(AİHS m. 37)
(Başvuru no:16827/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
20 EKİM 2005
STRAZBURG
OLAYLAR
1971 doğumlu başvuran Tülin Dağ Türk vatandaşıdır. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından F. Güneş tarafından temsil edilmektedir.
Tarafların sunduğu üzere dava koşulları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran, 4 Mart 1998 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı gerekçesiyle on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Başvuran, Bayrampaşa Kadın ve Çocuk Hapishanesinde yatmaktayken açlık grevi başlatmıştır.
Başvuran, sağlık durumunun kötüye gitmesinin ardından Sağmalcılar Devlet Hastanesinde muayene edilmiştir. Hastane, 3 Aralık 2002 tarihinde, başvuranın özgürlükten yoksun bırakan cezasını çekmeye elverişli olduğunu rapor etmiştir.
Başvuran 23 Aralık 2002 tarihinde, Kırşehir Cezaevine nakledilmiştir. Başvuran Adli Tıp Kurumu 3 Nolu Bilirkişi Kurulu tarafından muayene edilmiştir. Bilirkişi Kurulu başvurana Wernicke-Korsakoff hastalığı teşhisi koymuş ve 25 Aralık 2002 tarihli raporla ilgilinin yeniden hapsedilmesinin hayatını tehlikeye sokmayacağını, ancak organik ruhsal rahatsızlığının söz konusu olmasından dolayı cezasının altı ay ertelenmesinin uygun olacağı sonucuna varmıştır.
Başvuranın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun (CMUK) 399. maddesi uyarınca serbest bırakılma talebi, 7 Ocak 2003 tarihinde, söz konusu hastalığın cezaevi hastanesinde tedavi edilebileceği gerekçesiyle Kırşehir Cumhuriyet Başsavcısı tarafından reddedilmiştir.
Başvuran, Kırşehir İnfaz Hakimliği önünde karara itiraz etmiştir. İnfaz hakimi 20 Ocak 2003 tarihinde, yetkisizlik kararı vermiş ve başvuranın talebini İstanbul DGMye geri göndermiştir. Cumhuriyet Başsavcısı, mahkumiyet kararı veren İstanbul DGMden, başvuranın serbest bırakılma talebini reddetmesini ve Devlet Hastanesi ile 3 Nolu Bilirkişi Kurulunun verdiği raporlar arasında farklılıkların bulunduğunu gözönüne alarak, başvuranın Adli Tıp Kurumu Bilirkişi Genel Kuruluna sevk edilmesini istemiştir.
İstanbul DGM, 6 Şubat 2003 tarihinde Cumhuriyet Başsavcısı talebini kabul etmiştir.
Bilirkişi Genel Kurulu, 10 Nisan 2003 tarihinde, başvuranı muayene ettikten sonra, 25 Aralık 2002 tarihli raporu onaylamıştır.
Kırşehir Cumhuriyet Başsavcısı, bu son rapora dayanarak 23 Nisan 2004 tarihinde cezanın altı ay ertelenmesine karar vermiştir.
Başvuran aynı gün serbest bırakılmıştır. Başvuran Kartala (İstanbul) yerleşmiştir. Kırşehir Cumhuriyet Başsavcısı, Kartal Cumhuriyet Başsavcısından başvuranın 23 Ekim 2003 tarihinden önce sağlık muayenesi için hazır bulunmasını istemiştir.
Başvuran, 2003 yılı Eylül ayında, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığına gelmiş ve buradan Adli Tıp Kurumuna götürülmüştür. Başvuran 23, 24 ve 26 Eylül 2006 tarihlerinde muayene edilmiştir.
Bu noktadan itibaren tarafların olaylar hakkında aktardıkları bilgiler farklılık göstermektedir.
Başvurana göre Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 Ekim 2003 tarihinde, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığından başvuranın muayene olması için hazır bulunmasını istemiştir.
Başvurana göre 23 Ekim 2003 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisinin yeniden hapse konulması için aleyhinde yakalama müzekkeresi çıkarmıştır. Başvurunun yapıldığı tarihte başvuran firari olduğunu ileri sürmüştür. Başvuran daha sonra, olaylar konusunda bir açıklama getirmemiştir.
Hükümete göre ise 24 Ekim 2003 tarihinde, ertelemenin sonunda başvuran yeniden Bakırköy Cezaevine konulmuştur.
Adli Tıp Kurumunun 3. Nolu Bilirkişi Kurulu 8 Kasım 2003 tarihinde raporunu sunmuştur. Raporda başvuranın özgürlükten yoksun bırakan cezasını çekmeye elverişli olduğuna yer verilmiştir.
Verilen mahkumiyet kararı uyarınca, 8 Mart 2007 tarihinde başvuranın serbest bırakılması 22 Ocak 2004 tarihinde ise şartlı salıverilmesi öngörülmüştür. Bu son tarihte yani yeniden hapse konulmasından yaklaşık üç ay sonra başvuran serbest bırakılmıştır.
ŞİKAYETLER
Başvuran, Wernick-Korsakoff Sendromu rahatsızlığının bulunduğunu ileri sürmekte ve yeniden hapse konulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 3. maddesini ihlal edeceğini savunmaktadır.
AİHMDEKİ USUL İŞLEMLERİ
Elli üç adet başvurunun bir tanesini oluşturan mevcut davada (Bkz. Tekin Yıldız-Türkiye, no: 22913/04, 10 Kasım 2005) AİHM, İç Tüzüğünün Ek A1 maddesi uyarınca, esas hakkında incelemesi için ilgili olayların tespit edilmesi amacıyla soruşturma heyeti oluşturmuştur.
AİHM üyeleri arasından üç delegeyi, Türkiyedeki ceza infaz kurumları ile hastanelerde ziyarette bulunmakla görevlendirmiş ve üç uzman doktordan oluşan bir bilirkişi heyetini, öncelikle aralarında başvuranın da bulunduğu ilgili kişilerin sağlık öykülerini değerlendirmek, ardından da bu kişilerin özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekip çekemeyeceklerini belirlemek amacıyla nöropsikiyatrik muayeneler yürütmekle görevlendirmiştir.
23 Ağustos 2004 tarihinde bu görevin en iyi şekilde yürütülmesi amacıyla, AİHM Hükümetten, İç Tüzüğünün 39. maddesi uyarınca, amaçlanan muayenelerin Bilirkişi Kurulu tarafından yürütülebilmesi için, firari durumda olan başvuranın 6 Eylül-13 Eylül 2004 tarihleri arasında yakalanmamasını talep etmiştir.
AİHM bu görevi çerçevesinde, başvurandan, 11 Eylül 2004 tarihinde muayene edileceği İstanbul Üniversitesi Çapa Hastanesine gitmesini istemiştir. AİHM başvurana, geçerli bir mazereti olmadan bu çağrıya uymaması halinde, AİHSnin 37§1 c) maddesi uyarınca başvurusunun kayıttan düşeceğini de bildirmiştir.
AİHMnin bu şekilde gerçekleştirdiği soruşturma görevine ilişkin bilgi Tekin Yıldız-Türkiye kararında yer almaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
AİHM, başvuranın gönderdiği 22 Haziran 2004 tarihli mektupta, avukatın, özellikle iddia edilen yakalama müzekkeresine ilişkin belge ile beraber diğer belgelerin ulaştırılması için verilen sürenin, 2004 yılının Eylül ayına kadar uzatılmasını istediğini gözlemlemektedir.
Hükümet AİHMden, başvuranın başvurunun yapıldığı tarihte mağdur sıfatının bulunmadığını gözönüne alarak başvuruyu kabul edilemez ilan etmesini istemektedir. Zira başvuran cezasını çekmiş ve şartlı salıverilmiştir. Ayrıca başvuran, aynı mahkumiyet kararından dolayı tekrar hapse konulması riskiyle karşı karşıya değildir. Hükümet olaylara ilişkin belgeleri iletmektedir.
Başvuran görüş bildirmemiştir.
AİHM, başvuranın 11 Eylül 2004 tarihi için öngörülen sağlık muayenesine gelmediğini gözlemlemektedir. Ayrıca başvuran bunun için hiçbir gerekçe de sunmamıştır.
Hükümet ise, buna benzer olaylar çerçevesinde kendisine belirtilen bütün geçici tedbirlere riayet etmekle kalmayıp, ayrıca soruşturma görevinin düzenlenmesinde ve yürütülmesinde de örnek oluşturacak şekilde destekte bulunmuştur.
Sonuç itibariyle AİHM, başvuranın mağdur sıfatını incelemekle vakit kaybetmek istememektedir (Bkz. Amuur-Fransa, 25 Haziran 1996 tarihli karar, 1996-III, s. 846, § 36, Dalban-Romanya, no: 28114/95, § 44, 1999-VI ve mutatis mutandis, S.T. -Türkiye (karar), no: 32431/96, 6 Mayıs 2003). Zira başvuranın görünürde neden göstermeksizin ve bu konu ile ilgili olarak kendisine yapılan uyarılara rağmen, kendi davasını bu şekilde engellememeliydi.
AİHM, yukarıda belirtilenleri gözönüne alarak, AİHSnin 29§3 maddesinin uygulanmasına son verilmesinin uygun olacağına ve AİHSnin 37§1 -c maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine gerek olmadığına kanaat getirmektedir.
Bu gerekçelere dayalı olarak AİHM, oybirliğiyle,
Davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy