(AİHS m. 6)
(Başvuru no:33158/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
6 Şubat 2007
İşbu karar AİHSnin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (33157/03) başvuru nolu davanın nedeni, bu ülke vatandaşı Kadriye Sülün'ün (başvuran) 12 Eylül 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (Mahkeme) yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından E. Efe tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
1955 doğumlu olan başvuran İstanbul'da ikamet etmektedir.
Başvuran 21 Aralık 1994 tarihinde bir aracı kurum ile aracılık sözleşmesi imzalamıştır. Müteakiben başvuran, sözkonusu aracı kurumun kendi rızası alınmadan borsada sahte bono senedi alım satımı yaptığı iddiasında bulunmuştur.
1. Aracı kurum aleyhinde açılan ceza davası
25 Nisan 1995 tarihinde Şişli Cumhuriyet Savcısı hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal iddiasıyla aracı kurum yöneticileri aleyhinde suçlamada bulunmuştur.
Şişli Asliye Ceza Mahkemesi'nin talebi üzerine gerçekleştirilen 10 Nisan 1997 tarihli bilirkişi incelemesinde itiraz edilen işlemlerin aracılık sözleşmesine uygun olarak yapıldıkları, dolayısıyla sözkonusu işlemlerin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin talebi üzerine 2 Nisan 1998 tarihinde bu defa üç kişiden müteşekkil yeni bir bilirkişi heyeti kurulmuştur. Bu inceleme sonucunda mahkeme, aracı kurum tarafından kendisine sunulan hesap özetlerini imzalamış olması sebebiyle başvuranın kendi namına gerçekleştirilen işlemler hakkında haberdar edildiği ve sözkonusu işlemlere a posteriori rıza gösterdiği gerekçesiyle taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğu kanaatine varmıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi 12 Mayıs 1998 tarihinde sanıkların beraatına karar vermiştir.
Yargıtay 9 Kasım 1998 tarihinde bu kararı bozmuştur.
Kararın bozulması üzerine Asliye Ceza Mahkemesi yeniden sanıkların beraatına hükmetmiştir.
Yargıtay 5 Şubat 2001 tarihinde kararı bozmuştur.
Bozma kararı üzerine yeniden toplanan Asliye Ceza Mahkemesi 4616 sayılı kanun uyarınca davayı beş yıl süreyle ertelemiştir.
2. Ticaret mahkemeleri önünde yapılan yargılama
Başvuran 13 Haziran 1996 tarihinde İstanbul Ticaret Mahkemesi'nde fonların iadesi talebiyle tartışmalı aracı kurum aleyhinde dava açarak, sözkonusu kurum hakkında koruyucu tedbir kararı alınması isteminde bulunmuştur.
İstanbul Ticaret Mahkemesi 1 Ekim 1996 ile 14 Eylül 2000 tarihleri arasında yirmi dört duruşma yapmıştır. Mahkeme 15 Nisan, 17 haziran ve 7 Ekim 1997 tarihlerinde yaptığı duruşmalarda her iki tarafın, 23 Aralık 1997 tarihinde ise başvuranın avukatının duruşmaya katılmadığını tespit etmiştir. Mahkeme 24 Mart 1998 tarihli duruşmada ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine karar vermiştir. Asliye Ceza Mahkemesi kararının temyize götürüldüğünü tespit eden Ticaret Mahkemesi, bu konudaki Yargıtay kararının beklenmesine ve bu tarihe kadar davanın ertelenmesine karar vermiştir. Adıgeçen mahkeme 11 Kasım 1999 tarihinde koruyucu tedbir uygulanması kararı almıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu tespit eden Ticaret Mahkemesi ceza yargılaması sonuçlanana değin davanın ertelenmesine karar vermiştir. Kendi namına gerçekleştirilen ek işlemlere yönelik hiçbir itirazda bulunmamış olan başvuranın, tartışmalı bono senetlerini imzalamadığı yönünde bir itirazının olup olmadığının, bu yönde gerçekleştirilen işlemleri kabul edip etmediğinin tespit edilmesi amacıyla 16 Şubat 2000 tarihinde üç uzmandan oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından bir rapor düzenlenmiştir. Raporda, tartışmalı bono senetlerinden, başvuranın hesap özetlerini, ödeme makbuzlarını, para çekme ve para aktarma işlemlerini imzaladığı hususunun anlaşıldığı tespit edilmiştir.
Bu nedenlerle başvuran itiraz konusu işlemlerden haberdar olup, bu işlemlerin gerçekleştirilmesine a posteriori rıza göstermiştir.
Başvuran, 29 Mart 2000 tarihinde sözkonusu bilirkişi raporuna itirazda bulunmuştur.
Ticaret Mahkemesi 14 Eylül 2000 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini geri çevirerek koruyucu tedbir kararının kaldırılması talimatı vermiştir.
Bilirkişi raporunda varılan sonuçlara itiraz eden başvuran temyiz talebiyle Yargıtay'a başvurmuştur.
Yargıtay 26 Haziran 2002 tarihinde başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.
Başvuran 12 Eylül 2002 tarihinde bu kararın düzeltilmesi talebiyle başvuruda bulunmuştur.
Yargıtay 31 Ocak 2003 tarihinde aldığı bir kararla sözkonusu başvuruyu reddetmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHS'nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan başvuran, sözkonusu ticari davada yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle «makul süre» ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
Hükümet bu sava itiraz etmektedir.
Dikkate alınması gereken dönem 13 Haziran 1996 tarihinde başlayıp 31 Ocak 2003 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu yargılama üç aşama için altı yıl ve yedi ay sürmüştür.
A. Kabuledilebilirliğe dair
AİHM, başvurunun AİHS'nin 35 § 3. madde anlamında dayanaktan yoksun olarak ilan edilemeyeceğini ve herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesiyle karşılaşmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilirdir.
B. Esasa dair
AİHM'ye göre, yargılama süresinin makul olup olmadığı hususu, davanın içinde bulunduğu özel şartlar ile Mahkeme içtihatlarında kullanılan ölçütler çerçevesinde, özellikle olayın karmaşıklığı, başvurucunun ve yetkili makamların tutumları ve ilgililer açısından davanın önemi (bk. Diğerlerinin ararsında Frydlender
.. Fransa, no: 30979/96, § 43) göz önüne alınmak suretiyle değerlendirilebilecektir.
Mevcut davadakine benzer sorunları gündeme getiren birçok davayı incelemiş olan AİHM bu davalarda AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği hükmüne varmıştı (ibidem).
Kendisine sunulan unsurların tamamını inceleyen AİHM, Hükümet'in mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak nitelikte ikna edici bir olgu ya da bir argüman ileri sürmediğini değerlendirmektedir. Bu alandaki içtihatlarını gözönünde bulunduran AİHM tartışmalı yargılama süresinin aşırı olduğunu ve «makul süre» ilkesine cevap vermediğini takdir etmektedir.
Bu nedenle AİHM'nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmektedir. Bu hususta başvuran herhangi bir rakam telaffuz etmemektedir.
Hükümet bu taleplere karşı çıkmaktadır.
Tespit edilen ihlal ile maddi tazminat talebi arasında bir illiyet bağı tespit edemeyen AİHM bu talebi reddeder. Buna karşın AİHM başvurana hakkaniyete uygun bir biçimde manevi tazminat olarak 1.000 Euro ödenmesinin yerinde olacağına hükmetmektedir.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran masraf ve harcamalarının iadesi talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle AİHM bu yönde bir ödeme yapılmasına yer olmadığını takdir etmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana, manevi tazminat olarak 1.000 Euro (bin) ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesine uygun olarak 6 Şubat 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy