(Başvuru no: 14390/04)
20 Ekim 2005
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
OLAYLAR
1970 doğumlu başvuran Elif Ateş Türk vatandaşıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından H. Kaplan tarafından temsil edilmektedir.
A. Davanın Koşulları
Davanın nedenleri, tarafların belirttiği gibi şu şekilde özetlenebilir.
Başvuran 8 Ekim 1996 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından bir terörist örgüte üye olmaktan on beş yıl ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir. Başvuran Kırşehir Cezaevi'nde yatmaktayken açlık grevine başlamıştır.
19 Aralık 2002 tarihinde, sağlık durumu kötüleşen başvuran Sağmalcılar Devlet Hastanesi'nde muayene edilmiştir. Doktorlar başvuranın sağlık durumunun özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekmeye elverişli olduğuna karar vermişlerdir.
Başvuran, daha sonra Adli Tıp Kurumu (Kurum) 3. İhtisas Kurulu ( İhtisas Kurulu) tarafından muayene edilmiştir, İhtisas Kurulu başvuranda Wernicke-Korsakoff Sendromu (WK-S) olduğunu tespit etmiştir. İhtisas Kurulu 25 Aralık 2002 tarihinde sunduğu raporda, hastanın cezasının infazının altı ay süreyle ertelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Kırşehir Cumhuriyet Başsavcısı, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan konuyla ilgili görüş istemiştir.
10 Nisan 2003 tarihinde, Genel Kurul, İhtisas Kurulu'nun kararlarını onaylamıştır.
23 Nisan 2003 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcısı CMUK'un 399§2 maddesi gereğince ceza infazının ertelenmesi gerektiğini kabul etmiş ve başvuran serbest bırakılmıştır. Başvuran Gaziosmanpaşa (İstanbul) semtinde oturan ailesinin yanına yerleşmiştir.
Ekim 2003 tarihinde, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcısı, 3. İhtisas Kurulu tarafından istenen kontrollerin yapılması amacıyla başvuranı Şişli Etfal hastanesine sevk etmiştir.
10 Ekim 2003 tarihinde başvuran yeniden 3. İhtisas Kurulu tarafından muayene edilmiştir. İhtisas Kurulu kararını bildirmeden önce, İstanbul Üniversitesi Hastanesinde başvuranın nörolojik muayenesinin yapılmasını talep etmiştir.
Başvuranın cezası 23 Ekim 2003 tarihine kadar uzatıldığı halde başvuran muayeneye gelmemiş ve Adalet'ten kaçmıştır.
12 Kasım 2003 tarihinde, başvuranın ailesi yaklaşık yirmi günden beri kızlarının kendileriyle yaşamadığını adli makamlara bildirmişlerdir.
13 Kasım 2003 tarihinde, Kırşehir Cumhuriyet Savcısı başvuran aleyhine yakalama müzekkeresi çıkarmıştır.
ŞİKAYETLER
AİHS'nin 2. ve 3. maddelerine atıfta bulunan başvuran, Wernicke-Korsakoff hastası olması nedeniyle olası bir hapsedilme durumunun ölümüne sebep olacağını iddia etmektedir.
AİHM'DEKİ USUL İŞLEMLERİ
Elli üç adet başvurunun bir tanesini oluşturan mevcut davada, AHTM, İç Tüzüğü'nün Ek Al maddesi uyarınca, esas hakkında incelemesi için ilgili olayların tespit edilmesi amacıyla soruşturma heyeti oluşturmuştur.
AİHM üyeleri arasından üç delegeyi, Türkiye'deki ceza infaz kurumları ile hastanelerde ziyarette bulunmakla görevlendirmiş ve üç uzman doktordan oluşan bir bilirkişi heyetini, öncelikle aralarında başvuranın da bulunduğu ilgili kişilerin sağlık öykülerini değerlendirmek, ardından da bu kişilerin özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekip çekemeyeceklerini belirlemek amacıyla nöropsikiyatrik muayeneler yürütmekle görevlendirmiştir.
23 Ağustos 2004 tarihinde bu görevin en iyi şekilde yürütülmesi amacıyla, AİHM Hükümet'ten, İç Tüzüğü'nün 39. maddesi uyarınca, amaçlanan muayenelerin Bilirkişi Kurulu tarafından yürütülebilmesi için, firari durumda olan başvuranın 6 Eylül 13 Eylül 2004 tarihleri arasında yakalanmamasını talep etmiştir.
AİHM bu görevi çerçevesinde, başvurandan, 11 Eylül 2004 tarihinde muayene edileceği İstanbul Üniversitesi Çapa Hastanesi'ne gitmesini istemiştir. AİHM başvurana, geçerli bir mazereti olmadan bu çağrıya uymaması halinde, AİHS'nin 37§1 c) maddesi uyarınca başvurusunun kayıttan düşeceğini de bildirmiştir.
AİHM'nin bu şekilde gerçekleştirdiği soruşturma görevine ilişkin bilgi Tekin Yıldız-Türkiye kararında yer almaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
AİHM, 25 Ağustos 2004 tarihli bir mektupla başvuranın avukatının müvekkilinin Almanya'da bulunduğunu ve yapılması düşünülen muayeneye katılamayacağını ve İç Tüzüğü'nün 39. maddesi uyarınca AİHM'nin Hükümet'e, muayene yapıldığı tarihlerde başvuranın yakalanmaması yönünde yaptığı talebin zorlayıcı niteliğinin bulunmadığını ve bunun polis tarafından aranan müvekkilinin tutuklanmasına engel teşkil etmediğini ifade ettiğini gözlemlemektedir.
Sonuç olarak başvuran 11 Eylül 2004 tarihinde yapılması düşünülen muayeneye katılmamıştır.
Hükümet, başvuranın AİHM'nin davetine cevap vermediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez ilan edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
AİHM, yeterince desteklenmeyen başvuranın argümanının anlaşılabilir hiçbir çekinceye dayanmadığını, Hükümet'in geçici olarak alınan tüm önlemlere eksiksiz olarak uyduğunu ve soruşturmanın düzenlenmesi ve yürütülmesi aşamasında örnek teşkil edecek şekilde katkıda bulunduğunu gözlemlemektedir.
Başvuran tarafından da gayet iyi bilinen bu koşullar altında, söz konusu kişi Hükümet'in herhangi bir olumsuz tutumundan dolayı endişeli olduğunu iddia edemez. Çünkü ortaya bu türden bir üzücü durumun çıktığı varsayılsa bile, buradan sonuç çıkartacak olan yalnızca AİHM'dir.
Başvuranın, bu konuda yapılan kesin uyarılara rağmen, ortada hiçbir neden yokken kendisi için ayarlanan muayeneye gelmeyerek, bu şekilde kendi başvurusuna ait olguların tespit edilmesini engellememiş olması gerektiğini gözlemlemek AİHM için yeterlidir.
Sonuç olarak AİHM mevcut davada, AİHS'nin 29§3 maddesinin uygulanmasına son verilmesine ve 37§1 c) maddesi uyarınca başvuranın incelenmesine devam edilmesine artık lüzum kalmadığına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
Başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy