(AİHS. m. 6, 31, 34, 41, 44) (3842 S. K. m. 31) (SALDUZ - TÜRKİYE DAVASI) (GÖÇ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 19914/03)
STRAZBURG
16 Haziran 2009
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (19914/03) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşları) Mehmet Tahir Güçler ve Kasım Aslımın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 2 Nisan 2003 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Özbekli tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
26 Mart 2000 tarihinde, başvuranlar yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. 21 Mart 2002 tarihli bir kararla Devlet Güvenlik Mahkemesi, silahlı bir örgüt olan Hizbullaha üye olmaktan başvuranları hapis cezasına mahkum etmiştir. Mahkeme, kararını verirken, diğerleri meyanında başvuranların gözaltı sırasında polis tarafından alınan ifadelerini de dikkate almıştır. 7 Ekim 2002 tarihli bir kararla, Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yazılı görüşü başvuranlara tebliğ edilmeden itiraz edilen kararı onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, gözaltı sırasında avukat yardımından faydalanamamaktan şikayetçidirler. Ayrıca başvuranlar, Yargıtay Başsavcısının görüşünün tebliğ edilmemesinden de şikayetçidirler.
AİHM, sözkonusu şikayetlerin AİHSnin 6. maddesinin 1. paragrafı ve 3. paragrafının c) bendi kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümete göre, Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Yargıtay önündeki yargılama sırasında avukat tarafından temsil edilmeleri nedeniyle başvuranların adil yargılanma hakkı ihlal edilmemiştir.
AİHM, Salduz kararında bu konuyu inceleme imkanı bulduğunu hatırlatmaktadır. İşbu dava çerçevesinde hiçbir şey sözkonusu karardan farklı hareket etmeyi gerekli kılmamaktadır.
Ayrıca Hükümet, yakalanma tutanaklarına göre başvuranların avukat yardımından yararlanma isteklerini beyan etmediklerini savunmaktadır.
AİHM, 18 Kasım 1992 tarihli 3842 sayılı yasanın 31. maddesi uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki alanına giren suçları işlemekle suçlanan kişilerin gözaltında avukat yardımı haklarının bulunmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla, ilgili haktan yararlanma yasal olarak imkansızdır.
Bu gerekçelerden dolayı, AİHM, Hükümetin iddialarını reddetmektedir. AİHM, başvuruya ilişkin olarak hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edememektedir. Dolayısıyla başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, başvuranların sunmuş olduğu şikayete benzer şikayetleri daha önce incelediğini ve Yargıtay Başsavcısının görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin (sözü edilen Göç) ve başvuranların gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun bırakılmalarına ilişkin olarak AİHSnin 6/3 c) maddesinin (sözü edilen Salduz) ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır. AİHM, işbu davayı incelemiş ve mevcut davada Hükümetin farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmiştir.
Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 ve 6/3 c) maddesi ihlal edilmiştir.
AİHSnin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak, başvuranlar, maruz kaldıkları maddi ve manevi zarar için 40.000 Euro talep etmektedirler. Yargılama masraf ve giderlerine ilişkin olarak ise başvuranlar hiçbir talepte bulunmamaktadırlar.
AİHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM, başvuranların her birine 1.000 Euro yani toplamda 2.000 Euro ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6. maddesinin 1. paragrafının ve 3. paragrafının c) bendinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından başvuranların her birine 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
Fransızca olarak hazırlanan işbu karar, 16 Haziran 2009 tarihinde Strazburgda İnsan Hakları Mahkemesinde karara bağlanmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy