(Başvuru no:14798/03)
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
OLAYLAR
1974 doğumlu başvuran Hüseyin Sarı, Türk vatandaşı olup Mersin'de ikamet etmektedir. Başvuran AİHM önünde Mersin Barosu avukatlarından M. Erdoğdu tarafından temsil edilmektedir.
A. Davanın Koşulları
24 Nisan 1998 tarihinde Mersin Yenişehir Belediyesi (İdare) Meclisi kararı ile başvuranın arazisi kamulaştırılmıştır.
İdareden bir uzman heyeti kamulaştırılan arazinin bedelini 209.000.000 TL olarak tespit etmiş ve bu tutar mülkün devir tarihinde başvurana ödenmiştir.
22 Mayıs 1998 tarihinde ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuran, Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebi ile başvurmuştur.
28 Mayıs 2001 tarihinde başvuran Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davayı kısmen kazanmış ve Mahkeme İdare tarafından, 22 Mayıs 1998 tarihinden itibaren işlemek üzere gecikme faizleri ile birlikte başvurana 104.291.000.000 TL ödenmesine karar vermiştir.
Temyize gidilmediği için bu karar kesinleşmiştir.
Belirtilmeyen bir tarihte başvuran icra yoluna gitmiştir. İcra Dairesi, yasal faizler ve masraflarla birlikte ek tazminatı içeren meblağın ödenmesi için İdare'ye ödeme emri göndermiştir.
İdare sözkonusu tazminatı, aşağıda belirtilen tarihler ve tutarlarda toplam beş taksitte ödemiştir:
Ödeme tarihi Ödeme tutarı
1.9.2001 2.500.000.000 TL
17.7.2002 25.000.000.000 TL
30.7.2002 10.000.000.000 TL
20.8.2002 10.000.000.000 TL
19.08.2004 320.000.000.000 TL
19 Ağustos 2004 tarihinde başvuran yanında avukatıyla birlikte, Mersin İcra Dairesi'nde Mahkeme tarafından belirlenen tazminatın tamamının İdare tarafından kendisine ödendiğini, bundan dolayı her türlü icra takibinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. Böylelikle İcra Dairesi Müdürü tarafından dosya kapatılmıştır.
ŞİKAYET
Başvuran, İdarenin ek kamulaştırma bedelini ve Türkiye'deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizlerini ödemede gecikmesi nedeniyle mülkiyet hakkının korunmadığından şikayetçi olmakta ve bu itibarla I No'lu ek Protokol'un 1. maddesine gönderme yapmaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuran sözkonusu durumun, 1 No'lu Prtokol'ün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
Başvuran ulusal yasalarla öngörülen tazminat şartları nedeniyle, genel yararın gerektirdikleri ile bireyin temel haklarının güvence altına alınmasının getirdiği zorunluluklar arasında hüküm sürmesi gereken "adil denge"nin mevcut davada bozulduğunu ileri sürmektedir. Bu itibarla başvuran, ilk başta belirlenen tazminat tutarının mülkiyetinin gerçek değerini karşılamaması nedeniyle ek kamulaştırma bedeli elde edebilmek için Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmak zorunda kaldığını belirtmektedir. Başvuran davayı kazandığını, fakat Mahkeme tarafından belirlenen ek tazminatın kendisine geç ödendiğini ileri sürmektedir. Başvurana göre bu gecikmenin sonuçları, yasal faizlerin enflasyon karşısında yetersiz kalmasıyla birleşince, kendisinin kişisel yararı ile sözkonusu kamulaştırmanın yapılmasının gerekçesini oluşturan kamu yararı arasında haksız bir dengesizliğe yol açmıştır.
Hükümet başvuranın, Mahkeme tarafından belirlenen tazminatın tamamını aldığını savunmakta ve sözkonusu kişinin Mersin İcra Dairesi'nde, harici hukuki işlem aracılığıyla Mahkeme tarafından belirlenen tazminat tutarının tamamının Yenişehir Belediyesi tarafından kendisine ödendiğini, dolayısıyla her türlü icra takibinden vazgeçtiğini beyan ettiğini hatırlatmaktadır. Anlaşmazlığın bu yolla çözüme kavuştuğuna kanaat getiren Hükümet AİHM'den başvuruyu kabuledilemez bulmasını talep etmektedir.
AİHM başvuranın 19 Ağustos 2004 tarihinde İcra Dairesi'nde, alacağının tamamını aldığını kabul ettiğini, böylelikle her türlü icra takibinden vazgeçtiğini hatırlatır. İç adli süreçte İcra Daire Müdürü tarafından verilen kapatma kararı, hiç şüphesiz kamulaştırma bedeli üzerindeki anlaşmazlığa son vermiştir.
AİHM'ye göre dosyadaki unsurların tamamı incelendiğinde, başvuranın bu davayı sona erdirme isteğini açık bir şekilde dile getirdiği anlaşılmaktadır. Başvuranın, alacağı karşılığında yapılan ödemeyi kabul etmiş olmasıyla, sözkonusu kişinin 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi kapsamında dile getirdiği talepler uygulamada yerine getirilmiştir (bkz., Guerrera ve Fusco-İtalya, no: 40601/98, 3 Nisan 2003, Folcheri-İtalya, no: 61839/00, 3 Haziran 2004, Ortiz Ortiz ve diğerleri-İspanya, no: 50146/99, 15 Mart 2001, ve Yıldırım ve Durman-Türkiye, no: 49507/99, 3 Mayıs 2005).
Sonuç olarak AİHM başvuranın 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu iddia edemeyeceğine kanaat getirerek, başvurunun AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun bulunarak reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, AİHM, oybirliğiyle,
Başvuruyu kabuledilemez bulmuştur.
Full & Egal Universal Law Academy