(AİHS m. 6, 10, 13, 1 NOLU EK PROTOKOL m. 1)
Başvuru No 31556/03
Hüküm
Strasburg 25 Ekim 2007
İşbu hüküm Konvansiyon madde 44 fıkra 2de belirtilen koşullarda nihai hale gelecektir. Editörün gözden geçirmesine tabi olabilir.
EFENDIYEVA v. AZERBAYCAN DAVASI HAKKINDA HÜKÜM
Efendiyeva v. Azerbaycan davasında,
Aşağıdakilerden oluşan bir mahkeme olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (birinci Kısım):
Bay C.L. ROZAKIS, Başkan
Bay L. LOUCAIDES,
Bayan N.VAJIC
Bay D.SPIELMANN
Bay S.E.JEBENS
Bay G.MALINVERNI, yargıçlar
Bay L.HUSEYNOV, ad hoc yargıç
Ve Bay S.NIELSEN, Kısım Kayıt Memuru,
4 Ekim 2007 günü özel müzakerelerde bulunmuş olup, aynı gün kabul edilen aşağıdaki hükme varmışlardır:
USUL
1) Dava, Azerbaycan uyruklu Bayan Latifa Talat kızı Efendiyeva tarafından İnsan Hak ve Temel Özgürlüklerinin Korunması Konvansiyonu Madde 34 çerçevesinde Mahkememize yapılan başvuru (no.31556/03) ile 11 Eylül 2003 günü başlamıştır.
2) Yasal yardım yapılan başvuru sahibi, Bakuda görev yapan avukat bay M. Mustafayev tarafından temsil edildi. Azerbaycan Hükümeti (Hükümet), temsilcileri Bay C. Asgarov tarafından temsil edildi.
3) Başvuru sahibi, 9 Eylül 1994 tarihli hükmün yürütülememesinin, özellikle Konvansiyonun 6 ve 13. maddeleri ile garanti edilen adil yargılama ve etkili yasal çözüm hakkının yanı sıra Konvansiyon Protokol No.1 Madde 1 ile garanti edilen mülkiyetinden yararlanma hakkını ihlal ettiğini iddia etti.
4) 15 Aralık 2004 tarihinde Mahkeme Başkanı başvuruyu Hükümete ihbar etmeye karar verdi. Konvansiyon Madde 29 fıkra 3 hükümleri çerçevesinde Mahkeme, başvurunun liyakatini ve kabul edilebilirliğini incelemeye karar verdi.
5) Azerbaycan ile ilgili seçilmiş yargıç olan Bay K.Hajiyev, Mahkemeden çekildi (Kural 28). Buna istinaden Mahkeme, onun yerine ad hoc (bir defaya mahsus) yargıç olarak Bay L. Huseynovu tayin etti. (Konvansiyon Madde 27 fıkra 2 ve Kural 29 fıkra 1).
OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
6) Başvuru sahibi, 1955te doğmuş olup Baküde yaşamaktadır.
7) Başvuru sahibi, Cumhuriyet Doğum Hastanesinde Başhekim (Müdür) olarak çalıştı. Aralık 1993te Sağlık Bakanlığı başvuru sahibinin hastanesine başvuru sahibinin iş performansını değerlendirmek üzere bir Tasdik Komisyonu gönderdi. Değerlendirme raporunda tasdik komisyonu, hastane işlerini idare etmede başvuru sahibinin yetersiz olduğunu ve işle ilgili görevlerinin birçoğunda ihlal işlediğini ortaya koydu. Sağlık Bakanlığının Komisyon değerlendirme raporuna dayanarak 30 Aralık 1993 tarihinde verdiği emir üzerine başvuru sahibi, görevinden azledildi.
8) Başvuru sahibi, Bakanlık aleyhine dava açarak eski görevine atanmasını ve kayıp kazançlarının tazminini talep etti. 9 Eylül 1994 tarihinde Nasimi İlçe Mahkemesi tasdik komisyonu raporunun geniş ölçüde nedensiz olduğunu ortaya koydu. Buna göre, mahkeme, başvuru sahibinin azlinin keyfi olduğuna kanaat getirerek Cumhuriyet Doğum Hastanesine başhekim olarak yeniden atanmasını emretti. Mahkeme ayrıca, başvuru sahibine kayıp kazançlarının tazminatı olarak 87,045 Azerbaycan manatı (AZM) takdir etti.
9) Sağlık Bakanlığı, bu hükme karşı temyize gitmedi ve hüküm yürürlüğe girdi. 14 Eylül 1994 tarihinde icra emri Bakanlığa gönderildi. Ne var ki Bakanlık, hükme uymak üzere herhangi bir harekette bulunmadı. 13 ve 27 Ekim 1994 tarihinde Nasimi İlçe Mahkemesince birer kez daha yapılan uyanlara rağmen Bakanlık, hükmün icrası için herhangi bir adım atmadı.
10) Bakanlığın hükmü icra etmekteki devamlı ifasızlığını takiben 10 Ocak 1995 tarihinde Nasimi İlçe Mahkemesi, Sağlık Bakanlığına karşı ceza davası açtı ve davayı inceleme için Nasimi İlçe Savcılığına götürdü.
11) 1995 yılı başlarında belirtilmemiş bir tarihte Yüksek Mahkeme Başkan Vekili, 9 Eylül 1994 tarihli hükme karşı bir protesto düzenleyerek, davayı denetleme için Yüksek Mahkeme Başkanlığına taşıdı. 10 Mart 1995 tarihinde Yüksek Mahkeme Başkanlığı Nasimi İlçe Mahkemesinin 9 Eylül 1994 tarihli hükmünü onayladı.
12) 29 Mayıs 1996 tarihinde sağlık Bakanlığı Yüksek Mahkeme
Başkanına başvurarak davanın yeniden açılmasını davanın Yüksek Mahkeme Genel Kurulunda gözden geçirilmesini talep etti. 12 Ağustos 1996 tarihli yazı ile Yüksek Mahkeme Başkanı bu isteği reddederek, istihdam ile ilgili uyuşmazlıklarda, hükmün yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıllık dönem sonunda kanunun tarafları denetleme için temyize gitmekten menettiğini açıkladı.
13) Bu arada, Sağlık bakanlığına karşı açılmış ceza davasıyla ilgilenmekte olan Nasimi İlçe Savcılığı, Bakanın inceleme sürecine katılmasını hiçbir surette sağlayamadı. Kendisine yapılan birçok ilama rağmen Bakan, sorgu için müfettiş karşısına çıkmadı. Buna istinaden, 10 Haziran 1995, 10 Kasım 1995, 12 Ocak 1996, 17 Mart 1996, 20 Haziran 1996, 20 Ocak 1997 ve nihayet 23 Temmuz 2001 tarihlerinde Nasimi İlçe Savcılığına bağlı müfettiş, Bakanın müfettiş karşısına çıkmaktaki devamlı ifasızlığına dayanarak, ceza davasının askıya alınmasına dair birbirine benzer ifadeli kararlar tanzim etti.
14) Takip askıdayken, 27 Aralık 1995 tarihinde başvuru sahibi, Baku Şehir Sağlık Departmanında yarı-zamanlı doktor olarak istihdam edildi. 15 Nisan 2003 tarihine kadar burada çalıştı ve bu tarihte personel fazlasından dolayı işten çıkarıldı.
15) 2003 yılı başlarında başvuru sahibi, Başsavcılığa bir yazı yazarak, Nasimi İlçe Mahkemesinin Sağlık Bakanlığına karşı açılmış ceza davası ile ilgilenmek konusunda iddia edilen gerekçesiz tehirlerini şikayet etti. 10 Şubat 2003 tarihinde Başsavcılık başvuru sahibinin şikayetini Nasimi İlçe Savcılığına değerlendirme için gönderdi. Ancak, yetkililer tarafından başka bir harekette bulunulmadığı görülmektedir.
16) Daha sonra başvuru sahibi, müfettişin ceza davasını kanunsuz biçimde askıya aldığını iddia ederek Nasimi İlçe Mahkemesinde dava açtı ve müfettişin 23 Temmuz 2001 tarihli en son askı kararının iptalini istedi. 1 Temmuz 2003 tarihinde Nasimi İlçe Mahkemesi, müfettişin ceza davasını askıya alma kararını onadı. 17 Temmuz 2003 tarihinde Temyiz Mahkemesi, ilçe mahkemesinin kararını onadı.
17) Başvuru sahibi, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığına karşı dav açarak, hükmün ifasızlığını şikayet etti ve maddi tazminat talep etti. 12 Ekim 2004 tarihinde Nasimi İlçe Mahkemesi, davayı kabul etmeyi reddederek başvuru sahibinin görevine yeniden atanma ve tazminat talebine dair kararın 9 Eylül 1994 tarihli hüküm ile zaten verilmiş olduğunu açıkladı.
18) 24 Kasım 2004 tarihinde Temyiz Mahkemesi, Nasimi İlçe Mahkemesinin 12 Ekim 2004 tarihli kararını iptal ederek, tazminat talebinin kabul edilebilirliğine ilişkin asliye mahkemesinin kararının yanlış olduğuna hükmetti. Dava, liyakatinin incelenmesi için havale edildi.
19) 17 Haziran 2005 tarihinde Nasimi İlçe Mahkemesi, 9 Eylül 1994 tarihli hükmün yürürlük tarihinden itibaren işlemeye başlamış olan üç yıllık yasal sınırlandırmanın buna izin vermediği gerekçesiyle başvuru sahibinin tazminat talebini reddetti. 20 Nisan 2006 tarihinde Yüksek Mahkeme bu hükmü onadı. 12 Temmuz 2006 tarihinde Yüksek Mahkeme, Temyiz Mahkemesinin hükmünü iptal etti ve davayı yeniden incelenmek üzere havale etti.
20) Nihayet, 25 Mayıs 2007 tarihinde Temyiz Mahkemesi, davayı yeniden inceledi, Nasimi İlçe Mahkemesinin 17 Haziran 2005 tarihli kararını iptal etti ve 9 Eylül 1994 tarihli hükmün ifasızlığından kaynaklanan kazanç kaybını tazmin etmek üzere başvuru sahibine 5,036.87 Yeni Azerbaycan Manatı (AZN) 1 tazminat takdir etti. 2 Temmuz 2007 tarihinde başvuru sahibi, Temyiz Mahkemesinin 25 Mayıs 2007 tarihli hükmüne karşı iptal davası açarak, daha yüksek tutarlı bir tazminat talep etti. Taraflarla kurulan en son iletişim esnasında, bu başvuru, Yüksek Mahkemenin önünde askıda bulunmakta idi.
21) Bu arada, 2005 yılı sonlarında Sağlık Bakanı, görevinden azledildi ve resmi görevini suiistimal dahil birçok suç ile itham edildi. 20 Nisan 2007 tarihinde Assize Mahkemesi Sağlık Bakanını birkaç suçtan suçlu buldu, bunlardan biri, başvuru sahibinin eski görevine iadesini emreden 9 Eylül 1994 tarihli hükmü icra etmemesi oldu.
22) 11 Temmuz 2007 tarihinde, yeni Sağlık Bakanının emriyle, başvuru sahibi, 9 Eylül 1994 tarihli hükme istinaden, Cumhuriyet Doğum Hastanesindeki başhekimlik görevine yeniden atandı. 13 Temmuz 2007 tarihinde, 25 Mayıs 2007 tarihli Temyiz Mahkemesi kararında istinaden başvuru sahibine 5,036.87 AZN tazminat ödendi.
23) 20 Temmuz 2007 tarihinde Nasimi İlçe Mahkemesi, 9 Eylül 1994 tarihli hüküm ile ilgili takibi durdurdu.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
A. Azerbaycan SSRsinin 2 Temmuz 1971 tarihli Sağlık Kanunu (2 Nisan 1999 tarihinde iptal edildi)
24) Madde 9a göre, Sağlık Bakanlığı, doğrudan kendi altında çalışan kurum, işletme ve kuruluşları işletir ve nüfusa sağlanan tıbbi yardımın kalitesinden sorumludur.
B. 26 Haziran 1997 tarihli Kamu Sağlığının Korunması Kanunu
25) Madde 4e göre, devlet sağlık bakım sistemi, Azerbaycan Cumhuriyetinin ilgili tek yetkilisi (yani, Sağlık Bakanlığı), hastalık önleyici, bilimsel araştırma, eğitim, farmasötik ve sıhhi-önleyici kurumlarının yanı sıra sağlık sistemine lojistik destek sağlayan kuruluşları, tıbbi teçhizat ve ilaç üreten kurumlar, sıhhi ve epidemiyolojik servisler ile adli tıp inceleme kurumlarını içerir.
26) Madde 5e göre, özel sağlık bakım sistemi, diğerleri arasında, özel tıbbi faaliyet veya eczacılık faaliyeti gösteren kişiler dahil, özel mülkiyet altındaki tıp kurumlarını veya kanunca belirlenen şekilde işletilen özel kiralanmış mallan kapsar.
27) Madde 9a göre, devlet sağlık bakım sistemi, temel olarak devlet bütçesinden, bunun yanı sıra zorunlu sağlık sigortasından, muhtelif kuruluş ve kişilerin gönüllü bağışlarından ve kanunca yasak olmayan diğer kaynaklardan finanse edilir. Devlet sağlık bakım sisteminin fonları, diğerleri arasında, sağlık bakım programlarının hazırlanıp yürütülmesi, devlet sağlık kurumlarının lojistik kaynaklarının geliştirilmesi, hastalık önleyici ve sıhhi-epidomiolojik kurumlarının idaresi, tıp biliminin gelişimi ve diğer amaçlarla yönlendirilirler.
28) Madde 55 ve 56ye göre, sağlık sistemi içerisinde çalışan kişilerin istihdam hakları, istihdam sözleşmeleri ile düzenlenecektir.
C. 1999 tarihli İş Kanunu
29) Madde 74e göre, mahkemenin işinden kanunsuz veya gerekçesiz biçimde azledilen bir çalışanın eski görevine tayinini emreden bir hüküm vermesi halinde, işveren, mahkeme emrini, derhal icra mevkiine koymalı, çalışanı eski görevine (veya çalışanın rızasına tabi olarak başka bir göreve) tayin etmelidir.
D. 1 Eylül 2001 tarihli Sivil Hizmet Kanunu
30) Madde 2ye göre, bu Kanunun hükümleri devlet yasama, yürütme, yargı organlarının yanı sıra kovuşturma, adalet, ulusal güvenlik, sınır hizmeti, iç ilişkiler, gümrük, vergi, dış ilişkiler, kurye iletişim mercileri ile Merkez Bankasında görevlerini ifa eden sivil memurlar için geçerlidir. Kanun, devlet icra organlarının astı olan muhtelif işletmelerin çalışanları için geçerli değildir. Bu çalışanların istihdamlarına ilişkin konular İş Kanununca düzenlenir.
E. Doğum Hastanesi Başhekimlik Yönetmeliği, SSCB Sağlık Bakanlığının 8 Nisan 1980 tarihli Emri ile onaylı
31) Başhekim, doğum hastanesini işletmek üzere tam yetkiye sahip olup, hastanenin bütün hastalık önleyici, idari ve mali faaliyetlerinden sorumludur (fıkra 1), ve kamu sağlığı için mevcut ilgili devlet makamının (yani, Sağlık Bakanlığının) doğrudan altında çalışır (fıkra 3). Başhekim, diğerleri arasında, hastaneye yatırılan kadınlar ve yeni doğan bebeklere verilen tıbbi hizmetin kalitesinden, personel idaresinden, hastanenin materyal kaynakları ve teçhizatının akılcı kullanım ve idaresinden, sıhhi ve hijyenik standartların gözetilmesinin sağlanmasından ve salgına karşı gerekli önlemlerin alınıp yürütülmesinden ve diğer idari faaliyetlerden doğrudan sorumludur (fıkra 7). Başhekim, hastanenin bütçesinin yanı sıra hastane faaliyetleri hakkındaki istatistik, mali ve ekonomik raporları düzenleyip denetleme mercilerine teslimiyle yükümlüdür.
KANUN
I. KONVANSİYON MADDE 6 FIKRA 1 İLE MADDE 13ÜN İDDİA EDİLEN İHLALİ
32) Konvansiyon Madde 6 fıkra 1 ve Madde 13 ile Konvansiyon protokol No 1 Madde le dayanarak, başvuru sahibi, Nasimi İlçe Mahkemesinin 9 Eylül 1994 tarihli hükmünün icra mevkiine konmaması hakkında şikayette bulundu. Konvansiyon Madde 6 fıkra 1 aşağıdakileri söyler:
Sivil hak ve zorunluluklarının tespitinde...herkes bir mahkeme huzurunda... adil... duruşma hakkına sahiptir...
Konvansiyon Madde 13 aşağıdakileri söyler:
Konvansiyonda belirtilen hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, bu ihlal resmi sıfatla hareket eden kişilerce işlenmiş de olsa, ulusal otorite nezdinde etkili yasal çözüm yollarına sahip olacaktır.
Protokol No 1 Madde 1 aşağıdakileri sağlar:
Her özel veya tüzel kişi, mülkiyetlerinden huzur içinde yararlanma hakkına sahiptir. Kamu yararına olmadıkça ve kanunca ve uluslar arası hukukun genel ilkelerince sağlanan koşullara tabi olarak hiç kimse, mülkiyetlerinden mahrum bırakılamaz.
A. Kabul edilebilirlik
1. Mahkemenin zaman bakımından yetkisi
33) Mahkeme, ilgili Yüksek Sözleşme Tarafı ile ilgili olarak, Konvansiyon yürürlüğe girdikten sonra meydana gelen olaylardan doğan konvansiyon ihlallerini incelemeye münhasıran yetkili olduğunu hatırlatır (örn. Kazimova v Azerbaycan (karar) no. 40368/02, 6 Mart 2003). Mahkeme, Konvansiyonun 15 Nisan 2002 tarihinde Azerbaycan ile ilgili olarak yürürlüğe girdiğini söyler.
34) Buna göre, Mahkemenin yetkisi, başvurunun 15 Nisan 2002 tarihinden sonra meydana gelen olaylarla ilgili kısmıyla sınırlıyken, başvurunun geri kalanı mahkemenin zaman bakımından yetkisi dışında kalır.
2. Konvansiyon hükümlerinin mevcut davaya uygulanabilirliği
35) Pellegrin v.Fransa ((GC), no.28541/95, AİHM 1999-VIII)ya atfen, Hükümet, Madde 6nm söz konusu dava için geçerli olamadığı görüşünü öne sürdür. Hükümet, başvuru sahibinin, Cumhuriyet Doğum Hastanesi Başhekimi eski sıfatıyla sivil memur olduğunu ve genel çıkarları etkileyen meselelerde sorumluluğu bulunduğunu ve kamu hukukunca verilen yetkilerin icrasına katılımda bulunarak, Devletin iktidar gücünün bir kısmını kullandığını iddia etti. Özgül olarak, SSCB Sağlık Bakanlığınca 8 Nisan 1980 tarihinde onaylı ve de Hükümete göre başvuru sahibinin azledildiği tarihte yürürlükte bulunan Doğum Hastanesi Başhekim Yönetmeliğine (Yönetmelik) atfen, Hükümet, başhekimlik konumunun, devletin sahip olduğu hastanenin hastalık önleyici, idari ve mali faaliyetlerini içerdiğini iddia etti.
36) Hükümet ayrıca Konvansiyon Madde 13 ve Protokol No.1 Madde 1 çerçevesindeki şikayetlerin, Madde 6 çerçevesindeki şikayet ile bağlantılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve böylece aynı gerekçelerle mevcut dava için tatbik edilemez olduğunu öne sürdü.
37) Başvuru sahibi bu görüşe katılmayarak, Yönetmeliğin, doğum hastanesi başhekimlerini sivil memur olarak sınıflandırır şekilde yorumlanamayacağını iddia etti. Bunun yerine, Yönetmeliğin, hastanenin özel mi resmi mi olduğuna bakılmaksızın başhekimlik konumu için yalnızca genel standartlar tesis ettiğini iddia etti. Başvuru sahibi, Kamu Hizmeti Kanunu Madde 2ye göre yalnızca belirli Devlet yetkililerinin hizmetindeki çalışanların sivil memur olarak değerlendirilebileceğini öne sürdü. Konumuna destek mahiyetinde, başvuru sahibi, kendisine 3 Mayıs 2005 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından cevaben gönderilmiş ve Cumhuriyet Doğum Hastanesi Başhekiminin kamu hizmetlisi kategorisine ait olmadığını belirten bir yazıyı teslim etti.
38) Başlangıçta Mahkeme, şikayetin, mevcut davada olduğu gibi nihai bir hükmün uzun süre ifasızlığını ilgilendirse dahi, Madde 6 fıkra 1in bu hüküm ile sonuçlanan duruşma için geçerli olup olmayacağını Mahkemenin inceleyeceğini, zira müteakip icra davasının bu duruşmanın ayrılmaz parçası olarak görülmesi gerektiğini söyler. (bkz. Kanayev v.Rusya, no: 43726/02, fıkra 19, 27 Temmuz 2006; bkz. Ayrıca yukarıdaki fıkra 49).
39) Mahkeme Madde 6 fıkra 1in sivil uzantısı çerçevesinde uygulanabilir olması için, en azından tartışılabilir gerekçelerle iç hukuk tarafından tanınan bir hak üzerinde bir uyuşmazlığın olması gerektiğini hatırlatır. Uyuşmazlık gerçek ve ciddi olmalıdır. Herhangi bir hakkın yalnız fiili varlığını değil kapsam ve icra şeklini de ilgilendirmelidir. Dahası, davanın sonucu, anılan sivil haklar bakımından doğrudan karar hükmünde olmalıdır. (Bkz.örn. Stojakovic v.Avusturya, no 30003/02, fıkra 38, 9 Kasım 2006 ve Frydlender v.Fransa (GC), no.30979/96, fıkra 27, AİHM 2000-VH). Mevcut davada, iç hukuk tarafından tanınan bir hak üzerinde uyuşmazlık bulunduğu, uyuşmazlığın gerçek ve ciddi olduğu ve de dava sonucunun ilgili hak üzerinde doğrudan karar hükmünde olduğu ispatlanmaya çalışılmamıştır.
40) Ayrıca, Madde 6 fıkra 6nın kadrolu veya sözleşmeli olsun, sivil memurlara uygulanabilirliğini tespit için, mahkeme daha önceleri çalışanın görev ve sorumluluklarına dayanan fonksiyonel bir kriter kullanmıştır. Konvansiyon Madde 6 fıkra 1 kapsamından hariç tutulan uyuşmazlıklar, Devletin veya diğer resmi makamların genel çıkarlarını korumaktan sorumlu resmi makamın emanetçisi olarak hareket ettikleri ölçüde, görevleri kamu hizmetinin tipik örneği olan sivil memurlarca öne sürülenler olmuştur. (Bkz. yukarıda belirtilen Pellegrin, fıkralar 64-66).
41) Ne var ki, Mahkeme, bu yaklaşımı son zamanlarda değiştirdiğini, Pellegrin davasındaki fonksiyonel kriterin daha da geliştirilmesi gerektiğini belirtir (bkz. Eskelinen ve Diğerleri v.Finlandiya, no.43803/98, fıkralar 50-56, 19 Nisan 2007). Özgül olarak, Mahkeme, Eskelinen davasında Sözleşme Tarafı Devletlerin, özellikle yetkili ulusal yasama organının, Mahkeme değil, bireyin çıkarlarının yol vermesi gerektiği Devlet iktidarına içkin tasarruf yetkilerinin icrasını içeren kamu hizmet alanlarını açıkça tanımlaması gerektiğinin esas olduğuna inanmıştır. İç hukuk sisteminin bir mahkemeye erişimi menettiği durumlarda Mahkeme uyuşmazlığın Madde 6nm garantilerinin hariç tutulması uygulamasını gerekçelendirir nitelikte olduğunu doğrulaması gerekecektir. Aksi takdirde, mesele yoktur ve Madde 6 fıkra 1 geçerli olur. Öncelikle sivil memur başvuru sahibinin ulusal hukuk çerçevesinde mahkemeye erişim hakkının bulunmadığını ve ikinci olarak, sivil memurun Madde 6 çerçevesindeki haklarının hariç tutulmasının gerekçelenmiş olduğunu kanıtlamak davalı Hükümetin sorumluluğundadır. (ibid, fıkralar 61-62).
42) Mevcut davada, ulusal hukuk çerçevesinde başvuru sahibinin azlinin kanunsuzluğuna itiraz etmek üzere mahkemeye erişiminin bulunup bulunmadığı, uyuşmazlık konusu değildir. Buna müteakip olarak, Konvansiyon Madde 6 geçerlidir.
43) Nihayet Mahkeme, Konvansiyon Madde 13 ve protokol No 1 Madde 1in uygulanabilirliğini olanaksız kılan hiçbir durum bulamamıştır.
3. Başvuru sahibinin mağdur konumu
44) Hükümet başlangıçta, 9 Eylül 1994 tarihli hükmün, başvuru sahibinin 27 Aralık 1995 tarihinde Bakü Şehir Sağlık Departmanına yan-zamanlı hekim olarak atanması nedeniyle yürürlüğe girdiğini öne sürdü. Ancak, Mahkeme, başvuru sahibinin farklı türde bir sağlık kuruluşunda daha düşük dereceli bir yan-zamanlı işe tayininin 9 Eylül 1994 tarihli hükmün yürürlüğü anlamına gelmediği sonucuna vardı. Dahası, başvuru sahibinin bu göreve tayin edildiği tarihte icra davası henüz kapanmamış olup halen askıda bulunmakta idi (Tarverdiyev v.Azerbaycan, no. 33343/03, fıkralar 39-43, 26 Temmuz 2007 ile karşılaştırınız). Buna müteakip olarak Hükümetin itirazının bu kısmının reddedilmesi gerekir.
45) Başvuru sahibinin 11 Temmuz 2007 tarihinde Doğum Hastanesi Başhekimi olarak görevine dönmesini ve kendisine kayıp kazançlarının tazminatının ödenmesini takiben, Hükümet, Konvansiyondan doğan haklarının ihlallerinin dahili düzeyde yasal çözüme kavuşturulduğu gerekçesiyle, başvuru sahibinin artık mağdur olarak değerlendirilemeyeceğini öne sürdü.
46) Başvuru sahibi bu görüşe katılmadı. Hükmün neredeyse on üç yıl boyunca icra edilmediğini söyleyerek bu kadar uzun bir gecikme için kendisine ödenmiş tazminat tutarının olması gerektiğinden çok daha az olduğunu ve maaşların geç ödenmesiyle tahakkuk eden faizin göz önüne alınmadığını öne sürdü.
47) Mahkeme, herhangi bir başvuru sahibi lehine alman bir karar veya önlemin, ulusal mercilerin Konvansiyonun ihlalini açıkça veya maddeten kabul etmedikçe ve de bunun için çözüm sağlamadıkça, onu mağdur konumundan çıkartmaya esasta yeterli olmadığını hatırlatır. (bkz. Amuur v.Fransa, 25 Haziran 1996 tarihli hüküm, Hükümler ve Kararlar Hakkında Raporlar 1996-III, s.846, fıkra 36 ve Dalban v.Romanya (GC), no.28114/95, fıkra 44, AİHM 1999-VI). Ancak bu koşullar yerine getirildiğinde Konvansiyonun koruyucu mekanizmasının tali özelliği, bir başvurunun incelenmesini men eder.
48) Mahkeme, 9 Eylül 1994 tarihli hükmün tam icrasının ve kayıp kazançlar için tazminatın ödenmesinin, iddia edilen Konvansiyon ihlallerinin yetkililerce kabulü anlamına gelebileceğini öne sürer. Ancak, böyle bir kabulün olduğu farz edilse dahi, mahkeme aşağıdaki nedenlerle yetkililerin, başvuru sahibinin durumuna yasal çözüm getirmediğini öne sürer.
49) Hükmün neredeyse on üç yıl boyunca, ki bunun beş yıldan fazlası Azerbaycan bakımından Konvansiyonun yürürlükte bulunduğu döneme rastlar, icra edilmemesine istinaden, Mahkeme, başvuru sahibine verilen tazminat tutarının başvuru sahibinin Konvansiyondan doğan haklarının ihlalinin yasal çözüme kavuşturulması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varır. Dahası, başvuru sahibine verilen tazminat yalnızca kayıp kazançlara ilişkin olup Konvansiyonun iddia edilen ihlali yani 9 Eylül 1994 tarihli hükmün uzun süre icra edilmemesi bakımından, ki başvuru sahibini sıkıntıya sokmuştur, herhangi bir tazminat sunulmamıştır.
50) Bu koşullarda, 9 Eylül 1994 tarihli hükme istinaden başvuru sahibinin önceki işine yeniden tayin edildiği ve de kayıp kazançları için belirli tutarda bir tazminat aldığı doğru iken, Mahkeme, başvuru sahibi lehine alman önlemlerin mevcut davada onu mağdur durumundan çıkartmaya yeterli olmadığı sonucuna varır. (Ramazanova ve Diğerleri v.Azerbaycan, no.44363/02, fıkra 38, 1 Şubat 2007 ile karşılaştırın).
51) Buna göre, Mahkeme Hükümetin, başvuru sahibinin mağdur konumunun düşmesine yönelik itirazını reddeder.
4. Sonuç
52) Yukarıdaki bulgularına istinaden, Mahkeme, şikayetlerin başka herhangi bir gerekçe ile kabul edilemez olmadığını ve Konvansiyon Madde 35 fıkra 3 anlamı çerçevesinde temelsiz olmadığını ortaya koyar. Bu nedenle, 15 Nisan 2002den sonraki döneme rastlayan kısmının kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Değerlik
1. Konvansiyon Madde 6 fıkra 1 ile Madde 13
53) Hükümet bu şikayetlerin değerliğine dair, hükmün icra edildiğine ilişkin görüşlerini yinelemekten başka herhangi bir gözlem teslim etmedi. Buna istinaden, Mahkeme yukarıdaki fıkralar 44-51 bulgularına atıfta bulunur.
54) Başvuru sahibi iddialarını sürdürdü.
55) Mahkeme, Madde 6 fıkra lin herkesin sivil hak ve ödevleriyle ilgili olarak bir mahkeme huzurunda taleplerde bulunma hakkını güvence altına aldığını; bu şekilde mahkemeye gitme hakkını", mahkemeye erişim hakkını, yani sivil konularda yetkili mahkeme huzurunda dava açmak haklarını tek bir bütün halinde cisimleştirdiğini tekrarlar. Ne var ki, Sözleşme Tarafı Devletlerin iç hukuk sistemlerinin, nihai ve bağlayıcı bir yargı kararının bir tarafın zararına işlemez kalmasına izin vermesi halinde bu hak yanıltıcı olmaktadır. Madde 6 fıkra 1in yargı kararlarının yürütülmesini korumaksızın, davacılara verilen usul garantilerini ayrıntılı şekilde tarif etmesi gerekliliği anlaşılmaz olacaktır; Madde 6nm münhasıran bir mahkemeye erişim ve davanın takibi ile ilgili olarak yorumlanması, Sözleşme Tarafı Devletlerin Konvansiyonu imzalarken saygı göstermeyi taahhüt ettikleri kanun ilkeleriyle uyuşmaz durumlara yol açacaktır. Herhangi bir mahkemece verilen hükmün icrası bu nedenle, Madde 6 amacına yönelik olarak, duruşmanın ayrılmaz parçası olarak değerlendirilmelidir (bkz. Hornsby v.Yunanistan, 19 Mart 1997 tarihli hükmü, Raporlar 1997-11, s.510, fıkra 40).
56) Mahkeme, ayrıca herhangi bir hükmün icrasındaki gecikmenin belirli durumlarda gerekçelendirilebilir olduğunu hatırlatır. Ancak bu gecikme, Konvansiyon Madde 6 fıkra 1 çerçevesinde korunan hakları sakatlar nitelikte olamaz. (Bkz. Burdov v. Rusya, no. 59498/00, fıkra 35, AİHM 2002-II-I). Mevcut davada, başvuru sahibinin davanın başarısından yararlanması engellenemez ki bu yararlanma başvuru sahibinin haksız azil sonrasında eski görevine yeniden tayinin yanı sıra parasal zararına ait tazminatın ödenmesidir.
57) Mahkeme, Konvansiyonun Azerbaycan bakımından yürürlüğe girdiği 15 Nisan 2002 tarihinden itibaren Nasimi İlçe Mahkemesinin 9 Eylül 1994 tarihli hükmünün yaklaşık beş yıl üç ay boyunca icra edilmeden kaldığına dikkati çeker. 15 Nisan 2002 tarihinden önce hüküm yaklaşık yedi buçuk yıl boyunca yürürlüğe girmemiştir. Bu gecikme için herhangi bir akla uygun gerekçe öne sürülmemiştir.
58) Mevcut davada nihai hükme uymak üzere gerekli önlemleri yıllar boyunca almamakla yetkililer Konvansiyon Madde 6 fıkra 1 hükümlerini bütün yararlı etkilerinden yoksun bırakmışlardır. (Bkz. Yukarıda belirtilen Burdov, fıkra 37). Buna göre, Konvansiyon Madde 6 fıkra 1, ihlal edilmiştir.
59) Mahkeme, Konvansiyon Madde 13 çerçevesindeki şikayet hakkında hükme varmayı gerekli görmemiştir zira, Madde 6, başvurunun bu kısmına ilişkin olarak lex specialis (özel kaide) durumundadır. (Bkz. örn. Jasiuniene v. Litvanya, no. 41510/98, fıkra 32, 6 Mart 2003)
2. Konvansiyon Protokol No 1. Madde 1.
60) Mahkeme, Protokol No. 1 Madde 1 anlamı içerisinde bir tazminat talebinin, yürür olduğu yeterli biçimde tesis edildiği takdirde bir mülkiyet oluşturabileceğini tekrarlar (Bkz. Stran Yunan rafineleri ve Stratis Andreadis v.Yunanistan, 9 Aralık 1994 tarihli hükmü, Seri A No 301-B, s.84 fıkra 59).
61) Nasimi İlçe Mahkemesinin hükmü başvuru sahibine 87,045 AZM tazminat takdir etti ki bu durum, icra edilebilir bir talebi oluşturdu. Hükmün nihai hale gelmesine ve davanın başlatılmış olmasına rağmen, hüküm, Konvansiyonun Azerbaycan bakımından yürürlüğe girmesinden sonra yaklaşık beş yıl üç ay boyunca icra edilmeden kalmıştır. Buna müteakip, başvuru sahibinin bu hükmün icrasını sağlamaktaki olanaksızlığı, protokol No. 1 Madde 1 altındaki birinci fıkranın ilk cümlesinde belirtildiği gibi, mülkiyetinden yararlanma hakkına bir müdahaleyi oluşturdu.
62) 9 Eylül 1994 tarihli hükme zamanında uymamakla, ulusal yetkililer, başvuru sahibinin makul düzeyde almayı bekleyebileceği paranın kendisine ödenmesini engellediler. Hükümet, bu müdahaleye dair inandırıcı herhangi bir gerekçe sunmadı. (Bkz. Burdov, yukarıda belirtilen fıkra 41)
63) Buna göre, Protokol No. 1 Madde 1 ihlal edilmiştir.
II. KONVANSİYON MADDE 10UN İDDİA EDİLEN İHLALİ
64) Başvuru sahibi, Konvansiyon Madde 10 çerçevesinde, Sağlık Bakanlığı ve de 9 Eylül 1994 tarihli hükmün icrasından müştereken kaçınmış olan diğer yetkililerin yaptıkları hakkındaki fikirlerini medyada ifade etmesinin yetkililerce engellendiğinden şikayet etti. Madde 10, şunları sağlar:
Herkesin ifade özgürlüğü hakkı mevcuttur. Bu hak, fikirlere sahip olmak ve kamu otoritesinin müdahalesi ve sınırlar olmadan bilgi ve görüş almak ve bildirmek özgürlüğünü içerecektir. ...
65) Sahip olduğu bütün malzemenin ışığında ve şikayet edilen konuların yetkisi dahilinde olması ölçüsünde Mahkeme, bunların Madde 10 çerçevesinde veya Konvansiyon dahilinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlaline dair bir görüntü oluşturmadıkları sonucuna varır.
III. KONVANSİYON MADDE 41in TATBİKİ
66) Konvansiyon Madde 41, şunları sağlar:
Mahkemenin, Konvansiyon veya onun Protokollerine dair bir ihlali bulması ve ilgili Yüksek Sözleşme Tarafının iç hukukunun yalnızca kısmi tamiratın yapılmasına izin vermesi halinde, Mahkeme, gerekli ise, zarar gören tarafa yalnızca tatmin edici bir tazminatın ödenmesine hükmeder.
67) Başvuru sahibi, parasal zararı için 54,953 EURO, parasal olmayan zararlar için 150,000 EURO ve masraf ile harcamalar için 4,128 EURO tazminat talep etti.
68) Hükümet, başvuru sahibinin parasal ve parasal olmayan zararlara ilişkin talep ettiği tazminatı görüştü ve masraf ve harcamalar bakımından herhangi bir teslimde bulunmadı.
69) Mahkeme, Madde 41in tatbiki meselesinin karara hazır olmadığı görüşündedir. Buna göre, saklı tutulacak ve tesis edilecek müteakip usul ise, Hükümet ve başvuru sahibi arasında varılabilecek olan bir mutabakata dayanacaktır (Mahkeme Kanunu Kural 75 fıkra 1).
BU NEDENLERDEN DOLAYI, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE:
1. Konvansiyon Maddeler 6 fıkra 1 ve Madde 13 ile Konvansiyon Protokol No 1 Madde 1 çerçevesindeki şikayetlerin kabul edilebilir, başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunu beyan eder.
2. Konvansiyon Madde 6 fıkra 1in ihlal edildiğine inanır.
3. Konvansiyon Madde 13 çerçevesindeki şikayetin incelenmesine yer olmadığına inanır.
4. Konvansiyon Protokol No.1 Madde 1in ihlal edildiğine inanır.
5. Madde 4lin tatbiki meselesinin karara hazır olmadığına inanır; buna göre,
a) anılan meseleyi tamamen saklı tutar;
b) Hükümet ve başvuru sahibini, Konvansiyon Madde 44 fıkra 2ye göre hükmün nihai hale geldiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, konu hakkındaki yazılı gözlemlerini teslim etmeye ve özellikle de varabilecekleri herhangi bir anlaşmayı Mahkemeye ihbar etmeye davet eder.
c) Daha sonraki usulü saklı tutar ve gerektiğinde aynını tesis etme yetkisini Mahkeme Başkanına verir.
25 Ekim 2007 günü, Mahkeme Kanunu Kural 77 fıkra 2 ile 3 uyarınca İngilizce olarak tanzim ve yazıyla tebliğ edildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy