(AİHS m. 6)
(Başvuru no: 16593/03 ve 16600/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
31 Mayıs 2007
İşbu karar AİHSnin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (16593/03 ve 16600/03) başvuru nolu davanın nedeni, bu ülke vatandaşı olan Fesih Söğüt ve Zülfikar Söğüt'ün (başvuranlar) 24 Nisan 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (Mahkeme) yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, AİHM önünde Batman Barosu avukatlarından A. Erkul ve C. Çoban tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1976 ve 1963 doğumlu olup Batman'da ikamet etmektedirler.
Hizbullah'a karşı yürütülen bir operasyon çerçevesinde başvuranlar adıgeçen örgüte mensup oldukları iddiasıyla 17 Nisan 2001 tarihinde yakalanmışlardır.
20 Nisan 2001 tarihinde başvuranlar polise ifade vermişlerdir. Muhammed Fesih Söğüt daha önceleri Hizbullah'ın düşüncelerini benimsediğini ancak üç yıldan beri aynı düşünceleri taşımadığını beyan etmiştir. Zülfikar Söğüt ise Hizbullah'a mensubiyetini doğrudan kabul etmiştir.
Başvuranlar 21 Nisan 2001 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi («Devlet Güvenlik Mahkemesi») Savcısı'na ifade vermişlerdir. Masum olduklarını beyan eden başvuranlar kendilerine yöneltilen suçlamalara itiraz etmişlerdir.
Aynı gün başvuranlar, İstanbul DGM Hakimi'ne ifade vermişlerdir. Gözaltında tutulduktan sırada alınan ifadelerine itiraz eden başvuranlar savcılıkta verdikleri ifadeyi teyit etmişlerdir. Hakim tutuklu yargılanmalarına karar vermiştir.
DGM, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca Hizbullah'a üye olmak suçundan başvuranların her birini on iki yıl hapis cezasına mahkum etmiştir.
Belirtilmeyen bir tarihte başvuranlar Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. Başvuranlar sözkonusu başvuruda ayrıca davanın esastan görüşülmesini talep etmişlerdir.
Belirtilmeyen bir tarihte Yargıtay Başsavcısı esasa ilişkin mütalaasını sunmuştur.
Bu mütalaa başvuranlara tebliğ edilmemiştir.
19 Kasım 2002 tarihinde Yargıtay, tarafları dinledikten sonra, itiraz edilen kararı onamıştır.
1. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, Yargıtay Başsavcı sı'nın Yargıtay'a sunduğu esas hakkındaki yazılı mütalaasına cevap verme imkanının kendilerine tanınmaması nedeniyle Yargıtay önünde yapılan yargılamanın adil olmadığından şikayetçi olmaktadırlar. Bu hususta başvuranlar AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini savunmaktadırlar.
Hükümet bu sava karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe dair
AİHM, sözkonusu başvuruların AİHS'nin 35 § 3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olarak ilan edilemeyeceğini tespit etmektedir. AIHM ayrıca başvuruların herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesiyle karşılaşmadığını tespit etmektedir. Bu itibarla başvuruların kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa dair
Hükümet, Yargıtay'ın ilk derece mahkemesinin kararını onamadan önce bir duruşma yaptığı olgusuna dikkat çekmektedir. Bu bakımdan Hükümet bu duruşmanın yapılmasından önce başvuranların avukatının dava dosyasını inceleme ve böylelikle başsavcının mütalaası hakkında bilgi sahibi olma imkanı vardı. Ayrıca, başsavcının mütalaasının duruşma esnasında okunması cihetiyle başvuranların avukatı bu mütalaaya cevap verebilir ya da ek gözlemlerini sunabilirdi.
AİHM, başvuranlar tarafından sunulan şikayetin bir benzerini daha önce incelediğini ve başsavcının görüşlerinin niteliğini ve bir yargılanabilirin bu görüşlere yazılı cevap vermesinin imkansızlığını göz önünde bulundurarak başsavcının mütalaasının tebliğ edilmediği gerekçesiyle AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmişti (bkz. Göç - Türkiye, no: 36590/97, § 58).
Öte taraftan AİHM, Hükümet'in, başvuranların avukatının duruşmanın yapılmasından önce dava dosyasını inceleme ve varılan sonuçlara sözlü olarak cevap verme imkanına sahip olduğu yönündeki savına katılmamaktadır. AİHM, çelişmeli yargılama hakkı ilke olarak «ister ceza ister hukuk davalarında tarafların, bağımsız bir hukuk görevlisi tarafından dahi kararı üzerinde etkide bulunmak amacıyla hakime sunulan tüm unsur ve gözlemlerden haberdar olmak ve bunları tartışmak» (Reinhardt ve Slimane-Kaid - Fransa, 31 Mart 1998 tarihli karar) hakkını içerse de taraflar ayrıca bunları 'gerçek' bir yorumlama 'imkanına' (ibidem) sahip olmalıdırlar. Ancak mevcut davada başvuranların temsilcisi sözkonusu sonuçlara ancak ex abrupto yanıt verebilmiş ve ilk kez ve sözlü olarak Yargıtay önünde yapılan duruşmada haberdar olmuştur. Bu koşullarda AIHM, Yargıtay önünde yapılan yargılamanın, çelişmeli yargılama ilkesine saygı ve adil yargılama gerekleri bakımından başvuranlara yeterli güvence sunmadığı kanaatine varmaktadır (bkz., aynı anlamda, Sağır -Türkiye, no: 37562/02, § 26, 19 Ekim 2006).
Bu itibarla AİHM, Hükümet'in, daha önce benzer şikayetlerle ilgili olarak vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmasını sağlayacak nitelikte ne bir olgu ne de bir argüman sunduğu kanaatine varmıştır.
Bu nedenle AİHS'nin 6 § 1 maddesi bu bakımdan ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuranlar adil tatmine dönük herhangi bir talepte bulunmamışlardır. Bu itibarla AIHM, bu yönde bir tazminata hükmedilmesine yer olmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların geriye kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin İç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesine uygun olarak 31 Mayıs 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy