(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 44)
(Başvuru no: 9613/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
10 Mayıs 2007
İşbu karar AÎHS 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (9613/03) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Oktay Vurankaya'nın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 20 Şubat 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Adana barosu avukatlarından E. Türkmen ve B. Maraklı tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
1969 doğumlu başvuran Adana'da ikamet etmektedir. Olayların meydana geldiği dönemde eczacıydı.
Adana Cumhuriyet Savcılığı 12 Ağustos 1998 tarihinde kamu evrakında sahtecilik yapmaktan başvuran hakkında soruşturma başlatmıştır.
24 Eylül 1998 tarihinde beraberinde avukatı ile ifadesi alınan başvuran, hakkında yapılan iddiayı reddetmiştir.
Adana Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 19 Kasım 1998 tarihli bir iddianame ile başvuran ve iki suç ortağı hakkında evrakta sahtecilik yaparak haksız kazanç sağlamak suçuyla kamu davası açmıştır.
Bu arada, yapılan ithamları dikkate alan Emekli Sandığı Adana Bölge Müdürlüğü ve Bağ-Kur Adana İl Müdürlüğü adı geçenin yapılan sözleşmeyi askıya alarak kendilerine ilaç satışını durdurduğunu ve bunun Ağır ceza mahkemesinin 18 Ağustos 1998 tarihli ilk kararından nihai kararına dek yedi yıllık bir süre olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme önünde başvuran özellikle % 80 oranında gelir kaybına uğradığını ileri sürmüştür.
Adana Ağır ceza mahkemesi 28 Ocak 1999 tarihinde başvuranın davasını ve diğer iki sanıktan biri olan S.İ.'yi dinlemiştir.
18 Şubat 2002 tarihinde başvuran AİHS'nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunarak Ağır ceza mahkemesindeki sürecin 1998 yılından beri devam ettiğini öne sürerek esastan incelenmesi talebinde bulunmuş, ayrıca hakkında açılan ceza davası nedeniyle devlet hastanelerine ve diğer kurumlara ilaç satışının yasaklandığını, bu nedenle hatırı sayılır bir gelir kaybına uğradığını iddia etmiştir.
Ağır ceza mahkemesi 22 Şubat 2006 tarihinde başvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçsuz bulmuştur.
Başvurana göre dava halen Yargıtay'da devam etmektedir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6 § 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargı sürecinin uzunluğu ile AİHS'nin 6 § 1. maddesinde yer alan «makul süre» ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, bu şikayetin AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı tespitinde bulunmaktadır. Ayrıca kabuledilemezliğe ilişkin hiçbir gerekçe yer almamaktadır.
B. Esas hakkında
1. Dikkate alınacak dönem
Başvuran dikkate alınacak dönemin 12 Ağustos 1998 tarihinde Adana Cumhuriyet Savcısı'nın hakkında açtığı soruşturma ile başladığını ve hiçbir şekilde tamamlanmadığını iddia etmektedir.
Hükümet bu dönemin Adana Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'nın başvuran hakkında 19 Kasım 1998 tarihinde açtığı ceza davası ile başlayıp, yine bu mahkeme tarafından 22 Şubat 2006 tarihinde alınan kararla sona erdiğini savunmaktadır.
AİHM, incelenmesi gereken sürenin bir kişinin kelimenin özerk ve maddi anlamıyla «sanık» addedildiği anda başladığını (Bkz. diğerleri arasında, Corigliano-İtalya kararı 10 Aralık 1982 ve Imbrioscia-İsviçre kararı 24 Kasım 1993) ve suçluluğunun ispatlandığı veya serbest bırakıldığı gün sona erdiğini hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak mevcut başvuruda dikkate alınacak dönem başvuranın Cumhuriyet Savcısı tarafından «sanık» olarak sorgulandığı 24 Eylül 1998 tarihinde başlamaktadır. Dosyada yer alan delil unsurlarına göre dava halen Yargıtay'da sürmektedir. Günümüze kadar devam eden bu süre, yedi yıl altı aydan fazlası ilk derece mahkemesinde olmak üzere sekiz yıl altı aydır.
2. Sürecin uzunluğunun makul yapısı
AİHM yargı sürecinin makul yapısının mahkemenin yerleşik içtihadından doğan kriterleri ışığında özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ile değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).
AİHM daha önce de bu başvurudakine benzer sorunların dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir.
Mahkemeye sunulan bütün delillerin incelenmesinden AİHM, Hükümetin mevcut davayı farklı sonlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını gözlemlemektedir. Özellikle ulusal mahkemeler başvuranın yedi yıl dört ayın sonunda serbest bırakıldığı ve halen Yargıtay'da devam etmesi ölçüsünde davanın seyrinde yeterli «ihtimamı» gösterecek bir tutum sergilememişlerdir. AİHM, olayların meydana geldiği dönemde eczacı olarak sözkonusu dava süreci boyunca müşteri kitlesinin büyük bölümünü oluşturan kimi kamu kurumlarına ilaç satışının olanaksız hale geldiği dikkate alındığında, bu durumun başvuranın ekonomik koşullarını ciddi biçimde sarstığını not etmektedir.
AİHM mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadını dikkate aldığında sözü edilen sürecin aşırı olduğuna ve «makul süre» zorunluluğunu karşılamadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 13. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran Türkiye'de yargı sürecinin aşırılığı konusunda şikayette bulunacak hiçbir hukuki yolun mevcut olmadığından yakınmakta, bu yönde AİHS'nin 13. maddesine göndermede bulunmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM bu şikayetin yukarıda bahsedilen şikayetle ilintili olduğunu ve dolayısıyla kabuledilebilir bulunması gerektiğini hatırlatmaktadır.
AİHM 13. maddenin yerine getirilmeyen bir yükümlülük karşısında ulusal bir mahkeme önünde etkili bir başvuru yapma hakkını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır (Bkz. Kulda-Polonya kararı, no: 30210/96). Hükümet tarafından dile getirilen argümanların ve itirazların daha önce de reddedildiğini,(Bkz. diğerleri arasında, 22 Aralık 2005 tarihli Tendik vd.-Türkiye kararı no: 23188/02, 30 Mayıs 2006 tarihli Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye kararı) bu başvuruda farklı bir sonuca varmak için neden bulunmadığını ifade etmektedir.
Bu noktada AIHM, AİHS'nin 6 § 1. maddesi uyarınca başvuranın makul bir süre zarfında davasının görülmesi hakkına iç hukukta olanak tanıyacak bir başvuru yolunun mevcut olmaması nedeniyle AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine itibar etmektedir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 120.000 Euro maddi, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
Öne sürülen gelir kaybıyla ilgili olarak AİHM sunulan delillerin Sözleşmenin ihlaliyle başvuranın uğradığı gelir kaybının tam olarak belirlenmesi için yeterli olmadığını ifade ederek bu talebi reddetmektedir. Buna karşın başvuranın uğradığı manevi zararın giderilmesi yönünde adı geçene 6.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu harcamalar için 3.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.
AİHM, mahkemeye sunulan deliller ve bu yöndeki yerleşik içtihat ışığında masraf ve harcamalar için başvurana 850 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana manevi tazminat olarak 6.000 (altı bin) Euro, yargı giderleri için 850 (sekiz yüz elli) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 10 Mayıs 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy