle gözaltında bulunduğunu gözlemlemektedir. AİHM, Brogan ve Diğerleri / İngiltere (A Serisi no. 145 B) davasında, adli denetim olmaksızın dört gün altı saat süren gözaltı sürecinin, toplumu terörizme karşı koruma amacı gütse de, AİHSnin 5/3 maddesinde öngörülen zaman sınırlamalarının dışına çıktığı sonucuna varmıştır (Keklik ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen).
AİHM, Brogan davasında bildirilen ilkelerin ışığında, başvuranın itham edildiği eylemlerin ciddi boyutta olmasına rağmen, başvuranı adli denetim olmaksızın dokuz gün boyunca alıkoymanın gerekli olduğunu kabul edemeyecektir.
Buna göre, AİHSnin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
b) AİHSnin 5. maddesinin 4. ve 5. fıkraları
AİHM, daha önce buna benzer davalar incelemiş ve Türk hukukunda başvuranın gözaltı sürecinin meşruluğunu sorgulamasını ve bu bağlamda tazminat elde etmesini sağlayabilecek etkili bir hukuk yolu bulunmaması nedeniyle AİHSnin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının ihlallerini saptamıştır (bkz, Bazancir ve Diğerleri / Türkiye, no. 56002/00; Mehmet Mübarek Küçük / Türkiye, no. 7035/02; Uçar / Türkiye, no. 52392/99; Keklik ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen ve Ferhat Berk, yukarıda kaydedilen). AİHM, sözkonusu davada, varmış olduğu sonuçtan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçe görmemektedir.
Buna göre, AİHSnin 5. maddesinin 4. ve 5. fıkraları ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder.
A.Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 200 Euro, manevi tazminat olarak ise 7000 Euro talep etmiştir.
Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiştir.
AİHM, başvuranın maddi tazminat talebinin dayanaktan yoksun olduğunu tespit etmiş ve bu talebi reddetmiştir. Öte yandan, AİHM, yalnızca ihlal tespiti ile yeterince tazmin edilemeyecek bir durum olarak başvuranın dokuz gün boyunca gözaltında tutulması ve bunun meşruluğunu sorgulama imkanından yoksun olması sonucu manevi zarar görmüş olabileceğini kabul etmektedir. AİHM, içtihadına ve hakkaniyete uygun temellere dayanarak, manevi tazminat olarak için başvurana 3,500 Euro ödenmesine karar verir.
B.Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, ayrıca, AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 1,645 Euro talep etmiştir. Başvuran, dayanak olarak Türkiye Barolar Birliği tarafından önerilen ücret cetvelini göstermiştir. Ancak, başvuran herhangi bir makbuz veya ilgili diğer belgeleri sunmamıştır.
Hükümet, bu miktara itiraz etmiştir.
Başvuran, AİHM İçtüzüğünün 60. maddesine uygun olarak yargılama masraf ve giderleri için herhangi bir dayanak sunmadığı için, AİHM, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir.
C.Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1.Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2.AİHSnin 5. maddesinin 3., 4. ve 5. fıkralarının ihlal edildiğine;
3.(a)AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 3,500 Euro (üç bin beş yüz Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77/2. ve 3. maddeleri gereğince 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy