(AİHS m. 6)
(Başvuru no: 9007/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
10 Nisan 2007
İşbu karar AÎHS 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (9007/03) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülkenin vatandaşı Öner Kaya'nın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 22 Ocak 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir barosu avukatlarından N. Değirmenci ve B. Değirmenci tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 1965 doğumlu olup İzmir'de ikamet etmektedir.
Evrakta sahtecilik yaptığı suçlamasıyla başvuran 13 Ocak 2000 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü yerel şubesinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.
14 Ocak 2000 tarihinde hazırlanan duruşma tutanağına göre başvuran gözaltında bulunduğu esnada avukat bulundurma hakkından yararlanmak istememiştir.
Başvuran 14 Ocak 2000'de İzmir Cumhuriyet Savcısı ve Sulh hakimi karşısına çıkarılmış, sulh hakimi adı geçenin tutuklu olarak yargılanmasına karar vermiştir.
Cumhuriyet Savcısı 24 Ocak 2000 tarihli bir iddianame ile başvuran hakkında sahte imza atma ve evrakta tahribat yapma suçlamasında bulunmuştur.
Dava Ağır ceza mahkemesine geçmiş, duruşmalar sırasında başvuran avukatı aracılığıyla temsil edilmiştir.
6 Aralık 2000 tarihinde başvuran bir yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Başvuran 7 Aralık 2000'de temyize gitmiştir.
18 Nisan 2002'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın temyiz hakkındaki görüşü başvurana tebliğ edilmemiştir.
Yargıtay 23 Eylül 2002'de ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. KABULEDİLEBİLİRLİK HAKKINDA
AİHS'nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerine atıfta bulunan başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nm görüşünün tebliğ edilmediğinden şikayetçi olmakta, ayrıca gözaltı sırasında avukat bulundurma hakkından yararlanamadığını ileri sürmektedir. Başvuran son olarak yargı sürecinin uzunluğundan yakınmaktadır.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün tebliğ edilmemesi hakkında Hükümet başvuranın öne sürdüğü şikayetlerini iç hukukta dile getirmediği ve iç hukuk yollan tüketilmediği gerekçesiyle AİHM'den başvuruyu reddetmesi talebinde bulunmaktadır.
Başvuran Hükümetin görüşlerine karşı çıkmaktadır.
AİHM, AİHS'nin 35 § 1. maddesinde yer alan iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının iç hukuki düzende bir ihlale karşı etkili bir başvuru olanağını sağlama savına dayandığını hatırlatarak, olayların meydana geldiği dönemde ulusal hukukun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün tebliğ edilmesini öngörmediği ve Hükümetin bu bağlamda başvuranın yararlanabileceği hiçbir başvuru yolunu sunmadığı saptamasını yapmaktadır. Hükümetin itirazı bu bakımdan reddedilmektedir.
AİHM, mahkemeye sunulan deliller ışığında başvurunun bu bölümünün esastan incelenmesi gerektiğini kaydetmektedir. AIHM başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit etmemiştir.
2. Savunma yardımının olmayışı ve yargı sürecinin uzunluğu
Gözaltı sırasında bir temsilci aracılığıyla savunma olanağının bulunmadığı şikayeti ile ilgili AİHM, başvuranın kanunla yetkili kılınmış yasal bir temsilci aracılığıyla Ağır ceza mahkemesi ve Yargıtay önünde savunmasını hazırlama olanağının bulunduğunu hatırlatmaktadır. AİHM ayrıca 14 Ocak 2000 tarihinde hazırlanan ve başvuranın da imzasının yer aldığı duruşma tutanağından adı geçenin gözaltı esnasında savunma hakkından yararlanma talebinde bulunmadığı saptamasını yapmakta, 6. madde ile güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargı kavramının özüne yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varmaktadır.
Yargı sürecinin uzunluğuna gelince, AIHM dikkate alınacak dönemin başvuranın yakalandığı 13 Ocak 2000 tarihinde başlayıp, Yargıtay kararının alındığı 23 Eylül 2002 tarihinde sona erdiğini not etmektedir. Bu süre iki dereceli yargıda iki yıl sekiz ay on gündür.
Yargı sürecinin toplam süresi ve dava dosyasında yer alan delillerin bütünü ışığında AIHM, AİHS'nin 6 § 1. maddesi gereğince «makul süre» sınırının aşılmadığı görüşündedir.
Bu koşullar çerçevesinde, dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AİHM bu şikayetleri AİHS'nin 35 §§3. ve 4. maddelerine uygun olarak reddetmektedir.
II. AİHS'NİN 6. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşüne yazılı karşılık verme imkânının bulunmaması ölçüsünde Yargıtay önünde hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleşmediğinden yakınmakta, bu bakımdan AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.
Hükümet başvuranın iddialarına itiraz etmektedir.
AİHM başvuran tarafından öne sürülen benzer bir itirazın incelendiğini ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşüne yazılı olarak karşılık vermenin imkânsız olması ölçüsünde AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç-Türkiye kararı no: 36590/97, Abdullah Aydın-Türkiye (no:2) kararı no: 63739/00 10 Kasım 2005, Halis Doğan-Türkiye kararı no: 75946/01 7 Şubat 2006, Tosun-Türkiye kararı no: 4124/02 28 Şubat 2006).
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
AİHM benzer davalarda yerleşik bulunan içtihadına göre ihlal kararının tespitinin öne sürülen manevi zararın giderilmesi için adil bir tazmini oluşturduğuna itibar etmektedir (Bkz. Kömürcü-Türkiye kararı no: 77432/01 22 Haziran 2006).
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran AIHM önünde yapmış olduğu yargı giderleri için 2.350 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktara itirazda bulunmuştur.
AİHM hakkaniyete uygun olarak masraf ve harcamalar için başvurana 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Ceza yargı sürecinin hakkaniyete uygunluğu hakkındaki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışındakilerin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuranın maruz kaldığı manevi zarar açısından ihlal kararının tespitinin adil bir tazmini oluşturduğuna;
4. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 10 Nisan 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy