(Başvuru no: 18144/03)
Kabuledilebilirlik Kararının Özet Çevirisi
5 Eylül 2006
OLAYLAR
Kendi ve çocukları Büşra, Birgül ve Şevket Uzun adına hareket eden Ayşe Uzun ile Uğur Uzun, Aydın Uzun adlı Türk vatandaşı olan başvuranlar sırasıyla 1966, 1990, 1988, 1986, 1984 ve 1984 doğumludurlar ve Kocaeli'de ikamet etmektedirler. Başvuranlar, AİHM önünde Kocaeli Barosu avukatlarından E. Kirmani, S.K. Ulaş, H. Bayram, U. Ekinci ve R. Tat tarafından temsil edilmektedir.
Dava konusu olaylar başvuranlar tarafından ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
29 Aralık 1989 tarihinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı kamu kurumu olan TÜSSİDE'nin (Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü) bir çalışanının sebep olduğu trafik kazası sonucunda başvuranın yakınlarından bir kişi ölmüştür.
1 Şubat 1990 tarihinde, başvuranlar, Gebze Asliye Hukuk Mahkemesinde TÜSSİDE aleyhinde maddi ve manevi zararlarının tazmini için dava açmışlardır.
26 Mart 1992 tarihinde, mahkeme, talebi üzerine düzenlenen inceleme raporlarına dayanarak, başvuranlara, kazanın meydana geldiği 29 Aralık 1989 tarihinden itibaren oluşan yasal gecikme faiziyle birlikte maddi ve manevi zararları için 111 203 320 Türk Lirası (TL) ödenmesine karar vermiştir.
Yargıtay, 29 Haziran 1993 tarihli bir kararla 26 Mart 1992 tarihli kararı onamıştır.
28 Ocak 1994 tarihli bir kararla, Yargıtay, TÜSSİDE'nin 29 Haziran 1993 tarihli kararın düzeltilmesi yolundaki talebini reddetmiş, bu kararın kesin olduğuna hükmetmiştir.
10 Nisan 2003 tarihinde, başvuranların talebi üzerine, Gebze İcra Bürosu, TÜSSİDE'ye borcunu ödemesi için bir ödeme emri göndermiştir.
15 Nisan 2003 tarihinde, TÜSSİDE başvuranlara, 29 Aralık 1989 ve 31 Aralık 1997 tarihleri arasında yıllık %30, 1 Ocak 1998 ve 31 Aralık 1999 tarihleri arasında yıllık %50, 1 Ocak 2000 ve 1 Temmuz 2002 tarihleri arasında yıllık %60 ve sonraki dönem için yıllık %55 oranında gecikme faiziyle birlikte 1.072.000.000 TL (yaklaşık 608 Euro) ödemiştir.
27 Nisan 2006 tarihinde, başvuranlar ve TÜSSİDE uzlaşarak 26 Mart 1992 tarihinde mahkeme tarafından belirlenen ve Mart 2006 tarihinde banka hesabına yatırılmış olan tazminatın ödenmesinde idarenin geç kalmış olmasından dolayı maddi ve manevi tazminat olarak 21 324 YTL (yaklaşık 13 500 Euro) ödenmesine ilişkin bir anlaşmaya varmışlardır.
ŞİKAYET
Başvuranlar, 1 nolu Protokolün 1. maddesine atıfta bulunarak, idarenin maddi ve manevi tazminatın ödenmesinde geç kaldığı ve Türkiye'deki çok yüksek enflasyon oranına kıyasla Devlet borçlarına uygulanan gecikme faizinin yetersiz olduğunu ileri sürerek mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden yakınmaktadırlar.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuranlar, uyuşmazlığın, 1 nolu Protokolün 1. maddesinin garanti altına aldığı mülkiyet haklarına zarar verdiğini ileri sürmektedirler.
2 Mayıs 2006 tarihinde, Hükümet, davalı idarenin ve başvuranların 27 Nisan 2006 tarihinde uzlaştıklarını böylece uyuşmazlığa son vererek anlaşmaya vardıklarını belirten bir mektup ve belgeler sunmuştur. Sonuç olarak, AİHS'in 37 § 1 b) maddesi uyarınca davanın kayıttan düşmesini talep etmiştir.
19 Mayıs 2006 tarihinde, bu mektup ve ekindeki belgeleri incelemeleri için başvuranlara gönderilmiştir. Bununla birlikte, başvuranlar verilen sürede cevap vermemişlerdir.
AİHM, başvuranların, 27 Nisan 2006 tarihindeki bir uzlaşma anlaşmasıyla alacaklarının hepsini tahsil ettiklerini ve hiçbir talepleri olmadığını beyan ettiklerini vurgulamıştır. İç hukukta, bu anlaşma kesin olarak söz konusu tazminata itiraz edilmesine son vermiştir.
Dosyadaki tüm veriler birlikte incelendiğinde, AİHM, başvuranların uyuşmazlık davasına son verme isteklerini açıkça ortaya koyduklarına hükmetmiştir. Alacaklarının ödenmesindeki miktarı kabul etmelerinin 1 nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca ileri sürdükleri taleplerini tatmin etmeleri şeklinde bir pratik sonucu vardır (bkz. Guerrera ve Fusco-İtalya, 40601/98 sayılı karar, Folcheri-İtalya, 61839/00 sayılı karar, Ortiz Ortiz ve diğerleri-İspanya, 50146/99 sayılı karar ve Yıldırım ve Durman-Türkiye, 49507/99 sayılı karar).
Dolayısıyla, AİHM, başvuranların artık 1 nolu Protokolün 1.maddesinin ihlal edilmesinden ötürü mağdur olduklarını iddia edemeyeceklerine kanaat getirmiştir. Bu durumda, AİHS'nin 35 § § 3 ve 4 maddeleri uyarınca başvuru açıkça mesnetsiz olduğu için reddedilmelidir.
Böylece AİHS'nin 29 § 3 maddesinin uygulanmasına son verilmelidir.
Bu nedenlerle, AİHM, oybirliğiyle,
Davanın kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy